1915-1916 çanakkale savaşı-MT

Views:
 
Category: Education
     
 

Presentation Description

1915-1916 çanakkale / 1.Dünya savşı ve çanakkale anlatımı

Comments

Presentation Transcript

PowerPoint Presentation:

Çanakkale Savaşı ,  I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir.İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti konumundaki İstanbul'u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya'yla güvenli bir tarımsal ve askeri ticaret yolu açmak, Alman müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı'na girmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Savaş sonucundan iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir.

PowerPoint Presentation:

Seyit onbaşı (çabuk) Gönüllü Bombacı, "Henüz 13 yaşında bir küçük delikanlı..." 

PowerPoint Presentation:

Osmanlı Beşinci Ordu Komutanı Liman Von Sanders Paşa ve kurmay heyeti. Oturanlar: sağdan sola; Deniz Kaymakam Rauf Bey (Orbay), Güney Grubu Komutanı Mirliva Vehip Paşa, Beşinci Ordu Komutanı Müşir Liman Von Sanders, Kuzey Grubu Komutanı Mirliva Esad Paşa (Bülkat), İstanbul Grup Komutanı Kurmay başkanı Mirliva Cevat Paşa (Çobanlı), ayaktakiler: sağdan sola: Bilinmiyor, İkinci Ordu Kurmay başkanı İsmet Bey (İnönü), Yaver Asım Efendi (Gündüz), Liman Paşa, Binbaşı Perike, Beşinci Ordu Kurmay başkanı Kazım Bey (İnanç) ve Yaveri, Birinci Ordu Kurmay başkanı Şükrü Bey, İkinci Ordu Baş tabibi Dr. Refik Münir Bey

PowerPoint Presentation:

15 Kasım 1915 – Harekatı izleyen Mareşal Lord Kitchener ile Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu komutanı Korgeneral  William Birdwood .

PowerPoint Presentation:

MAYIS 1915. Çıkartma gemisi

PowerPoint Presentation:

Çanakkale savunmasında Esad Paşa ve Kurmay heyeti

PowerPoint Presentation:

Osmanlı İmparatorluğu, Almanya'nın Rusya'ya savaş ilan ettiğı 1 Ağustos 1914'ün hemen ertesi günü, Almanya ile bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Bu antlaşma, İmparatorluk'un eninde sonunda Almanya'nın ana gücü oluşturduğu İttifak Devletleri safında fiilen savaşa gireceği anlamına gelmektedir. Enver Paşa, fiilen savaşa girmeyi, seferberliğin tamamlanmamış olması ve Çanakkale Boğazı savunmasının tamamlanmaması gibi gerekçelerle ertelemeye çalışmıştır. Ancak Almanya, bir an önce savaşa fiilen girilmesi için baskılarını sürdürmüştür. Bu baskılar, Akdeniz'de İngiliz donanması önünden çekilen Goeben ve Breslau savaş gemilerinin İstanbul'a gelmesiyle bir oldu bittiye getirilmişti. Daha sonra Osmanlı Donanması'na bağlı bir grup gemiyle Karadeniz'e açılan bu gemiler 27 Ekim 1914 tarihinde Rus limanlarını bombalayınca Rusya, Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan etmiştir.

PowerPoint Presentation:

Gelibolu, Anzak Koyu, 25 Nisan 1915. Gün boyu devam eden  İngiliz birliklerinin çıkartması..

PowerPoint Presentation:

Savaş alanının dışında askerler için barınma yerleri

PowerPoint Presentation:

Çanakkale’de bir bombardımanın hemen sonrası

PowerPoint Presentation:

Çanakkale’de bir İngiliz siperi.. Askerler bu siperlerin korkunç yerler olduğu söylerlerdi.

PowerPoint Presentation:

Esir düşmüş Türk askerine su veren bir ingiliz askeri ve yaralı bir Türk askerine su veren Anzak askeri. [ Sonradan bu sahnelerin mizansen olduğu, gerçek olmayan bu fotoğrafların İngilizler tarafından propaganda aracı olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.. ]

PowerPoint Presentation:

Anafartalar cephesinde harekat idare merkezi ve harekatı izleyen subaylar..

PowerPoint Presentation:

Çanakkale Savaşı’na gönüllü katılan Ereğli madenciler grubu

PowerPoint Presentation:

Yaralı bir Anzak askerinin ameliyat anı

PowerPoint Presentation:

Birleşik Krallık Donanma Bakanı Winston Churchill, 1914 yılı Eylül ayında Çanakkale Boğazı'nın donanmayla geçilerek İstanbul'un işgalini öngören bir planı Başbakan Herbert Asquith'e vermiştir. Plan, çeşitli evrelerden geçerek uygulamaya kondu ve Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanmanın Boğaz'a geniş çaplı ilk saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vaz geçilmek zorunda kalındı.

PowerPoint Presentation:

Türk askeri bir hücumdan önce çıkış hattında son hazırlıklarını yapıyor.. Biraz sonra belki de pek çoğu şehit olacak ve tüm birlik bunun bilincinde..

PowerPoint Presentation:

19 Mayıs 1915 saldırısında ölen askerlerin gömülmesi için 24 Mayıs 1915 günü yapılan geçici ateşkes.Bu çarpışmada yaklaşık 3000 Türk askeri şehit olmuştur.

PowerPoint Presentation:

Bir subay grubunun keşif gezisi

PowerPoint Presentation:

Gelibolu'da torpido topçusu

PowerPoint Presentation:

Cephe gerisinde bir İngiliz cephaneliği

PowerPoint Presentation:

Cephe gerisinde atlarını sulayan ve su alan Türk askeri

PowerPoint Presentation:

Türk Birliklerinin savaş düzenini denetleyen komuta heyeti

PowerPoint Presentation:

Düşman çıkartma gemilerinden arda kalanlar {Yazı : Seddülbahir “Tekeburnu” düşmanın harabe iskelesi}

PowerPoint Presentation:

Fransız savaş gemisi Bouvet’i batıran Yüzbaşı Hilmi ve Teğmen Fahri 24cm lik batarya mevzii

PowerPoint Presentation:

Seddülbahir’de 24 cm.lik topçu bataryası ve personeli

PowerPoint Presentation:

Geri bölgede yemek molası

PowerPoint Presentation:

Cephede ileri gözetleyiciler

PowerPoint Presentation:

Deniz harekatıyla İstanbul'a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekatıyla Çanakkale Boğazı'ndaki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan çerçevesinde hazırlanan İngiliz ve Fransız kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde beş noktada karaya çıkarılmıştır. İngiliz ve Fransız çıkarma kuvvetleri her ne kadar Seddülbahir ve Arıburnu sahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası'nı işgalde başarılı olamadılar. 

PowerPoint Presentation:

Siperlerde bekleyen ve düşmanı gözetleyen Türk askeri { Çanakkale’de düşman gözetleyen nöbetçilerimiz }

PowerPoint Presentation:

Çanakkale’de bir müstahkem mevki alanı ve tabya

PowerPoint Presentation:

Arıburnu’nda düşman siperlerine giren Türk askeri ve Düşman ganimeti

PowerPoint Presentation:

Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu'nun kuzeyinde Suvla Koyu'na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştır. Ancak 9 Ağustos'ta Kurmay Albay Mustafa Kemal'in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir. Mustafa Kemal ertesi gün Kocaçimentepe – Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri atmıştır. İngiliz ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir.

PowerPoint Presentation:

Çanakkale Savaşlarında büyük yararlılıklar gösteren 6nci Kafkas Süvari Alayı

PowerPoint Presentation:

Sonuç olarak denizden ya da karadan hareketle İstanbul'un alınması planlarının dayandığı bir dizi amaç ortaya çıkmıştır. Bu amaçlar ana başlıklar halinde şu şekilde görünmektedir. * Rusya'nın silah ve mühimmat gereksinimini karşılamak, * Rus petrolünü boğazlar üzerinden Avrupa'ya taşımak, * Balkanlar'daki devletleri İtilaf Devletleri safına çekmek, * Osmanlı İmparatorluğu'nun Mısır'a yönelik tehdidini ortadan kaldırmak, * Avrupa'daki savaşın, kanlı çatışmalara karşın kesin sonuç vermemesinin, Almanya'nın müttefiklerinden birine saldırma fikrini çekici hale getirmesi, * Osmanlı İmparatorluğu'nun savaştan çekilmesi ve İstanbul'un İngiliz kuvvetlerince işgal edilmesiyle Almanya ve Avusturya Macaristan İmparatorluğu bloğu güneyden kuşatılmış olacaktı.. * İngiltere savaşın sona ermesinden önce İstanbul'u fiilen ele geçirmekle, Rusya'nın boğazlar üzerindeki istekleri karşısında güçlü bir durumda olacaktı. * İstanbul işgal edilerek Rusya'nın Almanya ile tek başına hareket ederek bir antlaşma yapmasını güçleştirmek. * Osmanlı'nın Kafkasya Cephesi'ne daha fazla kuvvet aktarmasının önüne geçilerek Rus ordusunun tüm gücüyle Almanya üzerine yüklenebilmesine olanak vermek. * Teşkilât-ı Mahsusa'nın Müslüman ülkelerde yürüttüğü "İttihad-ı İslam" propagandasını durdurmak. Esasen İngiltere'nin hesabı Rus petrol ve buğdayıdır. Karadeniz limanlarında toplam 350 bin ton taşıma kapasiteli ticaret gemileri hareketsiz kalmıştır. Boğazlar açıldığı takdirde bu gemiler Rus buğday ve petrolünü Avrupa'ya rahatlıkla taşıyacaktır .

PowerPoint Presentation:

Çanakkale 1915 Anafartalar Grup Kumandanı Yarbay Mustafa Kemal ve karargahı “Ben, size taarruz emretmiyorum;ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar geçebilir.” Mustafa Kemal

PowerPoint Presentation:

Çanakkale Şehitlerine Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?  En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.  -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-  Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.  Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!  Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'  Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,  Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!  Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,  Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.  Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,  Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!  Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:  Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.  Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...  Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!  Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,  Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,  Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;  Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.  Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...  Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.  Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,  Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.  Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;  Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;  Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;  Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.  Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,  Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.  Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;  O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...  Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,  Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.  Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,  Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.  Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,  Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.  Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...  Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!  Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;  Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?  Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?  Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.  Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,  Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;  Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;  'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.  Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:  İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.  Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...  O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,  Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,  Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!  Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!  Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.  Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...  Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.  Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?  'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.  Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...  Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.  'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;  Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;  Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,  Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;  Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,  Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;  Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,  Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,  Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;  Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;  Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...  Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.  Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,  Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,  Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...  Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,  O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;  Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;  Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,  Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...  Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,  Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.  Mehmet Akif Ersoy

authorStream Live Help