Sultaniler

Views:
 
Category: Education
     
 

Presentation Description

No description available

Comments

Presentation Transcript

Slide1: 

DARÜLFÜNUN ve SULTANİLER TOLGA GÖK

Slide2: 

İlk Darülfünun: Osmanlı Devleti'nde medrese dışında bir darülfünun açılması fikri, ilk defa Abdülmecit Han zamanında 1845'de Geçici eğitim meclisi (Meclis-i muvakkat-i maâ-rif) tarafından tanzim edilen eğitim programında yer aldı.

Slide3: 

1845'te kurulan Meclisi Muvakkatin hazırlamış olduğu ve Meclis-i Vala'nın onayladığı ilk rapor teşkilât yönünden eğitim sistemine iki yenilik getirmekteydi; 1. Avrupa'da olduğu gibi üç kademeli eğitim ve öğretim sistemine doğru yönelme fikri sezilmektedir. Bu durumda sıbyan ve rüşdiye okullarının üstünde bir Darülfünun kurulması, 2. Meclis-i Maarif 'in kurulması.

Slide4: 

Darülfünun, Rüşdiye'leri bitiren öğrencilerin alınacağı devlet dairelerine memur yetiştirmek amacı ile kurulan yüksek öğretim düzeyindeki yatılı okullar olacaktı. Mecliste ise Darülfünun; “malumat ve hüsnü ahlâkça mükemmel olmak isteyen ve bütün ilim ve fenleri okumak veya devlet dairesinde çalışmak isteyen herkese gerekli bilgileri sağlayan kurum” olarak tanımlanmıştır.

Slide5: 

Meclis-i Maarif tarafından İtalya’dan Fasoti adında bir mimar ayda 100 altın maaş karşılığı çalıştırılmış ve Sultanahmet’le Ayasofya arasında üç katlı bir bina ancak 18 yılda yaptırılabilmiştir (1845–1863). Darülfünun için yapılması planlanan bina 1853 yılında henüz inşaatı tamamlanmadan Kırım Savaşı sırasında askerî hastane olmuş, inşaatı tamamlandıktan sonra ise 1864 yılında Maliye Nezareti, 1876 ve 1908 yıllarında ise Mebusan ve Ayan Meclisleri olarak kullanılmıştır.

Slide6: 

Bu sırada Darülfünun öğretimini tâkip edebilecek seviyede öğrenci yetiştirmek maksâdıyla lise seviyesinde Dârülmaârif adıyla bir okul kurulmuştur. (1849). Bundan başka darülfünuna öğretim üyesi yetiştirmek maksadıyla Avrupa'ya öğrenciler gönderilmiştir. Okutulacak derslerin kitaplarının seçimi, tercüme ve te'lif suretiyle hazırlanması için de Encümen-i dâniş kurulmuştur.

Slide7: 

Darülfünun ile ilgili her türlü işler için Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye kurulmuş, ve bu cemiyet tarafından Mecbuayı Fünun adında dergi çıkarılmaya başlanmıştır. Darülfünun’un esaslı şekilde açılması fikri de cemiyetin üyeleri tarafından oluşturulmuştur. Bu gelişmelere paralel olarak 1857 yılında yükseköğretim kurumlarına öğretmen yetiştirmek için Paris'e Maarif Nezareti tarafından talimatla iki öğrenci gönderilmiştir. Paris'e eğitim için gönderilen bu iki kişi Osmanlı Eğitim Sistemine büyük katkı sağlayacak olan Hoca Tahsin Efendi ve Selim Sabit Efendi'dir.

Slide8: 

Bu hazırlıklar sürdürülürken, memleketin tanınmış bilim adamları tarafından herkese açık konferans seklinde öğretime başlanmasına karar verilmiştir. 12 Ocak 1863'de Derviş Paşa’nın verdiği fizik dersiyle başlayan seri konferanslar, Hekimbaşı Salih Efendi'nin biyoloji, Ahmed Vefik Efendi'nin târih ve muhtelif hocaların coğrafya, astronomi ve deneysel fizik dersleriyle devam etmiştir. Ancak bu olumsuz bir tecrübe olmuştur. Dinleyicilerin bilgi düzeyleri dersleri anlamaya yeterli değildi. Konferanslar pek ciddiye alınmıyordu. Dinleyicilerin ve ders verenlerin büyük çoğunluğu devlet memuru idiler.

Slide9: 

Bu ilk Darülfünun, büyük çoğunluğu Fransızca olan, 4 bin ciltlik kütüphaneye ve yine o devre göre mükemmel denilebilecek fizik ve kimya laboratuarlarına sahiptir. Ancak belirli bir programı ve öğretim kadrosu yoktu. Konferans şeklindeki dersleri kültür sahibi padişahlar ve yüksek memurlar vermekteydi. Devlet işlerinin aksadığı bahanesiyle gerici çevrelerce yapılan baskı ve dedikodular sebebiyle ilk darülfünun ancak bir sene yaşayabildi ve açıldıktan bir yıl sonra kapatılmıştır.

Slide10: 

1864'den sonra Dîvân yolu'nda kiralanan daha önce Maliye Nezareti de olmuş Nuri Efendi Konağı’nda konferans türü dersler devam etmiştir. Eylül 1865'de Avrupa'dan getirilmiş teknik edevat, laboratuar gereçleri ve kütüphaneyle beraber konağın yanıp kül olmasıyla sona ermiştir. Bu gelişmeler üzerine, yeni bir binada konferanslara devam edilmemiştir.

Slide11: 

İkinci Açılış: 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi Darülfünun'u esaslı şekilde düzenlemiştir: İstanbul'da Darülfünun-ı Osmanî kurulacağını; Hikmet ve Edebiyat, İlm-i Hukuk, Ulüm-ı Tabiiye Riyaziye şubelerinden oluşacağını her şubenin öğretim süresinin üç yıl, müderris olacaklar için dört yıl olarak belirlenmiş; öğretim biçimi hakkında da geniş bilgi verilmiştir.

Slide12: 

Nizamnamede; Okulun öğretim dilinin Türkçe olacağı ancak Türkçe bilmeyen öğretmenlerin Fransızca ders verebileceği, Üç yıl sonra öğrencilerin bitime tezi hazırlayacakları ve bitirme tezini tamamlanmasından sonra şahadetname verileceği belirtilmiştir.

Slide13: 

Darülfünun 1869’da tekrar kurulmuş, Fransa’da müsbet bilimler öğrenimi yapan Hoca Tahsin Efendi Müdür olarak atanmıştır. Sınavla seçilen öğrencilerin çoğu o sırada cerre gittikleri için, derslerin başlaması dönüşlerine ertelenmiş fakat 1869’a rastlayan Ramazan gecelerinde teravih namazından sonra halka açık dersler konferanslar düzenlenmiştir.

Slide14: 

Tekrar açılışında 1000'den fazla istekli arasından 450 öğrenci alınmıştır. Öğrenciler cerden dönünce, 20 Şubat 1870 tarihinde Darülfünun, tüm Nazırların katıldığı bir törenle açılmıştır. Darülfünun, kendisi için açılan ve ilkin daha küçük olan binada çalışmaya başlamıştır.

Slide15: 

Çoğu askerî okullardan sağlanan hocalardan oluşan eğitim kadrosuyla başlayan eğitim düzenli olarak bir yıl devam edebilmiştir. Cemalettin Afgani'nin Ramazan ayında halka açık konferanslarda nübüvvetin (peygamberliğin) bir sanat olduğunu söylemesi olaylara neden olmuştur. Afgani İstanbul'dan uzaklaştırılmış, Tahsin Efendi nazırlıktan alınmış bundan sonra eğitim bir yıl daha sürebilmiş, 1872' de tatil edilmiştir.

Slide16: 

Üçüncü Açılış: Darülfünunun üçüncü defa açılma düşüncesi Saffet Paşa'nın gayretleri ile olmuştur. Darülfünun-u Sultani adı ile Galatasaray Sultanisi'nin içinde ve müdürlüğünü Sava Paşa'nın yaptığı, batılı öğretmenlerin eliyle 1874 yılında yeniden açılabilmiştir. Okulda Hukuk, Mühendislik ve Edebiyat şubeleri kurulmuştur.

Slide17: 

Türkçe ders verecek öğretmen bulunamadığı için öğretim dili Fransızca olarak kabul edilmiştir. Böylece yeni kurulan Darülfünun yalnız Galatasaray Sultanisi mezunlarının devam edebileceği okul haline dönüşmüştür. Okulun programında Türk Tarih ve Edebiyatına, sanat ve kültürüne yer verilmemiştir.

Slide18: 

"Dârülfünun-u Sultanî" veya "Mekteb-i Aliye-i Sultaniye" isimli bu 3. Darülfünuna ilanla öğrenci kaydedilmiştir. Öğretmenlerinin çoğu Fransız ve bazıları da Rum idi. Dersler Türkçe ve çoğunlukla Fransızca olarak okutuluyordu. Bu üçüncü Darülfünun önceki denemelere göre daha uzun süre eğitime devam etmiş , üç defa mezun vermiş, hattâ doktora tezleri bile yaptırılmıştı.

Slide19: 

Ancak 1880-81 yıllarından sonra bu okulun bir çok problemleri ortaya çıktığından, fen kısmına öğrenci bulunamadığından Maarif Nezaretince lağv edilmiştir. Darülfünun-u Sultani'nin tasarruf gerekçeleri ile 1877'de önce Hukuk ve Mühendislik daha sonra Edebiyat şubesinin de kapanmasıyla okul 1881' de tamamen ortadan kalkmıştır.

Slide20: 

Dördüncü Açılış: Yükseköğretim çağına gelen gençlerin Avrupa'ya kaçıp gitmelerine engel olmak amacıyla 11 Ağustos 1900’de Sultan II. Abdülhamid Han'ın isteği ile Dârülfünûn-ı Şahâne adıyla tekrar açılmıştır. Mülkiye, Hukuk, Tıbbiye mekteplerinin yanına Ulûm-ı Aliyye-i Dîniyye, Edebiyat, Ulûm-i Riyâziye ve Tabiiye kolları ile Türkçe, Arapça, Farsça'dan başka Fransız, Alman, İngiliz ve Rus filolojilerini toplayan bir bölüm ilave edilmiştir.

Slide21: 

Bu defa; Şubelerin idarî ve ilmî serbestliği kaldırılmış, her şey hükümetin kontrolüne bırakılmıştır. Okula girebilmek için bir orta öğretim kurumunu bitirme şartı getirilmiş ve her sınıfta 30 öğrenci ile mevcut sınırlandırılmıştır. Bütün dersleri müfettişler dinlemişlerdir.

Slide22: 

II. Meşrutiyet sonrasında İttihat ve Terakki ile birlikte gelen siyasal ve ideolojik tutumlar yükseköğretime de yansımıştır. Öğrenci dernekleri kurularak eğitim yaşamı ile siyasal yaşam arasında siyasal etkileşme kanalları oluşturulmuştur. 1909’da Okulun ismi Dârülfünûn-i Osmânî olarak değiştirilip, programlarında da bazı değişiklikler yapıldı. Öğrenci sayısındaki sınırlamalar kaldırılarak, eğitim ücretsiz hale getirilmiştir. Daha önceki dönemde siyasal nedenle programa konmayan; Tarih, Edebiyat ve Felsefe dersleri de programa eklenmiştir.

Slide23: 

1912 Nizamnamesi: Bu nizamname ile Üniversiteye az çok malî ve idarî bir özerklik verilmiştir. "İstanbul Dârülfünunu" adını almış; Tıp Fakültesini ve Hukuk mektebini de bünyesine alarak beş şubeden oluşan bir üniversite haline gelmiştir. Ayrıca Bağdat ve Konya Hukuk Mektepleriyle, İstanbul’daki Dişçilik ve Eczacılık Yüksek okulları da Darülfünuna bağlanmışlardır.

Slide24: 

Darülfünun'un disiplin işleri düzenlenmiş, şubelere fakülte ismi verilmiştir. Büyük kütüphaneler, laboratuarlar kurulmaya başlanmış, sınıf usûlü terk edilerek, yerine sömestr usûlü getirilmiştir. Balkan yenilgisi sonrası, Darülfünun’da, önceleri serbest konferanslar halinde kadınlar için açılmış olan dersler, bir süre sonra kızlara mahsus yarı sınıflar halinde teşkilatlandırılmaya başlanmıştır.

Slide25: 

İnas Darülfünunu Mutaassıp düşünceli idarecilerin genç kız ve erkeklerin aynı bina içinde okumalarında bazı sakıncalar düşünmesinden ötürü, 12 Eylül 1914’de bu sınıflar, Edebiyat, Riyaziyat ve Tabiiyat şubelerinden kurulu olmak üzere İnas Darülfünunu adı altında ve ayrı bir bina içinde toplanmıştır. Bu gelişmeler iki yıl sonra da İnas Darülfünunun kurulmasıyla sonuçlanmıştır.

Slide26: 

1917 yılında Tıbbiye’ye de kız öğrenci alınmaya başlanmış, kızlar çarşafı atamamakla beraber peçeyi kaldırmışlar, 1918 yılında da üniversitede karma konferanslar verilmeye başlanmıştır. Cumhuriyetten sonra karma eğitime tam anlamıyla izin verildikten sonra İnas Darülfünunu kapatılarak dağıtılmıştır.

Slide27: 

Ekim 1919 Nizamnamesi ile ilmî muhtariyet kazanan Darülfünun'a 1924'te tüzel kişilik tanınmıştır. 1933 yılında 2252 sayılı Kanun Darülfünunu kaldırmış, Millî Eğitim Balkanlığı, kendisine bağlı İstanbul Üniversitesini kurmakla görevlendirilmiştir.

SULTANİLER: 

SULTANİLER

Slide29: 

Eğitim Bakanlığı 19.yy.ın ikinci yarısında bir yandan ilk ve yüksek öğretim kademeleri arasında bir köprü kurmaya çalışırken; Müslüman ve Hıristiyan bütün Osmanlı yurttaşlarına ortaöğretim düzeyinde ortak bir kültür ve eğitim vermek istiyordu. Ancak bunun sıbyan ve rüşdiye okullarında yapılaması mümkün değildi. Bunun için daha yüksek bir kurum gerekiyordu.

Slide30: 

Bu tarihlerde Rusya'ya karşı Osmanlı Devletinin bütünlüğünü korumak isteyen bazı Avrupa Devletleri, Osmanlı Devletine ıslahat notaları veriyorlardı. Bunlardan biri de 1867 tarihinde Fransa tarafından verilmiştir. Fransız elçisinin Osmanlı yöneticileriyle yaptıkları görüşmeler ve Abdulaziz'in Avrupa seyahatindeki izlenimleri sonucu öğretim dili Fransızca olan bir ortaöğretim kurumu açılması kararlaştırılmıştır. 1 Eylül 1868 yılında Galatasaray’da çok görkemli törenlerle açılan bu kurum kısaca "Sultani" diye adlandırılmıştır.

Slide31: 

Sultani’nin ilk müdürü Fransızların gönderdiği M.de Salve’dir. Diğer öğretmen ve idarecilerin çoğu da Fransız’dır. Türk, Ermeni, Rum, İngiliz ve İtalyan öğretmenlerde vardır. İlk ve ortaöğretim kademelerini içeren okula her milletten ve dinden öğrenci alınmıştır. Osmanlı hükümeti hesabına Müslüman olmayan 150 öğrenci okutulması kararlaştırılmıştır. Galatasaray Sultanisin bir ortaöğrenim kurumu olmasına rağmen hem dil hem de program ve öğretim sistemi bakımından diğer ortaöğretim kurumlarından farklıydı ve üstün görülüyordu.

Slide32: 

İlk yıllarda Müslümanların ve Yahudilerin çocuklarını bu okullara yollamak istememelerine rağmen iki yıl içinde bu teşebbüsün başarılı olduğu görülmüş ve 1869 Aralık ayında öğrenci sayısı 622’ye ulaşmıştır. Okulun kuruluşuna, öğretmenlerine, çalışanlarına, talebe oranına bakıldığında Osmanlı menfaatine çalışan bir müessese değildi. Sonraki yıllarda müdür olan Ali Suavi bu durumu düzeltmek için oldukça çaba göstermiş, II. Abdulhamid döneminde Osmanlı çıkarlarına çalışan mektep haline getirilmiştir.

Slide33: 

1869 Nizamnamesinde  İmparatorluğun tüm vilayetlerinde birer sultani açılması yer alsa da bu olanaksızlıklar yüzünden gerçekleştirilememiştir. O dönemdeki siyasî olaylar nedeniyle büyük önem kazanan Girit'in merkezinde "Mekteb-i Kebir" adlı bir sultani kurulmuştu. Bunun dışında II. Meşrutiyet dönemine kadar hiçbir sultani açılmamıştır.

Slide34: 

Ancak, Sultani düzeyinde bir okul da İstanbul’da 1873’te öğretime başlayan Darüşşafakadır. Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiyenin çabasıyla açılan bu okul, anasız, babasız, fakir çocukların alındığı önemli bir lise olmuştur. Okulda Fransız askeri okullarının programı izlenmiş, öğrenim Türkçe olarak yapılmış ve yıllarca Türk asker öğretmenler para almadan görev yapmışlardır.

Slide35: 

Emrullah Efendi’nin Bakanlığı sırasında 23 yatılı idadiden 10 tanesi sultaniye çevrilmiştir. Ama bu sultaniye hareketi kör topal yürüyebilmiştir. 1914 yılında Şükrü Bey'in Bakanlığı sırasında da bütün yedi yıllık idadiler sultani’ye çevrilmiştir. Ama öğretmenlerin seçimi ve maaşlarında, öğrencilerin intibaklarında, ders programlarında vs. o kadar çok karışıklıklar olmuştur ki, bu hususta Bakan hakkında gensoru önergesi bile verilmiştir. 1913-14 öğretim yılında ülkede 721 öğretmen, 9573 öğrencisiyle 36 tane sultani mevcuttu.

Slide36: 

Kız Sultanileri II. Meşrutiyet dönemine gelinceye kadar Osmanlı devletinde kızlara orta ve yüksek öğretim veren hiçbir kurum yoktu 1911 yılında Darülmuallimat binasının yanması üzerine, onun öğretmen ve öğrenci kadrosuyla bir "kız idadisi" açılmıştır. Bu, daha sonra da "İnas Sultanisi" haline çevrilmiştir. 1915 yılında Aksaray’dan Sultan Mahmut Türbesi yanındaki binaya taşınmış ve Bezm-i Adem Sultanisi adını almıştır.

Slide37: 

10 yıllık bu kız lisesinin ders programı,12 yıllık Erkek lisesininkine göre oldukça zayıftır. Ancak, kızlar için henüz yüksek öğrenim kapıları açık olmadığından bu öğretim derecesi yeterli görülüyordu. 1916 yılında kızlar için bir Darülfünun açılınca, bu eksiklik hissedilmeye başlamıştır.

Slide38: 

Kaynakça Akyüz, Y. (2004). Türk Eğitim Tarihi Koçer, H. A. (1987). Türkiye’de Modern Eğitimin Doğuşu http://www.egitim.aku.edu.tr/mergun.html http://www.etcltd.com.tr http://www.gbg.bonet.se

authorStream Live Help