5-Hz İbrahim

Views:
 
Category: Entertainment
     
 

Presentation Description

No description available.

Comments

Presentation Transcript

"İbrahim" kelimesinin manası "cemaat babası" demektir. Nitekim kendisinden sonra gelen peygamberin babası Hz. İbrahim'dir. "Allah'ın dostu" anlamına gelen "Halîlullah" unvanına sahip İbrahim (a.s), "Ulü'l-azm“ peygamberlerden biridir. "Ulü'l-azm" derecesine erişen diğer peygamberler ise Hz. Nuh (a.s), Hz. Musa (a.s), Hz. İsa (a.s) , Hz.Muhammed (a.s)'dir. Hz. İbrahim'in "halilullah" lakabını alması Allah'a olan sevgi ve bağlılığındandır. Bir rivayete göre Hz. İbrahim insanlara karşı çok cömert olduğu ve onlardan hiçbir şey istemediği için "halilullah" diye nitelendirilmiştir.:

"İbrahim" kelimesinin manası "cemaat babası" demektir. Nitekim kendisinden sonra gelen peygamberin babası Hz. İbrahim'dir. "Allah'ın dostu" anlamına gelen " Halîlullah " unvanına sahip İbrahim (a.s), " Ulü'l - azm “ peygamberlerden biridir. " Ulü'l - azm " derecesine erişen diğer peygamberler ise Hz. Nuh (a.s), Hz. Musa (a.s), Hz. İsa (a.s) , Hz. Muhammed (a.s)' dir . Hz. İbrahim'in " halilullah " lakabını alması Allah'a olan sevgi ve bağlılığındandır. Bir rivayete göre Hz. İbrahim insanlara karşı çok cömert olduğu ve onlardan hiçbir şey istemediği için " halilullah " diye nitelendirilmiştir. Hz.İbrahim Babil kavmine gönderilmiştir. Babilliler tek Allah'a inanmayıp putlara ve yıldızlara taparlardı. Putları ve yıldız- ları , ruhların sembolü olarak kabul ederlerdi. Onların bu inancına " Sâbiîlik " denir. Sâbiilik ; ruhlara ve meleklere ibadet esasından başlar ve giderek yıldızlara, aya, güneşe ve sonunda bunlar adına yapılmış putlara tapmağa varırdı. HZ. İBRAHİM (A.S.)

Hz. İbrahim (a.s) Babil halkına uzun süre hak dini, dünyayı, âhireti, hayatı, ölümü ve yeniden dirilişi anlatmış, en yakını olan babasına ise bu meseleyi inceden inceye izah etmişti. Ancak başta babası Âzer olmak üzere halk, İbrahim (a.s)'e inanmayıp inkâr etmişti. Milletine, putların hiçbir fayda sağlayamayacağını pek çok kere söyleyen ve ancak Yüce Allah'ı üstün niteliklere sahip olduğunu bildiren İbrahim (a.s), milletinin kendisine inanmadığını görünce hemen Nemrud'a gitti. Kur'an-ı Kerîm'de ismi geçmeyen ve o sıralar milletinin başında bulunan Nemrud, sahip olduğu servet ve saltanatıyla kendini ilâh sanmaktaydı. İbrahim (a.s), Nemrud'a Allah inancından bahsetti. Fakat o reddetti ve İbrahim (a.s) ile Rabbi hakkında münakaşaya girişti. İbrahim (a.s) Allah Teâlâ'nın hem dirilttiğini hem de öldürdüğünü söyleyince Nemrud, kendisinin de bunu yapmağa gücü yettiğini ifade eder. Nemrud, bunu ispat için, iki adamı getirtmiş, birini öldürmüş, diğerini bırakmış; böylece öldürmeğe ve diriltmeğe kâdir olduğunu göstermişti. Bu defa İbrahim (a.s.): "Allah güneşi doğudan getiriyor, sen de batıdan getirsene" (el-Bakara, 2/258) deyince Nemrud şaşırıp kalmıştı.:

Hz. İbrahim (a.s) Babil halkına uzun süre hak dini, dünyayı, âhireti, hayatı, ölümü ve yeniden dirilişi anlatmış, en yakını olan babasına ise bu meseleyi inceden inceye izah etmişti. Ancak başta babası Âzer olmak üzere halk, İbrahim (a.s)'e inanmayıp inkâr etmişti. Milletine, putların hiçbir fayda sağlayamayacağını pek çok kere söyleyen ve ancak Yüce Allah'ı üstün niteliklere sahip olduğunu bildiren İbrahim (a.s), milletinin kendisine inanmadığını görünce hemen Nemrud'a gitti. Kur'an-ı Kerîm'de ismi geçmeyen ve o sıralar milletinin başında bulunan Nemrud , sahip olduğu servet ve saltanatıyla kendini ilâh sanmaktaydı. İbrahim (a.s), Nemrud'a Allah inancından bahsetti. Fakat o reddetti ve İbrahim (a.s) ile Rabbi hakkında münakaşaya girişti. İbrahim (a.s) Allah Teâlâ'nın hem dirilttiğini hem de öldürdüğünü söyleyince Nemrud , kendisinin de bunu yapmağa gücü yettiğini ifade eder. Nemrud , bunu ispat için, iki adamı getirtmiş, birini öldürmüş, diğerini bırakmış; böylece öldürmeğe ve diriltmeğe kâdir olduğunu göstermişti. Bu defa İbrahim (a.s.): " Allah güneşi doğudan getiriyor , sen de batıdan getirsene" (el-Bakara, 2/258) deyince Nemrud şaşırıp kalmıştı.

Hz. İbrahim (a.s.) halkı ikna etmek için En’am suresinin 75-80. ayetlerinde belirtilen üzere şöyle bir metoda başvurdu: “ İşte böylece İbrahim'e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun. Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. "İşte Rabbim!" dedi. Yıldız batınca da, "Ben öyle batanları sevmem" dedi. Ay'ı doğarken görünce de, "İşte Rabbim!" dedi. Ay da batınca, "Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum" dedi.:

Hz. İbrahim (a.s.) halkı ikna etmek için En’am suresinin 75-80. ayetlerinde belirtilen üzere şöyle bir metoda başvurdu: “ İşte böylece İbrahim'e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun. Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. "İşte Rabbim!" dedi. Yıldız batınca da, "Ben öyle batanları sevmem" dedi. Ay'ı doğarken görünce de, "İşte Rabbim!" dedi. Ay da batınca, " Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum" dedi. Güneşi doğarken görünce de, "İşte benim Rabbim! Bu daha büyük" dedi. O da batınca (kavmine dönüp), "Ey kavmim! Ben sizin Allah'a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım" dedi. "Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah'a ortak koşanlardan değilim." Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: "Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O'na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?"

Bir ara, Allah inancını kabule yanaşmayan halk, bir bayram günü âdetleri üzere puthaneye yemek getirmiş, putlarının önüne koymuş, daha sonra da eğlenme yerlerine gitmişti. İbrahim (a.s)'i de götürmek istemişler, ancak o, rahatsız olduğu gerekçesiyle gitmemişti. Onlar eğlence yerlerine gidince, puthaneye girip putların hepsini paramparça etmiş, içlerinden sadece en büyüğünü, ona baş vursunlar diye sağlam bırakmıştı. Bayram eğlenceleri biten halk, yine âdetleri üzere yemeklerini almak için puthaneye gelmiş, ancak puthaneyi harabeye dönmüş bir durumda görünce, putları bu hale getirenin İbrahim (a.s.) olabileceğini düşünmüşler, İbrahim (a.s)'i çağırıp şu şekilde sorguya çekmişlerdir: "Ey İbrahim! Tanrılarımıza bu hareketi sen mi yaptın?" Hz. İbrahim bu soruya "Belki onu, şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorsa, onlara sorun!" şeklinde cevap verdi (el-Enbiyâ, 21/62-63). Halk, putların cansız ve konuşamaz olduklarını itiraf edince İbrahim (a.s) tevhid inancını haykırırcasına şöyle dedi: "O halde Allah'ı bırakıp da size hiç bir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Hâlâ akıllanmayacak mısınız?" (el-Enbiyâ, 21/66-67).:

Bir ara, Allah inancını kabule yanaşmayan halk, bir bayram günü âdetleri üzere puthaneye yemek getirmiş, putlarının önüne koymuş, daha sonra da eğlenme yerlerine gitmişti. İbrahim (a.s)'i de götürmek istemişler, ancak o, rahatsız olduğu gerekçesiyle gitmemişti. Onlar eğlence yerlerine gidince, puthaneye girip putların hepsini paramparça etmiş, içlerinden sadece en büyüğünü, ona baş vursunlar diye sağlam bırakmıştı. Bayram eğlenceleri biten halk, yine âdetleri üzere yemeklerini almak için puthaneye gelmiş, ancak puthaneyi harabeye dönmüş bir durumda görünce, putları bu hale getirenin İbrahim (a.s.) olabileceğini düşünmüşler, İbrahim (a.s)'i çağırıp şu şekilde sorguya çekmişlerdir: "Ey İbrahim! Tanrılarımıza bu hareketi sen mi yaptın?" Hz. İbrahim bu soruya "Belki onu, şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorsa, onlara sorun!" şeklinde cevap verdi (el- Enbiyâ , 21/62-63). Halk, putların cansız ve konuşamaz olduklarını itiraf edince İbrahim (a.s) tevhid inancını haykırırcasına şöyle dedi : "O halde Allah'ı bırakıp da size hiç bir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Hâlâ akıllanmayacak mısınız?" (el- Enbiyâ , 21/66-67).

İbrahim (a.s)'ın bu savunması, sapıklar tarafından onun suçlu duruma düşmesine yetmişti. Sapıkların lideri Nemrud, İbrahim (a.s)'ın öldürülerek veya yakılarak cezalandırılmasını teklif etmiş ve nihayet ateşte yakılmasına karar verilmişti. Hazırlanan ateşin alevi, en şiddetli ve hararetli duruma geldiğinde İbrahim (a.s)'ı mancınıkla fırlatıp ateşe attılar. Ancak ateşin ve her şeyin sahibi olan Allah, ateşe şöyle emir verdi: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol!" (el-Enbiyâ, 21/69). :

İbrahim (a.s)' ın bu savunması, sapıklar tarafından onun suçlu duruma düşmesine yetmişti. Sapıkların lideri Nemrud , İbrahim (a.s)' ın öldürülerek veya yakılarak cezalandırılmasını teklif etmiş ve nihayet ateşte yakılmasına karar verilmişti. Hazırlanan ateşin alevi, en şiddetli ve hararetli duruma geldiğinde İbrahim (a.s)'ı mancınıkla fırlatıp ateşe attılar. Ancak ateşin ve her şeyin sahibi olan Allah, ateşe şöyle emir verdi: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol!" (el- Enbiyâ , 21/69). Böylece İbrahim (a.s) ateşten kurtulmuş oldu. O sırada İbrahim (a.s)'a inanan tek bir kişi vardı; o da Lut (a.s) idi. Sonra yüce Allah, o kavmin başına sivrisinekleri musallat etti. Öyle ki sineklerden güneş görünmüyordu. Nemrut ta bir sivrisineğin beynine girmesiyle öldü. Bu kibirlenenler için ibret verici bir derstir. Çünkü ilah olduğunu iddia eden Nemrud’un bir sivriseneğe dahi gücü- nün yetmeyeceğinin gösterilmesiydi.

İbrahim (a.s), o ülkeden ayrıldıktan sonra pek çok yer gezdi. Sonunda Şam'da karar kıldı. Orada kendisine inananlar günden güne arttı. İbrahim (a.s)'e inanların oluşturduğu kitleye "İbrahim milleti" adı verildi. İbrahim (a.s) Babil'den ayrılacağı zaman, babası için Allah’dan bağışlanma dileyeceğini hatırlamış ve babasının affı için Allah'a şöyle yalvarmıştı: "Babamı da bağışla! Çünkü o sapıklardandır." (Şuârâ, 26/86):

İbrahim (a.s), o ülkeden ayrıldıktan sonra pek çok yer gezdi. Sonunda Şam'da karar kıldı. Orada kendisine inananlar günden güne arttı. İbrahim (a.s)'e inanların oluşturduğu kitleye "İbrahim milleti" adı verildi. İbrahim (a.s) Babil'den ayrılacağı zaman, babası için Allah’dan bağışlanma dileyeceğini hatırlamış ve babasının affı için Allah'a şöyle yalvarmıştı: " Babamı da bağışla! Çünkü o sapıklardandır." ( Şuârâ , 26/86) Babası da olsa kâfirler için dua edilmeyeceğini bilen İbrahim (a.s) bunu, memleketinden ayrılırken verdiği sözden dolayı yapmıştı. İbrahim (a.s)' ın duası kabul edilmedi ve ayeti kerimede bu durum şöyle ortaya kondu : "Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra akraba bile olsalar puta tapanlar için mağfiret dilemek peygamberlere ve mü'minlere yaraşmaz." (Tevbe, 9/113) Hz. İbrahim (a.s.) amcasının kızı Sâre ile evlenmişti. O ikisi, çocuk sahibi olmayı çok istedikleri halde, evliliklerinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen bir türlü çocukları olmadı. İnsan nefsinde fıtri bir duygu olan evlât sevgisi, o ikisinde kavimlerinden ayrılıp yabancı bir ülkeye hicretlerinden sonra daha da güçlenmişti. Evlât sahibi olmayı en az kocası kadar isteyen Sâre , bunun kendisinin kısırlığın-dan kaynaklandığını düşünerek, kocası Hz. İbrahim (a.s.)'a, Mısır kralının hediye ettiği hizmetçisi Hâcer le evlenmesini teklif etti ve ondan bir çocuk sahibi olabileceğini umduğunu söyledi.

Sâre'nin teklifini uygun bulan Hz. İbrahim (a.s.), onun üstüne Hâcer’le de evlendi. Sâre'nin tahmini doğru çıktı ve bir süre sonra hamile kalan Hâcer, İsmail (a.s.)'i doğurdu. Ancak Hz. Sare’nin Hz. Hacer’i kıskanması sonucu Yüce Allah Hz. Hacer ve oğlu Hz. İsmail(a.s.)’i Mekke civarına bırakmasını emretti. (Mekke şehri o zamanlar yoktu.) Hz. Hacer oğlu için su aradı, Yüce Allah zemzemi yerden çıkardı, sonra orayı yerleşim yeri kıldı. Hz. İbrahim sonra gelerek Ka’be temelleri üzerine yeniden inşa edildi. Oğlu İsmail’i kurban etme sözü Allah tarafından Hz. İbrahim (a.s.)’e hatırlatılmış,O da oğlunu kurban ederken yüce Allah ,İsmail (a.s.)’i kurtarmış ve yerine koç göndermiştir. Hz. İbrahim’in daha sonra Hz. Sâre’den Hz. İshak (a.s.) adındaki oğlu dünyaya geldi.:

Sâre'nin teklifini uygun bulan Hz. İbrahim (a.s.), onun üstüne Hâcer’le de evlendi. Sâre'nin tahmini doğru çıktı ve bir süre sonra hamile kalan Hâcer, İsmail (a.s.)'i doğurdu. Ancak Hz. Sare’nin Hz. Hacer’i kıskanması sonucu Yüce Allah Hz. Hacer ve oğlu Hz. İsmail(a.s.)’i Mekke civarına bırakmasını emretti. (Mekke şehri o zamanlar yoktu.) Hz. Hacer oğlu için su aradı , Yüce Allah zemzemi yerden çıkardı, sonra orayı yerleşim yeri kıldı. Hz. İbrahim sonra gelerek Ka’be temelleri üzerine yeniden inşa edildi. Oğlu İsmail’i kurban etme sözü Allah tarafından Hz. İbrahim (a.s.)’e hatırlatılmış,O da oğlunu kurban ederken yüce Allah ,İsmail (a.s.)’i kurtarmış ve yerine koç göndermiştir. Hz. İbrahim’in daha sonra Hz. Sâre’den Hz. İshak (a.s.) adındaki oğlu dünyaya geldi.

PowerPoint Presentation:

İbrahim (a.s)'in bundan sonraki yaşantısı Lut (a.s), İsmail (a.s) ve İshak (a.s) ile birlikte geçti. Bunlar hakkında Allahu Teâlâ şöyle buyurur : "Onları buyruğumuz altında, insanları doğru yola götüren önderler yaptık; onlara iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik . Onlar bize kulluk eden kimselerdi." ( Enbiyâ , 21/73) Allah Teâla, İbrahim (a.s)'a on sayfalık bir kitap vermiştir. Uzunca bir süre yaşadıktan sonra, ömrünün sonlarına doğru Mısır'a gitti. İbrahim (a.s) vefat ettiğinde -kuvvetli rivayetlere göre- Kudüs yakınlarında Halilü'r -rahman denilen yerde defnedildi. Hanîflik : İbrahim (a.s)'in dinin temeli tevhide (Allah'ın birliğine) dayanıyordu. Ancak zamanla bu inanç unutulmuş ve putperestlik Araplar arasında tamamen yayılmıştı. Buna rağmen birkaç kişide tevhit akîdesinin izleri görülüyordu. Bunlara " Hanif " denirdi.

Sunuyu İzlediğiniz İçin Teşekkür Ederim.:

Sunuyu İzlediğiniz İçin Teşekkür Ederim. Hazırlayan ve Sunan: Sezai Dönmez Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni

authorStream Live Help