evliligi-kurtarma-formulu-kitabi-ucretsiz-bedava-indir

Views:
 
Category: Entertainment
     
 

Presentation Description

No description available.

Comments

Presentation Transcript

slide 1:

Polat Demet Evli Bireylerin Evlilik Uyumları Aldatma Eğilimleri Ve Çatışma Eğilimleri Arasındaki İlişkilerin Bazı De ğişkenler Açısından İncelenmesi Yüksek Lisans Tezi Danışman: Doç.Dr. Zehra Dökmen 124 s. Özet Evlilik karşılıklı cinsel doyumun sağlanmasını birlikteliği dayanışmayı ama bunlardan da önemlisi neslin devamını sağlayan bir ilişki biçimidir. Evlilikte mutluluğu etkileyen faktörler olan uyum aldatma ve çatışma sosyal psikoloji çalışmalarında yer almaktadır. Evlilik uyumu aldatma eğilimi ve çatışma eğiliminin birbirleriyle ve bazı değişkenlerle arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olan bu araştırmada veriler Evlilik Uyum Ölçeği Aldatma Eğilimi Ölçeği ve Çatışma Eğilimi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Aldatma Eğilimi Ölçeği araştırmacı tarafından geliştirilmiş ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırma grubunu evli olan 204 kişi oluşturmuştur. Araştırmanın bulguları aşağıdaki gibi özetlenebilir: Evlilik uyumu yüksek olanların çatışma eğiliminin düşük olduğu görülmektedir. Kadınların sosyoekonomik düzeyi yükseldikçe evlilik uyumları yükselmekte çatışma eğilimleri düşmektedir. Evlilik uyumu yüksek olanlar aldatma eğilimlerini düşük belirtmişlerdir. Aldatma eğilimi yüksek olanların çatışma eğilimlerinin de yüksek olduğu görülmektedir. Çatışma eğilimi düşük olan erkeklerin çatışma eğilimi düşük kadınlardan daha fazla aldatma eğilimleri oldukları görülmektedir. Aldatma eğilimi en iyi yordayan değişkenler sırasıyla evlilik uyumu cinsiyet sosyoekonomik düzey ve ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süredir. Erkekler daha çok aldatma eğilimi belirtmişlerdir. Erkeklerde ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre arttıkça aldatma eğilimi düzeyinin de arttığı görülmektedir.

slide 2:

Polat Demet Examining The Relationships Between Marital Adjustment Infidelity Tendency And Conflict Tendency Among Married Couples According To Some Variables Master’s Thesis Advisor: Assoc.Prof. Zehra Dökmen 124 p. Summary Marriage is a type of relationship which provides mutual sexual satisfaction companionship solidarity and most importantly the continuation of the descendants. The factors affecting happiness in a marriage are harmony infidelity and conflict which are studied within the field of social psychology. The study was aimed to identify the relationship between marital adjustment infidelity and conflict tendencies and several other variables. The data were collected through ‘Marital Adjustment Scale’ ‘Conflict Tendency Scale’ and ‘Infidelity Tendency Scale’. ‘Infidelity Tendency Scale’ was developed by the researcher and it was concluded that is both reliable and valid. The study was conducted among 204 married individuals. The results of the study could be summarised as below: The participants who were scored high in marital adjustment scored low in conflict tendencies. SES of women increase their marital adjustment were also increase whereas their conflict tendencies decrease. The participants who were scored high in marital adjustment scored low in infidelity tendencies. The participants who were scored high infidelity tendency also scored high in conflict tendencies. The males who had low conflict tendencies had higher infidelity tendencies as compared to females who also had low conflict tendencies. The variables which affected infidelity tendency best were –in order- marital adjustment gender SES level and the duration between the beginning of the relationship and the marriage decision. Males had higher tendencies for infidelity. For males when the duration between the beginning of the relationship and the marriage decision increase infidelity tendencies increase.

slide 3:

124 51. Yakınlarım duygu ve düşüncelerimi tamamen değil kısmen paylaşırlar. 1 2 3 4 5 52. Öğüt vermeyi severim. 1 2 3 4 5 53. Genellikle insanlara güvenirim. 1 2 3 4 5

slide 4:

123 23. Çok sinirlendiğimde gözüm hiç kimseyi görmez. 1 2 3 4 5 24. Yaşamı seviyorum. 1 2 3 4 5 25. Sinirli bir insanım. 1 2 3 4 5 26. Bazen birisiyle konuşurken yüzüne baktığım halde sözlerini dinlemediğim olur. 1 2 3 4 5 27. Bir tartışmada hatamı anlarsam hemen kabul ederim. 1 2 3 4 5 28. Öyle tanıdıklarım var ki ne söyleseler sinirime dokunuyor. 1 2 3 4 5 29. Bazı kişilere içimden kızar yüzlerine söylemem. 1 2 3 4 5 30. Bazen yanlış anlaşılmak korkusuyla fikrimi açıklamadığım olur. 1 2 3 4 5 31. Tartışmalarda genellikle ortaya attığım bir fikirden kolay kolay vazgeçmem. 1 2 3 4 5 32. Değiştirmek istediğim bazı huylarım var. 1 2 3 4 5 33. Hatalı olduğumu fark etsem de açıkça kabul etmek güç gelir. 1 2 3 4 5 34. İnsanların beni yeterince sevdiklerinden emin değilim. 1 2 3 4 5 35. İnsanlara çabuk kırılırım. 1 2 3 4 5 36. İnsanların çoğu bencildir. 1 2 3 4 5 37. Arkadaşlarım uysal ve anlaşılırdır. 1 2 3 4 5 38. İnsanların çoğu üzerlerine vazife olmayan işlere karışırlar. 1 2 3 4 5 39. Esir olmak beni rahatsız eder. 1 2 3 4 5 40. Bir düşüncemi başkalarına tam olarak iletmede güçlük çektiğim olur. 1 2 3 4 5 41. Dargın olduğumuz için selam vermediğim kişiler var. 1 2 3 4 5 42. İnsanlar beni tam olarak anlamıyorlar. 1 2 3 4 5 43. Bazen öfkeye kapılıp karşımdakini azarlarım. 1 2 3 4 5 44. Çevremde çok sevilen bir insanım. 1 2 3 4 5 45. Karşımdakinin övünmesi beni rahatsız etmez. 1 2 3 4 5 46. İnsanlarla genellikle iyi geçinirim. 1 2 3 4 5 47. Küs olduğum biriyle barışmak istediğimde ilk adımı atmakta güçlük çekmem. 1 2 3 4 5 48. Başkalarının dertlerini dinlemek beni genellikle sıkar. 1 2 3 4 5 49. Kendimden her bakımdan hoşnutum. 1 2 3 4 5 50. Bazen birisine öyle kırılırım ki uzun süre huzurum kaçar. 1 2 3 4 5

slide 5:

122 Evliliği kurtarma Formülü Kitabı EK 10-ÇATIŞMA EĞİLİMİ ÖLÇEĞİ Bu ölçek kişiler arasındaki etkileşiminizin niteliğini ortaya koymak için uygulanmaktadır. Sizden istenen aşağıda sıralanan cümlelerin her birini okuyarak bu cümlelerdeki fikre ne oranda katılığınızı belirtmenizdir. Eğer bir cümledeki fikir size tamamen uygun geliyorsa 5 numaraya oldukça uygun geliyorsa 4 numaraya eğer cümle hakkında kararsızsanız 3 numaraya ifadeyi kendinize oldukça aykırı buluyorsanız 2 numaraya tamamen aykırı buluyorsanız 1 numaraya X işareti koyunuz. Aşağıda sıralanan cümlelerin doğru ya da yanlış cevapları yoktur sadece araştırmaya katılanların kişisel görüşleri önemlidir. Bu nedenle cümleler üzerinde uzun uzun düşünmeden içinizde gelen ilk cevabı vermeniz uygun olacaktır. Tamamen aykırı Oldukça Aykırı Kararsızım Oldukça Uygun Tamamen Uygun 1. Başkalarının problemleri beni kendi problemlerim kadar ilgilendirir. 1 2 3 4 5 2. Sık sık bahse tutuşurum. 1 2 3 4 5 3. Başkalarından kendim için bir şey istemek bana güç gelir. 1 2 3 4 5 4. Bazen iyi niyetim karşımdaki tarafından yanlış anlaşılır. 1 2 3 4 5 5. Son zamanlarda sık sık münakaşa eder oldum. 1 2 3 4 5 6. Yakınlarımla zevklerim genellikle uyuşur. 1 2 3 4 5 7. Bazen alınganlığım tutar. 1 2 3 4 5 8. Öfkemi içime attığım çok olur. 1 2 3 4 5 9. Hatanın yüzüme söylenmesi beni rahatsız eder. 1 2 3 4 5 10. Yakınlarıma zaman zaman küserim. 1 2 3 4 5 11. Konuşurken kelime oyunu yapmayı sevmem. 1 2 3 4 5 12. Birisiyle tartışırken bazen dikkatim onun söylediklerinden çok vereceğim cevaplar üzerinde yoğunlaşır. 1 2 3 4 5 13. Özür dilemek bana güç geliyor. 1 2 3 4 5 14. Şu anda dargın olduğum için hiç kimse yok. 1 2 3 4 5 15. Aşık olduğumda bunu rahatlıkla o kişiye söyleyebilirim. 1 2 3 4 5 16. Lâdes tutuşmayı severim. 1 2 3 4 5 17. Konuşurken sözümün kesilmesine kızarım. 1 2 3 4 5 18. Sahip olduğum kişisel özelliklerden hoşnutum. 1 2 3 4 5 19. Dünyadaki her insanın sevilecek yanı olduğuna inanırım. 1 2 3 4 5 20. Bazen incir çekirdeğini doldurmayan nedenlerden dolayı tartışmaya girerim. 1 2 3 4 5 21. Bazı tartışmalarda çok öfkelenip odayı terk ettiğim oldu. 1 2 3 4 5 22. Mesleğimden memnunum. 1 2 3 4 5

slide 6:

121 Lütfen evliliğinizi en iyi ifade ettiğine inandığınız bir cevabı işaretleyiniz. 10. Ortaya çıkan uyumsuzluklar genellikle: Erkeğin susması ile Kadının susması ile Karşılıklı tavizlerle anlaşmaya varılarak sonuçlanır. 11. Ev dışı etkinliklerinizin ne kadarını eşinizle birlikte yaparsınız Hepsini Bazılarını Çok azını Hiçbirini 12. Boş zamanlarınızda genellikle aşağıdakilerden hangisini tercih edersiniz Bir şeyler yapmayı Evde oturmayı Eşiniz genellikle aşağıdakilerden hangisini tercih eder Bir şeyler yapmayı Evde oturmayı 13. Hiç evlenmemiş olmayı istediğiniz olur mu Sık sık Arada sırada Çok seyrek Hiçbir zaman 14. Hayatınızı yeniden yaşabilseydiniz Aynı kişiyle evlenirdiniz Farklı bir kişiyle evlenirdiniz Hiç evlenmezdiniz 15. Eşinize güvenir sırlarınızı ona açar mısınız Hemen hemen hiçbir zaman Nadiren Çoğu konularda Her konuda

slide 7:

120 EK 9- EVLİLİK UYUM ÖLÇEĞİ 1. Aşağıdaki ölçek çizgisi üzerinde her şeyi ile şimdiki evliliğinizin mutluluk derecesini en iyi temsil ettiğine inandığınız noktayı daire içine alınız. Ortadaki ‘mutlu’ sözcüğü üzerindeki nokta çoğu kişinin evlilikten duyduğu mutluluk derecesini temsil eder ve ölçek kademeli olarak sol ucunda evliliği çok mutsuz olan küçük bir azınlığı sağ ucunda ise çok mutlu küçük bir azınlığı temsil etmektedir. Çok Mutsuz Mutlu Çok Mutlu Aşağıdaki maddelerde verilen konular hakkında siz ve eşiniz arasındaki anlaşma ya da anlaşmazlık derecesini yaklaşık olarak belirtiniz. Lütfen her maddeyi dikkate alınız. Her zaman anlaşırız Hemen her zaman anlaşırız Ara sıra anlaşamadı ğımız olur Sıklıkla anlaşamayız Hemen her zaman anlaşamayız Her zaman anlaşamayız 2. Aile bütçesini idare etme 3. Boş zaman etkinlikleri 4. Duyguların ifadesi 5. Arkadaşlar 6. Cinsel ilişkiler 7. Toplumsal kurallara uyma doğru iyi veya yerinde davranış 8. Yaşam felsefesi 9. Eşin akrabalarıyla ilişki biçimi

slide 8:

119 EK 8-ALDATMA EĞİLİMİ ÖLÇEĞİ Bu ölçekte evliliğiniz ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi değerlendirmeniz istenmektedir. Her bir ifadeyi okuduktan sonra buna ne derecede katıldığınızı ya da katılmadığınızı cevap için ayrılan yere X koyarak işaretleyiniz. Tamamen katılıyorum Katılıyorum Kararsızım Katılmıyorum Kesinlikle katılmıyorum 1. Eşimle iletişim çatışması yaşadığım dönemlerde beni anlayacak bir partner isterim. 2. Eşimle düzenli aralıklarla cinsel ilişkiye giremediğimde iş seyahatleri vs. bu dönemlerde başkasıyla birlikte olmayı deneyebilirim. 3. Zaman zaman beni daha mutlu edebilecek bir başkasıyla birlikte olmayı düşünürüm. 4. Eşimden aldığım cinsel doyum düşük olsa da başkasıyla birlikte olmayı düşünmem. 5. Evliliğimi artık kurtaramayacağımı hissettiğimde her şeye rağmen devam edecek ya da boşanmayla sonuçlanacak hayatımda başka birinin olması için açık kapı bırakırım. 6. Eşim kendine ayrı bir sosyal çevre edinip onlarla yoğun bir ilişki içine girdiğinde ben de ortak ilgilerimizi hobilerimizi paylaşacağım bir partnerle vakit geçirmeyi deneyebilirim. 7. Eşimden daha güzel/yakışıklı çekici bir partnerle birlikte olmayı da düşünürüm. 8. Giderek eşime olan sadakatim azalıyor. 9. Evliliğimdeki romantizm bitse de bunu bir başkasıyla gidermeyi düşünmem. 10. Eşimden başka bir partneri düşünmek bile kendimi suçlu hissetmeme neden olur. 11. Sevgi anlayış ve desteğe ihtiyacım olduğunda yine de bu isteğime eşimden başka bir partnerin karşılık vereceğine inanmıyorum. 12. Eşimle yaşayamadığım fantezileri gerçekleştirebileceğim bir teklif aldığımda bunu değerlendirebilirim. 13. Eşimin kıskanç davranışları başka bir partnere yönelmeme neden olabilir. 14. Salt farklı bir heyecan yaşamak için eşimden başkasıyla birlikte olmam. 15. Tek eşlilik bana göre değil. 16. Eşimden ayrılmayı düşünsem de başka biriyle birlikte olmam. 17. Evliliğimdeki mutsuzluğun başkasıyla birlikte olmama neden olacağını sanmıyorum. 18. Eşimin fiziksel çekiciliği azalsa da başka bir insanı çekici olduğu için tercih etmem. 19. Eşimin yoğun ilgisi beni başka bir partnere itebilir. 20. Eşimle anlaşamasam da “keşke başka biriyle evli olsaydım” diye düşünmem. 21. Eşim bakımsız olduğunda bakımlı ve hoş biriyle birlikte olmayı isterim. 22. Eşim karı-koca rolünü ana-baba rolünün arkasına atarsa başkasıyla birlikte olabilirim. 23. Evliliğimi hiçbir koşulda riske atmam. 24. Eşimin başka biriyle birlikte olduğunu öğrensem ben de bir başkasıyla birlikte olmayı denerim. 25. İlişkimiz rutinleştiğinde yeni heyecanlar yaşamak için başkasıyla birlikte olabilirim. 26. Elimde olmadan salt ortamın uygun olması nedeniyle başkasıyla birlikte olabilirim. 27. Eşim bana zaman ayırmasa da hayatıma başka bir partneri almayı düşünmem. 28. Karşımdaki insan istedi diye onunla birlikte olmam. 29. Eşim başkasıyla birlikte olmamı hak ediyor. 30. Eşim geçici cinsel işlev bozukluğu yaşarsa cinsel ilişki için bir başkasıyla birlikte olmayı düşünürüm.

slide 9:

118 EK 7-MADDE SEÇİMİ SONRASINDA ELDE EDİLEN ALDATMA EĞİLİMİ ÖLÇEĞİ Anlaşılmayan cevaplanmayan ve kararsız kalınan bu maddeler ölçekten çıkarılmıştır. Tamamen katılıyorum Katılıyorum Kararsızım Katılmıyorum Tamamen katılmıyorum 1 Eşimle iletişim çatışması yaşadığım dönemlerde beni anlayacak bir partner isterim. 2 Eşimle düzenli aralıklarla cinsel ilişkiye giremediğimde iş seyahatleri vs. bu dönemlerde başkasıyla birlikte olmayı deneyebilirim. 3 Zaman zaman beni daha mutlu edebilecek bir başkasıyla birlikte olmayı düşünürüm. 4 Eşimden aldığım cinsel doyum düşük olsa da başkasıyla birlikte olmayı düşünmem. 5 Evliliğimi artık kurtaramayacağımı hissettiğimde her şeye rağmen devam edecek ya da boşanmayla sonuçlanacak hayatımda başka birinin olması için açık kapı bırakırım. 6 Her an bir başkasına aşık olabilirim. 7 Cinsel özgürlüğüme düşkünüm. 8. Eşim kendine ayrı bir sosyal çevre edinip onlarla yoğun bir ilişki içine girdiğinde ben de ortak ilgilerimizi hobilerimizi paylaşacağım bir partnerle vakit geçirmeyi deneyebilirim. 9 Eşimden daha güzel/yakışıklı çekici partnerle birlikte olmayı da düşünürüm. 10 Giderek eşime olan sadakatim azalıyor. 11 Evliliğimdeki romantizm bitse de bunu bir başkasıyla gidermeyi düşünmem. 12 Eşimden başka bir partneri düşünmek bile kendimi suçlu hissetmeme neden olur. 13 Cinsel tercihim yönünde homoseksüellik vs. evlenemediğimden tercihim yönünde biriyle de birlikte olurum. 14 Sevgi anlayış ve desteğe ihtiyacım olduğunda yine de bu isteğime eşimden başka bir partnerin karşılık vereceğine inanmıyorum. 15 Hamile kalırım/bırakırım korkusuyla eşimden başkasıyla cinsel ilişkiye girmeyi düşünmem. 16 Evimin fiziksel koşulları cinsel birleşme için uygun olmadığında kalabalık aile fertleri vs. cinsel ihtiyacımı karşılayabileceğim bir ilişki içine girebilirim. 17 Bir başkası için evliliğe yaptığım yatırımları ortak mal çocuk arkadaş çevresi vs. kaybetmek istemem. 18 Eşimle yaşayamadığım fantezileri gerçekleştirebileceğim bir teklif aldığımda bunu değerlendirebilirim. 19 Eşimin kıskanç davranışları başka bir partnere yönelmeme neden olabilir. 20 Salt farklı bir heyecan yaşamak için eşimden başkasıyla birlikte olmam. 21 Tek eşlilik bana göre değil. 22 Eşimden ayrılmayı düşünsem de başka biriyle birlikte olmam. 23 Evliliğimdeki mutsuzluğun başkasıyla birlikte olmama neden olacağını sanmıyorum. 24 Eşimin fiziksel çekiciliği azalsa da başka bir insanı çekici olduğu için tercih etmem. 25 Eşimin yoğun ilgisi beni başkalarına iter. 26 Cinsel yolla bir hastalık bulaşır diye başka biriyle ilişkiye girmeyi istemem. 27 Eşimle anlaşamasam da “keşke başka biriyle evli olsaydım” diye düşünmem. 28 Eşim bakımsız olduğunda bakımlı ve hoş biriyle birlikte olmayı isterim. 29 Eşimle isteyerek evlenmediğim görücü usulü vs. için hayatımda başka bir partnerin olmasında sakınca görmem. 30 Eşim karı-koca rolünü ana-baba rolünün arkasına atarsa başkasıyla birlikte olabilirim. 31 Evliliğimi hiçbir koşulda riske atmam. 32 Eşimin başka biriyle birlikte olduğunu öğrensem de bir başkasıyla birlikte olmayı denemem. 33 Eşimin şiddetine maruz kalmam başka bir partnerle birlikte olmama yol açmaz. 34 Eşim maddi ihtiyaçlarımı karşılayamadığında ihtiyaçlarıma cevap verebilecek bir partnerle de birlikte olabilirim. 35 İlişkimiz rutinleştiğinde yeni heyecanlar yaşamak için başkasıyla birlikte olabilirim. 36 Elimde olmadan salt ortamın uygun olması nedeniyle başkasıyla birlikte olabilirim. 37 Eşim bana zaman ayırmasa da hayatıma başka bir partneri almayı düşünmem. 38 Karşımdaki insan istediği diye onunla birlikte olmam. 39 Eşim başkasıyla birlikte olmamı hak ediyor. 40 Eşim geçici cinsel işlev bozukluğu yaşarsa cinsel ilişki için bir başkasıyla birlikte olmayı düşünmem.

slide 10:

117 EK 6- ALDATMA EĞİLİMİ ÖLÇEĞİ’NİN MADDE-TOPLAM PUAN KORELASYONLARI VE T DEĞERLERİ MaddeNo r t 1 0.573 5.99 2 0.800 12.43 3 0.724 10.81 4 0.679 8.95 5 0.588 6.43 6 0.633 8.77 7 0.570 4.83 8 0.695 9.84 9 0.744 8.26 10 0.623 6.03 11 0.696 10.31 12 0.565 5.32 13 0.619 9.54 14 0.637 9.01 15 0.625 8.83 16 0.747 9.66 17 0.335 2.91 18 0.827 15.41 19 0.759 12.30 20 0.813 11.26 21 0.637 6.91 22 0.572 5.57 23 0.561 5.66 24 0.698 7.55 25 0.442 4.67 26 0.551 7.13 27 0.640 7.32 28 0.690 10.87 29 0.728 10.17 30 0.788 14.88 31 0.575 6.00 32 0.645 6.82 33 0.762 12.67 34 0.566 7.88 35 0.808 13.39 36 0.711 8.29 37 0.672 7.81 38 0.546 6.53 39 0.621 7.52 40 0.597 6.55

slide 11:

116 EK 5-40 MADDELİK FORM Tamamen katılıyorum Katılıyorum Kararsızım Katılmıyorum Tamamen katılmıyorum 1. Eşimle iletişim çatışması yaşadığım dönemlerde beni anlayacak bir partner isterim. 2. Eşimle düzenli aralıklarla cinsel ilişkiye giremediğimde iş seyahatleri vs. bu dönemlerde başkasıyla birlikte olmayı deneyebilirim. 3. Zaman zaman beni daha mutlu edebilecek bir başkasıyla birlikte olmayı düşünürüm. 4. Eşimden aldığım cinsel doyum düşük olsa da başkasıyla birlikte olmayı düşünmem. 5. Evliliğimi artık kurtaramayacağımı hissettiğimde her şeye rağmen devam edecek ya da boşanmayla sonuçlanacak hayatımda başka birinin olması için açık kapı bırakırım. 6. Her an bir başkasına aşık olabilirim. 7. Cinsel özgürlüğüme düşkünüm. 8. Eşim kendine ayrı bir sosyal çevre edinip onlarla yoğun bir ilişki içine girdiğinde ben de ortak ilgilerimizi hobilerimizi paylaşacağım bir partnerle vakit geçirmeyi deneyebilirim. 9. Eşimden daha güzel/yakışıklı çekici partnerle birlikte olmayı da düşünürüm. 10. Giderek eşime olan sadakatim azalıyor. 11. Evliliğimdeki romantizm bitse de bunu bir başkasıyla gidermeyi düşünmem. 12. Eşimden başka bir partneri düşünmek bile kendimi suçlu hissetmeme neden olur. 13. Cinsel tercihim yönünde homoseksüellik vs. evlenemediğimden tercihim yönünde biriyle de birlikte olurum. 14. Sevgi anlayış ve desteğe ihtiyacım olduğunda yine de bu isteğime eşimden başka bir partnerin karşılık vereceğine inanmıyorum. 15. Hamile kalırım/bırakırım korkusuyla eşimden başkasıyla cinsel ilişkiye girmeyi düşünmem. 16. Evimin fiziksel koşulları cinsel birleşme için uygun olmadığında kalabalık aile fertleri vs. cinsel ihtiyacımı karşılayabileceğim bir ilişki içine girebilirim. 17. Bir başkası için evliliğe yaptığım yatırımları ortak mal çocuk arkadaş çevresi vs. kaybetmek istemem. 18. Eşimle yaşayamadığım fantezileri gerçekleştirebileceğim bir teklif aldığımda bunu değerlendirebilirim. 19. Eşimin kıskanç davranışları başka bir partnere yönelmeme neden olabilir. 20. Salt farklı bir heyecan yaşamak için eşimden başkasıyla birlikte olmam. 21. Tek eşlilik bana göre değil. 22. Eşimden ayrılmayı düşünsem de başka biriyle birlikte olmam. 23. Evliliğimdeki mutsuzluğun başkasıyla birlikte olmama neden olacağını sanmıyorum. 24. Eşimin fiziksel çekiciliği azalsa da başka bir insanı çekici olduğu için tercih etmem. 25. Eşimin yoğun ilgisi beni başkalarına iter. 26. Cinsel yolla bir hastalık bulaşır diye başka biriyle ilişkiye girmeyi istemem. 27. Eşimle anlaşamasam da “keşke başka biriyle evli olsaydım” diye düşünmem. 28. Eşim bakımsız olduğunda bakımlı ve hoş biriyle birlikte olmayı isterim. 29. Eşimle isteyerek evlenmediğim görücü usulü vs. için hayatımda başka bir partnerin olmasında sakınca görmem. 30. Eşim karı-koca rolünü ana-baba rolünün arkasına atarsa başkasıyla birlikte olabilirim. 31. Evliliğimi hiçbir koşulda riske atmam. 32. Eşimin başka biriyle birlikte olduğunu öğrensem de bir başkasıyla birlikte olmayı denemem. 33. Eşimin şiddetine maruz kalmam başka bir partnerle birlikte olmama yol açmaz. 34. Eşim maddi ihtiyaçlarımı karşılayamadığında ihtiyaçlarıma cevap verebilecek bir partnerle de birlikte olabilirim. 35. İlişkimiz rutinleştiğinde yeni heyecanlar yaşamak için başkasıyla birlikte olabilirim. 36. Elimde olmadan salt ortamın uygun olması nedeniyle başkasıyla birlikte olabilirim. 37. Eşim bana zaman ayırmasa da hayatıma başka bir partneri almayı düşünmem. 38. Karşımdaki insan istediği diye onunla birlikte olmam. 39. Eşim başkasıyla birlikte olmamı hak ediyor. 40. Eşim geçici cinsel işlev bozukluğu yaşarsa cinsel ilişki için bir başkasıyla birlikte olmayı düşünmem. Evliliğim süresince eşimden başka biriyle birlikte oldum. Evet Hayır

slide 12:

115 EK 4-HAKEM YARGISI SONUCU ELDE EDİLEN FORM İSİM: ......................................... Bu ölçek evli bireylerin duygusal cinsel duygusal ve cinsel olarak eşlerini aldatma eğilimini ölçmek amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda yer alan maddelerin aldatma eğilimini ölçtüğünü düşüyorsanız + ölçmediğini düşünüyorsanız - düzeltilmesi gereken madde varsa işaretlerini maddelerin yan tarafındaki kutulara koyunuz. Düzeltilmesi gerektiğini düşündüğünüz maddeler hakkındaki değişikliklere ikinci sayfada yer verebilirsiniz. Yardımlarınız için teşekkür ederim. Psk. Demet Polat 1. Eşim kendine ayrı bir sosyal çevre edinip onlarla yoğun bir ilişki içine girdiğinde ortak ilgilerimizi hobilerimizi paylaşacağım bir partnerle vakit geçirmeyi deneyebilirim. 2. Eşimle iletişim çatışması yaşadığım dönemlerde beni anlayacak bir partner isterim. 3. Her an bir başkasına aşık olabilirim. 4. Evliliğimdeki romantizm bitse de bunu bir başkasıyla yeniden yaşamayı düşünmem. 5. Eşimle anlaşamasam da “keşke başka biriyle evli olsaydım” diye düşünmem. 6. Sevgi anlayış ve desteğe ihtiyacım olduğunda yine de bu isteğime eşimden başka bir partnerin karşılık vereceğine inanmıyorum. 7. Eşimle düzenli aralıklarla cinsel ilişkiye giremediğimde iş seyahatleri vs. bu dönemlerde başkasıyla birlikte olmayı deneyebilirim. 8. Eşim bakımsız olduğunda bakımlı ve hoş biriyle birlikte olmayı isterim. 9. Cinsel özgürlüğüme düşkünüm. 10. Cinsel tercihim yönünde evlenemediğimden tercihim yönünde biriyle birlikte olurum. 11. Evimin fiziksel koşulları cinsel birleşme için uygun olmadığında kalabalık aile fertleri vs. cinsel ihtiyacımı karşılayabileceğim bir ilişki içine girebilirim. 12. Bazen eşimden başka birini düşünerek cinsel fanteziler kurarım. 13. Eşimle yaşayamadığım fantezileri gerçekleştirebileceğim bir teklif çıktığında bunu değerlendirebilirim. 14. Eşimden daha güzel/yakışıklı çekici partnerlerin olduğunu düşünürüm. 15. Eşimin fiziksel çekiciliği azalsa da başka bir insanı çekici olduğu için tercih etmem. 16. Eşim cinsel işlev bozukluğu yaşarsa cinsel ilişki için bir başkasıyla birlikte olmayı düşünmem. 17. Eşimden aldığım cinsel doyum düşük olsa da başkasıyla birlikte olmayı düşünmem. 18. Hamile kalırım/bırakırım korkusuyla eşimden başkasıyla cinsel ilişkiye girmeyi düşünmem. 19. Cinsel yolla bir hastalık bulaşır diye başka biriyle ilişkiye girmeyi istemem. 20. Zaman zaman başka birinin beni daha mutlu edeceğini düşünürüm. 21. İlişkimiz rutinleştiğinde yeni heyecanlar yaşamak için başkasıyla birlikte olabilirim. 22. Eşimin kıskanç davranışları beni evlilik hayatından uzaklaştırır. 23. Eşimin yoğun ilgisi beni kaçırır. 24. Eşim karı-koca rolünü ana-baba rolünün arkasına atarsa başkasıyla birlikte olabilirim. 25. Zamanla eşime olan sadakatim azalıyor. 26. Evliliğimi artık kurtaramayacağımı hissettiğimde hayatımda başka birinin olması için açık kapı bırakırım. 27. Daha güzel/yakışıklı güçlü varlıklı bir eş hak ediyorum. 28. Tek eşlilik bana göre değil. 29. Eşimden başka bir alternatifi düşünmek bana suçluluk hissettirir. 30. Eşimden ayrılmak istesem de başka biriyle birlikte olmayı düşünmem. 31. Eşim bana vakit ayırmasa da hayatıma başka bir partneri almayı düşünmem. 32. Bir başkası için evliliğe yaptığım yatırımları ortak mal çocuk arkadaş vs. kaybetmek istemem. 33. Evliliğimi riske atmak istemem. 34. Evliliğimdeki mutsuzluğun başkasıyla birlikte olmama neden olacağını sanmıyorum. Hakem yargıları ile denemelik formdan çıkarılmıştır.

slide 13:

114 EK 3-HAKEM YARGISI FORMU Düzeltilmesi gerektiğini düşündüğünüz maddeler hakkındaki değişiklikleri bu sayfada yapabilirsiniz. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 16. 17. 18. 19. 20. 21. 22. 23. 24. 25. 26. 27. 28. 29. 30. 31. 32. 33. 34.

slide 14:

113 EK 2-DENEMELİK FORM İSİM: ......................................... Bu ölçek evli bireylerin duygusal cinsel duygusal ve cinsel olarak eşlerini aldatma eğilimini ölçmek amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda yer alan maddelerin aldatma eğilimini ölçtüğünü düşüyorsanız + ölçmediğini düşünüyorsanız - düzeltilmesi gereken madde varsa işaretlerini maddelerin yan tarafındaki kutulara koyunuz. Düzeltilmesi gerektiğini düşündüğünüz maddeler hakkındaki değişikliklere ikinci sayfada yer verebilirsiniz. Yardımlarınız için teşekkür ederim. Psk. Demet Polat 1. Eşim kendine ayrı bir sosyal çevre edinip onlarla yoğun bir ilişki içine girdiğinde ortak ilgilerimizi hobilerimizi paylaşacağım bir partnerle vakit geçirmeyi deneyebilirim. 2. Eşimle iletişim çatışması yaşadığım dönemlerde beni anlayacak bir partner isterim. 3. Her an bir başkasına aşık olabilirim. 4. Evliliğimdeki romantizm bitse de bunu bir başkasıyla yeniden yaşamayı düşünmem. 5. Eşimle anlaşamasam da “keşke başka biriyle evli olsaydım” diye düşünmem. 6. Sevgi anlayış ve desteğe ihtiyacım olduğunda yine de bu isteğime eşimden başka bir partnerin karşılık vereceğine inanmıyorum. 7. Eşimle düzenli aralıklarla cinsel ilişkiye giremediğimde iş seyahatleri vs. bu dönemlerde başkasıyla birlikte olmayı deneyebilirim. 8. Eşim bakımsız olduğunda bakımlı ve hoş biriyle birlikte olmayı isterim. 9. Cinsel özgürlüğüme düşkünüm. 10. Cinsel tercihim yönünde evlenemediğimden tercihim yönünde biriyle birlikte olurum. 11. Evimin fiziksel koşulları cinsel birleşme için uygun olmadığında kalabalık aile fertleri vs. cinsel ihtiyacımı karşılayabileceğim bir ilişki içine girebilirim. 12. Bazen eşimden başka birini düşünerek cinsel fanteziler kurarım. 13. Eşimle yaşayamadığım fantezileri gerçekleştirebileceğim bir teklif çıktığında bunu değerlendirebilirim. 14. Eşimden daha güzel/yakışıklı çekici partnerlerin olduğunu düşünürüm. 15. Eşimin fiziksel çekiciliği azalsa da başka bir insanı çekici olduğu için tercih etmem. 16. Eşim cinsel işlev bozukluğu yaşarsa cinsel ilişki için bir başkasıyla birlikte olmayı düşünmem. 17. Eşimden aldığım cinsel doyum düşük olsa da başkasıyla birlikte olmayı düşünmem. 18. Hamile kalırım/bırakırım korkusuyla eşimden başkasıyla cinsel ilişkiye girmeyi düşünmem. 19. Cinsel yolla bir hastalık bulaşır diye başka biriyle ilişkiye girmeyi istemem. 20. Zaman zaman başka birinin beni daha mutlu edeceğini düşünürüm. 21. İlişkimiz rutinleştiğinde yeni heyecanlar yaşamak için başkasıyla birlikte olabilirim. 22. Eşimin kıskanç davranışları beni evlilik hayatından uzaklaştırır. 23. Eşimin yoğun ilgisi beni kaçırır. 24. Eşim karı-koca rolünü ana-baba rolünün arkasına atarsa başkasıyla birlikte olabilirim. 25. Zamanla eşime olan sadakatim azalıyor. 26. Evliliğimi artık kurtaramayacağımı hissettiğimde hayatımda başka birinin olması için açık kapı bırakırım. 27. Daha güzel/yakışıklı güçlü varlıklı bir eş hak ediyorum. 28. Tek eşlilik bana göre değil. 29. Eşimden başka bir alternatifi düşünmek bana suçluluk hissettirir. 30. Eşimden ayrılmak istesem de başka biriyle birlikte olmayı düşünmem. 31. Eşim bana vakit ayırmasa da hayatıma başka bir partneri almayı düşünmem. 32. Bir başkası için evliliğe yaptığım yatırımları ortak mal çocuk arkadaş vs. kaybetmek istemem. 33. Evliliğimi riske atmak istemem. 34. Evliliğimdeki mutsuzluğun başkasıyla birlikte olmama neden olacağını sanmıyorum.

slide 15:

112 EK 1-KİŞİSEL BİLGİ FORMU Bu ölçekler evli bireylerin evlilikle ilgili duygu ve düşüncelerinin niteliğini ortaya koymak için hazırlanmıştır. Ölçeklerin sonuçları bu konudaki tutumları belirlemek için kullanılacaktır. Her bir ifadeyi okuduktan sonra buna ne derecede katıldığınızı ya da katılmadığınızı cevap için ayrılan yere X koyarak işaretleyiniz. Bir ifadeyi okuduktan sonra aklınıza ilk geleni işaretleyiniz. İşaretsiz ifade bırakmayınız. Bu çalışmadan elde edilen bilgiler yalnızca araştırmanın amacına hizmet edecek şekilde kullanılacak kimlik bilgilerinizi belirtmeniz istenmeyecektir. Katıldığınız için teşekkür ederim. Cinsiyetiniz: K E Yaşınız:.......... Ankara Üniversitesi Sosyal Psikoloji Yüksek Lisans Öğrencisi Demet Polat Eğitim durumunuz: Lise mezunu Üniversite mezunu İleri eğitim mezunu master / doktora Mesleğiniz:.................... Yaptığınız iş:.................... Kendinizi hangi sosyoekonomik düzeyde olarak değerlendiriyorsunuz: Alt Sosyoekonomik Düzey Orta Altı Sosyoekonomik Düzey Orta Sosyoekonomik Düzey Orta Üstü Sosyoekonomik Düzey Üst Sosyoekonomik Düzey Evlenme biçiminiz: Flört Görücü usulü Görücü + Flört Diğeri:.................... Eşinizle ilişkiniz başladıktan kaç ay/yıl sonra evlilik kararı aldınız: ..........yıl..........ay Eşinizle ilişkiniz başladıktan kaç ay/yıl sonra evlendiniz: ..........yıl..........ay Ne kadar süredir evlisiniz:..........yıl..........ay Çocuk sayısı:..........

slide 16:

111 Wilson M. R. Filsinger E. E. 1986. Religiosity and marital adjustment: Multidimensional interrelationships. Journal of Marriage Family 481 147-151.

slide 17:

110 Treas J. Giesen D. 2000. Sexual infidelity among married and cohabiting Americans. Journal of Marriage the Family 621 48-60. Veroff J. Young A.M. Coon H.M. 2004. Evliliğin ilk yıllarını etkileyen etmenler. A. Şimşek Çev.. Türk Psikoloji Bülteni 1032 130-132. Orijinal çalışma basım tarihi 1997. Ward J. Voracek M. 2004. Evolutionary and social cognitive explanations of sex differences in romantic jealousy. Australian Journal of Psychology 563 165-171. Weil M. W. 1975. Ektramarital relationships: A reappraisal. Journal of Clinical Psychology 314 723-725. Weil S. M. 2003. The extramarital affair: A language of yearning and loss. Clinical Social Work Journal 311 51-62. Weis D. L. Slosnerick M. 1981. Attitudes toward sexual and nonsexual extramarital involvements among a sample of college students. Journal of Marriage and the Family 43 349-358. Wiederman M.W. 1997. Extramarital sex: Prevalence and correlates in a national survey. Journal of Sex Research 342 167-174.

slide 18:

109 Sprecher S. 1998. Social exchange theories and sexuality - the use of theory in research and scholarship on sexuality. Journal of Sex Research 351 32-43. Sprecher S. Regan P.C. McKinney Kathleen 1998. Beliefs about the outcomes of extramarital sexual relationships as a function of the gender of the ‘cheating spouse’. Sex Roles 383-4 301-311. Sternberg R.J. 2004. Üçgen aşk kuramı. O. Uğurlu Çev.. Türk Psikoloji Bülteni 1032 121-122. Orijinal çalışma basım tarihi 1988. Taysi E. 2004. Bağışlamanın Psikolojisi. Türk Psikoloji Bülteni 1032 142-147. Tegin B. 1990. Üniversite öğrencilerinin atılganlık davranış ve eğilimlerinin cinsiyet ve fakülte değişkenleri açısından incelenmesi. Psikoloji Dergisi 725 21-32. Tezbaşaran A. 1997. Likert tipi ölçek geliştirme kı l avu zu 2. baskı. Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları. Thoburn J. Whitman D. M. 2004. Clergy Affairs: Emotional investment longevity of relationship and affair partners. Pastoral Psychology 526 491-506. Thompson A. P. 1982. Extramarital relations: Gaining greater awareness. The Personnel and Guidance Journal 612 102-105.

slide 19:

108 Schützwohl A. Koch S. 2004. Sex differences in jealousy: The recall of cues to sexual and emotional infidelity in personally more and less threatening context conditions. Evolution and Human Behavior 254 249-257. Seal D.W. Agostinelli G. Hannett C. 1994. Extradyadic romantic involvement: Moderating effects of sociosexuality and gender. Journal of Sex Research 31 1-22. Sears H. A. Galambos N. L. 1992. Womens work conditions and marital adjustment in two-earner couples: A structural model. Journal of Marriage Family 544 789- 797. Shackelford T. K. Michalski R. L. Schmitt D. P. 2004. Upset in response to a childs partners infidelities. European Journal of Social Psychology 344 489-497. Shackelford T. K. Voracek M. Schmitt D. P. Buss D. M. Weekes-Shackelford V. A. Michalski R. L. 2004. Romantic jealousy in early adulthood and in later life. Human Nature 153 283-300. Solomon D. H. Knobloch L. K. Fitzpatrick M. A. 2004. Relational power marital schema and decisions to withhold complaints: An investigation of the chilling effect on confrontation in marriage. Communication Studies 551 146-167. Solstad K. Mucic D. 1999. Extramarital sexual relationships of middle-aged Danish men: Attitudes and behavior. Maturitas 321 51-59.

slide 20:

107 Özuğurlu K. 1985. Evlilik raporu. İstanbul: Altın Kitaplar Yayınevi. Reath R. A. Piercy F. Hovestadt A. Oliver M. 1980. Assertion and marital adjustment. Family Relations 292 249-253. Robinson L. C. Blanton P. W. 1993. Marital strengths in enduring marriages. Family Relations 421 38-45. Sabatalli R. M. Buck R. Kenny D. A. 1986. A social relations analysis of nonverbal communication accuracy in married couples. Journal of Personality 54 3 513-527. Santur M. 15 Ocak 2005. evlilik çeşitleri. 12 Haziran 2006 http://www.folklor.org.tr/haber_detay.aspid33. Schmitt D. P. 2004. The big five related to risky sexual behaviour across 10 world regions: Differential personality associations of sexual promiscuity and relationship infidelity. European Journal of Personality 184 301-319. Schumacher J. A. Leonard K. E. 2005. Husbands and wives marital adjustment verbal aggression and physical aggression as longitudinal predictors of physical aggression in early marriage. Journal of Consulting Clinical Psychology 731 28-37. Schützwohl A. 2006. Sex differences in jealousy: Information search and cognitive preoccupation. Personality and Individual Differences 402 285-292.

slide 21:

106 Nannini D.K. Meyers L.S. 2000. Jealousy in sexual and emotional infedelity: An alternative to the evolutionary explanation – statistical data included. Journal of Sex Research 37 117-122. Norment L. 1998a. Infidelity: Why men cheat. Ebony 541. Norment L. 1998b. Infidelity II Why women cheat. Ebony 148. O’Leary K. D. Smith D. A. 1991. Marital Interactions. Annual Review of Psychology 42 191- 192. Olson M. M. Russell C. S. Higgins-Kessler M. Miller R. B. 2002. Emotional processes following of an extramarital affair. Journal of Marital and Family Therapy 284 423-434. Oskay Ü. 2001. İletişimin a b c’ si. 3. baskı. İstanbul: Der Yayınları. Öner N. 1997. Türkiye’ de k u llan ılan psikolojik testler. 3. baskı. İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınları. Özer K. 1998. İletişimsizlik becerisi. 2. baskı. İstanbul: Varlık Yayınları. Özgit Ş. 1991. İletişim becerileri konusunda verilen eğitimin iletişim çatışmalarına girme eğilimi üzerindeki etkisi. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi Marmara Üniversitesi.

slide 22:

105 Lawson A. Samson C. 1988. Age gender and adultery. British Journal of Sociology 393 409-440. Medling J. M. McCarrey M. 1981. Marital adjustment over segments of the family life cycle. Journal of Marriage Family 431 195-203. MacGeorge E. L. Graves A. R. Feng B. Gillihan S. J. 2004. The myth of gender cultures: Similarities outweigh differences in mens and womens provision of and responses to supportive communication. Journal of Sex Research 50 143-175. Malkoç B. 2001. İletişim şekilleri ve evlilik uyumu ar as ı nda k i ilişki. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi ODTÜ. McGinty K. Knox D. Zusman M. E. 2003. Nonverbal and verbal communication in “involved” and “casual” relationships among college students. College Student Journal 371 68-71. McGovern J. M. Meyers S. A. 2002. Relationships between sex-role attitudes division of household tasks and marital adjustment. Contemporary Family Therapy: An International Journal 244 601-618. Montgomery B. M. 1981. The form and function of quality communication in marriage. Family Relations 30 21-30.

slide 23:

104 Kışlak Ş.T. 1995. Cinsiyet evlilik uyumu depresyon ile nedensel ve sorumluluk yüklemeleri ara sı ilişkiler üzerine bir araş tırm a. Yayınlanmamış doktora tezi Ankara Üniversitesi. Klinetob N. A. Smith D. A. 1996. Demand-withdraw communication in marital interaction: Tests of interspousal contingency and gender role hypotheses. Journal of Marriage the Family 584 945-957. Knox D. Zusman M. E. Kaluzny M. Sturdivant L. 2000. Attitudes and behavior of college students toward infidelity. College Student Journal 342 162-165. Kocadere M. 1995. İyi ve kötü evliliklerin özelliklerini belirlemeye yönelik betimsel bir çal ışma. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi Ege Üniversitesi. Koerner A. F. Fitzpatrick M. A. 2002. You never leave family in fight: The impact of family of origin on conflict-behavior in romantic relationships. Communication Studies 53 234-251. Köknel Ö. 1998. Zorlanan insan. 4.baskı. İstanbul: Altın Kitaplar Yayınevi. Kudiaki Ç. 2002. Cinsel doyum ve evlilik uyumu aras ı ndak i ilişki. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi Ankara Üniversitesi. Larson H. Harper J. M. 1998. Perceived equity and intimacy in marriage. Journal of Marital and Family Therapy 24 487-506.

slide 24:

103 Harris C. R. 2000. Psychophysiological responses to imagined infidelity: The specific innate modular view of jealousy reconsidered. Journal of Personality and Social Psychology 786 1082-1091. Hasta D. 1996. Ev işi paylaş ımı ve ev işi paylaş ı m ı nda hakkaniyet algı s ı ile evlilik doyumu ilişkisi. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi Ankara Üniversitesi. Haws W. A. Mallinckrodt B. 1998. Separation-individuation from family of origin and marital adjustment of recently married couples. American Journal of Family Therapy 264 293-306. Hazan C. Shaver P.R. 2000. Bağlanma: Yakın ilişkilerle ilgili araştırmalar için bir çerçeve. A. Dönmez Çev.. Türk Psikoloji Bülteni 616-17 29-50. Orijinal çalışma basım tarihi 1994. Hortaçsu N. 1997. İnsan ilişkileri. 2. baskı. Ankara: İmge Kitabevi. Hortaçsu N. 1998. Grup içi ve gruplar aras ı süreçler. Ankara: İmge Kitabevi. Hovardaoğlu S. 1994. D av r an ış bilimleri için istatistik. Ankara: Hatiboğlu Yayınları. Hovardaoğlu S. 1996. Sosyal mübadele: Evlilikle ilgili değerlendirmelere etkisi. Türk Psikoloji Dergisi 1136 12-24.

slide 25:

102 contribute to marital adjustment Journal of Marital and Family Therapy 252 211- 223. Gordon K. C. Baucom D. H. Snyder D. K. 2004. An integrative intervention for promoting recovery from extramarital affairs. Journal of Marital and Family Therapy 302 213-232. Gökçe O. 2002. İletişim bilimine giriş. 4. baskı. Ankara: Turhan Kitabevi. Gökmen A. 2001. Evli eşlerin birbirlerine yönelik kontrolcülük ve bağ ı m lılık al gı l ar ı n ı n evlilik doyumu üzerindeki etkisi. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi Hacettepe Üniversitesi. Günay O. 2000. Evlilik uyumu ile kişisel düşünme modelleri a r as ı nda k i ilişki. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi Marmara Üniversitesi. Hafner R. J. Spence N. S. 1988. Marriage duration marital adjustment and psychological symptoms: A cross-sectional study. Journal of Clinical Psychology 443 309-316. Hamamcı Z. 2005. Dysfunctional relationship beliefs in marital satisfaction and adjustment. Social Behavior and Personality 334 313-328.

slide 26:

101 Ficher I. V. Zuckerman M. Steinberg M. 1988. Sensation-seeking congruence in couples as a determinant of marital adjustment: A partial replication and extension. Journal of Clinical Psychology 445 803-809. Filsinger E. E. Wilson M. R. 1983. Social anxiety and marital adjustment. Family Relations 324 513-519. Fitzpatrick M. A. Badzinski D. M. 1994. All in the family: Interpersonel communication in kin relationships. M. L. Knapp G. R. Miller Eds. Handbook of interpersonel communication 727-760. California: Sage Publications. Fışıloğlu H. 1992. Lisans üstü öğrencilerin evlilik uyumu. Türk Psikoloji Dergisi 728 16- 23. Fowers B. J. 2001. The limits of a technical concept of a good marriage: Exploring the role of virtue in communication skills. Journal of Marital and Family Therapy 273 327-340. Glass S. P. Wright T. L. 1992. Justifications for extramarital relationships: The association between attitudes behaviors and gender. Journal of Sex Research 293 361-387. Gordon K. P. Baucom D. H. Epstein N. Burnett C. K. Rankin L. A. 1999. The interaction between marital standards and communication patterns: How does it

slide 27:

100 Dökmen Ü. 1987. Yüz ifadeleri konusunda verilen eğitimin duygusal yüz ifadelerini teşhis becerisi ve iletişim çatışmalarına girme eğilimi üzerindeki etkisi. Psikoloji Dergisi 621 75-79. Dökmen Ü. 2002. İletişim çat ışmala r ı ve empati. 18. baskı. İstanbul: Sistem Yayıncılık. Egan V. Angus S. 2004. Is social dominance a sex-specific strategy for infidelity Personality and Individual Differences 363 575-586. Erbek E. Beştepe E. Akar H. Eradamlar N. ve Alpkan R. L. 2005. Mart 2005. Evlilik uyumu. Düşünen Adam 181 39-47. 7 Haziran 2006 http://www.logos.com.tr/tr/p_dusunen012005.asp. Ertan Ö. 2002. Bağlanma stillerinin eş seçimi ile kritik ve kritik olmayan evlilik dönemlerindeki doyum üzerindeki rolü. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi ODTÜ. Faulkner R. A. Davey M. Davey A. 2005. Gender-related predictors of change in marital satisfaction and marital conflict. The American Journal of Family Therapy 331 61-83. Felson R. B. 2002. Love triangles. R. B. Felson Violence and gender reexamined 107-117. Washington DC US: American Psychological Association.

slide 28:

99 Cramer D. 2003. Facilitativeness conflict demand for approval self-esteem and satisfaction with romantic relationships. Journal of Psychology 1371 85-98. Cüceloğlu D. 2002a. Yeniden insan insana. 27. baskı.İstanbul: Remzi Kitabevi. Cüceloğlu D. 2002b. İletişim donanım l arı. İstanbul: Remzi Kitabevi. Çetinkaya H. Gülbetekin E. Ö. ve Dural S. 2004. Çekiciliğin değerlendirilmesinde yüz ve vücut şeklinin kritik rolü. Türk Psikoloji Bülteni 1032 167-177. Davidson B. Balswick J. Halverson C. 1983. Affective self-disclosure and marital adjustment: A test of equity theory. Journal of Marriage Family 451 93-102. Day L. Maltby J. 2005. Forgiveness and social loneliness. The Journal of Psychology 1396 553-555. Demirtaş H.A. 2004. Yak ın ilişkilerde k ı ska nçl ı k bireysel ilişkisel ve durumsal değişkenler. Yayınlanmamış doktora tezi Ankara Üniversitesi. Dökmen Ü. 1986. Yüz ifadeleri konusunda verilen eğitimin duygusal yüz ifadelerini teşhis becerisi ve iletişim ç at ış m alar ına girme eğilimi üzerindeki etkisi. Yayınlanmamış doktora tezi Ankara Üniversitesi.

slide 29:

98 Buunk B. Bosman J. 1985. Attitude similarity and attraction in marital relationships. The Journal of Social Psychology 1261 133-134. Buunk B. P. Dijkstra P. 2004. Gender differences in rival characteristics that evoke jealousy in response to emotional versus sexual infidelity. Personal Relationships 114 395-408. Cann A. Baucom T. R. 2004. Former partners and new rivals as threats to a relationship: Infidelity type gender and commitment as factors related to distress and forgiveness. Personal Relationships 113 305-318. Cole C. L. Cole A. L. Dean D. G. 1980. Emotional maturity and marital adjustment: A decade replication. Journal of Marriage Family 423 533-539. Cook D. B. Casillas A. Robbins S. B. Dougherty L. M. 2005. Goal continuity and the “big five” as predictors of older adult marital adjustment. Personality and Individual Differences 383 519-531. Cramer D. 2001. Consensus change conflict and relationship satisfaction in romantic relationships. Journal of Psychology 1353 313-320. Cramer D. 2002. Relationship satisfaction and conflict over minor and major issues in romantic relationships. Journal of Psychology 1361 75-81.

slide 30:

97 Blow A. J. Hartnett K. 2005b. Infidelity in committed relationships II: A substantive review. Journal of Marital and Family Therapy 312 217-233. Boekhout B. A. Hendrick S. S. Hendrick C. 2003. Exploring infidelity: Developing the relationship issues scale. Journal of Loss and Trauma 84 283-306. Bonds-Raacke J. M. Bearden E. S. Carriere N. J. Anderson E. M. Nicks S. D. 2001. Engaging distortions: Are we idealizing marriage Journal of Psychology 1352 179- 184. Burleson B. R. Denton W. H. 1997. The relationship between communication skill and marital satisfaction: Some moderating effects. Journal of Marriage the Family 594 884-902. Burley K. A. 1995. Family variables as mediators of the relationship between work-family conflict and marital adjustment among dual-career men and women. Journal of Social Psychology 1354 483-497. Buss D. M. Larsen R. J. Westen D. Semmelroth J. 1992. Sex differences in jealousy: Evolution physiology and psychology. Psychological Science 34 251-255. Buunk B. P. Bakker A. B. 1995. Extradyadic sex: The role of descriptive and injunctive norms. Journal of Sex Research 324 313-318.

slide 31:

96 Atwood J. D. Seifer M. 1997. Extramarital affairs and constructed meanings: A social constructionist therapeutic approach. American Journal of Family Therapy 251 55-75. Azizoğlu-Binici S. ve Hovardaoğlu S. 1996. Evlilik için karşılaştırma düzeyi ölçeğinin ekdö geçerlik ve güvenirlik çalışması. Türk Psikoloji Dergisi 1138 66-76. Baltaş A. ve Baltaş Z. 1997. Bedenin dili. 14. baskı. İstanbul: Remzi Kitabevi. Basow S.A. Rubenfeld K. 2003. Troubles talk: Effects of gender and gender-typing. Journal of Sex Research 483-4 183-187. Bassett J. F. 2005. Sex differences in jealousy in response to a partner’s imagined sexual or emotional infidelity with a same or different race other. North American Journal of Psychology 71 71-84. Beach S.R.H. Tesser A. 2004. Evlilikte aşk. M. Işınsu Çev.. Türk Psikoloji Bülteni 1032 123-129. Orijinal çalışma basım tarihi 1988. Becker D. V. Sagarin B. J. Guadagno R. E. Millevoi A. Nicastle L. D. 2004. When the sexes need not differ: Emotional responses to the sexual and emotional aspects of infidelity. Personel Relationship 114 529-538. Blow A. J. Hartnett K. 2005a. Infidelity in committed relationships I: A methodological review. Journal of Marital and Family Therapy 312 183-216.

slide 32:

95 KAYNAKÇA Akfırat F.Ö. 1995. Ça lışan ve çal ışmayan k adı nl ar l a eşlerinin nedensellik ve sorumluluk yüklemeleri ve evlilik d oy um l ar ı. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi Ankara Üniversitesi. Allen E. S. Baucom D. H. 2004. Adult attachment and patterns of extradyadic involvement. Family Process 434 467-488. Arslan A. 1996. Evli bireylerin cinsel d oy um lar ın ın bireysel ailesel cinsellikle ilgili tutum ve dav ranış l ar ı aç ı s ı n dan incelenmesi. Doktora tezi Hacettepe Üniversitesi. Athenstaedt U. Haas E. ve Schwab S. 2004. Gender role self-concept and gender communication behavior in mixed-sex and same-sex dyads. Journal of Sex Research 501-2 37-52. Atkins D. C. Baucom D. H. Jacobson N. S. 2001. Understanding infidelity: Correlates in a national random sample. Journal of Family Psychology 154 735-749. Atkins D. C. Baucom D. H. Yi J. Christensen A. 2005. Infidelity in couples seeking marital therapy. Journal of Family Psychology 193 470-473. Atkins D.C. Dimidjian S. Jacobson N.S. 2004. İnsanlar niçin ilişki yaşarlar S. Üretmen Çev.. Türk Psikoloji Bülteni 1032 111-115. Orijinal çalışma basım tarihi 2001.

slide 33:

94 The results of the study could be summarised as below: 1. The participants who were scored high in marital adjustment scored low in conflict tendencies. This was true for both males and females. 2. SES of women increase their marital adjustment were also increase whereas their conflict tendencies decrease. 3. The participants who were scored high in marital adjustment scored low in infidelity tendencies. This was true for both males and females. 4. The participants who were scored high infidelity tendency also scored high in conflict tendencies. This was true for both males and females. Gender comparisons stated that the males who had low conflict tendencies had higher infidelity tendencies as compared to females who also had low conflict tendencies. 5. The variables which affected infidelity tendency best were –in order- marital adjustment gender SES level and the duration between the beginning of the relationship and the marriage decision. 6. Males had higher tendencies for infidelity. 7. For males when the duration between the beginning of the relationship and the marriage decision increase infidelity tendencies increase.

slide 34:

93 Summary Marriage is a type of relationship which provides mutual sexual satisfaction companionship solidarity and most importantly the continuation of the descendants. The aim is the continuation of such kind of relationship in a happy creative and constructive manner. In contemporary era these types of marriages are always necessary. Since the existence of the societies depend on establishing happy and harmonious families. The factors affecting happiness in a marriage are harmony infidelity and conflict which are studied within the field of social psychology. In this piece of study first of all the definitions of the terms infidelity marriage harmony and conflict tendencies were given. The definitions of different approaches were given in accordance with the results of related studies and variables. The study was aimed to identify the relationship between marital adjustment infidelity and conflict tendencies and several other variables. The data were collected through ‘Marital Adjustment Scale’ ‘Conflict Tendency Scale’ and ‘Infidelity Tendency Scale’. ‘Infidelity Tendency Scale’ was developed by the researcher and it was concluded that is both reliable and valid. The study was conducted among 204 married individuals.

slide 35:

92 Araştırmanın bulguları aşağıdaki gibi özetlenebilir 1. Evlilik uyumu yüksek olan hem kadınların hem de erkeklerin çatışma eğiliminin düşük olduğu görülmektedir. 2. Kadınların sosyoekonomik düzeyi yükseldikçe evlilik uyumları yükselmekte çatışma eğilimleri düşmektedir. 3. Evlilik uyumu yüksek olan kadınlar ve erkekler aldatma eğilimlerini düşük belirtmişlerdir. 4. Aldatma eğilimi yüksek olan kadınların ve erkeklerin çatışma eğilimlerinin de yüksek olduğu görülmektedir. Cinsiyete göre çatışma eğilimi düşük olanlar karşılaştırıldığında çatışma eğilimi düşük olan erkeklerin çatışma eğilimi düşük kadınlardan daha fazla aldatma eğilimleri oldukları görülmektedir. 5. Aldatma eğilimi en iyi yordayan değişkenler sırasıyla evlilik uyumu cinsiyet sosyoekonomik düzey ve ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süredir. 6. Erkekler daha çok aldatma eğilimi belirtmişlerdir. 7. Erkeklerde ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre arttıkça aldatma eğilimi düzeyinin de arttığı görülmektedir.

slide 36:

91 Özet Evlilik karşılıklı cinsel doyumun sağlanmasını birlikteliği dayanışmayı ama bunlardan da önemlisi neslin devamını sağlayan bir ilişki biçimidir. Bu ilişkinin sürmesi üstelik mutlu yaratıcı ve geliştirici biçimde sürmesi ise hedeftir. Çağımızda bu tür evliliklere her zamandan fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü toplumların varlığı bireylerin mutlu ve uyumlu aileler kurmalarına bağlanmaktadır. Evlilikte mutluluğu etkileyen faktörler olan uyum aldatma ve çatışma sosyal psikoloji çalışmalarında yer almaktadır. Bu çalışmada öncelikle aldatma evlilik uyumu ve çatışma eğiliminin tanımları yapılmış değişik yaklaşımların açıklamalarına yer verilmiş daha sonra ilgili araştırma sonuçları aldatma evlilik uyumu ve çatışma eğilimi ile bazı değişkenler arasındaki ilişkiler çerçevesinde sunulmuştur. Evlilik uyumu aldatma eğilimi ve çatışma eğiliminin birbirleriyle ve bazı değişkenlerle arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olan bu araştırmada veriler Evlilik Uyum Ölçeği Aldatma Eğilimi Ölçeği ve Çatışma Eğilimi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Aldatma Eğilimi Ölçeği araştırmacı tarafından geliştirilmiş ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırma grubunu evli olan 204 kişi oluşturmuştur.

slide 37:

90 ele alması açsından önemli sayılabilir. Ek olarak bulgular özellikle cinsiyet evlilik uyumu çatışma eğilimi ve ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre ile aldatma eğilimi arasındaki ilişkiler hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Çalışma bulgularının aldatma eğiliminin ve çatışma eğiliminin evlilik uyumunu düşürdüğü ve özellikle aldatma durumlarında ilişkinin sonlanabileceği gerçeği dikkate alındığında bu evlilik ile ilgili yapılan araştırmalara ve evli insanlarla çalışan terapistlere yol gösterici olabilir. Çünkü evlilikte problemlerin çözülmesinde sorununun nereden kaynaklandığının bilinmesi büyük ölçüde yardımcı olacaktır. Ancak geliştirilen Aldatma Eğilimi Ölçeği araştırmanın amacına hizmet etmekle birlikte aldatmanın nedenleri cinsel-duygusal doğası ile bilgi vermemektedir. Bu sınırlılığın aldatmanın nedenlerini ve cinsel-duygusal doğasını ölçme amacına hizmet eden yeni ölçeklerin geliştirilmesi ya da uyarlanması yoluyla giderilmesi yerinde olacaktır. Kuramsal yaklaşımlar ödül-bedel ilişkisi ilişki eşitliği ve ilişkisel yatırımın da aldatmayı ortaya çıkarabileceğine işaret etmektedir. Aldatmanın kuramsal çerçevede sınanması da yararlı olacaktır. Batı literatüründe olduğu gibi aldatmanın öykü tamamlama ya da senaryoları yorumlama yoluyla ölçülmesi bu alanda yapılacak çalışmalara ışık tutabilir. Ayrıca çiftlerle yapılacak çalışmalar evlilikte ölçülen değişkenler açısından daha geniş bilgiler sağlayabilir.

slide 38:

89 4. 5. Sonuç ve Öneriler Bu çalışmanın bulguları kısaca evlilik uyumu aldatma eğilimi ve çatışma eğiliminin birbirleriyle ve bazı değişkenlerle cinsiyet yaş sosyoekonomik düzey evlenme biçimi ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre ilişkinin başlaması ile evlilik tarihi arasındaki süre evlilik süresi ve çocuk sayısı arasındaki ilişkilere işaret etmektedir. Bu sonuçlar genelde şimdiye kadarki sonuçlarla tutarlıdır. Ancak özellikle evlenme biçimi ve ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre değişkenleri ilk defa bu araştırmada ele alınmıştır. Evlilik iletişim özellikle de evlilik dışı ilişkiler ülkemizde az araştırılan bir konudur. Bu nedenle aldatma ile ilgili birçok araştırmaya yer verilmesi ve evlilik uyumu iletişim çatışmaları ve aldatmayı aynı araştırma kapsamında bulundurması bakımından bu çalışma bu eksikliği gidermede bir katkı amacı taşımaktadır. Ayrıca günümüzde oldukça güncel olan aldatma konusunu temel alması bakımından da önemli bir çalışmadır. Bu araştırmada aldatma eğiliminin ölçülmesi amacıyla Aldatma Eğilimi Ölçeği geliştirilmiştir. Bu ölçeğin daha sonra yapılacak çalışmalara yardımcı olması düşünülmektedir. Ölçek yardımıyla evli bireylerin aldatma eğilimleri ölçülmüş ve evlilik uyumu çatışma eğilimi ve diğer değişkenlerle arasındaki ilişkiler araştırılarak bulgular tartışılmıştır. Bir başka deyişle bu araştırma aldatma ile diğer değişkenler arasındaki ilişkileri

slide 39:

88 ortaya çıkabilecek bir durumdur. Bu nedenle aldatmanın ortaya çıkması için aradan bir süre geçmesi gerekiyor ki eşe yönelik heyecan azalsın ve bıkkınlık ortaya çıksın. 4. 4. Aldatma Eğiliminin Yordanması Aldatma eğilimi puanlarına uygulanan hiyerarşik regresyon analizi sonucuna göre analizi evlilik uyumu cinsiyet sosyoekonomik düzey ve ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre değişkenleri aldatma eğiliminin 41’ini açıklamaktadır. Evlilik uyumunun katkısı anlamlıdır ve aldatma eğiliminin 25’ini açıklamaktadır. Aldatma eğilimi ile bu değişkenler arasındaki ilişkiler yukarıda tartışılmıştır. Burada önemli olan nokta evlilik uyumunun aldatma eğilimini en fazla açıklayan değişken olmasıdır. Evlilik uyumu ve aldatma eğilimi arasındaki ilişki tartışılırken de söylendiği gibi literatürde de evlilik dışı ilişkilere yapılan yüklemelerden en önemlisi evlilik doyumudur.

slide 40:

87 Erkeklerde ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre arttıkça aldatma eğiliminin de arttığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu sonuç bu iki değişken arasındaki ilişkinin araştırıldığı başka bir çalışmaya rastlanmaması nedeniyle önemli bir bulgudur. Bu sonuç uzatmalı ilişki sürdüren kişilerin ilişkiyi yaşayış biçimleri ve ilişkiye bakış açıları ile yorumlanabilir. Uzatmalı ilişkiler uzun flört dönemi olan ve evlilik kararı geç alınan ilişkilerdir. Bu ilişkilerde çiftler birbirileri ile daha az zaman geçirmektedirler boş zaman etkinlikleri sırasından eşlerinden ayrıdırlar ve gündelik işleri birlikte yapmamaktadırlar. Ayrıca bu tür ilişkilerde evlilik olasılığını yüksek görmeyen kişiler başka seçeneklerini açık tutmak amacıyla zamanlarının bir bölümünü başkalarına ayırabilirler Huston Surra Fitzgerald ve Cate 1981 Akt.: Hortaçsu 1997. Uzatmalı ilişkilerde evlenme kararı alma nedenleri de ilişki dışı olaylardır iş değiştirdim hastalandım kader Surra Arizzi ve Asmussen 1988 Akt.: Hortaçsu 1997. Evlilik öncesi birbirini tanımak için zaman ayırmayan bu çiftlerde aynı evi paylaşma söz konusu olduğunda çatışmaların olması söz konusu olabilir. Çatışmaların da aldatma eğilimini arttırdığı bilinmektedir. Ayrıca evlilik öncesi ilişki alternatiflerini göz önünde tutan bu bireyler mutlu doyumlu ve eşit ilişkide olsalar da çekici alternatiflerle karşılaşabilirler Sprecher 1998. Başka bir boyut da Türk örneklemi ile çalışıldığı için geleneksel evlenme biçimi olan görücü usulüdür. Bu araştırmada evlenme biçiminin aldatma eğilimi üzerinde anlamlı bir etkisi çıkmamıştır. Ama ilişki başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre azaldıkça aldatma eğiliminin azaldığı düşünüldüğünde görücü usulü ile yapılan evliliklerde evlilik kararı ile yola çıkılmasının da göz önünde bulundurulması gerekir. Solomon Knobloch ve Fitzpatrick 2004 geleneksel şemaya sahip olan bireylerin evliliklerinde en fazla bağlılık hissedenler olduğunu da belirtmektedir. Düşünülmesi gereken bir başka nokta da erkeklerde aldatma nedenlerden birinin yenilik arama olmasıdır. Yenilik arama eşe yönelik heyecan azalması ve bıkkınlıkla

slide 41:

86 da bazı çatışmalara yol açabilir Dökmen 2002. Büyük bir olasılıkla erkekler genellikle az konuştuklarından sözleri anlamlı ve önemli olarak algılanmaktadır Hortaçsu 1997. Geleneksel cinsiyet rolleri erkeklerin duygularını ifade edememeleriyle alakalı olup depresyona neden olabilmektedir ve sonuç olarak evlilik doyumunu düşürebilmektedir Faulkner Davey ve Davey 2005. Evli kadın ve erkekler arasındaki iletişim becerileri farkı evlilikte çatışmalara yol açabilmekte ve bu da dolayısıyla evlilik doyumunu düşürmektedir. Ayrıca Malkoç 2001 da evlilik uyumu yüksek bireylere göre evlilik uyumu düşük olan bireylerin daha fazla yıkıcı ve daha az yapıcı iletişim şekilleri kullandığını belirtmiştir. Kadınlarda sosyoekonomik düzey yükseldikçe evlilik uyumu yükselmekte çatışma eğilimi düşmektedir. Bu durum eve giren gelir miktarı arttıkça iletişim becerilerinin olumlu yönde etkilenmesi ve bunun da evlilik uyumunu arttırması olarak açıklanabilir. Türk örnekleminde yapılan bu çalışmada da evliliklerin yapılmasında ekonomik koşulların yönlendirici etkisi olduğu göz ardı edilmemesi gereken bir durumdur. Bununla birlikte evlilikte kadınların mutluluklarının ve iletişim becerilerinin erkeklere göre gelir durumundan daha fazla etkilendiği şeklinde yorumlanabilir. Buss’ın 1994 eş seçme stratejileri kuramına göre evrimsel süreç içerisinde farklı cinsiyetler eş seçimine ilişkin farklı stratejiler geliştirmişlerdir. Eş seçiminde erkekler için potansiyel eşin fiziksel çekiciliği daha önemliyken kadınlar için potansiyel eşin statüsü ekonomik kaynakları ve kendisine ve çocuklarına yatırım yapma konusundaki isteği gibi özellikler daha önemlidir Akt.: Çetinkaya Gülbetekin ve Dural 2004.

slide 42:

85 yaşanabilmesi Olson ve diğer. 2002 de evlilikte çiftlerin birbirine bağlı olmasında iletişimin rolünü göstermektedir. Kadınların ve erkeklerin evlilik uyumu yükseldikçe çatışma eğilimi düşmektedir ya da çatışma eğilimleri yükseldikçe evlilik uyumu düşmektedir. Daha önceki araştırmalarda da bu sonuca rastlanmaktadır. Sabatalli Buck ve Kenny 1986 yeni evli çiftler arasında yaptıkları araştırmada eşler arasında özel bir iletişim ilişkisi olduğunu ve bu iletişimin kalitesinin evliliğin kalitesini de etkilediğini belirtmiştir. Üniversite öğrencileri arasında yakın ilişki içinde olan bireylerin günü birlik ilişkiler yaşayanlara oranla sözel olmayan iletişime daha fazla önem verdikleri görülmüştür. Yakın ilişki yaşayan bireyler ilişki doyumlarını günü birlik ilişki yaşayanlara oranla daha yüksek olarak nitelendirmişlerdir McGinty Knox ve Zusman 2003. Varolan anlaşma durumu ve negatif çatışmalar ilişki doyumunu etkileyen faktörlerdir. Anlaşmanın düşmesi durumunda ilişki doyumu düşer ve negatif çatışmalar artar Cramer 2001. Cramer 2003 bir ilişkide yaşanan negatif tartışmaların partnerin anlaşılma ve kabul edilme duygularına zarar verdiğini ve ilişki doyumunu düşürdüğü belirtmiştir. Empati kurma davranışı da ilişki doyumu ile yakından alakadır. Kadınların ve erkeklerin evlilik süresince sözel şiddet göstermesi evliliğin birinci yıl dönümünde evlilik uyumunun düşmesine neden olan faktörlerden biridir Schumacher ve Leonard 2005. Bu araştırma sonuçlarından da yakın ilişkilerde iletişimin evlilik doyum düzeyine etkilerini görmekteyiz. Erkeklerin eşlerinden gelen sözsüz iletilere yeterince duyarlı olmamaları ile ailedeki çatışma arasında da karşılıklı ilişki bulunabilir. Erkeklerin sözsüz iletileri değerlendirme becerilerinin düşük olması ya da bu tür iletilere ilgi göstermemeleri ailedeki çatışmaların nedenlerinden birisi olabilir. Bunun yanında kadınların sözsüz iletilere fazla duyarlı olmaları

slide 43:

84 cinsel gücünü cazibesini kanıtlama yoluyla gösteren erkeklerin iletişim becerilerine sahip olması gerekebilir. Çatışma eğilimleri düşük ve yüksek olan kadınlar arasında aldatma eğilimi düzeyi açısından anlamlı bir fark yoktur. Çatışma eğilimleri düşük ve yüksek olan erkekler arasında da aldatma eğilimi düzeyi açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ayrıca çatışma eğilimi yüksek olan kadın ve erkekler de aldatma eğilimi düzeyi açısından farklılaşmamaktadır. 4. 3. Evlilik Uyumu Aldatma Eğilimi ve Çatışma Eğilimi Puanlarının Birbirleriyle ve Bazı Değişkenlerle İlişkileri Evlilik uyumu yüksek olan kadınların ve erkeklerin aldatma eğilimleri düşmektedir ya da aldatma eğilimi düştükçe evlilik uyumu yükselmektedir. Bu sonuca daha önce de yer verdik. Bir başka sonuç da kadınlarda ve erkeklerde aldatma eğilimi ile çatışma eğilimi arasında da pozitif ve anlamlı bir ilişki olmasıdır. Aldatma eğilimi yüksek olan kadınların ve erkeklerin çatışma eğilimlerinin de yükseldiği ya da çatışma eğilimi düşen kadın ve erkeklerin aldatma eğilimlerinin düştüğü görülmektedir. Atkins Dimidjian ve Jacobson 2001 evlilik dışı ilişkilerin nedeni olarak çatışmalara atıfta bulunulduğunu belirtmektedirler. Aldatmanın ortaya çıkmasıyla iletişiminin önemini anlama gibi olumlu sonuçlar

slide 44:

83 Karşılıklı Bağımlılık Kuramı’na göre herhangi bir ilişkiyi bitirmenin de bedeli vardır. Bu bedel o ilişkiye yapılan bazı yatırımlar ilişki uğruna feda edilen diğer ilişkiler ilişkiyi koparmak için harcanacak çaba zaman üzüntü vs. den oluşur. Bu nedenle bir ilişkinin sona erdirilmesi için seçenek olan ilişkiden elde edilecek doyumun içinde bulunulan ilişkinin doyum düzeyinden epeyce yüksek olması gerekmektedir Hortaçsu 1997. Flörtün ya da cinsel partnerin yatırım statüsünün bireyin başka biriyle romantik ya da cinsel ilişkiye girmesinde gerçek bir engel olduğu da bulunmuştur Seal Agostinelli ve Hannett 1994. Hakkaniyet Kuramı da ilişkideki ödül ve bedel eşitliğini yeniden sağlamak için bireylerin ikili ilişki dışındaki ilişkiye yatırım yapabileceğini belirtmektedir. İlişkiden daha az ödül elde eden bireyin evlilik doyumu düşebilir bu da alternatiflerin değerlendirilmesine neden olabilir. Kadın ya da erkek ilişkide eşitliği yakalamak için ortamı terk etme ya da ilişkiyi bitirmeyi deneyebilir. Bu nedenle kaybedeceği çok az şey vardır ve önündeki seçenekleri araştırarak yeni kazanımlar elde edebilir. Ayrıca bireyler mutlu doyumlu ve eşit ilişkide olsalar da çekici alternatiflerle karşılaşabilirler Sprecher1998. Farklı bir sonuç olarak cinsiyet-çatışma eğilimi düzeyi ortak etkisi de anlamlı çıkmıştır. Tukey-Kramer testi sonuçlarına göre çatışma eğilimi düşük olan erkeklerin çatışma eğilimi düşük kadınlardan daha fazla aldatma eğilimleri oldukları görülmektedir. Erkekler sahip oldukları iletişim becerileri ile hem karşı cinsi etkileyebilir hem de aldatma durumunu eşinden gizleyebilir. Genel olarak dili kadınlar sosyal ilginin kalitesini artırmayı bekledikleri için erkeklerse sosyal baskınlığın kalitesini arttırmak için kullanırlar Basow ve Rubenfeld 2003. Aldatmada da sosyal baskınlığını egolarını tatmin etme Norment 1998a

slide 45:

82 4. 2. Cinsiyet Evlilik Uyumu Düzeyi ve Çatışma Eğilimi Düzeyinin Aldatma Eğilimi Üzerindeki Etkisi Erkeklerin daha çok aldatma eğilimleri olduğu bilinmektedir. Evlilik uyum düzeyi temel etkisi de anlamlı çıkmıştır. Evlilik uyumu düzeyine göre aldatma eğilimi arasında anlamlı bir fark vardır. Evlilik uyumu düşük olanların aldatma eğilimi ortalaması 69.97 evlilik uyumu yüksek olanların aldatma eğilimi ortalaması 50.60’tır. Buna göre evlilik uyumu düşük olanların aldatma eğilimlerinin yüksek olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi evlilik dışı ilişki ile ilgili en yaygın kabul gören yüklemelerden biri evliliklerdeki mutsuzluk ve çatışmalardır Atkins Dimidjian ve Jacobson 2001. Doyumsuzluk düzeyi arttıkça ilişkide beklentiler seçenekler alternatifler ve sınırlılıklar önemli bir rol oynamaya başlamaktadır Hazan ve Shaver 1994. Karşılıklı Bağımlılık Kuramı bakış açısından kişilerarası ilişkiler ödül-bedel mübadelesine dayanır ve insanlar ödülü haz ve doyum yüksek bedeli bireyin performansını ketlemeye yönelik faktörler düşük ilişkileri tercih ederler. Ödül ve bedel arasındaki fark yani sonuç pozitif olduğunda birey ilişkiyi sürdürme negatif olduğunda ilişkiyi değiştirme veya sonlandırma eğilimi gösterecektir. Bundan yola çıkarak ilişkisel doyumu yüksek bireylerin ilişkiden daha büyük ödül elde ettikleri için aldatma eğilimlerinin düşük olması beklenilebilir. Bununla birlikte bireylerin başka bir ilişkiden elde edecekleri doyum miktarının mevcut ilişkilerininkinden daha az olması da kişiyi ilişkiye bağlı tutabilir.

slide 46:

81 araştırmada böyle bir sonuca ulaşılmamıştır. Bu sonuç flörtle evlenenlerin yüzdesinin 63.1 diğerlerine göre daha yüksek olmasına bağlanabilir. Cinsiyet-evlenme biçimi ortak etkisinin evlilik uyumu üzerinde anlamı bir etkisi görülmemiştir. Cinsiyetin evlilik doyumu ve evlilikte yaşanan problemlerle ilişkisine bakıldığında geleneksel cinsiyet rollerini kabul eden erkeklerin zaman içinde evlilik doyumlarının düştüğü görülse Faulkner Davey ve Davey 2005 de kadın ya da erkeklerin flört ya da diğer şekillerde evlenmesinin evlilik uyumunu etkilemediği görülmüştür. Dökmen 2002 kişiler arasındaki iletişim çatışmalarının niteliğini belirleyen faktörlerden biri olarak cinsiyeti göstermiştir. Kadınlar ve erkekler farklı iletişim kültürlerine Athenstaedt Haas ve Schwab 2004 MacGeorge Graves Feng ve Gillihan 2004 sahiptir. Bu araştırmada ise cinsiyete göre evli bireylerin çatışma eğilimi düzeyleri farklılaşmamıştır. Yine evlenme biçiminin çatışma eğilimi üzerinde anlamlı bir etkisine rastlanmamıştır. Cinsiyet-evlenme biçiminin çatışma eğilimi üzerinde de anlamlı etkileri bulunmamıştır. Modernlik-geleneksellik boyutunda ve de cinsiyet açısından değerlendirdiğimizde geleneksel cinsiyet rollerine sahip erkeklerin duygularını ifade etmekte zorlandıkları eşleriyle ilişkideki adalet ve karar verme konularında daha fazla sorun yaşadıkları Faulkner Davey ve Davey 2005 belirtilmektedir. Bunun evlilikte çatışmalara yol açabileceği açıktır. Daha önce de değinildiği gibi örneklemde evlenme biçimlerindeki eşitsiz dağılımın çatışma eğilimi üzerindeki etkisinin anlamlı çıkmamasına yol açmış olabilir.

slide 47:

80 olduğunu söylerler. Bağımsız ve ayrık şemaya sahip olan bireyler geleneksellere oranla partnerlerinin daha fazla ilişki alternatifi olduğunu düşünürler. Şemaların bu etkilerine rağmen Türk örnekleminde yapılan bu çalışmada geleneksel evlenme biçimi olan görücü usulünün aldatma eğilimi üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Ayrıca bu sonuç aldatmanın evlilik öncesi ilişkinin gelişme şekli ile değil evlilik süresi içerisinde yaşanan ilişkisel nedenlerden kaynaklanmasına bağlanabilir. Aldatma eğilimi üzerinde cinsiyet-evlenme biçimi ortak etkisi de anlamlı değildir. Kadın ya da erkeklerin flört ya da diğer şekillerde evlenmesinin aldatma eğilimini etkilemediği görülmüştür. Kadınların ve erkeklerin evlilik uyum düzeyleri farklılaşmamaktadır. Evlilik uyumu ile ilgili araştırmalara bakıldığında evlilik uyumunun cinsiyete göre farklılaşmadığı Bonds- Raacke Bearden Carriere Anderson ve Nicks 2001 Hamamcı 2005 görülse de bazı araştırmalarda da Gökmen 2001 Hasta 1996 erkeklerin kadınlara oranla evliliklerinden daha fazla doyum aldıkları bulunmuştur. Evlenme biçimine göre de evlilik uyum düzeyi farklılaşmamaktadır. Evlenme biçimlerini flört ve diğer olarak ayırmıştık. Diğerin içinde ise görücü görücü+flört ve az sayıda arkadaşlık tanıştırılarak ilk gördüğü anda evlilik kararı alanlar yer almaktadır. Türkiye’de görücü usulünün evlenme biçiminin geleneksel flörtün ise evlenme biçiminin modern boyutunda yer aldığını düşünebiliriz. Literatürde modern çiftlerin geleneksel çiftlere oranla evlilik uyumlarının daha yüksek olduğu Mcgovern ve Meyers 2002 bulunsa da bu

slide 48:

79 Bu sonuç tek eşliliği daha az savunan erkeklerin Boekhout Hendrick ve Hendrick 2003 aldatma nedenlerinden kaynaklanıyor olabilir. Yenilik arama hissedecekleri anlık tatmin duygusuna yenilme ya da çevrelerinde ciddi bir ilişki istemeyen kadınların varlığı Norment 1998a gibi kadınlara göre daha basit nedenlerle aldatan erkeklerin aldatma oranlarının yüksek olması beklenilebilir bir sonuçtur. Bu durum aldatmaya yapılan cinsel ya da duygusal atıf da göz önünde bulundurulduğunda aldatmaya daha çok cinsel atıfta bulunan erkeklerin aldatma tetikleyicilerinin daha kolay ve daha sıklıkla ortaya çıkabileceği şeklinde yorumlanabilir. Kendine güvenlerini arttırma isteği duygusal olarak ihmal edildiklerini düşünme heyecan arayışı romantizm ihtiyaçlarını karşılama isteği eşlerinden ya da partnerlerinden daha zengin ve statü sahibi biriyle beraber olmak arzusu cinsel tatminsizlik ve hiç bitmeyen ev işlerinin ve sorumlulukların yükünden kurtulma isteği Norment 1998b gibi nedenlerle aldatan kadınların ise ilişkilere daha az cinsel atıf yaptıkları Boekhout Hendrick ve Hendrick 2003 belirtilmektedir. Görüldüğü gibi duygusal temelli aldatma tetikleyicileri kadınlarda daha fazla olduğu için kadınların evlilik dışı ilişki yaşama olasılığı daha az olabilir. Öte yandan aldatma eğilimi üzerinde evlenme biçimi temel etkisi anlamlı çıkmamıştır. Evlenme biçimine göre aldatma eğilimi düzeyleri arasında anlamlı bir fark yoktur. Bununla ilgili literatürde herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Ama Solomon Knobloch ve Fitzpatrick’in 2004 ayrık bağımsız ve geleneksel evlilik şemaları dikkate alındığında evlenme biçimlerinin aldatma eğilimi üzerinde bir etkisi olması beklenebilirdi. Çünkü geleneksel şemaya sahip olan bireyler evliliklerinde en fazla bağlılık hissedenlerdir. Bu kişiler ayrık şemaya sahip olanlara oranla partnerlerinin de kendilerine daha bağlı

slide 49:

78 BÖLÜM 4 TARTIŞMA Daha önce de belirtildiği gibi bu araştırmada evlilik uyumu aldatma eğilimi ve çatışma eğilimi arasındaki ilişki cinsiyet yaş sosyoekonomik düzey evlenme biçimi ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre ilişkinin başlaması ile evlilik tarihi arasındaki süre evlilik süresi ve çocuk sayısı değişkenleri açısından incelenmiştir. Bu bölümde buraya kadar verilen bulgular tartışılmıştır. 4. 1. Cinsiyet ve Evlenme Biçiminin Aldatma Eğilimi Evlilik Uyumu ve Çatışma Eğilimi Üzerindeki Etkileri Kadınların belirttiği aldatma eğilimi ortalaması ile erkeklerin aldatma eğilimi ortalaması arasındaki fark anlamlıdır. Kadınların ve erkeklerin ortalamaları sırasıyla 53.43 ve 67.87’dir. Böylece erkeklerin daha çok aldatma eğilimleri olduğu anlaşılmaktadır. Wiederman 1997 aldatma konusunda yapılan çalışmaların ortak özelliği olarak erkeklerin kadınlara oranla evlilik dışı ilişki yaşama yüzdelerinin çok daha fazla olmasını göstermektedir. Genel olarak erkekler kadınlara oranla daha fazla evlilik dışı ilişki yaşamaktadır Atkins Baucom ve Jacobson 2001 Atwood ve Seifer 1997 Buunk ve Bakker 1995 Egan ve Angus 2004.

slide 50:

77 Çizelge 3.10’da da görüldüğü gibi aldatma eğilimi puanlarına uygulanan hiyerarşik regresyon analizi sonucuna göre evlilik uyumu cinsiyet sosyoekonomik düzey ve ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre değişkenleri aldatma eğiliminin 41’ini açıklamaktadır. Evlilik uyumu yordayıcı değişkenler arasında katkısı en yüksek olandır aldatma eğiliminin 25’ini açıklamaktadır.

slide 51:

76 Erkeklerde ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre arttıkça aldatma eğilimi düzeyi de artmaktadır. 3. 4. Aldatma Eğiliminin Yordanması Katılımcıların aldatma eğilimi düzeylerinin bazı değişkenler temel alınarak yordanması için hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Evlilik uyumu çatışma eğilimi cinsiyet yaş sosyoekonomik düzey evlenme biçimi ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre ilişkinin başlangıcı ile evlilik tarihi arasındaki süre evlilik süresi ve çocuk sayısının aldatma eğilimini ne kadar açıkladığını belirlemek amacıyla verilere hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Sonuçlar çizelge 3. 10.’da verilmiştir. Çizelge 3. 10. Aldatma Eğilimi Düzeyi P uanlar ına Uygulanan Hiyerarşik Regresyon Analizi Sonuç l ar ı Yordayıcı Değişken R² R² Değişim F Değişim Beta t Evlilik Uyumu 0.25 0.25 56.28 -0.50 -7.50 Cinsiyet 0.36 0.12 30.97 0.34 5.57 SED 0.39 0.03 8.21 0.18 2.87 İlişkinin 0.41 0.02 6.33 0.15 2.51 Başlangıcı ile Evlilik Kararı Arasındaki Süre p0.01 p0.05

slide 52:

75 evlilik uyumu düşmektedir. Ayrıca evlilik uyumu düzeyi ile sosyoekonomik düzey arasında pozitif yönde çatışma eğilimi düzeyi ile sosyoekonomik düzey arasında negatif yönde bir ilişki olduğu görülmektedir. Bu sonuç sosyoekonomik düzey yükseldikçe evlilik uyumunun yükseldiğini çatışma eğiliminin düştüğünü göstermektedir. Bu çizelgeye göre ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre arttıkça aldatma eğiliminin de arttığı sonucuna ulaşılmaktadır. Hem kadınlarda hem de erkeklerde evlilik uyumu ile aldatma eğilimi arasında negatif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Buna göre evlilik uyumu yüksek olan kadınların ve erkeklerin aldatma eğilimleri düşmektedir ya da aldatma eğilimi düştükçe evlilik uyumu yükselmektedir. Kadınların ve erkeklerin evlilik uyumları ile çatışma eğilimleri arasındaki ilişkiler de negatif ve anlamlıdır. Evlilik uyumu yüksek olan kadınların ve erkeklerin çatışma eğilimlerinin düştüğü ya da çatışma eğilimleri yükseldikçe evlilik uyumlarının düştüğü görülmektedir. Ayrıca kadınlarda ve erkeklerde aldatma eğilimi ile çatışma eğilimi arasında da pozitif ve anlamlı bir ilişki vardır. Aldatma eğilimi yüksek olan kadınların ve erkeklerin çatışma eğilimlerinin de yükseldiği ya da çatışma eğilimi düşen kadın ve erkeklerin aldatma eğilimlerinin düştüğü görülmektedir. Kadınlarda sosyoekonomik düzey ile evlilik uyumu düzeyi arasında pozitif yönde sosyoekonomik düzey ile çatışma eğilimi düzeyi arasında negatif yönde ilişkiler vardır. Sonuç olarak kadınlarda sosyoekonomik düzey yükseldikçe evlilik uyumunun arttığı ve çatışma eğiliminin düştüğü görülmektedir.

slide 53:

74 ilişkinin başlangıcı ile evlilik tarihi arasındaki süre evlilik süresi ve çocuk sayısı değişkenleri arasındaki ilişkiler ve ayrıca bu değişkenler arasındaki ilişkilerin kadın ve erkek katılımcılar için ayrı ayrı elde edilmiş sonuçları Çizelge 3.9.’da verilmiştir. Çizelge 3. 9. Evlilik Uyumu Aldatma Eğilimi ve Ça tışma Eğilimi Düzeylerinin Birbirleriyle ve Ba z ı Değişkenlerle K or e l as y onl ar ı N204 Aldatma Eğilimi Çatışma Eğilimi Yaş SED Evlilik Kararı Evlilik Tarihi Evlilik Süresi Çocuk Sayısı Kadın Evlilik Uyumu -0.54 -0.24 -0.07 0.26 -0.05 0.00 -0.08 -0.11 Aldatma Eğilimi 0.22 0.06 -0.00 0.15 0.13 0.09 0.07 Çatışma Eğilimi -0.02 -0.23 -0.02 0.07 0.09 0.06 Erkek Evlilik Uyumu -0.53 -0.30 -0.10 0.22 0.12 0.13 -0.06 -0.06 Aldatma Eğilimi 0.23 0.07 0.14 0.27 0.22 0.11 0.05 Çatışma Eğilimi 0.13 -0.13 -0.02 0.07 0.11 -0.19 Toplam Evlilik Uyumu -0.47 -0.26 -0.05 0.24 -0.01 0.03 -0.06 -0.09 Aldatma Eğilimi 0.20 0.13 0.04 0.16 0.13 0.13 0.09 Çatışma Eğilimi 0.03 -0.19 -0.02 0.07 0.09 -0.04 p0.01 p0.05 Çizelge 3. 9. bütün denekler için n204 evlilik uyumu aldatma eğilimi ve çatışma eğilimi düzeyleri ve bazı değişkenler arasında anlamlı ilişkiler olduğunu göstermektedir. Evlilik uyumu ile aldatma eğilimi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre evlilik uyumu yükseldikçe aldatma eğiliminin düştüğü ya da aldatma eğilimi düştükçe evlilik uyumunun yükseldiği anlaşılmaktadır. Yine çizelgeden görüleceği gibi aldatma eğilimi ile çatışma eğilimi arasında da anlamlı bir ilişki vardır. Aldatma eğilimi yükseldikçe çatışma eğiliminin yükseldiği ya da çatışma eğilimi yükseldikçe aldatma eğiliminin yükseldiği görülmektedir. Evlilik uyumu ile çatışma eğilimi arasındaki ilişki de negatif ve anlamlıdır. Evlilik uyumu yükseldikçe çatışma eğilimi düşmektedir ya da çatışma eğilimi yükseldikçe

slide 54:

73 50.60’tır. Buna göre evlilik uyumu düşük olanların aldatma eğilimlerinin yüksek olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. ANOVA’da cinsiyet-çatışma eğilimi düzeyi ortak etkisi de anlamlı çıkmıştır. Bu etkinin kaynağı Tukey-Kramer testi Hovardaoğlu 1994 s.134 ile araştırılmıştır. Tukey-Kramer testi sonuçlarına göre çatışma eğilimi düşük olan kadın ve erkeklerin aldatma eğilimleri arasında anlamlı fark vardır q6.12 p0.05. Ortalamalar sırasıyla 49.46 67.27’dir. Buna göre çatışma eğilimi düşük olan erkeklerin çatışma eğilimi düşük kadınlardan daha fazla aldatma eğilimleri oldukları görülmektedir. Çatışma eğilimleri düşük ve yüksek olan kadınlar arasında aldatma eğilimi düzeyi açısından anlamlı bir fark yoktur. Çatışma eğilimleri düşük ve yüksek olan erkekler arasında da aldatma eğilimi düzeyi açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ayrıca çatışma eğilimi yüksek olan kadın ve erkekler de aldatma eğilimi düzeyi açısından farklılaşmamaktadır. 3. 3. Evlilik Uyumu Aldatma Eğilimi ve Çatışma Eğilimi Puanlarının Birbirleriyle ve Bazı Değişkenlerle İlişkileri Katılımcıların hepsinden elde edilen evlilik uyumu aldatma eğilimi ve çatışma eğilimi düzeyleri ile yaş sosyoekonomik düzey ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre

slide 55:

72 Çizelge 3. 8. Cinsiyet Evlilik Uyumu Düzeyi ve Ça tışma Eğilimi Düzeyine Göre Aldatma Eğilimi P uan l ar ı na uygulanan Varyans Analizi Sonu ç l ar ı Kaynak Kareler Toplamı S. D. Ortalama Kare F Cinsiyet 14210.73 1 14210.73 36.06 Evlilik Uyumu 21481.76 1 21481.76 54.50 Çatışma Eğilimi 642.25 1 642.25 1.63 Cinsiyet x Evlilik Uyumu 1244.25 1 1244.25 3.16 Cinsiyet x Çatışma Eğilimi 1668.43 1 1668.43 4.23 Evlilik Uyumu x Çatışma Eğilimi 1102.04 1 1102.04 2.80 Cinsiyet x Evlilik Uyumu x Çatışma Eğilimi 554.37 1 554.37 1.41 Hata 76855.56 195 394.13 Toplam 808444.48 203 p0.01 p0.05 Çizelge 3. 8.’de görüldüğü gibi aldatma eğilimi puanlarına uygulanan varyans analizi cinsiyet temel etkisinin anlamlı olduğunu göstermiştir. Kadınların aldatma eğilimi ortalaması ile erkeklerin aldatma eğilimi ortalaması arasındaki fark anlamlıdır. Kadınların ve erkeklerin ortalamaları sırasıyla 53.43 ve 67.87’dir. Böylece erkeklerin daha çok aldatma eğilimleri olduğu anlaşılmaktadır. Evlilik uyum düzeyi temel etkisi de anlamlı çıkmıştır. Evlilik uyumu düzeyine göre aldatma eğilimi arasında anlamlı bir fark vardır. Evlilik uyumu düşük olanların aldatma eğilimi ortalaması 69.97 evlilik uyumu yüksek olanların aldatma eğilimi ortalaması

slide 56:

71 Cinsiyet evlilik uyumu düzeyi düşük-yüksek ve çatışma eğilimi düzeyine düşük- yüksek göre aldatma eğilimi ortalamaları Çizelge 3. 7.’de gösterilmiştir. Çizelge 3. 7. Cinsiyet Evlilik Uyumu Düzeyi ve Ça tışma Eğilimi Düzeyine Göre Aldatma Eğilimi O r tal am alar ı Standart Sapmal ar ı Aldatma Cinsiyet Evlilik Uyumu Çatışma Eğilimi N X S Kadın Düşük Düşük 21 63.34 25.11 Yüksek 38 64.31 20.75 Toplam 59 63.96 22.19 Yüksek Düşük 47 43.26 12.54 Yüksek 24 47.44 18.67 Toplam 71 44.67 14.90 Toplam Düşük 68 49.46 19.59 Yüksek 62 57.78 21.48 Toplam 130 53.43 20.85 Erkek Düşük Düşük 6 99.67 20.29 Yüksek 19 79.26 28.15 Toplam 25 84.16 27.55 Yüksek Düşük 27 60.06 20.51 Yüksek 21 58.50 17.02 Toplam 48 59.38 18.89 Toplam Düşük 33 67.27 25.43 Yüksek 40 68.36 24.99 Toplam 73 67.87 25.02 Toplam Düşük Düşük 27 71.41 28.30 Yüksek 57 69.29 24.29 Toplam 84 69.97 25.49 Yüksek Düşük 74 49.39 17.76 Yüksek 45 52.60 18.57 Toplam 119 50.60 18.06 Toplam Düşük 101 55.28 23.12 Yüksek 102 61.93 23.38 Toplam 203 58.62 23.43 Çizelge 3. 7.’ deki ortalamalar arasında anlamlı farklılıkların olup olmadığını belirlemek amacıyla verilere 2 cinsiyet X 2 evlilik uyumu düzeyi X 2 çatışma eğilimi düzeyi desenine uygun varyans analizi uygulanmıştır. Sonuçlar Çizelge 3. 8.’de görülmektedir.

slide 57:

70 Çizelge 3. 6. Cinsiyet ve Evlenme Biçimine Göre Çat ışma Eğilimi P ua nl a r ı na Uygulanan Varyans Analizi Sonuç l ar ı Kaynak Kareler Toplamı S. D. Ortalama Kare F Cinsiyet 151.20 1 151.20 0.34 Evlenme Biçimi 371.27 1 371.27 0.82 Cinsiyet x Evlenme Biçimi 1303.39 1 1303.39 2.89 Hata 89581.19 199 450.16 Toplam 4678914.99 203 p0.05 Çizelge 3. 6.’da görüldüğü gibi çatışma eğilimi puanlarına uygulanan varyans analizi sonuçlarına göre cinsiyet temel etkisi evlenme biçimi temel etkisi ve cinsiyet-evlenme biçimi ortak etkisi anlamlı değildir. 3. 2. Cinsiyet Evlilik Uyumu Düzeyi ve Çatışma Eğilimi Düzeyinin Aldatma Eğilimi Üzerindeki Etkisi Cinsiyet evlilik uyumu düzeyi ve çatışma eğilimi düzeyinin aldatma eğilimi üzerindeki etkilerine bakılmıştır. Bunun için varyans analizi uygulanmıştır. Evlilik uyum düzeyleri ölçek toplam puan medyanına göre belirlenmiştir. Elde edilen medyanın 43 altında olanlar düşük üstünde olanlar düşük evlilik uyumuna sahip olarak kabul edilmişlerdir. Çatışma eğilimi düzeyleri de ölçek toplam puan medyanına göre belirlenmiştir. Elde edilen medyanın 152.52 altında olan düşük üstünde olanlar yüksek çatışma eğilimine sahip olarak kabul edilmişlerdir.

slide 58:

69 Çizelge 3. 5. Cinsiyet ve Evlenme Biçimine Göre Ça tışma Eğilimi O rt al amal ar ı Standart Sapm al ar ı Çatışma Eğil imi Cinsiyet Evlenme Biçimi N X S Kadın Flört 86 149.77 19.97 Diğerleri 44 152.30 25.14 Toplam 130 150.63 21.79 Erkek Flört 42 153.35 17.29 Diğerleri 31 145.02 23.27 Toplam 73 149.81 20.32 Toplam Flört 128 150.94 19.14 Diğerleri 75 149.29 24.49 Toplam 203 150.33 21.23 Çizelge 3. 5.’ teki ortalamalar arasında anlamlı farklılıkların olup olmadığını belirlemek amacıyla verilere 2 cinsiyet X 2 evlenme biçimi desenine uygun varyans analizi uygulanmıştır. Sonuçlar Çizelge 3. 6.’da görülmektedir.

slide 59:

68 Çizelge 3. 4. Cinsiyet ve Evlenme Biçimine Göre Evlilik Uyumu P uanl ar ı na Uygulanan Varyans Analizi Sonuç l ar ı Kaynak Kareler Toplamı S. D. Ortalama Kare F Cinsiyet 284.12 1 284.12 3.60 Evlenme Biçimi 109.95 1 109.95 1.39 Cinsiyet x Evlenme Biçimi 111.19 1 111.19 1.41 Hata 15717.41 199 78.98 Toplam 394835.83 203 p0.05 Çizelge 3. 4.’te görüldüğü gibi belirtilen evlilik uyumu düzeyi puanlarına uygulanan varyans analizi sonuçlarına göre cinsiyet temel etkisi evlenme biçimi temel etkisi ve cinsiyet- evlenme biçimi ortak etkisi anlamlı değildir. 3. 1. c. Cinsiyet ve Evlenme Biçiminin Ça tışma Eğilimi Üzerindeki Etkisi Cinsiyet ve evlenme biçiminin flört ve diğer çatışma eğilimi üzerindeki etkisine bakılmıştır. Cinsiyet ve evlenme biçimine göre çatışma eğilimi ortalamaları Çizelge 3. 5.’te gösterilmiştir.

slide 60:

67 Cinsiyet ve evlenme biçimine göre evlilik uyumu ortalamaları Çizelge 3. 3.’te gösterilmiştir. Çizelge 3. 3. Cinsiyet ve Evlenme Biçimine Göre Evlilik Uyumu Or t alamal ar ı Standart Sapm al ar ı Evlilik Uyumu Cinsiyet Evlenme Biçimi N X S Kadın Flört 86 43.53 9.36 Diğerleri 44 40.37 9.82 Toplam 130 42.46 9.60 Erkek Flört 42 44.48 8.19 Diğerleri 31 44.49 6.76 Toplam 73 44.48 7.57 Toplam Flört 128 43.84 8.97 Diğerleri 75 42.07 8.87 Toplam 203 43.19 8.95 Çizelge 3. 3.’ teki ortalamalar arasında anlamlı farklılıkların olup olmadığını belirlemek amacıyla verilere 2 cinsiyet X 2 evlenme biçimi desenine uygun varyans analizi uygulanmıştır. Sonuçlar Çizelge 3. 4.’te görülmektedir.

slide 61:

66 Çizelge 3. 2. Cinsiyet ve Evlenme Biçimine Göre Aldatma Eğilimi Puanlarına Uygulanan Varyans Analizi Sonuç l ar ı Kaynak Kareler Toplamı S. D. Ortalama Kare F Cinsiyet 8481.81 1 8481.81 16.89 Evlenme Biçimi 816.97 1 816.97 1.63 Cinsiyet x Evlenme Biçimi 729.34 1 729.34 1.45 Hata 99909.15 199 502.06 Toplam 808444.48 203 p0.01 Çizelge 3. 2.’de görüldüğü gibi aldatma puanlarına uygulanan varyans analizi cinsiyet temel etkisinin anlamlı olduğunu göstermiştir. Kadınların aldatma eğilimi ortalaması ile erkeklerin aldatma eğilimi ortalaması arasındaki fark anlamlıdır. Kadınların ve erkeklerin ortalamaları sırasıyla 53.43 ve 67.87’dir. Böylece erkeklerin daha çok aldatma eğilimleri olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan evlenme biçimi temel etkisi anlamlı çıkmamıştır. Evlenme biçimine göre aldatma eğilimi düzeyleri arasında anlamlı bir fark yoktur. Cinsiyet-evlenme biçimi ortak etkisi de anlamlı değildir. 3. 1. b. Cinsiyet ve Evlenme Biçiminin Evlilik Uyumu Üzerindeki Etkisi Burada cinsiyet ve evlenme biçiminin flört ve diğer evlilik uyumu üzerindeki etkisi verilmiştir.

slide 62:

65 Cinsiyet ve evlenme biçimine göre aldatma eğilimi ortalamaları Çizelge 3. 1.’de gösterilmiştir. Çizelge 3. 1. Cinsiyet ve Evlenme Biçimine Göre Aldatma Eğilimi Puanlar ını n Or tal am alar ı Standart Sapm a l ar ı Aldatma Cinsiyet Evlenme Biçimi N X S Kadın Flört 86 53.51 20.69 Diğerleri 44 53.27 21.40 Toplam 130 53.43 20.85 Erkek Flört 42 71.41 25.77 Diğerleri 31 63.06 23.53 Toplam 73 67.87 25.02 Toplam Flört Diğerleri Toplam 128 75 203 59.38 57.31 58.62 23.92 22.67 23.43 Çizelge 3. 1.’deki ortalamalar arasında anlamlı farklılıkların olup olmadığını belirlemek amacıyla verilere 2 cinsiyet X 2 evlenme biçimi desenine uygun varyans analizi uygulanmıştır. Sonuçlar Çizelge 3. 2.’de görülmektedir.

slide 63:

64 BÖLÜM 3 BULGULAR Bu araştırmanın genel amacı daha önce de belirtildiği gibi evlilik uyumu aldatma eğilimi ve çatışma eğilimi arasındaki ilişkileri cinsiyet yaş sosyoekonomik düzey evlenme biçimi ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre ilişkinin başlangıcı ile evlilik tarihi arasındaki süre evlilik süresi ve çocuk sayısı değişkenleri açısından incelemektir. Bu amaç çerçevesinde bu bölümde verilere uygulanan t testi varyans analizi ve hiyerarşik regresyon analizi sonucu elde edilen bulgular verilmiş tüm sonuçlar için anlamlılık düzeyi olarak 0.05 ve 0.01 kabul edilmiştir. Analizler sonucu elde edilen bulgular alt başlıklar halinde belirtilmiştir. 3. 1. Cinsiyet ve Evlenme Biçiminin Aldatma Eğilimi Evlilik Uyumu ve Çatışma Eğilimi Üzerindeki Etkileri Cinsiyet ve evlenme biçimleri flört görücü usulü görücü usulü+flört diğerleri örn.: arkadaşlık tanıştırılarak ilk gördüğü anda evlilik kararı alma flört ve diğerleri olarak ayrılarak evlilik uyumu aldatma eğilimi ve çatışma eğilimi üzerindeki etkileri verilmiştir. Bu etkiler varyans analizi ile bulunmuştur. 3. 1. a. Cinsiyet ve Evlenme Biçiminin Aldatma Eğilimi Üzerindeki Etkisi Burada cinsiyet ve evlenme biçiminin flört ve diğerleri aldatma eğilimi üzerindeki etkisi verilmiştir.

slide 64:

63 Fakültesi’nde okuyan 14 öğrenci ile birer saatlik iki oturum düzenlenmiş ve ‘kadınlar ev dışında çalışmalı mı’ sorusu tartışılmıştır. Araştırmacı tamamen pasif kalmış ve tartışmalar banda kaydedilmiştir. Bant araştırmacı tarafından bir tiyatro metni gibi yazıya aktarılmış ve 8 çatışma türü açısından puanlanmıştır. Tartışma metni psikolojide master derecesine sahip bir hakeme de puanlattırılmıştır. Hakem ile araştırmacının verdiği puanlar arasında .87 düzeyinde ilişki bulunmuştur. Daha sonra aynı öğrenci grubuna ölçek uygulanmış ölçek puanları ile grup tartışmasından aldıkları puanlar karşılaştırılmıştır. Her iki çatışma sınıfı için ayrı ayrı hesaplanan korelasyonlar .64 ile .88 arasına bulunmuştur Dökmen 1986. 2. 3. İŞLEM Araştırmanın verileri Kasım 2004- Şubat 2006 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplama araçları araştırmacının unvanı adı ve öğrencisi olduğu sosyal bilimler enstitüsünün adının yazılı olduğu zarflar içerisinde verilmiştir ve uygulama bittiğinde zarfı yapıştırabilecekleri söylenmiştir. Örneklemi oluşturan 204 evli bireye araştırma ve uygulama hakkında bilgilendirilmiş olan kişiler ve araştırmacı tarafından ulaşılmış ve veri toplama araçları verilerek uygulama yapılmıştır. Katılımcılar ölçekleri ya iş yerlerinde ya da evlerinde doldurmuşlardır. Her iki eşe de aynı anda uygulama yapıldığında eşlerin birbirlerinin yanıtlarını görmemesine özen gösterilmiştir. Uygulama süresi 15-25 dakika arasında değişmiştir.

slide 65:

62 çatışmayı ya da çatışma eğilimi olumsuz maddeler ise çatışma sayılmayan davranış ve eğilimleri ifade etmektedir. Ölçeğin 10 alttesti vardır Dökmen 1986. Aktif çatışma 7 madde Pasif çatışma 9 madde Varoluş çatışması 5 madde Tümden reddetme 6 madde Önyargılı çatışma 1 madde Yoğunluk çatışması 2 madde Aktif-önyargılı çatışma 2 madde Pasif-tümden reddetme 4 madde İnsancıl yaklaşım 8 madde Kişisel özellikler 9 madde Olumlu ifadeleri içeren maddelere verilen ‘tamamen aykırı’ yanıtına ‘1’ puan diğerlerine ise sırasıyla ‘oldukça aykırı’ yanıtına ‘2’ ‘kararsızım’ yanıtına ‘3’ ‘oldukça uygun’ yanıtına ‘4’ ve ‘tamamen uygun’ yanıtına ‘5’ puan verilir. Olumsuz ifadeleri içeren maddeler için bu puanlama ters yönde yapılır. Olumlu ifadeleri içeren maddelerden elde edilen puanların yüksekliği çatışma eğiliminin yüksek olduğunu gösterir Dökmen1986. Ölçek Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde okuyan 102 öğrenciye 14 gün ara ile iki kez uygulanmış ve Pearson Momentler Çarpımı korelasyon tekniği ile hesaplanan test-tekrar test güvenirliği .89 olarak bulunmuştur. Ölçüt-bağımlı geçerliği hesaplamak için ise şöyle bir yöntem izlenmiştir: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri

slide 66:

61 puanlara bakılarak uyumlu ve uyumsuz evli kişilerin ayırt edilmesini sağlayan puan değeri 43 olarak hesaplanmıştır. Bu durumda evli kişiler 43 ve üzeri puan almışlarsa evliliklerinde uyumlu 43 altında puan almışlarsa evliliklerinde uyumsuz olarak belirlenmişlerdir. 2. 2. 4. Çatışma Eğilimi Ölçeği ÇEÖ Kişilerin iletişim çatışmalarına girme eğilimlerini ölçmeyi amaçlayan Likert türü bu ölçek Harary ve Batell’in 1981 iletişim çatışması sınıflamaları kuramsal temel kabul edilerek Dökmen 1986 tarafından geliştirilmiştir. Harary ve Batell’in iletişim çatışması sınıflamalarında başlıca sekiz bölüm bulunmaktadır. Bunlardan üç tanesi aktif pasif ve varoluş çatışmaları adını taşımakta olup “yönelim çatışmaları” altında üç tanesi ise tümden reddetme önyargılı ve yoğunluk çatışmaları adını taşıyarak “kapsam çatışmaları” başlığında toplanmaktadır. Yönelim çatışmalarında iki kişi arasında kişilerin kendilerinden kaynaklanan nedenlerden ötürü çatışma ortaya çıkmaktadır kapsam çatışmalarında ise kişilerin kendilerinden ötürü değil aralarında alıp verdikleri mesajın kapsamından ötürü çatışma olmaktadır. Sınıflamaya göre bir de yönelim ve kapsam çatışmalarının karışımından oluşan karma çatışmalar vardır Akt.: Dökmen 1987. ÇEÖ Harary ve Batell’in bu sınıflandırmaları esas alınarak alt bölümlerden oluşturulmuş ayrıca “insancıl yaklaşım” ve “kişisel özellikler” adlı iki alt bölüm de eklenmiştir Dökmen 1987. ÇEÖ Ek 10 bireylerin iletişim becerileri ve iletişimde karşılaştıkları sorunları ölçmektedir. Lise öğrencilerine ve yetişkinlere uygulanabilmektedir Öner 1997. Ölçek 31 olumlu 22 olumsuz olmak üzere toplam 53 maddeden oluşmaktadır. Olumlu maddeler bir

slide 67:

60 10. madde 0 1 2 puan 11. madde 3 2 1 0 puan 12. madde anlaşmazlık: 0 puan dışarıda bir şeyler yapmak : 1 puan evde oturmak: 2 puan 13. madde 0 1 2 3 puan 14. madde 2 1 0 puan 15. madde 0 1 2 2 puan 2. 2. 3. b. Evlilik Uyumu Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlama Çalışma s ı EUÖ Ek 9 Kışlak 1995 tarafından Türkçe’ye uyarlanmıştır. Burada Kışlak’ın 1995 uyarlama çalışması özetlenmektedir. Uyarlama çalışması için EUÖ Kışlak 1995 tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir. Daha sonra çeviriler 5 uzman psikolog ve bir de yabancı dil uzmanı tarafından kontrol edilip düzeltilmiştir. Kışlak 1995 güvenirlik ve geçerlik göstergelerinin elde edilmesi için yaptığı çalışmada farklı eğitim ve gelir düzeylerinden olan 31 evli kadın X33 ranj22-53 ve 31 evli erkek X34 ranj24-47 olmak üzere toplam 62 gönüllü denekle gerçekleştirmiştir. Çalışmada EUÖ’nün iki yarım güvenirliği .67 ve iç tutarlık katsayısı .80 bulunmuştur. EUÖ’nün ölçüt geçerliğinin saptanmasında Aile Yapısını Değerlendirme Aracından AYDA yararlanılmıştır. EUÖ’den elde edilen toplam puanlar ile AYDA’dan elde edilen toplam puanlar arası korelasyon hesaplanmış ve bu değer .66 olarak bulunmuştur. EUÖ’nün geçerliğine bir kanıt olarak kadınların ve erkeklerin EUÖ ve AYDA’daki toplam puanları arası korelasyona bakılmıştır. Geçerlik katsayısı kadınlar için .76 erkekler için .54 olarak bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda ölçekten alınan

slide 68:

59 2. 2. 3. Evlilik Uyum Ölçeği EUÖ 2. 2. 3. a. Evlilik Uyum Ölçeği’nin Orijinal Formu H ak k ı n da Bilgiler Evlilik Uyum Ölçeği ile ilgili bilgiler Kışlak 1995 s.54-56 tarafından aktarılmıştır: Günümüze kadar pek çok araştırmada güvenilir ve geçerli kabul edilerek kullanılan EUÖ Locke ve Wallace 1959 tarafından evlilik uyumunu ölçmek amacıyla geliştirilmiş 15 maddelik bir ölçektir. Ölçeğin orijinalinin geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapıldığı örneklem birbirleriyle evli olmayan 118 evli erkek ve 118 evli kadından oluşmuştur. Bu çalışmada ölçeğin iç tutarlık katsayısı .90 olarak bulunmuştur. Ancak test-tekrar test güvenirliğine bakılmamıştır. Geçerlik ile ilgili olarak yapılan çalışmada ölçeğin uyumlu ve uyumsuz grubu anlamlı olarak birbirinden ayırt ettiği anlaşılmıştır. Söz konusu çalışmada klinik görüşmeler sonucu uyumsuz olarak belirlenen grubun sadece 17’si uyumlu grubun ise 96’sı evlilik uyumunu ifade eden 100 ve üzeri puan almışlardır. Locke ve Wallace’ın geliştirdiği ölçekteki puanlar uyumsuzluktan uyumluluğa doğru artmaktadır. Bu durumda en düşük uyumsuzluk puanı 2 en yüksek uyum puanı ise 158 olarak belirlenmiştir. Hunt 1987’de söz konusu puanlamayı basitleştirerek toplam puanı 60’a indirmiş ve güvenirlik çalışması sonucu Locke ve Wallace’ın orijinal testi ile aynı sonuçları elde etmiştir kadınlar için r.92 erkekler için r.94. Basitleştirilmiş sistem aşağıdaki gibidir: 1.madde 0 1 2 3 4 5 6 puan 2 ile 9 arası maddeler 5 4 3 2 1 puan

slide 69:

58 edilen puanlar arasındaki korelasyon hesaplanarak testin tekrarı güvenirlik katsayısı .84 p.01 n19 bulunmuştur. Bu sonuç ölçeğin zamana göre kararlı olduğunu göstermektedir. 2. 2. 2. f. Ölçeğin Özellikleri Likert tipi ölçeklerde boş bırakma tepkisinden veya kalıp yargılara dayalı tepkilerden kaçınmak için ölçek maddelerinin yarısı tutum boyutunun bir tarafını olumlu uzamını diğer yarısı da öteki tarafını olumsuz uzamını kapsayan ifadeler olmalıdır Tezbaşaran 1997. Bu yolla bazı deneklerin maddeler üzerinde yeterince düşünmeden işaretleme yapması sonucu ortaya çıkan muhtemel aşırı uç puanlarının ortaya çıkması da önlenebilir. Bu amaçla Aldatma Eğilimi Ölçeği’nin maddelerinin bir kısmı negatif olarak düzenlenmiştir 30 maddeden 18’i pozitif 12’si ise negatiftir. Pozitif maddeler aldatma eğilimini işaret eden maddelerdir negatif maddeler ise bunun tam zıttını yani aldatma sayılmayan davranış ve eğilimleri ifade eder. Örneğin Aldatma Eğilimi Ölçeği’ndeki “Eşimle düzenli aralıklarla cinsel ilişkiye giremediğimde iş seyahatleri vs. bu dönemlerde başkasıyla birlikte olmayı deneyebilirim.” şeklindeki madde pozitiftir “Eşim bana zaman ayırmasa da hayatıma başka bir partneri almayı düşünmem.” şeklindeki bir madde ise negatiftir. 4 9 10 1114 16 17 18 20 23 27 ve 28 numaralı maddeler negatif maddelerdir ve ters puanlanmaktadır Ek 8. Ölçekten alınan yüksek puan aldatma eğiliminin arttığına işaret etmektedir.

slide 70:

57 2. 2. 2. d. Ölçeğin Geçerliği Geçerlik ve güvenirlik çalışması için evliliği süresince eşini en az bir defa aldattığını n30 ve hiç aldatmadığını bildiren n72 104 evli deneğe Aldatma Eğilimi Ölçeği uygulanmıştır. Bu iki grup deneğin Aldatma Eğilimi Ölçeği’nden aldıkları puanlar arasındaki farkın anlamlılığı sınanmış ve bu sonuç ölçeğin geçerliliği için bir kanıt olarak alınmıştır. İki grubun aritmetik ortalamaları şöyledir: Eşini en az bir defa aldattığını bildiren deneklerin aritmetik ortalamaları X101.60 s13.41 eşini hiç aldatmadığını bildiren deneklerin aritmetik ortalamaları X66.00’dir s21.07. t testi sonucu ise t8.55’tir p.01. Bu sonuca göre Aldatma Eğilimi Ölçeği aldatan aldatma eğilimi yüksek ve aldatmayan aldatma eğilimi düşük iki grubu beklenen yönde ayırt edebilen aldatan grubun puanları anlamlı düzeyde daha yüksektir geçerli bir ölçektir. 2. 2. 2. e. Ölçeğin Güvenirliği Güvenirlik için Cronbach α ve iki yarım güvenirliğine bakılmıştır. Cronbach α katsayısı 0.95’tir n104. İki yarı güvenirliği de .95 bulunmuştur. Bu sonuçlar ölçeğin iç tutarlığının yüksek olduğunu göstermektedir. Test-tekrar test güvenirliği için 50 deneğe iki hafta ara ile Aldatma Eğilimi Ölçeği tekrar verilmiştir. Bu 50 ölçekten 19’u araştırmacıya ulaşabilmiştir. Bu iki uygulamadan elde

slide 71:

56 oluşturan deneklerin her bir maddeden aldıkları puanlarla alt 27’yi n27 oluşturanların her bir maddeden aldıkları puanlar t-testi ile karşılaştırılmıştır Tezbaşaran 1997. Böylece ölçeği oluşturan 40 maddenin her birine ilişkin t değerine bakılarak bu değerin anlamlı olup olmadığı dolayısıyla bu değere ilişkin maddenin üst ve alt grupları ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak maddelerin t-değerleri hesaplanarak 40 maddenin de ayırt edici olduğuna karar verilmiştir Ek 6. İstatistiksel işlemlere göre maddelerin hepsinin madde-toplam puan korelasyonları koyulan ölçüte göre anlamlı ve ayırt edici çıkmıştır ama uygulama sırasında iyi anlaşılmadığı cevap verilmediği belirlenen maddeler ve kararsız kalınan maddeler gözden geçirilmiştir. Buna göre ölçekten 6. 7. 13. 15. 16. 17. 26. 29. 33. 34. maddeler çıkarılmıştır Ek 7. Uygulama sırasında anlaşılmayan ya da aldatma eğilimini ölçmediği düşünülen maddeler 6 7 13 15 16 26 29 33 34 numaralı maddelerdir. En çok cevap verilmeyen maddeler 6 7 13’tür. 6. maddeye 5 kişi 7. maddeye 5 ve 13. maddeye 11 kişi cevap vermemiştir. 7. ve 17. maddeler de deneklerin en çok kararsız kaldığı maddelerdir. 7. maddede 15 ve 17. maddede 6 kişi kararsız kalmıştır. Aldatma Eğilimi Ölçeği denemelik formdan elden edilen veriler üzerinde gerçekleştirilen madde analizi ve diğer ölçütler de dikkate alınarak 10 maddenin 6. 7. 13. 15. 16. 17. 26. 29. 33. 34. elenmesiyle elde kalan 30 maddeden oluşmuştur. Yapılan incelemede de bu maddelerin Sosyal Mübadele Kuramı’nın ana hatlarını yansıttığına karar verilmiştir. Ölçeğin ulaştığı bu son durum 30 madde Ek 8’de görülmektedir.

slide 72:

55 süreleri 1 yıl ile 33 yıl arasında yaşları 21 ila 60 arasında değişmekte olup 62’si kadın 42’si erkektir 42’si lise 49’u üniversite 12’si ileri eğitim mezunudur. 2. 2. 2. c. Madde Analizi Bu 40 maddelik ölçek Ek 5 55 kadın ve 45 erkek olmak üzere toplam 100 evli bireye uygulanmıştır. Bu gruptan elde edilen veriler üzerinde madde analizi yapılmıştır. Bu amaçla iki işlem uygulanmıştır: Madde toplam puan korelasyonlarının ve maddelerin t-değerlerinin hesaplanması. Bu hesaplamalara aşağıda madde seçimi anlatılırken yer verilecektir. Madde seçiminde beş ölçüt dikkate alınmıştır: 1 Madde-toplam puan korelasyonları 2 Maddelerin t-değerleri 3 Boş bırakılan maddelerin oranları 4 Maddelerde kararsızlık bildiren deneklerin oranları 5 Uygulama sırasında deneklerin eleştirileri maddenin anlaşılmaması ya da aldatma eğilimini ölçmediğine yönelik eleştiriler. Madde-toplam puan k o r e l as y on l ar ı nı n he s a pl anm a s ı: Her bir madde için deneklerin bu maddeden aldıkları puanlarla ölçeğin tümünden aldıkları puanlar arasındaki korelasyon hesaplanmıştır. Gerçekleştirilen istatistiksel işlemler sonucunda 40 maddelik ölçeğin bütün maddelerine ilişkin madde-toplam puan korelasyonlarının koyduğumuz ölçüte göre anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ek 6’da maddelerin madde-toplam puan korelasyonlarına yer verilmiştir. Maddelerin t-değerlerinin he s a pl anm a s ı: Deneklerin Aldatma Eğilimi Ölçeği’nden aldıkları toplam puanlar en yüksekten en düşüğe doğru sıralanmış ve üst 27’yi n27

slide 73:

54 hakemin yargılarına dayanılarak gerçekleştirilmiştir. Hakemlerden üçü 12. ikisi de 27. maddenin aldatma eğilimini ölçmediği görüşünde olduğu için bu maddeler çıkartılmış ve geriye 32 madde kalmıştır Ek 4. Hakem yargısıyla oluşturulan 32 maddelik ölçek evlilik dışı ilişki yaşamış bir erkek psikolog-gazeteci-yazar ve bir kadınla dergi editörü tartışılmıştır. Onların aldatma nedenlerine bağlı olarak da Ek 5’te görülen 20 29 32 33 34 36 38 39. maddeler ölçeğe eklenmiştir. Ayrıca Ek 4’teki 1 4 10 13 14 16 20 22 23 25 26 29 30 31 33. maddeler hakemler ve evlilik dışı ilişki yaşamış kişilerle yapılan görüşmedeki eleştiriler dikkate alınarak düzeltilmiştir. Ek 5’te görüldüğü üzere deneklere uygulanmaya hazır hale getirilen 40 maddelik Likert tipi ölçeğin yanında deneklerin yargılarını belirtecekleri 5 basamak bulunmaktadır bu basamaklar tamamen katılıyorum 5 puan katılıyorum 4 puan kararsızım 3 puan katılmıyorum 2 puan tamamen katılmıyorum 1 puan şeklindedir. Ayrıca 40 maddenin altında bu maddelerden bağımsız olarak “Evliliğim süresince eşimden başka biriyle birlikte oldum.” maddesi eklenmiştir ve “Evet” ya da “Hayır” seçeneklerine yer verilmiştir. 2. 2. 2. b. Denekler Aldatma Eğilimi Ölçeği’nin madde analizi için 100 evli bireyle çalışılmıştır. Bu deneklerden 31’i evlilik dışı ilişki yaşamış 68’i yaşamamıştır evlilik süreleri 1 yıl ile 37 yıl arasında yaşları 19 ila 61 arasında değişmekte olup 55’i kadın 45’i erkektir 24’ü lise 69’u üniversite 7’si ileri eğitim mezunudur. Aldatma Eğilimi Ölçeği’nin güvenirlik-geçerlik çalışması için ise 104 evli bireyle çalışılmıştır. Bu deneklerden 30’u evlilik dışı ilişki yaşamış 72’si yaşamamıştır evlilik

slide 74:

53 Sosyal mübadele kuramı Thibaut ve Kelley 1959 birey için ilişki türeten ödül ve bedeller üzerinde odaklanır. Bu teorideki temel değişkenler ödüller bedeller karşılaştırma düzeyi ve seçenekler için karşılaştırma düzeyidir. Karşılaştırma düzeyi bireyin böyle bir ilişkiden ne hak ettiği ve geçmiş deneyimlerine dayanan ve diğerlerinin deneyimlerinden habersiz ilişki değerlendirme standardı beklentilerini göstermektedir. Seçenekler için karşılaştırma düzeyi ilişkideki bağlılığı etkiler. Bireyler ilişkiden aldıkları sonuçlarla alternatiften almayı bekledikleri sonuçları karşılaştırırlar. Eğer geçerli ilişkilerinden aldıkları sonuçlar en iyi alternatiflerden beklediği sonuçlardan iyiyse kişiler kendilerini ilişkiye bağlı hissedeceklerdir Akt.: Sprecher 1998 s.33-34. Aldatma Eğilimi Ölçeği’nde evli bireyler için ödül ya da bedel olabilecek maddelere yer verilerek bu bireylerin ilişkiye bağlılığı ya da aldatma eğiliminin ortaya çıkması beklenmektedir. Madde yazımı tamamlanarak ölçeğin 34 maddelik denemelik formu oluşturulmuştur Ek 2. Bu maddelerin aldatma eğilimini ne ölçüde ölçtüğüne karar vermek için hakem yargısına başvurulmuştur. Görüşlerine başvurulan beş hakem hepsi psikoloji alanında olmak üzere 1 doçent 1 doktor 1 uzman 2 lisans mezunudur. Bu beş hakeme Ek 2’de görülen yönerge ile birlikte 34 maddeden oluşan ölçek verilmiş maddelerin her birinin aldatma eğilimini ölçüp ölçmediğinin belirtilmesi ve değişiklik önerilecekse bunun yazılması istenmiştir. Bunun için bir hakem yargısı formu hazırlanmıştır Ek 3. Sonuçta bu beş hakemin yargıları ile araştırmacının yargıları bir araya getirilmiş yani değerlendirme araştırmacı dahil altı

slide 75:

52 2. 2. VERİ TOPLAMA ARAÇLARI Bu araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu Çatışma Eğilimi Ölçeği Evlilik Uyum Ölçeği ve Aldatma Eğilimi Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. 2. 2. 1. Kişisel Bilgi Formu Bu formda katılımcıların cinsiyet yaş eğitim düzeyi gibi demografik özelliklerinin yanında evlenme biçimi evlilik süresi gibi ilişkinin özellikleriyle ilgili sorular yer almaktadır Ek 1. 2. 2. 2. Aldatma Eğilimi Ölçeği AEÖ 2. 2. 2. a. Aldatma Eğilimi Ölçeği’nin Geliştirilmesi Aldatma Eğilimi Ölçeği sosyal mübadele kuramının Thibaut ve Kelley 1959 Akt.:Azizoğlu-Binici ve Hovardaoğlu 1996 genel görüşlerinden yola çıkılarak araştırmacı tarafından geliştirilen Likert tipi bir ölçektir. Likert tipi ölçekleri geliştirmede Tezbaşaran 1997 ilk adım olan denemelik madde elde etmede evlilik dışı ilişkinin nedenlerini ve türlerini ve evlilik dışı ilişki ile çeşitli değişkenler arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar ve tezlerden yararlanılmıştır. Daha da önemlisi sosyal mübadele kuramının kavramları çerçevesinde denemelik maddeler oluşturulmuştur.

slide 76:

51 serbest fizyoterapist sekreter çocuk gelişimi ve eğitimcisi mühendis teknisyen hemşire doktor ve diğer meslek alanları. Sosyoekonomik düzey incelendiğinde 5 2.5 kişi kendilerini hangi sosyoekonomik düzeyde değerlendirdiklerini yazmamakla birlikte sosyoekonomik durumlarını bildiren katılımcıların 4’ü 2.0 alt 17’si 8.5 orta altı 121’i 60.8 orta 53’ü 26.6 orta üstü 4’ü 2.0 üst sosyoekonomik düzey olarak kendilerini değerlendirmişlerdir. Evlenme biçimini bildiren katılımcılardan 128’i 63.1 flört 37’si 18.2 görücü usulü 29’u 14.3 görücü+flört ve 9’u 4.4 diğerleridir örn.: arkadaşlık tanıştırılarak ilk gördüğü anda evlilik kararı alma. Bir kişi de evlenme biçimini bildirmemiştir. Evli bireyler ilişki başladıktan ortalama X1.38 s1.67 yıl sonra evlilik kararı almışlardır ve ilişkinin başlaması ile evlilik kararı alma arasındaki süre ranjı 0-10 yıldır. Katılımcılar ilişki başladıktan ortalama X2.17 s2.05 yıl sonra evlenmişlerdir ve bunun ranjı da 0-10’dur. Evlilik süresi 1 yıl ile 37 yıl arasında değişmektedir ve ortalama evlilik süresi X10.77 s8.82 yıldır. Çocuk sayılarının ranjı 0-3’tür ortalaması ise X1.16’dır s0.85.

slide 77:

50 BÖLÜM 2 YÖNTEM Bu araştırmada evli bireylerin evlilik uyumlarının aldatma eğilimlerinin çatışma eğilimlerinin birbirleriyle ve bazı değişkenlerle aralarındaki ilişkiler incelenmiştir. 2. 1. KATILIMCILAR Araştırmanın örneklemi evli kadınlar ve erkekler olmak üzere toplam 204 kişiden oluşmuştur. Katılımcıların biri cinsiyetini bildirmemiştir. Cinsiyetini bildiren katılımcıların 130’u 64 kadın 73’ü 36 erkektir. Katılımcıların yaş ranjı 22-64 yaş ortalaması X35.76’dır s8.83. Eğitim durumlarını bildiren katılımcıların 62’si 31 lise 109’u 54.5 üniversite mezunudur ve 29’u 14.5 lisansüstü eğitimi görmüştür. Dört katılımcı ise eğitim durumunu yazmamıştır. Katılımcıların mesleklerine ya da yaptıkları işlere bakıldığında farklılıklar gözlenmektedir. Bu meslekler veya yaptıkları işler şunlardır: Öğretmen ev hanımı memur

slide 78:

49 6. Aldatma eğilimi ile evlilik uyumu çatışma eğilimi yaş sosyoekonomik düzey evlenme biçimi ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre ilişkinin başlangıcı ile evlilik tarihi arasındaki süre evlilik süresi ve çocuk sayısı arasında ilişki var mıdır 7. Çatışma eğilimi ile evlilik uyumu aldatma eğilimi yaş sosyoekonomik düzey evlenme biçimi ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre ilişkinin başlangıcı ile evlilik tarihi arasındaki süre evlilik süresi ve çocuk sayısı arasında ilişki var mıdır 8. Evlilik uyumu düzeyi çatışma eğilimi düzeyi cinsiyet yaş sosyoekonomik düzey evlenme biçimi ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre ilişkinin başlangıcı ile evlilik tarihi arasındaki süre evlilik süresi ve çocuk sayısı aldatma eğilimi düzeyini yordamakta mıdır

slide 79:

48 1. 4. ARAŞTIRMANIN AMACI Bu araştırmanın genel amacı evlilik uyumu aldatma eğilimi ve çatışma eğiliminin birbirleriyle ve bazı değişkenlerle arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu genel amaç çerçevesinde araştırmanın amaçlarını şu sorularla ifade etmek mümkündür: Evli olan bireylerde 1. Cinsiyet ve evlenme biçimine göre aldatma eğilimi düzeyi farklılaşmakta mıdır 2. Cinsiyet ve evlenme biçimine göre evlilik uyumu düzeyi farklılaşmakta mıdır 3. Cinsiyet ve evlenme biçimine göre çatışma eğilimi düzeyi farklılaşmakta mıdır 4. Cinsiyet düşük ve yüksek evlilik uyumu düşük ve yüksek çatışma eğilimi düzeyine göre aldatma eğilimi düzeyi farklılaşmakta mıdır 5. Evlilik uyumu ile aldatma eğilimi çatışma eğilimi yaş sosyoekonomik düzey evlenme biçimi ilişkinin başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre ilişkinin başlangıcı ile evlilik tarihi arasındaki süre evlilik süresi ve çocuk sayısı arasında ilişki var mıdır

slide 80:

47 Buraya kadar üzerinde durulan ilişkili araştırma sonuçları çerçevesinde bu çalışmanın amacı aşağıda verilmiştir.

slide 81:

46 yaşanan küçük ve büyük çatışmaları konu almıştır. Katılımcıların çoğu önemli konular üzerinde yaşanan tartışmaların ilişki doyumunu etkilediğine inanmaktadırlar. Bunun yanında yapılan küçük tartışmaların ilişki doyumunu etkilediği düşünülmemektedir. Schumacher ve Leonard 2005 da kadınların ve erkeklerin evlilik süresince sözel şiddet göstermesinin evliliğin birinci yıl dönümünde evlilik uyumunun düşmesine neden olan faktörlerden biri olduğunu bulmuşlardır. Bu durumu çiftlerin uyum yönelimi ile açıklayabiliriz. Üniversite öğrencileri arasında yapılan bir araştırmada Koerner ve Fitzpatrick 2002 katılımcıların ailelerinde yaşadıkları çatışmalara yaklaşım biçimlerinin romantik ilişkilerindeki çatışmalara yaklaşım biçimleri ile benzerlik gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu konudaki en önemli faktör uyum yönelimidir. Uyum yöneliminin yüksek olduğu ailelerde yetişen kişiler romantik ilişkilerindeki çatışmalara daha çok negatif ve sözel şiddet içerecek şekilde yaklaşırlar. Diğer taraftan uyum yönelimi düşük olan ailelerde yetişen bireyler ilişkilerinde yaşadıkları çatışmalara daha az negatif yüklemeler yaparlar. Bu kişiler çatışmayı bir ilişkide normal olarak değerlendir ve hatta yapıcı olabileceğini düşünürler. Aynı zamanda çatışmanın ilişkilerini kötü yönde etkilemesine de izin vermezler. İletişimin evlilik üzerindeki bir başka etkisi de evlilik dışı ilişkilerin yaşanıp yaşanmamasıdır. Daha önce de belirtildiği gibi evlilik dışı ilişki ile ilgili en yaygın kabul gören yüklemelerden biri evliliklerdeki mutsuzluk ve çatışmalardır Atkins Dimidjian ve Jacobson 2001. Evlilik dışı ilişkilerde iletişimin rolü bilinse de bununla ilgili literatürde araştırmalara rastlanmamıştır. Ama aldatma sonrası düşünüldüğünde Olson ve diğer. 2002 çiftler tarafından iletişiminin öneminin anlaşıldığını belirtmişlerdir.

slide 82:

45 1997. İletişimin evlilikteki mutluluk üzerinde etkisine rağmen eğer bir çift bağlılık hissetmiyorsa da iletişim kalitesinin evlilik doyumunu arttıracağından söz edilemez Montgomery 1981. Malkoç 2001 evli bireylerin her bir iletişim şekli ile evlilik uyumları arasında ilişki olduğunu belirtmiştir. Daha ayrıntılı olarak evlilik uyumu yüksek bireylere göre evlilik uyumu düşük olan bireylerin daha fazla yıkıcı ve daha az yapıcı iletişim şekilleri kullandığını bulmuştur. Gordon Baucom Epstein Burnett ve Rankin 1999 kadınların çoğunda iletişimin evlilik uyumu ile yakın ilişki içinde olduğunu ve sorunlarla başa çıkmada etkili iletişimin çiftlere fayda sağladığını belirtmişlerdir. Genel olarak iletişim becerileri erkeklerin evlilik doyumunu tahmin etmede kadınların evlilik doyumunu tahmin etmeye oranla daha işlevseldir Burleson ve Denton 1997. İletişim ile ilgili bazı faktörlerin evlilik ve evlilik doyumu üzerindeki etkilerine de bakılmıştır. Bunlardan biri anlaşma düzeyi ve negatif çatışmalardır. Cramer 2001 üniversite öğrencilerin çoğunun ilişkilerindeki anlaşma düzeyini ilişkilerinin ilk başladığı zamana oranla daha yüksek olarak nitelendirdikleri saptanmıştır. Anlaşma düzeyinin ilişki doyumu ve negatif çatışmalar ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Varolan anlaşma durumu ve negatif çatışmalar ilişki doyumunu etkileyen faktörlerdir. Anlaşmanın düşmesi durumunda ilişki doyumu düşer ve negatif çatışmalar artar. Cramer 2003 bir ilişkide yaşanan negatif tartışmaların partnerin anlaşılma ve kabul edilme duygularına zarar verdiğini ve ilişki doyumunu düşürdüğünü belirtmiştir. Empati kurma davranışı da ilişki doyumu ile yakından alakadır. Aynı zamanda onaylanma isteğinin de ilişki doyumu ile bağlantılı olmadığı görülmüştür. Üniversite öğrencileri ile yaptığı bir başka araştırmada Cramer 2002 ilişkilerde

slide 83:

44 Faulkner Davey ve Davey 2005. Üniversite öğrencileri arasında yakın ilişki içinde olan bireylerin günü birlik ilişkiler yaşayanlara oranla sözel olmayan iletişime daha fazla önem verdikleri görülmüştür. Yakın ilişki yaşayan bireyler sözel olmayan ifadeleri kullanmada daha fazla çaba gösterirler. Yine aynı bireyler bu durumun karşılıklı olduğundan yani partnerlerinin de aynı çabayı gösterdiğinden bahsetmişlerdir. Kadınların sözel olmayan iletişimi sıklıkla kullandığı görülmüştür. Yakın ilişki yaşayan bireyler ilişki doyumlarını günü birlik ilişki yaşayanlara oranla daha yüksek olarak nitelendirmişlerdir McGinty Knox ve Zusman 2003. Eşleriyle konuşmanın ve etkili bir iletişimin önemi uzun süreli evlilikler yaşayan bireyler tarafından sıklıkla dile getirilmektedir Robinson ve Blanton 1993. Sabatalli Buck ve Kenny 1986 yeni evli çiftler arasında yaptıkları araştırmada eşler arasında özel bir iletişim ilişkisi olduğunu ve bu iletişimin kalitesinin evliliğin kalitesini de etkilediğini belirtmiştir. İletişim kalitesi soyut bir kavramdır ve tanımlaması oldukça zordur. Evlilikte iletişim kalitesi kişilerarası işlevsel ve sembolik süreçler olarak tanımlanabilir. Çiftler bu iletişim becerisine erişmeye ve onu sürdürmeye çabalamaktadırlar. İletişim kalitesi ile ilişkinin kalitesi birbirileriyle ilintilidir ve birbirlerinden etkilenir. Çiftler iletişim becerilerini yükselttikçe ilişki kuvvetlenir. İlişki kuvvetlendikçe iletişim kalitesini arttırma çabaları artar. Asgari düzeyde bir ilişki doyumun olmadığı ortamlarda ise iletişim kalitesinden bahsetmek mümkün değildir. Bu durumda çiftlerin amacı gelişimden ziyade var olanı sürdürmek olacaktır. Araştırmalar göstermiştir ki iletişim becerileri ile evlilik doyumu arasındaki ilişki basit ve açık değildir. İyi iletişim evlilik kalitesini yükseltir gibi kesin bir yargıya varmak mümkün değildir ama bu iletişim becerileri ile evlilik doyumu arasındaki ilişkinin anlaşılmasının imkansız olduğu yargısını da doğurmamalıdır. Bu durumu etkileyen faktörler ilişki becerileri evlilik stresi ve cinsiyet olarak sıralanabilir Burleson ve Denton

slide 84:

43 sağladığını düşünen taraf tartışmaları bitirici rol üstlenir. Diğer taraf ise bu durumdan rahatsız olup tartışmaya devam eder. Genel olarak bir evlilikte varolan durumun korunması erkeklerin lehinedir. Bu nedenle erkekler bir tartışmada çoğunlukla geri çekilen bir rol üstlenirler Klinetob ve Smith 1996. Özellikle çatışma durumlarında kadınların duygusal problemlerin tartışılması gibi sıkıntılı konuşmalara girmesi erkeklerden daha olasıyken erkeklerin kişiler arası problemlerin tartışılmasından kaçınmaları ya da –kadınlar bunu sempatik göremese de - problemleri çözmeyi teklif etmeleri olasıdır Basow ve Rubenfeld 2003. Kadınların ve erkeklerin farklı iletişim becerilerine sahip olması problemlerin çözülmesinde karşılaşılan sorunları ortaya çıkardığı görülmektedir. Bu durumun varlığı iletişimin önemini vurgulayan araştırmalarla da tutarlıdır. Uzun süre evlilik sürdüren çiftler arasında yaptıkları çalışmada Robinson ve Blanton 1993 evliliklerin beş temel taşından birinin iletişim olduğunu göstermişlerdir. Ailedeki iletişim yapısı içsel değişkenlerin başında gelir Fitzpatrick ve Badzinski 1994 ve diğer değişkenleri etkileyen bir faktördür. Görüldüğü gibi iletişim mutlu evliliklerin önemli bir koşuludur. İletişimi genel anlamıyla ikiye ayırmak mümkündür sözel ve sözel olmayan iletişim. Erkeklerin eşlerinden gelen sözsüz iletilere yeterince duyarlı olmamaları ile ailedeki çatışma arasında karşılıklı ilişki bulunabilir. Erkeklerin sözsüz iletileri değerlendirme becerilerinin düşük olması ya da bu tür iletilere ilgi göstermemeleri ailedeki çatışmaların nedenlerinden birisi olabilir. Bunun yanında kadınların sözsüz iletilere fazla duyarlı olmaları da bazı çatışmalara yol açabilir Dökmen 2002. Büyük bir olasılıkla erkekler genellikle az konuştuklarından sözleri anlamlı ve önemli olarak algılanmaktadır Hortaçsu 1997. Geleneksel cinsiyet rolleri erkeklerin duygularını ifade edememeleriyle alakalı olup depresyona neden olabilmektedir ve sonuç olarak evlilik doyumunu düşürebilmektedir

slide 85:

42 muhakeme yeteneği gibi. sahipse terapistin işi kolaylaşır. Bir çiftin terapiden başarılı ya da başarısız çıkmasının tek sebebini çiftin iletişim becerilerine bağlamak da mümkündür. 1. 3. 3. İletişim Çatışmaları Cinsiyet Evlilik Uyumu ve Aldatma Kadınların ve erkeklerin farklı iletişim kültürlerine sahip olduğu düşüncesi akademik çevrelerde geniş kabul görmektedir MacGeorge Graves Feng ve Gillihan 2004. İletişim becerisi iletişim kurmada sahip olduğumuz bilgi donanımımızdır Dökmen 2002. Kişilerin sahip olduğu farklı iletişim becerileri iletişim çatışmalarını ortaya çıkarabilmektedir. Evlilik ilişkisini ele aldığımızda ise iletişim becerilerindeki farklılıklarının cinsiyet bakımından incelenmesi çatışma durumlarında çiftlerin davranışlarının anlaşılması için yararlı olacaktır. Ayrıca bu çatışma durumlarının evlilik ilişkisine etkileri de kaçınılmaz gibidir. Basow ve Rubenfeld 2003 bireylerin problem durumlara verdiği cevapların cinsiyet ve toplumsal cinsiyetten etkilendiğini belirtmişlerdir. Toplumsal cinsiyetin kişilerin iletişim faaliyetlerini etkilediği görülmüştür. Örneğin kadınsı özellikleri ağır basan bireylerin bir arkadaşlarının dertlerini dinleme ve sempati kurma faaliyetlerinde erkeksi özellikleri ağır basan bireylere oranla daha çok bulunduğu saptanmıştır. Kadınsı özellikler iletişimde kullanılan duygusal tepkilerle bağlantılıdır. Kadınsı özelliklere sahip olan bireyler tavsiye verme ve tavsiye alma konularında daha isteklidirler. Kadınsı bireyler tavsiye aldıklarında mutlu ve memnun hissederken erkeksi bireyler aynı durumda kızgınlık hissedebilirler. Athenstaedt Haas ve Schwab 2004 de kadınların ve erkeklerin iletişim davranışlarında farklılık gösterdiklerini belirtmişlerdir. Bu nedenle kadınların ve erkeklerin partnerleriyle değişik şekillerde iletişime girdikleri düşünülebilir. Evli çiftlerde varolan durumdan kazanç

slide 86:

41 faktörlerinin temelinde yer alan ve iletişim çatışmalarının asıl nedenlerini oluşturan faktörlerdir. Biliş algı duygu bilinçdışı gereksinimler iletişim becerisi kişisel faktörler cinsiyet tutumlar kültürel faktörler roller sosyal ve fiziksel çevre iletinin niteliği başlangıç faktörleridir. Sonuç faktörleri ise doğrudan gözlenen çatışmaların yüzeysel sebepleridir. Sonuç faktörleri kendi içinde dört gruba ayrılmaktadır. Kişinin kendisine bakış açısı kişinin karşısındaki kişiye bakış açısı kişinin kendisine gönderilen iletiye bakış açısı ve kişinin iletişim becerisi/ iletişim biçimidir. Birinci ikinci dördüncü maddede yer alan çatışmaların yüzeysel sebeplerinin uygun eğitim programları psikolojik danışma ya da psikoterapi uygulanması yoluyla değiştirilmesi söz konusu iken üçüncü faktör kişinin dünya görüşü ile ilgili olduğu için değiştirilmesi gerekmeyen bir konudur. Çatışmaların iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik eğitimlerle azalabileceği sonucuna ulaşan araştırmalar vardır. İletişim bağlantısını oluşturabilme kazanılmış bir davranış ve becerinin ürünüdür Özer 1998. İnsanlara iletişim sırasında yaptıkları yanlışları gösterir nasıl iletişim kurmaları gerektiği konusunda bilgi verirsek iletişim çatışmalarına girme olasılıklarını azaltabiliriz Dökmen 2002. Özgit 1991 iletişim becerileri konusunda eğitim alanların kişiler arası iletişim çatışmalarına girme eğilimlerinde belli bir azalma olduğunu bulmuştur. Fowers 2001 de iletişim becerilerini öğretmenin çiftlerin ilişkilerini geliştirmede kullanılan en yaygın yöntemlerden biri olduğunu belirtmiştir. Konudan ve değerlerden bağımsız olarak yeni iletişim teknikleri öğretme yoluna gidilir. Fakat evlilik terapistleri çatışma durumlarında iletişim becerilerini geliştirmenin oldukça zor olduğundan bahsetmediktedirler. Eğer çiftler iyi bir iletişim için gerekli olan karakter özelliklerine cesaret adalet duygusu cömertlik

slide 87:

40 savunucu bir biçimde konuşursa dinleyicide de kendiliğinden savunucu bir tutum uyanır Cüceloğlu 2002a. Baltaş ve Baltaş 1997 da iletiyi veren kişi ile alan kişi arasındaki psikososyal ilişkiye göre yapılan iletişim biçimlerini niteliğine göre açılımlı engelli ve tıkanık iletişim olarak ayırmıştır. İletişimin karşılıklı olarak ilerlediği açık iletişimde verici kişi için belirleyici duygu anlamak alıcı kişi veya kişiler içinse anlamaktır. Bu süreç iletişim ilişkilerinin olumlu ve sağlıklı modelidir. Engelli iletişimde bazı durumlarda iletişimi başlatan kişi sadece o duruma ilişkin duygu ve düşünceleri aktarmakla kalmayıp bazı yan iletileri de ana iletisine eklemeye yönelebilir. Bu durumda alıcı kişi de iletilerin bu engelleri ile ilgilenebilir veya ana konuya kendince bazı yan duygu ve düşünceleri ekler. Böyle bir iletişimde verici ve alıcı kişiler kendi iç çatışmaları ile konuyu kaybetme ve karmaşıklaştırma eğilimindedirler. Tıkanık iletişim ise iletişimi başlatan kişinin verdiği iletiler karşıdaki kişi tarafından alınmak istenmediğinde başlar. Algılananların kullanılmadığı geri bildirimlerin yapılmadığı ortamlarda iletişim tıkanıktır. Norton 1983 da kişiler arası iletişimde gözlenebilecek birbirinin zıttı olan dokuz çift davranış biçimi tanımlamıştır: 1. Başatlık-boyun eğicilik 2. Hareketlilik-çekingenlik 3. Kavgacılık-yumuşaklılık 4. Canlılık durgunluk 5. Gevşeklik-coşkunluk 6. Dikkatlilik- dikkatsizlik 7. İz bırakma-siliklik 8. Açıklık-kapalılık 9. Dostluk-düşmanlık Akt.: Dökmen 2002. Dökmen 2002 kişiler arasındaki iletişim çatışmalarının niteliğini belirleyen iki temel faktörden bahsetmektedir: Başlangıç ve sonuç faktörleri. Başlangıç faktörleri sonuç

slide 88:

39 Tümden Reddetme: Kişinin kendisine yöneltilen iletiyi tümüyle reddetmesi tamamen aksi görüşü savunmasıdır. Önyargılı Çatışma: Kişilerin belli bir konuda tartışmaya başlamadan önce o konuda önyargı/peşin hüküm edinmeleridir. Yoğunluk Çatışması: İki kişinin görüşleri arasında kısmen uyuşma olmasıdır. Kısmî Algılama Çatışması: Bir kişinin karşısındaki kaynaktan kendisine gönderilen iletilerden ancak bir kısmını algılayıp diğerlerini algılamamasıdır. Alıkoyma Çatışması: Bir kişinin karşısındaki kaynaktan kendisine gelen iletiyi tam olarak anlayıp ancak üçüncü kişiye doğru ya da tam olarak iletememesi/iletmemesi ya da çarpıtarak iletmesidir. Gibb’in 1961 iletişim sınıflamasında ise “Savunucu İletişim” ve “Açık İletişim” olmak üzere iki iletişim ortamı tanımlanmıştır. Açık iletişim ortamında çatışma görülmez. Açık iletişime yol açan yani çatışma doğurmayan tavırlar tanıtıcı soruna yönelik anlık anlayışlı eşitlikçi denemeci tavırlardır. Savunucu iletişim ortamında kişiler arası çatışma ortaya çıkar. Bir iletişim ortamındaki kişilerden birisi yargılayıcı/eleştirici denetleyici strateji izleyici aldırmaz üstünlük belirtici ve kesinlik taşıyan tavırlar takındığında karşısındakini savunucu iletişim kurmaya itmiş olur yani çatışmaya yol açar Akt.: Dökmen 2002. İletişimde en başta gelen bozuk temellerden biri savunuculuktur. Savunucu durumda olan kişi zihin gücünü söz konusu edilen konudan çok kendisini savunmaya harcar. Bir kimse

slide 89:

38 Harary ve Batell’e ait çatışma sınıflamasındaki çatışma türlerinden altı tanesi iki ana grupta toplanabilir. Aktif pasif ve varoluş çatışmaları “Yönelim Çatışmaları” olarak tümden reddetme önyargılı ve yoğunluk çatışmaları ise “Kapsam Çatışmaları” olarak ayrılabilir. Yönelim çatışmaları kişilerden kapsam çatışmaları iletiden kaynaklanan çatışmalardır. Yönelim çatışmalarında kaynak ile hedef arasında alınıp verilen iletinin kapsamına ilişkin herhangi bir çatışma yoktur sadece iki kişi kendileriyle ilgili problemlerden ötürü çatışmaya girerler. Bir yönelim çatışmasına taraf olan kişiler aralarındaki iletiyle değil birbirleriyle uğraşmaktadırlar birbirlerine kızmakta küsmekte birbirlerini dinlememekte ya da birbirlerini yanlış anlamaktadırlar. Kapsam çatışmalarında ise kişiler kendilerinden çok aralarındaki iletiden ötürü çatışmaya girmektedirler. Söz konusu çatışmalardan başka “Karma Çatışmalar” adını verdikleri iki çatışma daha tanımlamışlardır. Bunlar aktif-önyargılı ve pasif-tümden reddetme çatışmalarıdır Akt.: Dökmen 2002. Graf analiz kapsamındaki çatışma türlerinin tanımları şöyledir Akt.: Dökmen 2002. Aktif Çatışma: Kişilerin birbirlerinin ne söylediğine aldırmadan hatta birbirlerini yeterince dinlemeden karşılıklı eleştiri yöneltmeleri ya da kavga etmeleridir. Pasif Çatışma: Kişilerin çekinme ya da küs olma gibi herhangi bir sebepten ötürü birbirleriyle iletişim kurmamalarıdır. Varoluş Çatışması: Bir insanın karşısındakinin sözlerini yanlış anlaması ya da onun sözleriyle ilgisi olmayan bir ileti vermesidir.

slide 90:

37 cesaret ve bağlılık örnek olarak sunulabilir. İyi bir iletişimin en önemli üç faktörü ise iletişimde tutarlılık adalet ve dostluktur Fowers 2001. Kişiler arası anlaşmazlıkların kökeninde genellikle iletişim bozuklukları yatar. İletişim sağlıklı olmadıkça sürtüşme ve çatışmalar kaçınılmazdır Özgit 1991. İnsanlar bir arada yaşadıkları sürece ne kadar iyi niyetli ve anlayışlı olularsa olsunlar aralarında sürtüşmelerin çatışmaların çıkması kaçınılmazdır. Yakın ilişki kuran iki birey arasında çatışma çıkması doğaldır ama çatışma yüzünden ilişkinin bozulması doğal değildir. Yıkıcı tartışma küçükten beri çevrede görerek öğrene geldiğimiz köklü bir alışkanlık halinde yerleşmiş bir davranış biçimidir. Aralarında çıkan sorunları bireyler bu tür yaklaşımla ele aldıklarında elde edilen sonuç genellikle olumsuzdur. Yapıcı tartışma ve iyi niyet karşılıklı güven ve eşit söz hakkı ortamında gerçekleşebilir. Böyle bir ortam uzlaşmaya varabilmek için zorunlu fakat yeterli değildir yapıcı tartışma tutumunu uygulayabilmesi için bireyin kendini bilinçli olarak eğitmesi gerekir. İnsanlar aralarında çıkan duygusal sürtüşmeleri birbirlerini daha iyi anlayabilmek için araç olarak kullanıp dostluklarını pekiştirebilirler Cüceloğlu 2002a. Harary ve Batell 1981 tarafından ortaya konan Graf Analiz kapsamındaki çatışma sınıflaması kişiler arası iletişimde ortaya çıkabilecek çatışmaları sistematik bir şekilde kapsamaktadır Akt.: Dökmen 2002. Dökmen’in 2002 bu sınıflamadan yola çıkarak geliştirdiği Çatışma Eğilim Ölçeği ÇEÖ kişilerin günlük yaşamda hangi tür çatışmalara ne ölçüde girebilecekleri konusunda bilgi vermektedir.

slide 91:

36 Gökçe 2002 de canlılar arasında belirli ortaklaşa unsurlara dayanan bir süreç olarak iletişimden söz etmektedir. Sosyal insanlar arası iletişim açıdan yapılan Oskay’ ın 2001 tanımında birbirlerine ortamlardaki nesneler olaylar olgularla ilgili değişimleri haber veren bunlara ilişkin bilgilerini birbirine aktaran aynı olgular nesneler sorunlar karşısında benzer duygular taşıyıp bunları birbirine ifade eden insanların oluşturduğu topluluk ya da toplum yaşamı içinde gerçekleştirilen tutum yargı düşünce duygu bildirişimlerine iletişim denmektedir. İletişimin duygu düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılabileceğini söyleyen Baltaş ve Baltaş 1997 etkileşim ve iletişimin birbirinden ayrılamayan kavramlar olduğuna dikkat çekmektedir. Çünkü etkileşimde bulunduğumuz nesneler iletişimimizde yer alan araçlardır. Etkilendiğimiz bir olay düşünce ya da bilgi ile iletişim sağlamaktayız. Köknel 1998 de iletişim ve etkileşim kavramlarını birbirinden ayırmadan iletişimin yaşamsal önemine dikkat çekerek insanın ruhsal-toplumsal bir varlık olması için iletişim-etkileşim süreci içinde olması gerektiğini vurgulamaktadır. 1. 3. 2. İletişim Çatışmaları Baltaş ve Baltaş’ a 1997 göre kişiler arası iletişim temel olarak duygu ve düşünce alışverişini yürütme düzenleridir. Burada ana öğe anlatmaktır. İletişimi kuran ve başlatan kişi kendisini duygu ve düşünce dünyasını ilişkilerini ilişkilerinin kendisindeki karşılıklarını açıklamak ve karşısındakine iletmek ister. Kişilerin anlatma eylemlerinin iletişim açısından amacı anlaşılmaktır. Bu süreçte kişilerin sahip olması gereken özelliklere savunmaya geçmeden dinleme ve kendini sınırlama aktif dinleme cömertlik kendini açma dürüstlük

slide 92:

35 1. 3. İLETİŞİM ÇATIŞMALARI Evliliklerin temel taşlarını anlatırken bunlardan birinin de iletişim olduğu belirtilmişti. İletişim iyi evliliklerin bir belirleyicidir Kocadere 1995. İnsanlar sahip oldukları iletişim becerileri ile evliliklerini uyumlu ya da uyumsuz boyuta taşıyabilirler. Bu da evlilikten elde edecekleri doyumun ve mutluluğun düzeyini etkileyecektir. Ayrıca evlilik dışı ilişkilerde evlilik doyumunun rolü de unutulmamalıdır. Burada öncelikle iletişim iletişim çatışmaları ile ilgili kavramlara yer verilecek daha sonra da iletişimde cinsiyet farkı ele alınarak bunun evlilik ilişkisi üzerindeki etkileri incelenecektir. 1. 3. 1. İletişim Pek çok alanda önemli bir yeri olan iletişim bilgi üretme aktarma ve anlamlandırma sürecidir. Niteliklerine bakmaksızın iki sistem arasındaki bilgi alışverişi iletişim olarak kabul edilebileceği gibi bilgi akışının iki yönlü olması gerektiği göz önüne alındığında insanlar arasındaki tüm konuşmaların iletişim olarak kabul edilmesi de mümkün değildir Dökmen 2002. Cüceloğlu’ nun 2002a salt konuşmanın olduğu yerde değil bilgi alışverişinin gerçekleştiği her mekan ve zamanda iletişimin var olduğu görüşü Dökmen’ in 2002 iki yönlü bilgi akışı görüşüyle örtüşmektedir. Cüceloğlu’na 2002b göre iletişim insanların birbirinin farkına varması sürecidir.

slide 93:

34 bireylerin duygusal ve ilişkisel süreçlerini üç evreye ayırmışlardır: Dalgalanma evresi erteleme evresi ve güven kazanma evresi. Dalgalanma evresi karşılaştırmayı ve öfke ceza ve suç gibi şiddet içeren duyguları içermektedir. Erteleme evresi fiziksel ve duygusal olarak geri çekilme detaylarla uğraşma ve yakınlarından destek alma davranışlarından oluşmaktadır. Son evre olan güvenin kazanılması sürecinde ise özür dilemenin teklif edilmesi iyi bir aile olabilmek için gün boyunca daha fazla sorumluluk alma ve görevlerini yerine getirme yer almaktadır. Üniversite öğrencilerinin aldatmaya karşı tutum ve davranışlarını incelediği araştırmasında Knox ve diğer. 2000 620 hiç evlenmemiş üniversite öğrencisiyle çalışmışlardır. Katılımcıların 2/3’ü 69.1 partnerleri tarafından aldatılırlarsa ilişkiyi sonlandıracaklarını yaklaşık yarısı da 45 bunu yaptıklarını bildirmişlerdir. Kimi zaman aldatma sonucu oluşan aşk üçgenleri kişileri öfkeye şiddete ve hatta karşı tarafı ya da partnerlerini öldürmeye kadar götürse de bu durumun aslında aldatmanın değil kişinin kendi problemlerinin bir sonucu olduğu yargısına varılmıştır Felson 2002. Evlilik dışı ilişkiler patolojik bir problem değilse de kişinin psikolojik dünyasında önemli değişikliklere sebebiyet verebilir. Bu tür bir ilişki sonucunda kişi kendi arzularını ve kayıplarını fark eder. İnsanın ruhunda inkarlara ve ayrılıklara yol açmakla birlikte evlilik dışı bir ilişki tatmin edilmemiş kimi ihtiyaçların karşılanması anlamına gelebilir Weil 2003.

slide 94:

33 konusunda isteksiz olmanın nedeni Sosyal Mübadele Kuramına göre bireyin şu andaki ilişkisinden elde ettiği sonuçların seçenekler için karşılaştırma düzeyinin üstünde başka bir deyişle seçeneklerden elde edeceği sonuçların daha kötü olmasıdır Hovardaoğlu 1996 Azizoğlu-Binici ve Hovardaoğlu 1996. Daha önce de belirtildiği gibi kişilerarası ilişkiler ödül-bedel mübadelesine dayanır ve insanlar ödülü haz ve doyum yüksek bedeli bireyin performansını ketlemeye yönelik faktörler düşük ilişkileri tercih ederler. Ödül ve bedel arasındaki fark pozitif olduğunda birey ilişkiyi sürdürme negatif olduğunda ilişkiyi değiştirme veya sonlandırma eğilimi gösterecektir Thibaut ve Kelley 1959 Akt.:Azizoğlu- Binici ve Hovardaoğlu 1996. Bağlanma Kuramı bakış açısından bu durum şöyle açıklanabilir: Duygusal bir ilişki bir kez geliştikten sonra biraz güven sağlayan ve birlikte olmaktan mutlu olsunlar ya da olmasınlar bir çifti bir arada tutan psikolojik bir bağ işlevi görebilir. Ayrılma beklentisi ya da girişiminden kaynaklanan kaygı bağlanma davranışlarını etkinleştirebilir. Ulaşılabilir ve istekli bir başka seçenek bulunmadığı sürece etkinleşen bağlanma davranışları da kişiyi ilişkiye geri döndürebilir Hazan ve Shaver 1994. Ayrıca ilişkiye geri dönme bağışlama ile de açıklanabilir. Bağışlama aldatan kişiyle barışmayı istemek ve onu affetmeyi tercih etmek adına yapılan içsel bir seçimdir Taysi 2004. Üniversite öğrencileri arasında yapılan bir araştırma bağışlamanın sosyal yalnızlık korkusu ile yakın ilişki içinde olduğunu belirtmiştir Day ve Maltby 2005. Bağışlayıcı olmada bir başka açıklama da ilişkide yakınlık-sadakat-doyumun yüksek olmasıdır McCullough 2000 Akt.: Taysi 2004. Bağışlama evresi sırasında farklı duyuşsal bilişsel ve davranışsal öğeleri içeren bir süreç ortaya çıkmaktadır. Olson ve diğer. 2002 aldatmanın ortaya çıkmasıyla aldatılan kişide ortaya çıkan duyguları araştırmışlardır. Çalışmalarında aldatma sonucunda suçlanan ve incinen kişiler yer almaktadır. Sonuçta aldatma sonrası

slide 95:

32 Aldatmanın derinden yaralayıcı doğası ve aldatma sonucunda güvenin kaybedilmesi çiftler arasında sıkıntılara yol açmaktadır. Konunun çözülmesinde önemli bir rol oynayacak iletişim çiftlerin çoğunlukla başarısızlığa düştüğü bir alandır. Tek eşlilik-çok eşlilik partnerlerin bir ilişkide karşılaştıkları en zor konulardan biridir. İlişki içindeki partnerler tek eşlilik-çok eşlilik konusunu konuşmadıkça ya da konuşmaya başlamadıkça belirsizlik farklılaşan bakış açıları ve gelgitler çiftin ilişki bağlarını test etmeye devam eder Boekhout Hendrick ve Hendrick 2003. Aldatmayı yaşayan çiftlerin daha stresli oldukları birlikte daha az zaman geçirdikleri geçirdikleri zamanlardan daha az hoşnut oldukları ayrılmaya ve boşanmaya daha yatkın oldukları ve güvensizlik problemleri yaşadıkları da saptanmıştır Atkins ve diğer. 2005. Gordon Baucom ve Snyder 2004 yaptıkları çalışmada literatürle tutarlı olarak aldatılan partnerlerin çoğunun öncelikle depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu semptomları gösterdiğini belirtmişlerdir. Bu kişilerde ilişkiye bağlı stresin yüksek bağlılık güven ve empati duygularının ise düşük olduğu görülmüştür. Aldatılan kişilerin kendileriyle ve partnerleriyle ilgili olumlu düşüncelerinin yara aldığı gözlenmiştir. Genel olarak yaşanılan bu ciddi üzüntü sonrasında aldatılan tarafın hayat ile ilgili iyimser düşünceleri ve amaçları şiddetli bir şekilde sarsılmıştır. Knox Zusman Kaluzny ve Sturdivant 2000 aldatmaya yönelik tepkinin aldatmanın doğasının duygusal ya da cinsel olup olmamasından etkilendiğini ve aldatan partnerle ilişkinin sonlanması konusunda aldatılanların daha gönülsüz olduklarını belirtmektedirler. Buna örnek olarak da Lewinsky/Clinton ilişkisinin ortaya çıkmasında Hillary Rodham Clinton’ın ilişkiyi sonlandırmamasını göstermişlerdir. Aldatan partnerle ilişkinin sonlanması

slide 96:

31 1. 2. 3. Aldatmanın Sonuçları Eş ve İlişkiye Etkileri Aldatmanın ortaya çıkması durumunda insanların böyle bir duruma nasıl tepki gösterecekleri ve bu durumu nasıl algılayacakları hakkında çok az bilgiye sahibiz Sprecher Regan ve McKinney 1998. Weis ve Slosnerick 1981 çoğunluğu bekar olan bir grup üniversite öğrencisi arasında yaptıkları araştırmada öğrencilerin çoğunun evlilik dışı ilişkilere karşı olduklarını belirtmişlerdir. Fakat bu öğrencilerin çoğu cinsel bir ilişkiye neden olmayacak yakınlaşmaları kabul edilebilir bulmuşlardır. Bu örnekten yola çıkarak çiftlerin evlilik dışı yakın ilişkilere bakış açılarının farklı olmasının evlilikte çatışma yaratacak faktörlerden biri olduğu yargısına varılmıştır. Hovardaoğlu 1996 da olası başka bir ilişki kavramının bekarlar için daha kolay gündeme geldiğine işaret etmektedir. Aldatmanın ortaya çıkmasıyla evlilik ilişkilerinin gelişmesi daha atılgan olma ailede daha yüksek değerlerin yerleşmesi kendi bakımına daha çok önem verme ve iletişiminin önemini anlama gibi olumlu sonuçlar yaşanabilse de Olson ve diğer. 2002 birçok ilişkide ilişki dışındaki bir bireyle yaşanılan bir cinsellik yıkıcı bir eylem olarak düşünülür eş değiştirmeye ya da geçici ilişkilere razı olan çiftler istisna olmak üzere Sprecher 1998. Weil 1975 evlilik dışı ilişkilerin çeşitli sonuçlar doğurabileceğini belirtmiştir. Aldatmanın ortaya çıkarılmasından sonra bu durum evlilik birliğine bir tehdit olarak algılanabilir. Çiftler bunun sonucunda birbirlerini bırakmaya ya da ilişkilerinin güçlendiği sonucuna varıp evliliklerine devam etmeye karar verebilirler.

slide 97:

30 Genç ve yaşlı çiftlerin aldatmaya yönelik tepkilerde benzer özellikler gösterdiği bulunmuştur. Yine erkekler cinsel aldatmaya kadınlar duygusal aldatmaya daha fazla tepki vermişlerdir. Ayrıca yaşlı kadınların gençlere oranla duygusal aldatmaya daha az tepki verdikleri görülmüştür. Bu durum yaşlı kadınların genellikle bakmakla yükümlü oldukları çocuklarının olmamasından kaynaklanabilir Shackelford ve diğer. 2004. Aldatmaya karşı tepkiler incelendiğinde anne babaların çocuklarının aldatılmasına yönelik tutumları da araştırılmıştır. Ebeveynlerin kızlarının duygusal olarak aldatılmasına oğullarının ise cinsel olarak aldatılmasına en fazla tepkiyi verdikleri görülmüştür. Bu durum literatürde sık rastlanan kadınların duygusal aldatmaya erkeklerin ise cinsel aldatmaya daha fazla tepki verdikleri bilgisi ile paralellik göstermektedir. Aynı zamanda bu çalışmadaki ebeveynler kendileri aldatılmaları durumunda çocuklarının aldatılması durumundan daha fazla üzüntü ve sarsıntı yaşamaktadırlar Shackelford Michalski ve Schmitt 2004. Bassett 2005 erkek üniversite öğrencilerinin çoğunun partnerlerinin aynı ırktan biriyle cinsel aldatmasını farklı ırktan biriyle duygusal aldatmasına nazaran daha sarsıcı bulduklarını belirtmiştir. Bu konuda kadın üniversite öğrencilerinin erkek üniversite öğrencileri ile benzerlik gösterdiği bulunmuştur. Bu nedenle kadınlar da partnerlerinin aynı ırktan biriyle cinsel aldatması seçeneğini en üzücü olarak işaretlemişlerdir. Bulgular geçmiş araştırmalarla tutarsızlık gösterse de ırk değişkeni ile birlikte değerlendirildiğinde ilginç olarak nitelendirilebilir.

slide 98:

29 kadınlarda ve erkeklerde cinsel aldatmaya göre daha fazla incinmeye sebep olduğu görülmüştür. Cinsel aldatma ise her iki cinste de öfke ve iğrenmeye yol açar. Aldatılma sonucunda yaşanılabilecek en yaygın duygudurumu ise kıskançlıktır Becker Sagarin Guadagno Millevoi ve Nicastle 2004. Nannini ve Meyers 2000 kadınların aldatmanın bütün boyutlarında –cinsel duygusal cinsel ve duygusal- erkeklerden daha fazla stres yaşadıkları ve partnerlerinin aldatmalarında daha az sorumluluk hissettikleri sonucuna ulaşmıştır. Bu araştırmasında cinsel aldatmayı duygusal aldatmaya göre bireylerin kontrolü dışında gelişen bir olay olarak tanımlamaktadır. Aynı araştırmada kişilerin duygusal içerikli aldatma sonucunda daha fazla sorumluluk duydukları yargısına varılmıştır. Cinsel aldatma fiziksel çekiciliğe bağlanırken hem cinsel hem duygusal aldatmanın sadece fiziksel çekicilikle açıklanamayacağı belirtilmiştir. Üniversite öğrencileri arasında yaptıkları bir araştırmada Cann ve Baucom 2004 eski sevgilinin bir ilişkide tehlike olduğunu belirtmişlerdir. Kadınlar sevgililerinin eski ilişkilerine dönmeleri durumunda daha fazla stres yaşamaktadır. Erkekler sevgililerinin eski partnerleriyle cinsel bir ilişki yaşamasını yeni bir partnerle yaşanan ilişkiye oranla daha az tehdit edici bulmaktadır. Kadınlar partnerlerinin eski sevgilileri ile bir ilişki yaşamasından sonra kendi ilişkilerinde uzun süreli bağlılığın olmadığı çıkarsamasını yaparlar. Yeni bir kişi ile yaşanan aldatma ise bağlılığın olmadığı sonucunu doğursa bile eski sevgili ile yaşanan ilişki bağlılığın hiç bir zaman olmadığı sonucunu doğurduğu için daha yıkıcıdır. Kadınlar için cinsel aldatma bir ilişkide çok büyük bir problem olarak görülmemektedir. Erkekler için ise cinsel aldatma çok önemli ve temel bir problemdir.

slide 99:

28 Kadınlar romantik ilişkilerinde daha çok duygusal sadakatsizlikle ilgili kuşkular yaşarken erkekler cinsel sadakatsizlikle ilgili kuşkular yaşar. Bu durum kıskançlığı evrimsel olarak açıklayan görüşlerle paralellik gösterir Schützwohl 2006. Doğurganlık kadına özgü olduğundan erkekler kadınların karşılaşmadığı bir sorunla karşı karşıya kalmakta çocuklarının gerçek babası olup olmadıkları yönünde bir kuşkuya düşmektedirler. Babalıkla ilgili bu belirsizlik ve kuşku durumu insanlık tarihi boyunca süregelmiş bir gerçektir Pietrzak Laird Stevens ve Thompson 2002 Akt.: Demirtaş 2004. Erkeklerin cinsel aldatmaya kadınların ise duygusal aldatmaya daha sert tepki verecekleri hipotezi heteroseksüel üniversite öğrencileri arasında yapılan çeşitli çalışmalarla da kanıtlanmıştır. Örn. Buunk ve Dıjkstra 2004 Ward ve Voracek 2004 Buss Larzen Westen ve Semmelroth 1992 yaptıkları çalışmada kadınların duygusal aldatmaya erkeklerin ise cinsel aldatmaya daha çok tepki verdiklerini bulmuşlardır. Bir hatırlatma testinin sonucunda Schützwohl ve Koch 2004 tarafından kadınların ve erkeklerin aldatma ile ilgili farklı davranışlar gösterdikleri saptanmıştır. Erkekler cinsel aldatma ile ilgili işaretleri daha tehlikeli bulup daha çok hatırlarken kadınlar duygusal aldatma ile ilgili işaretleri daha çok hatırlamaktadırlar. Erkeklerin kurgusal bir cinsel aldatmaya daha fazla fizyolojik tepki verdikleri de bulunmuştur Harris 2000. Bunlar evrimsel psikoloji görüşünü destekler niteliktedir. Cinsel ve duygusal aldatmanın birbirinden farklı iki durum oldukları ve farklı duygu durumlarına sebebiyet verdikleri görülmüştür. Duygusal aldatma koruyucu kıskançlık duygusunu uyandırırken cinsel aldatma öfke uyandırabilir. Kadınlarda kıskançlığın başlıca sebebi karşı tarafın fiziksel çekiciliği iken erkekler karşı tarafın sosyal baskınlığını daha önemli bir kıskançlık sebebi saymaktadırlar Buunk ve Dıjkstra 2004. Duygusal aldatmanın

slide 100:

27 kendilerinin kullanacağı bir gerekçedir. Diğer yandan eşinin başka biriyle duygusal yakınlık içinde olduğunu fark eden koca bu ilişkinin cinsel bir yanı olmadığına inanmakta güçlük çeker. Kadınlardaki aşk atıfı gibi erkeklerdeki cinsellik atıfı da kendi eğilimlerinden kaynaklanmaktadır Glass ve Wright 1992. Boekhout Hendrick ve Hendrick 2003 de kadınların ilişkilere daha az cinsel atıf yaptıklarını belirtmişlerdir. Sprecher Regan ve McKinney 1998 de üniversite öğrencilerinin evlilik dışı ilişki yaşayan kadının eski ilişkisini bitirme ve yeni bir ilişkiye başlama evresinde olarak nitelendirdiklerini belirtmişlerdir. Aynı zamanda aldatan kadın aldatan erkeğe nazaran yeni ilişkisine daha bağlı olarak nitelendirilir. Bu durum sosyal ve evrimsel şemalara da uygunluk gösterir. Evli bir adamın bekar bir kadınla birlikte olması evli bir kadının bekar bir adamla birlikte olmasıyla karşılaştırıldığında evli adamın ilişkisi daha az aşk ve bağlılık içermektedir. Ayrıca evli adamın evli kadına göre evlilik dışı ilişki yaşadığı kişiyle evlenme olasılığı daha az evlilik dışı ilişki yaşama olasılığı ise daha fazla olarak algılanmaktadır. Yakın ilişkilerde kıskançlık konusunda yapılan bir araştırmada Demirtaş 2004 ise kadınların duygusal erkeklerin ise cinsel aldatılma karşısında daha çok kıskançlık duyacakları sonucuna ulaşılmıştır. Erkekler kadınların cinselliğe şefkat ve duygusal yakınlık yüklediklerinin farkında olduklarından cinsel aldatılma durumunda daha çok kıskançlık duyabilmekte kadınlar da erkeklerin cinselliği çoğunlukla heyecan ve fiziksel rahatlamayla ilişkilendirdiklerini düşündükleri için cinsel aldatılmadan çok duygusal aldatılma durumunda kıskançlık duyabilmektedir. Cann ve Baucom 2004 da romantik ilişkilerde kadınların bağlılık işaretlerine erkeklerin partnerlerinin başkalarına cinsel olarak yaklaşıp yaklaşmamasına daha önem verdiklerini belirtmişlerdir.

slide 101:

26 Aldatmada farklı bir boyut da alkol ve madde kullanımıdır. Aldatan erkeklerin problemli düzeylerde alkol ve uyuşturucu kullandığı saplanmıştır. Bu durum onları aldatmaya iten nedenlerden biri olarak da düşünülebilir. Kadınlarda ise madde kullanımı aldatmayı etkileyen faktörlerden biri değildir Atkins Yi Baucom ve Christensen 2005. 1. 2. 2. Duygusal ve Cinsel Aldatma Araştırmalar göstermiştir ki aldatmaların 2/3’ü hem duygusal hem de cinsel bileşen içermektedir Thoburn ve Whitman 2004. Çoklu çalışmalar toplumsal cinsiyetin bireylerin evlilik dışı ilişkiler için yaptıkları nedensel yüklemelerdeki etkisini incelemiştir. Bu sonuçlara göre erkekler ilişkilerini daha çok cinsel kadınlar ise duygusal olarak betimlemişlerdir. Ayrıca cinsel birlikteliğin erkekler arasında daha fazla olduğu bulunmuştur ve daha fazla erkek evlilik dışı cinsel birliktelik yaşadığını belirtmiştir. Duygusal bağlanmanın oluşmasında cinsiyet farklılığı bulunmazken duygusal birliktelik kadınlarda daha yüksek bulunmuştur. Evlilik dışı ilişki yaşamış katılımcılar arasında erkekler kadınlara göre daha hafif bağlanma yaşadıklarını ya da hiç duygusal bağlanma yaşamadıklarını belirtmişlerdir Atkins Dimidjian ve Jacobson 2001. Kadınlar evlilik dışı ilişkilere sunulabilecek gerekçelerin seksle değil de aşkla ilgili olmasını daha kabul edilebilir görmektedirler. Erkeklerin aşkı ve seksi birbirinden ayırdığı fakat kadınların aşkın ve seksin birlikte gittiğine inandıkları gözlenmiştir. Kocasının cinsel bir ilişki içinde olduğunu fark eden bir kadın otomatik olarak kocaların artık kendilerine değil de başka birine aşık olduğu yargısına kapılırlar. Çünkü aşk evlilik dışı bir ilişki yaşamak için

slide 102:

25 yaşayanların daha yüksek derecede onay verdiklerini saptamışlardır. Yine de her iki grup da bu durumu evlilikte mutluluğu tehdit eden faktörlerden biri olarak gördüklerini belirtmişlerdir. Aldatma üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde kişilerin gelir durumunun ve çalışıp çalışmamasının önemli iki faktör olduğu belirtilmiştir. 30000 dolardan fazla yıllık geliri olanın aldatma eğilimlerinin daha fazla olduğu görülmüştür. Kişinin eşinin çalışıp çalışmaması da aldatmayı etkileyen faktörlerden biri olabilir. Eşlerden birinin çalışıp diğerinin çalışmaması ilişkideki dengeleri bozacağından çiftleri aldatmaya iten faktörlerden biridir Atkins Baucom ve Jacobson 2001. Kişilik özellikleri ile aldatma arasındaki ilişkiler de incelenmiştir. “Beş Büyük” Kişilik Özelliği ile aldatmaya neden olabilecek davranışların ilişkisini inceleyen kültürler arası bir çalışmada Schmitt 2004 uzlaşılabilirliğin ve özdisiplinin aldatma ile ilişkili olduğunu bulmuştur. Bu kişilik özelliklerinin düşük olması aldatma davranışını arttırır. Bu kişilik özellikleri ile cinsel davranışlar arasındaki ilişkinin batı kültürlerinde daha güçlü olduğu saptanırken Afrika ve Asya ülkelerinde daha düşük olduğu bulunmuştur. İyimser daha az incinen ve daha az stresli kişilerin hedefe yönelik davranışlarının daha fazla olduğu belirtilmiştir. Bu kişiler ilişkilerinde daha yüksek seviyede doyum hissetmektedirler. Yardımsever ve empatik davranışları olan kişiler de eşleriyle paylaşım seviyelerinin yüksek olduğunu ve onlarla pozitif etkileşimleri olduğunu belirtmektedirler Cook Casillas Robbins ve Dougherty 2005.

slide 103:

24 kararlığıdır Sternberg 1988. Flörtte ve cinsel ilişkide aldatmayı inceleyen Seal Agostinelli ve Hannett 1994 partnerine daha az bağlı olan eşlerin aldatmaya daha büyük istek duyduğunu rapor etmiştir. Solomon Knobloch ve Fitzpatrick 2004 üç çeşit evlilik şeması olduğundan bahsederek aldatmanın bu şemalarla ilişkisini kurmuşlardır. Evlilik şemaları geleneksel ayrık ve bağımsız olarak ayrılmıştır. Geleneksel şemaya sahip olan bireyler evliliklerinde en fazla bağlılık hissedenlerdir. Bu kişiler ayrık şemaya sahip olanlara oranla partnerlerinin de kendilerine daha bağlı olduğunu söylerler. Bağımsız ve ayrık şemaya sahip olan bireyler geleneksellere oranla partnerlerinin daha fazla ilişki alternatifi olduğunu düşünürler. Aldatmada etkili olan bir başka faktör de cinsellik deneyimi ve aldatmaya yönelik tutumlarla ilgilidir. Cinsellikle daha fazla ilgilenen kişilerin partnerlerini daha çok aldattığı saptanmıştır. Daha az izin verici değerlere sahip kişilerin ise aldatma davranışını daha az gösterdikleri bulunmuştur. Daha önceki cinsel deneyimlerin fazlalığı aldatma ile pozitif ilişki içerisindedir. Birlikte yaşayan çiftlerin evlilere oranla daha fazla aldatma davranışı içine girdikleri görülmüştür Treas ve Giesen 2000. Hollandalılar arasında on beş yıl arayla yaptıkları iki çalışmada Buunk ve Bakker 1995 tutumların normların ve geçmiş davranışların kişilerin evlilik dışı cinsel ilişkiye girme isteklerini arttırdığını bulmuştur. Çevrelerinde evlilik dışı ilişki yaşamalarını destekleyen arkadaşları ve tanıdıkları olan kişilerin bu tür davranışları daha çok gösterdikleri saptanmıştır. Aynı zamanda geçmişte bu tür davranışlarda bulunanlar aynı davranışı tekrarlama eğilimindedir ve genel olarak erkekler kadınlara oranla daha fazla evlilik dışı cinsel ilişki yaşamaktadırlar. Yine Hollandalı erkekler arasında yaptıkları bir araştırmada Solstad ve Mucic 1999 evlilik dışı ilişki yaşayanların ve yaşamayanların evlilik dışı ilişkiye izin verici bir tutum içinde olduklarını fakat bu tür ilişki

slide 104:

23 Bir ilişkideki eşitsizlik ilişki doyumsuzluğunun artmasına neden olabilir. Bu nedenle başka bir ilişki yaşanmasına katkı sağlar. Başka bir ilişki yaşamak eşitsiz giden bir ilişkide bu durumu hisseden partnerin eşitliği sağlama çabasıdır. Kadın ya da erkek ilişkide eşitliği yakalamak için pek çok başarısız teşebbüsten sonra ortamı terk etme ya da ilişkiyi bitirme aşamasında olabilir. Bu nedenle kaybedeceği çok az şey vardır ve önündeki seçenekleri araştırarak yeni kazanımlar elde edebilir. İlişkide eşitsizlik strese neden olur bu eşitsizliği gidermenin bir yolu gerçek değişiklikler yapmaktır. Örneğin kendi davranışlarını değiştirmek ya da partnerini davranışlarını değiştirmesi konusunda ikna etmek gibi. Yakın bir ilişkide değişiklik yapılabilecek pek çok alan vardır. Fiziksel görünüm aşkın ve sevginin ifade ediliş tarzı paranın kazanılışı ve harcanışı ev işleri ve cinsellik değişiklik yapılabilecek alanlar arasında sayılabilir Sprecher 1998. İlişkiye yapılan yatırımların da ilişkinin süresi çocuk sayısı ilişkiden kopmak için harcanacak zaman ve üzüntü vb. evlilik dışı ilişki yaşama üzerinde etkilerinden söz edilebilir. Flörtün ya da cinsel partnerin yatırım statüsünün bireyin başka biriyle romantik ya da cinsel ilişkiye girmesinde gerçek bir engel olduğu bulunmuştur Seal Agostinelli ve Hannett 1994. Bu araştırma sonucundan farklı olarak Sprecher Regan ve McKinney 1998 üniversite öğrencileriyle yaptıkları bir araştırmada katılımcıların yatırımın evlilik dışı ilişkilerin yaşanmasını etkileyen bir değişken olduğuna inanmadıklarını gözlemişlerdir. Bu çalışmaya göre uzun zamandır evli ve/veya çocuk sahibi bir kişi ile kısa zamandır evli ve/veya çocuğu olmayan bir kişinin evlilik dışı ilişki yaşama olasılığı aynıdır. Bağlılık da evlilik dışı ilişkiye yapılacak yatırımda etkilidir. Bağlılık kısa dönemli bir kişinin diğer bir kişiyi sevdiği ve ona aşık olduğu kararı uzun dönemli ise aşkı sürdürme

slide 105:

22 Hovardaoğlu 1996 göre kişilerarası ilişkiler ödül-bedel mübadelesine dayanır ve insanlar ödülü haz ve doyum yüksek bedeli bireyin performansını ketlemeye yönelik faktörler düşük ilişkileri tercih ederler. Ödül ve bedel arasındaki fark pozitif olduğunda birey ilişkiyi sürdürme negatif olduğunda ilişkiyi değiştirme veya sonlandırma eğilimi gösterecektir. İlişkide algılanan eşitlik de kişilerin evlilik dışı ilişkiler yaşamasında açıklayıcıdır. Adams’a 1965 Akt.: Hortaçsu 1998 göre hakkaniyet herhangi bir ilişkide bir kişinin girdi çıktı oranlarının eşit olma durumudur. Herhangi bir durumun hakkaniyete uymaması rahatsız edicidir ve kişiler bu rahatsız edici durumdan davranışlarını ya da girdi ve çıktılarla ilgili değerlendirmelerini değiştirerek kurtulmayı düşünürler. Hakkaniyet eşitlik kuramı çerçevesinde yapılan araştırmalar eşlerin evlilikteki sorumluluk ve ödüllerin haklı veya eşit biçimde paylaşıldığını düşündükleri durumlarda evlilikte uyum ve mutluluk düzeyinin aksi durumlara kıyasla daha yüksek olduğunu göstermiştir Hortaçsu 1997. Hasta 1996 hakkaniyet algılayan kadınların evlilik doyumlarının algılamayan kadınlarınkinden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşmıştır. Ev işi paylaşımı ve evlilik doyumu arasındaki ilişkiler incelendiğinde de evlilik doyumunun ev işi paylaşımı ile olmasa bile ev işi paylaşımına ilişkin olarak algılanan hakkaniyet ile ilişkili olduğu bulgusunu da elde etmiştir. Çoğu kadın ilişkilerinde ev işlerinin eşitsiz dağıldığını düşünmektedir. Fakat bu kadınlar bunun sosyal bir gerçeklik olduğunu kabul etme eğiliminde olduklarından evliliklerinin gidişatını etkilemesine izin vermemektedirler Burley 1995. Sears ve Galambos 1992 çalışan ve iş stresi yaşayan kadınların genel stres seviyelerinin de yükseldiğini ve evlilik uyumlarının düştüğünü belirtmişlerdir. Aynı zamanda işlerini herhangi bir şekilde kaybeden kadınların evlilik doyumlarının arttığı ve zamanla evlilikte yaşanan çatışmaların azaldığı görülmüştür. Faulkner Davey ve Davey 2005.

slide 106:

21 Evlilik dışı ilişki ile ilgili en yaygın kabul gören yüklemelerden biri evliliklerdeki mutsuzluk ve çatışmalardır. Çok eşlilik literatüründe doyum ve evlilik dışı ilişki arasındaki bağlantı sıkça çalışılmış bir konu olmasına karşın yapılan çalışmalar evlilikteki doyumsuzluğun ilişkiler üzerindeki etkisini ne tam olarak desteklemekte ne de reddetmektedir Atkins Dimidjian ve Jacobson 2001. Evlendikten birkaç sene sonra ayrılmayı ya da boşanmayı düşünen bireylerin bu düşünceleri olasılıkla dışarıdan gelen etkiler veya dış kaynakların oluşması ya da ilişkideki doyum duygusunun azalması sonucunda ortaya çıkmıştır Beach ve Tesser 1988. Bireyler mutlu doyumlu ve eşit ilişkide olsalar da çekici alternatiflerle karşılaşabilirler Sprecher 1998. Doyumsuzluk düzeyi arttıkça ilişkide beklentiler seçenekler alternatifler ve sınırlılıklar önemli bir rol oynamaya başlamaktadır Hazan ve Shaver 1994. Doyum ve seçenekler arasındaki ilişki bir ilişkinin devam edip etmemesi konusunda önemli bir role sahiptir. Bir bireyin halen yaşadığı ilişkiden elde ettiği sonuçları değerlendirebilmesi için karşılaştırma düzeyi ve seçenekler için karşılaştırma düzeyi olmak üzere iki standardı bulunmaktadır Thibaut ve Kelley 1959 Akt.: Azizoğlu-Binici ve Hovardaoğlu 1996. Karşılaştırma düzeyi bireysel yaşantılar ve gözlemlere bağlı olarak bir ilişki türü için doyum-doyumsuzluk boyutundaki nötr noktadır. Seçenekler için karşılaştırma düzeyi ise bireyin mevcut ilişkilerini olası başka bireylerle yaşaması durumunda elde edeceği doyuma ilişkin tahminlerinin orta noktasıdır Thibaut ve Kelley 1959 Akt.: Hovardaoğlu 1996. Bu nedenle ilişkiden elde edilen sonuç bu iki standardın üstündeyse doyumlu ve istikrarlı her iki standardın altında ise doyumsuz ve istikrarsız olarak değerlendirilecektir. Sonuç karşılaştırma düzeyinin üstünde ama seçenekler için karşılaştırma düzeyinin altında ise evlilik doyumlu ancak istikrarsız sonuç karşılaştırma düzeyinin altında ama seçenekler için karşılaştırma düzeyinin üstünde ise evlilik istikrarlı ama doyumsuz olarak algılanmaktadır Hovardaoğlu 1996. Özetle Thibaut ve Kelley’ e 1959 Akt.:Azizoğlu-Binici ve

slide 107:

20 aldatma durumunu pek çok faktöre bağlamıştır. Bunlar evlilik dışı ilişkilerin duygusal-cinsel doğası gizli ya da görüş birliği içinde yaşanılan evlilik dışı ilişkiler evlilik dışı ilişkilerin nedenleri sonuçları ve detayları evlilik dışı ilişkilerde kişisel sorumluluk ve bu tür ilişkilerin aldatılan tarafa etkileri olarak özetlenebilir. Cinsiyet evlilik dışı ilişkilerin araştırılmasında önemli bir değişkendir Sprecher Regan ve McKinney 1998. Genel olarak erkekler kadınlara oranla daha fazla evlilik dışı ilişki yaşamaktadır Atkins Baucom ve Jacobson 2001. Evlilik dışı ilişkilerin nedenlerine bakıldığında cinsiyet farkı dikkat çekmektedir. Aldatmanın erkeklerde ve kadınlarda ortaya çıkış nedenlerinin farklı olduğu görülmektedir. Peki erkekler niye aldatır İlişkilerinin hayal ettikleri gibi gitmemesi yenilik arama egolarını tatmin etme çevrelerinde ciddi bir ilişki istemeyen kadınların varlığı hissedecekleri anlık tatmin duygusuna yenilme intikam duygusu ile aldatabildiği görülmüştür Norment 1998a. Kadınların aldatması da sanılanın aksine yeni bir olgu değildir fakat daha az konuşulan bir durum olduğu açıktır. Peki kadınlar niye aldatır Kendine güvenlerini arttırma isteği duygusal olarak ihmal edildiklerini düşünme heyecan arayışı romantizm ihtiyaçlarını karşılama isteği eşlerinden ya da partnerlerinden daha zengin ve statü sahibi biriyle beraber olmak arzusu cinsel tatminsizlik ve hiç bitmeyen ev işlerinin ve sorumlulukların yükünden kurtulma isteği ile kadınlar aldatabilir Norment 1998b. Kadınların aldatma motivasyonu yakınlık ihtiyacından kaynaklanırken erkeklerin aldatma davranışlarının rastlantısal olduğu Allen ve Baucom 2004 cinsiyete göre aldatmanın nedenlerinin genel bir açıklamasıdır.

slide 108:

19 yaşadıklarını saptamışlardır. Wiederman 1997 da yaptığı çalışmada evli Amerikalıların 15-25’inin bu evli katılımcılardan erkeklerin 22.7’sinin kadınların ise 11.6’sının evlilik dışı ilişki yaşadığını belirtmiştir. Fakat evlilik dışı ilişkilerin bir yıl içinde sıklıkla yaşanmadığı evli erkeklerin 4.1’inin evli kadınların ise 1.7’sinin geçmiş yıl içinde evlilik dışı ilişki yaşadığı sonucuna ulaşmıştır. Evli erkeklerin 50’den fazlasının evli kadınların ise 50’ye yakınının evliliklerinin herhangi bir döneminde evlilik dışı ilişki yaşadıkları söylenmektedir Atwood ve Seifer 1997. Lawson ve Samson 1988 yaptıkları çalışmada en az 10 yıl evli kalan bireylerin evlilikleri boyunca ortalama bir kez veya daha fazla sayıda aldatma ya da aldatılma olayı yaşadıklarını belirtmişlerdir. Aldatmanın toplum tarafından onaylanmayan bir durum olduğu da göz önünde tutularak Blow ve Hartnett 2005a aldatma konusunun mümkün olduğunca katılımcıların kimliklerinin sorulmadan yapılması gerektiğini belirtmişlerdir. Kişinin kimliğinin araştırmacıya açık olduğu nitel çalışmalarda araştırmacılar katılımcılar ile ekstra çaba ve zaman harcamalıdırlar. Unutulmamalıdır ki bu kişiler kimliklerinin ortaya çıkmasından korkabilirler. Bu amaçla görüşmeler katılımcıların evlerinden ya da iş yerlerinden uzak bir yerde yapılabilir. Böylece katılımcıların daha doğru ve dürüst cevap vermesi sağlanabilir. 1. 2. 1. Aldatmanın Nedenleri Aldatma konusundaki birçok araştırma aldatmanın yordanması ve aldatmayla özdeşleşen risk faktörleri üzerine odaklanmaktadır Olson ve diğer. 2002. Thompson 1982

slide 109:

18 Araştırmacılara göre evlilik dışı ilişkilere dikkat çekilmesinin en önemli nedenlerinden biri bu tür ilişkilerin evlilik birliğine çok fazla zarar vermesidir. Klinik literatüründeki araştırmaların temelinde görgül veriler yerine klinik deneyimler yer almaktadır Olson Russell Higgins-Kessler ve Miller 2002. Tek eşlilik- çok eşlilik boyutundan farklı olarak Hovardaoğlu 1996 ilişkinin sürekliliği ile sadakatin çoğu kez aynı anlamda kullanıldığını ve ilişki süresinin genel olarak sadakat derecesi olarak kabul edildiğini göstermektedir. Evlilik dışı seks ya da ikili ilişki dışında yaşanan seks yaygın olarak onaylanmamasına rağmen herkes tek eşli ilişkiler içinde değildir. Bazı insanların sürdürmeye çalıştıkları öncelikli ilişkilerinin dışında yaşadıkları cinsel ilişkileri de vardır Sprecher 1998. Fakat aldatmayı sadece cinsel ilişki düzeyine indirgemek ve tanımlamak yanlıştır Blow ve Hartnett 2005b. Aldatma evliliklerde oldukça sık rastlanan bir problemdir. Popüler basında ve medyada oldukça sık işlenen bir konu olmasına rağmen aldatma ile ilgili araştırmalar zor ve zahmetlidir. Aldatmanın karmaşık doğası düşünüldüğünde bu beklenilebilir bir durumdur Atkins Baucom ve Jacobson 2001. Aldatmayı inceleyen araştırmalarla ilgili yaygın kanı bu konuda pek çok cevaplanmamış soru olduğudur Blow ve Hartnett 2005b. Wiederman 1997 aldatma konusunda yapılan çalışmaların ortak özelliği olarak erkeklerin kadınlara oranla evlilik dışı ilişki yaşama yüzdelerinin çok daha fazla olmasını göstermektedir. Egan ve Angus 2004 erkeklerin kadınlara göre daha fazla evlilik dışı ilişki

slide 110:

17 Bağlanma stillerinin de evlilik doyumu üzerinde etkisi araştırılmıştır. Ertan 2002 kadınların güvenli bağlanmasının karşılıklı doyumu olumlu olarak etkilediğini belirtmiştir ve en yüksek evlilik uyumu puanlarını çiftlerin güvenli olarak bağlandığı eşlerden edinmiştir. 1. 1. 3. Evlilik Uyumu ve Cinsel Doyum Çok az araştırma cinsel doyum ve evlilik doyumu arasındaki ilişkiyi incelemiştir Sprecher 1998. Arslan 1996 evli kadın ve erkeklerin cinsel doyum düzeyleri farklı bireysel niteliklere aileye yönelik niteliklere ve cinsel yaşamla ilgili tutum ve değerlere göre değişiklikler göstermiştir. “Cinsel ilişkiden sonra kendisini gergin hisseden erkeklerle” “cinsel ilişkide orgazma ulaşmanın erkekler için daha önemli olduğunu belirten” ve “kendi cinsiyetinden hoşnut olmayan erkekler” hariç genelde evli erkeklerin evlilikte kadınlara oranla daha fazla cinsel doyum sağladıkları gözlenmiştir. Kudiaki 2002 cinsel doyumu yüksek grubun evlilik uyumunun cinsel doyumu düşük gruptan anlamlı düzeyde yüksek olduğunu saptamıştır. Cinsel doyumun yordanmasında evlilik süresi ve eğitim değişkenlerinin rolü olduğu da görülmüştür. Cinsel doyuma katkısı olan alt boyutların ise mutluluk ve kararlılık olduğunu saptamıştır. 1. 2. ALDATMA Evlilik dışı ilişkilerin uzun geçmişine ve yaygınlığına karşın sosyal bilimciler bu olguyu son 25 yıldır çalışmaktadırlar. Bu araştırmalar farklı bakış açılarına sahip farklı disiplinler tarafından yapılmıştır. Dolayısıyla çok eşlilik çalışmaları yeterince sistematik değildir ve kuramsal bir anlayışla uyuşmamaktadır Atkins Dimidjian ve Jacobson 2001.

slide 111:

16 depresiflerin eşlerinin olumsuz davranışlarından kendilerini sorumlu tuttukları ve suçluluk yaşadıkları söylenmiştir. Benzer olarak Akfırat’ın 1995 yaptığı çalışmada da kadının evlilik doyumunun nedensel ve sorumluluk yüklemelerini etkilediği bulunmuştur. Kadının doyumsuz olduğu çiftler olumsuz eş davranışının nedenini eşe yüklemekte ve nedeni istikrarlı ve genel olarak algılamaktadır. Bu denekler aynı zamanda davranışı kasıtlı bencilce ve suçlanmaya değer olarak algılamaktadırlar. Ayrıca kadınlar eşlerine göre olumsuz eş davranışını daha çok suçlanmaya değer olarak algılamaktadırlar. Çalışan doyumsuz kadınlar ve çalışmayan doyumsuz kadınların kocaları olumsuz eş davranışını daha çok kasıtlı olarak algılamaktadırlar. Bu araştırmalarda görüldüğü gibi evlilik uyumunun düzeyi ilişkiye yönelik algıları değiştirmektedir. Bu sonuç evlilik uyumu ile işlevsel olmayan ilişki düşüncelerinin aralarındaki negatif ilişki Hamamcı 2005 ile açıklanabilir. Düşük doyuma sahip olanların mantıksal olmayan ilişki düşünceleri daha fazladır. Böylelikle ilişki ile ilgili işlevsel olmayan düşünceler arttıkça evliliklerde daha fazla sorunla karşılaşılmaktadır. İlişkiye yönelik algılardan birisi de kontrolcülük ve bağımlılık algısıdır. Gökmen 2001 kadınların eşlerine ilişkin kontrolcülük ve bağımlılık algılarının doyumlarını etkilemediğini erkeklerin kontrolcü algıladıkları kadınlarla olan evliliklerinin daha doyumlu bağımlı algıladıkları kadınlarla olan evliliklerinin ise daha doyumsuz olduğunu görmüştür. Erkeklerde evlilik doyumunun eşlerini düşük kontrolcü ve düşük bağımlı algıladıklarında da yüksek bağımlı ve yüksek kontrolcü algıladıklarında da en fazla olduğunu buna karşın en az evlilik doyumunun eşe ilişkin kontrolcülük algısının düşük bağımlılık algısının yüksek olduğu durumda ortaya çıktığını gözlemiştir. Özellikle kontrolcülük algısı erkeklerde evlilik ilişkilerinde olumsuz algılanmamakta hatta evlilik doyumunu arttırmaktadır. Bu araştırmada da ters olarak ilişkiye yönelik algıların doyum üzerinde etkilerini görmekteyiz.

slide 112:

15 1. 1. 2. Evlilik Uyumu ve İlişkiye Yönelik Algılar Evli çiftler zannedildiği kadar tutum benzerliğine sahip değildir Buunk ve Bosman 1985. Eşlerin değer sistemlerinin benzerliği ise evliliğin ilerleyen yıllarında uyumu etkileyen bir faktördür Medling ve Mccarrey 1981. Evliliğin ilk yıllarında uyumlu olan çiftlerin bu durumu ise bireyleşme süreçlerini ne derece tamamladıkları ile ilgilidir Haws ve Mallinckrodt 1998. İyi veya kötü gidişe göre insanlar ilişkilerini farklı boyutlarda algılamaktadırlar Hortaçsu 1997. Kocadere 1995 kötü evlilikleri olan deneklerin her alanda iyi evliliklere göre daha fazla sorunla karşılaştıklarını ve kötü evliliklerde evliliğin her yönüyle olumsuz olarak algılanıp değerlendirildiğini belirtmektedir. Bu durumu da kişide eşi ve evliliği hakkında muhtemelen bir birikim sonucunda gelişmiş olan genel bir tutum ile açıklamaktadır. Evlilik süreçlerini uyumsuz olarak tanımlayan eşlerin uyumlu çiftlerden daha düşük fikir birliği duygu ifadesi ve evlilik doyum düzeyine sahip olduğunu Günay 2000 da dikkate alınmalıdır. Görüldüğü gibi ilişkiye yönelik algılar hem evlilik uyumundan etkilenmekte hem de evlilik uyumunu etkilemektedir. Kışlak 1995 eşleriyle uyumsuz olanların uyumlulara depresiflerin de depresif olmayanlara göre olumsuz eş davranışlarına karşı daha fazla yükleme yaptıklarını ortaya koymuştur. Eşleriyle uyumsuz veya depresif kişiler sorumluluk yüklemelerini nedensel yüklemelerden daha fazla kullanmaktadır. Uyum arttıkça ve depresyon düştükçe eş olumsuz davransa bile buna olumlu tepki verildiği ve gerilimin sürdürülmediği görülmüştür. Depresif deneklerin olumsuz eş davranışlarına karşı olumlu tepki vermelerinin nedeni olarak

slide 113:

14 iken diğer kişi heyecanlı bir hayat istiyorsa çiftlerin evlilik uyumunun yüksek olacağından şüphe duyulabilir Ficher Zuckerman ve Steinberg 1988. Girişkenliğin evlilik doyumu üzerine etkisini araştıran bir çalışma bu kişilik özelliğinin yalnızca erkeklerde evlilik doyumunu artırdığını belirtmiştir Reath Piercy Hovestadt ve Oliver 1980. Evlilik uyumu ile evlilik süresi arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırmada Hafner ve Spence 1988 ise uzun süre evli olan ve evlilik doyumlarının yüksek olduğunu belirten erkeklerin kendilerini girişken olarak tanımlamadıkları bulunmuştur. Kısa süredir evli olan ve evlilik doyumlarını yüksek olarak belirten erkekler ise kendilerini girişken olarak tanımlama eğilimindedir. Ancak sosyal anksiyete seviyeleri yüksek olan bireylerin evlilik doyumları düşüktür. Kişinin sosyal anksiyete seviyesi partnerin değil de sadece kendisinin evlilik doyumunu etkileyen bir faktördür Filsinger ve Wilson 1983. Evlilik uyumunu etkileyen bir başka faktör de kişilerin kendilerini dışa vurma seviyeleridir. Kendilerini dışa vurma seviyeleri eşit olan çiftlerin evlilik doyumları yüksektir Davidson Balswick ve Halverson 1983. Ayrıca geleneksel cinsiyet rollerini kabul eden erkeklerin zaman içinde evlilik doyumları düşmektedir. Geleneksel cinsiyet rolleri erkeklerin duygularını ifade edememeleriyle alakalı olup depresyona neden olabilmektedir ve sonuç olarak evlilik doyumunu düşürebilmektedir Faulkner Davey ve Davey 2005. Bununla paralel bir sonuca Mcgovern ve Meyers 2002 modern çiftlerin geleneksel çiftlere oranla evlilik uyumlarının daha yüksek olduğunu saptayarak ulaşmışlardır.

slide 114:

13 1. 1. 1. Evlilik Uyumu ile Bazı Değişkenler Arasındaki İlişkiler Hamamcı 2005 yaş cinsiyet çocuk sayısı gibi etmenlerle birlikte eğitim seviyesinin de evlilik uyumu ve doyumunu etkilemediğini bulmuştur. Evli nişanlı ya da uzun süreli ilişki yaşayan çiftler arasında yapılan bir araştırma da ilişki doyumunun yaşla ya da cinsiyetle ilişkili olmadığını göstermiştir Bonds-Raacke Bearden Carriere Anderson ve Nicks 2001. Farklı bir sonuç olarak Gökmen 2001 erkeklerin kadınlara oranla evliliklerinden daha fazla doyum aldıklarını belirtmiştir. Fışıloğlu 1992 da eşlerin eğitim düzeylerindeki yakınlığın evlilik uyumunu olumlu yönde etkilediğini belirtmiştir. Bonds-Raacke ve diğer. 2001 evli nişanlı ya da uzun süreli ilişki yaşayan çiftler arasında nişanlı çiftlerin evlilere oranla doyum düzeylerinin daha yüksek olduğunu belirtseler de bu iki grup arasında anlamlı bir fark bulmamışlardır. Bu çalışmaya göre ilişkinin uzunluğu doyumu etkileyen faktörlerden biri değildir. İlişki uzunluğu ve anlaşma düzeyinin ilişki doyumu üzerindeki etkisini araştıran Cramer 2001 katılımcıların çoğunun ilişkilerindeki anlaşma düzeyini ilişkilerinin ilk başladığı zamana oranla daha yüksek olarak nitelendirdiklerini saptamıştır. Anlaşma düzeyinin ilişki doyumu ve negatif çatışmalar ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Çiftlerin kişilik özellikleri de evlilik uyumunu etkilemektedir. Cole Cole ve Dean 1980 evlilik uyumunu etkileyen faktörlerden biri olarak kadının ve erkeğin duygusal olgunluk seviyesini göstermişlerdir. Kadının duygusal olgunluk seviyesinin kocanın evlilik doyumunu erkeğin duygusal olgunluk seviyesinin de kadının evlilik doyumunu olumlu yönde etkilediğini saptamışlardır. Oysa ki çiftlerden biri rutin aynı ve sıradan olaylara toleranslı

slide 115:

12 İletişim iyi evlilikler için bir belirleyicidir Kocadere 1995. Robinson ve Blanton 1993 da iletişimin güçlü evliliklerin önemli bir koşulu olduğunu belirterek eşleriyle konuşmanın ve etkili bir iletişimin öneminin uzun süreli evlilikler yaşayan bireyler tarafından sıklıkla dile getirildiğini söylemektedirler. Dini duygular da evliliklerinin yürümesinde önemli bir etkendir Robinson ve Blanton 1993. Wilson ve Filsinger 1986 dindarlık ile evlilik uyumu arasındaki ilişkiyi inceledikleri araştırmalarında genel olarak dindar kişilerin evlilik uyumlarının daha yüksek olduğunu bulmuşlardır. Fakat protestanlarla yapılan bu araştırmanın sonuçlarından yola çıkarak diğer tüm dinlere ya da inançlara sahip kişilerin de evlilik uyumlarının yüksek olacağı yargısına varmak mümkün değildir. Ayrıca bu araştırmada evlenme biçiminin evlilik ilişkilerinde belirleyici rolü olabileceği düşünülmektedir. Türkiye’de kültürel değişmelerin daha etkin görüldüğü büyük kentlerde doğrudan tanışıp anlaşarak evlenmeler giderek yaygınlığını artırırken gelenekselliğin ağır bastığı yerlerde görülen evlenme biçimlerinin başında hala “görücülük” gelmektedir. Görücülüğün aslını evlenecek erkeğin aile üyeleriyle akraba ve komşularından seçilen birkaç kadının daha önceden üzerinde durulan ya da tanıdıklarca önerilen kızın evini ziyarete gidip hem kızı yakından incelemeleri hem de niyetlerini belli etmeleri oluşturmaktadır Santur 2005.

slide 116:

11 kaybedeceklerini düşündüklerinden ilişkilerini daha sıkı takip altına aldıkları da görülmüştür. Eşitsizlik ve kırgınlık örn. kızgınlık suçluluk depresif duygular duyguları kadınların kocalarının duygu düşünce ve tutumları ile ilgilenmelerini zorlaştırmaktadır. İlişkilerine çok değer veren kadınların aldıklarından fazlasını verdikleri de görülmüştür. Eşitsizlik halinde çiftin ailelerinden ve çocuklarından bağımsız olma durumu da yara almaktadır. Erkeklerin mahremiyet duygularının ise evlilikteki eşitlik durumundan etkilenmediği görülmüştür. Bir başka araştırmada Faulkner Davey ve Davey 2005 da geleneksel cinsiyet rollerine sahip erkeklerin eşleriyle ilişkideki adalet ve karar verme konularında daha fazla sorun yaşadıkları belirtilmiştir. İlişkide eşitsizlik duyguları hisseden kadınlar zamanla eşlerinin daha fazla evliliklerinde çatışma hissetmesine neden olabilmektedirler. Evlilik ilişkisinin adaletsiz olduğunu düşünen kadınlar ilişkide daha fazla sorun yaratabilmektedirler. Bu araştırma sonuçlarından anlaşılacağı üzere mahremiyet evliliklerinin temelini oluşturmakta ve mahremiyette algılanan eşitsizlik kadınların kendilerine güvenlerine zarar vermekte ve eşleriyle ilgilenme düzeylerini azaltmaktadır. Bu durumun evlilikte yaşanacak problemlere yol açacağı ve evlilik uyumunu azaltacağı düşünülebilir. Robinson ve Blanton’a 1993 göre bağlılık uzun süreli evliliklerin vazgeçilmez koşuludur. Bu evliliklerde çiftler boşanmanın bir seçenek olmadığı görüşündedirler. Benzer olarak Hovardaoğlu 1996 evli deneklerin bekar deneklere oranla doyum istikrar bağlılık ve mutluluk ortalamalarının daha yüksek olduğunu bulmuştur. Uygunluk ise tüm çiftlerde ve çeşitli alanlarda görülen ortak özelliklerin bir diğeridir Robinson ve Blanton 1993.

slide 117:

10 Mutlu ve doyumlu evliliklerde önemli role sahip olan evlilik uyumu bireysel durumsal ve ilişkisel birçok faktörden etkilenmektedir. Bunlara örnek olarak ilişkiye yönelik algılar iletişim şekilleri sorun çözme becerileri bağlılık cinsellik heyecan arama ve sosyal anksiyete seviyesi dindarlık ve eğitim düzeyi verilebilir. Evliliğin temeline baktığımızda çiftleri bir arada tutan faktörlerin evlilik uyumunu da sağlayan faktörler olduğunu görebiliriz. Uzun süre evlilik sürdüren çiftler arasında yapılan bir araştırmada Robinson ve Blanton 1993 evliliklerin beş temel taşı olduğunu göstermişlerdir. Bunlar mahremiyet bağlılık uygunluk iletişim ve dini yönelimdir. Mahremiyet eşlerin duygusal fiziksel ve ruhsal olarak birbirlerine yakınlıkları olarak tanımlanabilir. Bu yakınlık ilgileri aktiviteleri düşünceleri duyguları acıları ve sevinçleri paylaşmak olarak nitelendirilebilir Robinson ve Blanton 1993. Bu paylaşım alanlarındaki eşitsizlik durumu söz konusu olduğunda evliliklerde sorunlar ortaya çıkabilir. Larson ve Harper 1998 kadınların mahremiyet ile ilgili düşüncelerinin algılanan eşitsizlik düşüncesi ile yakından ilgili olduğunu bulmuştur. Eşitsiz ilişkilerdeki kadınların eşit ilişkideki kadınlara oranla kimlik algılarının daha düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Bu kadınlar sosyal ortamlarda daha güvensiz hissetmekte pek çok konuda yetersizlik duymada ve kişiliklerinin pek çok yönünde rahatsızlık duymaktadırlar. Aynı zamanda bu kadınların kendilerine güvenleri de daha azdır. Buna karşın eşit bir evlilik kadınlara kendilerine güven aşılamaktadır. Kadınlar bir evlilikte daha az güçlü olduklarını hissettiklerinden eşitlik ve adalet konularında erkeklere oranla daha hassastırlar. Kadınların daha fazla şey

slide 118:

9 Kadınların ve erkeklerin farklı iletişim kültürlerine sahip olduğu MacGeorge Graves Feng ve Gillihan 2004 düşünüldüğünde bu çatışmalar kaçınılmaz gibidir. Bu konularla ilgili sosyal psikolojik çalışmalar olsa da evlilik uyumu aldatma ve iletişim becerileri konularını aynı araştırmada ele alınan çalışmalara rastlanmamaktadır. Bu üç değişkenin birbirini etkileyip etkilemediği hangi durumlarda hangi değişkenin önem kazandığı gibi birçok soru yanıt beklemektedir. Bu çalışmada da genel olarak evlilik uyumu aldatma ve çatışma eğilimi üzerine açıklamalara ve araştırmalara yer verilecek ayrıca bazı değişkenlerle aralarındaki ilişkiler üzerinde durulacaktır. 1. 1. EVLİLİK UYUMU Fışıloğlu’na 1992 göre aile sorunlarına neden olan faktörlerin araştırılmasında üzerinde en çok durulan değişkenlerden birisi hem aile içi hem de aile dışı ilişkilerin belirleyicisi olan evlilik uyumudur. Karşılıklı etkileşen evlilik ve aileyi ilgilendiren konularda fikir birliği yapabilen ve sorunlarını olumlu bir şekilde çözebilen çiftlerin evliliği uyumlu bir evlilik olarak tanımlanır. Dolayısıyla mutluluk doyum ve beklentilerin gerçekleşmesi evlilikte karşılıklı uyum ile mümkündür. Bu nedenle klinisyenler kadar araştırmacılar da evlilik kalitesi ve evlilik uyumunun araştırılmasına giderek artan bir ilgi duymaya başlamışlardır Erbek Beştepe Akar Eradamlar ve Alpkan 2005.

slide 119:

8 BÖLÜM 1 GİRİŞ Evlilik karşılıklı bir dayanışma toplumsal onaylamayla gerçekleşmiş bir sözleşme ve tüm toplumsal yasaklamaların kırılarak cinsel gereksinmelerin karşılıklı olarak doyuma ulaştırılmasına izin verilen bir kaynaştırmadır Özuğurlu 1985. İki insan birbirini sevdiğinde evliliklerinde problemler olacağı gerçeğini bilmek ya da kabul etmek isterler mi Genellikle hayır. Bu aşktan gözlerinin kör olması kavramını açıklamaktadır O’ Leary ve Smith 1991. Aşk ve tutku hikayeleri yıllar boyunca sanat ve edebiyatın ana temasını oluştursa da son iki yüz yılı aşkın bir süredir Batı kültüründe evlilik ilişkilerinin doğasının değişerek daha çok karşılıklı doyumun önem kazandığı görülmektedir. Bununla birlikte evlilikte istikrarın sağlanması için aşk önemli bir rol oynamaya da devam edecektir Beach ve Tesser 1988. Mutlu ve doyumlu ilişkilerin kaynağının ise evlilik uyumu olduğu tahmin edilebilir. Evlilikteki istikrar ve doyum üzerinde etkileri kaçınılmaz olan evlilik dışı ilişkiler sosyal psikologlar tarafından son yıllarda araştırılmaya başlanmıştır. Evlilik dışı ilişkiler çok yaygın olmasına rağmen sosyal psikolojik araştırmalara ve kuramlara yeterince konu olmamıştır. İletişim sorunları son yıllarda sosyal bilimciler eğitimciler ve psikologları sosyal becerilerin önemi üzerinde durmaya yöneltmiştir Tegin 1990. Tüm evli çiftler evlilikleri boyunca kendilerini bazı çatışmaların içinde bulmaktadırlar Veroff Young ve Coon 1997.

slide 120:

7 TEŞEKKÜR Tez danışmanlığımı yürüten sevgili hocam Doç. Dr. Zehra Yaşın Dökmen’e yüksek lisans tezini hazırlamaya başladığım günden bu yana bana olan inancı güdülemesi ve öğrettikleri için her zaman hissettirdiği sevgisi ve sonsuz anlayışı için teşekkür borçluyum. Bu çalışmamı yürütürken bana olan desteği ve inancı için verileri girerken gösterdiği sabır ve hafta sonları kütüphanelerde geçirdiğimiz keyifli saatler için sevgili arkadaşım İlke Ever’e sonsuz teşekkür ederim. Tezin özellikle son dönemlerinde bana vermiş olduğu akademik desteği ve dostluğu için Müjde Koca’ya çok teşekkür ederim. Her zaman olduğu gibi bu çalışmam devam ederken de öncelikle gösterdikleri sabır için hissettirdikleri sevgi ve güven için annem babam ve kardeşlerime bütün yüreğimle teşekkür ederim.

slide 121:

6 ÇİZELGELER LİSTESİ Çizelge 3. 1. Cinsiyet ve Evlenme Biçimine Göre Aldatma Eğilimi Puanlar ını n Or tal am alar ı Standart Sapm a l ar ı Çizelge 3. 2. Cinsiyet ve Evlenme Biçimine Göre Aldatma Eğilimi Puanlarına Uygulanan Varyans Analizi Sonuç l ar ı Çizelge 3. 3. Cinsiyet ve Evlenme Biçimine Göre Evlilik Uyumu Or t alamal ar ı Standart Sapm al ar ı Çizelge 3. 4. Cinsiyet ve Evlenme Biçimine Göre Evlilik Uyumu P uanl ar ı na Uygulanan Varyans Analizi Sonuç l ar ı Çizelge 3. 5. Cinsiyet ve Evlenme Biçimine Göre Ça tışma Eğilimi O rt al amal ar ı Standart Sapm al ar ı Çizelge 3. 6. Cinsiyet ve Evlenme Biçimine Göre Çat ışma Eğilimi P ua nl a r ı na Uygulanan Varyans Analizi Sonuç l ar ı Çizelge 3. 7. Cinsiyet Evlilik Uyumu Düzeyi ve Ça tışma Eğilimi Düzeyine Göre Aldatma Eğilimi O r tal am alar ı Standart Sapmal ar ı Çizelge 3. 8. Cinsiyet Evlilik Uyumu Düzeyi ve Ça tışma Eğilimi Düzeyine Göre Aldatma Eğilimi P uan l ar ı na uygulanan Varyans Analizi Sonu ç l ar ı Çizelge 3. 9. Evlilik Uyumu Aldatma Eğilimi ve Ça tışma Eğilimi Düzeylerinin Birbirleriyle ve Ba z ı Değişkenlerle K or e l as y onl ar ı N204 Çizelge 3. 10. Aldatma Eğilimi Düzeyi P uanlar ına Uygulanan Hiyerarşik Regresyon Analizi Sonuç l ar ı

slide 122:

5 BÖLÜM 3 BULGULAR 3. 1. Cinsiyet ve Evlenme Biçiminin Aldatma Eğilimi Evlilik Uyumu ve Çatışma Eğilimi Üzerindeki Etkileri 57 3. 2. Cinsiyet Evlilik Uyumu Düzeyi ve Çatışma Eğilimi Düzeyinin Aldatma Eğilimi Üzerindeki Etkisi 63 3. 3. Evlilik Uyumu Aldatma Eğilimi ve Çatışma Eğilimi Puanlarının Birbirleriyle ve Bazı Değişkenlerle İlişkileri 66 3. 4. Aldatma Eğiliminin Yordanması 69 BÖLÜM 4 TARTIŞMA 4. 1. Cinsiyet ve Evlenme Biçiminin Aldatma Eğilimi Evlilik Uyumu ve Çatışma Eğilimi Üzerindeki Etkileri 71 4. 2. Cinsiyet Evlilik Uyumu Düzeyi ve Çatışma Eğilimi Düzeyinin Aldatma Eğilimi Üzerindeki Etkisi 75 4. 3. Evlilik Uyumu Aldatma Eğilimi ve Çatışma Eğilimi Puanlarının Birbirleriyle ve Bazı Değişkenlerle İlişkileri 77 4. 4. Aldatma Eğiliminin Yordanması 81 4. 5. Sonuç ve Öneriler 82 Özet 84 Summary 86 Kaynakça 88 Ekler 104

slide 123:

4 İÇİNDEKİLER ÇİZELGELER LİSTESİ i TEŞEKKÜR ii BÖLÜM 1 GİRİŞ 1. 1. EVLİLİK UYUMU 2 1. 1. 1. Evlilik Uyumu ile Bazı Değişkenler Arasındaki İlişkiler 6 1. 1. 2. Evlilik Uyumu ve İlişkiye Yönelik Algılar 8 1. 1. 3. Evlilik Uyumu ve Cinsel Doyum 10 1. 2. ALDATMA 10 1. 2. 1. Aldatmanın Nedenleri 12 1. 2. 2. Duygusal ve Cinsel Aldatma 19 1. 2. 3. Aldatmanın Sonuçları Eş ve İlişkiye Etkileri 24 1. 3. İLETİŞİM ÇATIŞMALARI 28 1. 3. 1. İletişim 28 1. 3. 2. İletişim Çatışmaları 29 1. 3. 3. İletişim Çatışmaları Cinsiyet Evlilik Uyumu ve Aldatma 35 1.4. ARAŞTIRMANIN AMACI 41 BÖLÜM 2 YÖNTEM 2. 1.Katılımcılar 43 2. 2. Veri Toplama Araçları 45 2. 2. 1. Kişisel Bilgi Formu 45 2. 2. 2. Aldatma Eğilimi Ölçeği AEÖ 45 2. 2. 3. Evlilik Uyum Ölçeği EUÖ 52 2. 2. 4. Çatışma Eğilimi Ölçeği ÇEÖ 54 2. 3. İşlem 56

slide 124:

3 T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ PSİKOLOJİ SOSYAL PSİKOLOJİ ANABİLİM DALI EVLİ BİREYLERİN EVLİLİK UYUMLARI ALDATMA EĞİLİMLERİ VE ÇATIŞMA EĞİLİMLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ Yüksek Lisans Tezi Tez Danışmanı : Doç. Dr. Zehra Yaşın Dökmen Tez Jürisi Üyeleri Adı ve Soyadı İmzası Prof. Dr. Ali Dönmez .................................... Doç. Dr. Zehra Dökmen .................................... Doç. Dr. Nilay Çabukkaya .................................... Tez Sınav Tarihi:12.07.2006

slide 125:

2 T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ PSİKOLOJİ SOSYAL PSİKOLOJİ ANABİLİM DALI EVLİ BİREYLERİN EVLİLİK UYUMLARI ALDATMA EĞİLİMLERİ VE ÇATIŞMA EĞİLİMLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ Yüksek Lisans Tezi Demet POLAT Tez Danışmanı Doç. Dr. Zehra Yaşın Dökmen Ankara-2006

slide 126:

1 T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ PSİKOLOJİ SOSYAL PSİKOLOJİ ANABİLİM DALI EVLİ BİREYLERİN EVLİLİK UYUMLARI ALDATMA EĞİLİMLERİ VE ÇATIŞMA EĞİLİMLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ Yüksek Lisans Tezi Demet POLAT Ankara-2006

authorStream Live Help