logging in or signing up Çölleşme İle Mücadele dmozden Download Post to : URL : Related Presentations : Share Add to Flag Embed Email Send to Blogs and Networks Add to Channel Uploaded from authorPOINT lite Insert YouTube videos in PowerPont slides with aS Desktop Copy embed code: (To copy code, click on the text box) Embed: URL: Thumbnail: WordPress Embed Customize Embed The presentation is successfully added In Your Favorites. Views: 330 Category: Science & Tech.. License: All Rights Reserved Like it (0) Dislike it (0) Added: July 28, 2009 This Presentation is Public Favorites: 0 Presentation Description No description available. Comments Posting comment... Premium member Presentation Transcript Slide 1: ÇÖLLESME ILE MÜCADELE Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü APK Dairesi Baskanligi Toprak ve Su Kaynaklari Arastirma Sube Müdürlügü ÜRETILEMEYEN KAYNAK, BIR AVUÇ TOPRAK Slide 2: Çöllesme, modern bilimin üzerinde durdugu ve dünyada büyük sosyal problemlere kaynaklik eden dünya çapinda bir sorundur. Çöllesme sadece çevresel bir sorun da degildir. Ayni zamanda ülkelerin kalkinmasini etkileyen, çözümü için uluslararasi isbirligine ve çöllesmeden etkilenen insanlarin destegine de ihtiyaç duyulan bir sorundur. Bu sorun sadece gelismekte olan ülkelerin sorunu olmayip, ayni zamanda gelismis ülkelerinde en önemli konularindan biridir. Bu sorunun ana nedenleri, dogal kaynaklar arasindaki karmasik iliskiler ve insanlarin dogal kaynaklari kendi yasamlarini devam ettirmek için olumsuz yönde kullanmalari ile dogrudan dogruya ilgilidir. Özellikle son yillarda hizli nüfus artisi ile birlikte, sanayilesme ve hayat standardinin yükselmesi sonucu orman ve tarim ürünlerine olan talepte artmistir. Bunun sonucu olarak ormanlar, meralar ve tarim arazileri, asiri ve plansiz kullanimlarla birlikte verimlerini de kaybetmistir. Ülkelerin sosyo-ekonomik yapilarina, insan sagligina ve dogal kaynaklara olumsuz etki yapan ve ciddi önlemler alinmazsa gelecekte etkisini daha da hissettirecek olan bu sorunun çözümünde uluslararasi isbirligi saglamayi amaçlayan Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi (ÇMS), büyük bölümü yari kurak nitelikteki bölgelere sahip olan ülkemiz için de önem tasimaktadir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 1 36 36 1 Bu yayin Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü APK Dairesi Baskanligi Toprak ve Su Kaynaklari Arastirma Sube Müdürlügü tarafindan hazirlanmistir. Konu ile ilgili sorulariniz için; Tel : 0312 2878100-287810 Faks : 0.312 2878097-2878098 e-mail : topraksu@kghm.gov.tr Slide 3: DÜNYADA ve ÜLKEMIZDE ÇÖLLESME PROBLEMI Çöllesme, iklim kosullari ve insan etkisi nedeniyle kurak ve yari kurak karasal ekosistemlerin bozulmasi ve fakirlesmesidir. Bu, bitkisel üretimde azalma, mikro ve makro fauna ve flora çesitliligi ve biyokütlede arzu edilmeyen degisimler ve hizlanan toprak bozulmasi seklinde ekosistemlerde gerçeklesen bozulma sürecidir. Sadece Afrika veya diger gelismekte olan ülkelerde degil, dünyanin bir çok yerinde, iklim kosullarinin insanligin gida güvenligi, barinma ve geçimini temin için yaptigi faaliyetleri etkilemesine ragmen, insanlarin dogal kaynaklari etkin ve sürdürülebilir olarak kullanma geregini dikkate almayan eylemleri, kurakligin etkisini siddetlendirmektedir. Yaklasik 100'ün üzerinde ülkede 900 milyon insan çöllesme ve kuraklik probleminin oldugu alanlarda yasamaktadir. Öte yandan, 2025 yilinda çöllesmeden etkilenen nüfusun ikiye katlanacagi belirtilmektedir. Dünyada sulanabilir tarim alanlarinin % 30’u, kuru tarim alanlarinin % 47’si ve mera alanlarinin % 73’ü herhangi bir derecede çöllesmeden etkilenmektedir. Baska bir anlatimla, 1.5-2.5 milyar ha sulanir tarim arazisi, 3.5-4.0 milyar ha civarindaki kuru tarim arazisi ve 35 milyar hektar civarinda mera arazisi arazi degradasyonu nedeniyle tamamen veya kismen YARARLANILAN KAYNAKLAR 1.Birlesmis Milletler Çöllesme ile Mücadele Sözlesmesi Ulusal Bilgilendirme Semineri, Çevre Bakanligi, Çevre Koruma Genel Müdürlügü, Bitki Koruma ve Erozyonla Mücadele Daire Baskanligi, ISBN : 975-7347-46-9, Ankara. 2.Birlesmis Milletler Çöllesme ile Mücadele Sözlesmesi (Metin ve Ilkeler), Çevre Bakanligi, Çevre Koruma Genel Müdürlügü, Bitki Koruma ve Erozyonla Mücadele Daire Baskanligi, Ankara. 3.Çöllesmeyle Mücadele Anlasmasi’nin Özet Metni, Nedir, Niçin Önemlidir ve Farkliliklari Nelerdir, TEMA, TEMA Vakfi Yayinlari No: 9, Istanbul. 4.European Soil Chart, 1972 5.Hizmet Uygulamalari Genel Envanteri, Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü, APK Dairesi Baskanligi, 1998 6.Programme Activity Report (1995-1998), UNDP, Office to Combat Desertification and Drought (UNSO). 7.Problems of Soil Conservation, Council of Eorupe, Strasbourg, 1988 8.Türkiye Genel Toprak Amenajman Planlamasi, 1987 Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 35 2 2 35 Slide 4: Böylesi bütünlükçü bir stratejiyi gerektiren bu yaklasimin, öncelikle atilmasi gereken adimlarindan birisini yasal düzenlemeler olusturmaktadir. KORUMA-GELISTIRME VE VERIMLI KULLANMA amaçlari, bir yandan bu amaçlarin somut plana nasil yansiyacagini belirleyici temel ilke ve kurallarin olusturulmasini, öte yandan ise kural ve ilkeler dogrultusunda yerine getirilmesi gereken kamu islevleri ile bireysel ve toplumsal sorumluluklarin tanimlanmasini ve bunlara es düsen yönetsel düzenlemelerin gerçeklestirilmesini gerektirmektedir. Asagida “YASAL DÜZENLEME NIÇIN GEREKLIDIR” sorusuna yanit niteligi tasiyacak, nesnel gerekçeler sunulmustur. Topraklarin KORUNMASI-GELISTIRILMESI ve VERIMLI KULLANILMASI amaçlari ayni zamanda “üretkenlik-katma deger artisi-kalite gelisimi-kirsal toplumun refahinin saglanmasi” gibi, EKONOMIK NITELIKLI sonuçlari da beraberinde üretecektir. Bu amaçlar dogrultusunda saglanacak gelisme, süreç içerisinde “kirsal toplumun çagdaslik yönünde dönüsmesi, toprak-insan iliskilerinin dengeli ve insan onuruna yarasir biçimde degistirilmesi, toplum yararina kullanim ve mülkiyet düzenlenmesi” gibi TOPLUMSAL ÖZELLIKLI öngörülere de somut katkida bulunacaktir. Bu amaçlara erisilebilmesi ölçüsünde, “dogal kaynaklarin toplumun gelecegi oldugunu kavrayacak bilincin yayginlasmasi, bu amaçla demokratik örgütlülügün ve etkinliginin saglanmasi ve kirsal alanin demoratiklesmesi” gibi SIYASAL ÖZLÜ kazanimlara da katki saglayacaktir. üretkenligini kaybetmektedir. Kisaca, çöllesme dünya nüfusunun yaklasik 1/6'sini ve dünyanin toplam kara alaninin 1/4'ünü etkilemektedir. Ülkemiz, sahip oldugu iklim kosullari nedeniyle, çöllesmenin siddetini dünyanin diger bölgelerine göre daha az hissetmektedir. Ancak, arazilerimizin kabiliyetine göre kullanilmamasi ve yanlis tarimsal islemler, asiri otlatma, ormanlarin açilmasi ve degerli tarim alanlarinin tarim disi amaçlarla kullanimi gelecegimizi tehlikeye atan arazi bozulmalarina sebep olmaktadir. Bu nedenlerle, Türkiye artik kurakliktan etkilenen ve çöllesme riski tasiyan, topraklarinin % 86'sinda hafiften çok siddetliye kadar çesitli derecelerde erozyonun yasandigi bir ülke konumundadir. Günümüz itibariyle, ülkemizin arazi problemleri ve bu problemlerin yasandigi alan büyüklükleri asagidaki gibidir. Problem Alan (ha) Su erozyonu 66576042 Rüzgar erozyonu 330000 Alkalilesme ve tuzlanma 1518749 Hidromorfik topraklar 2775115 Taslik ve kayalik problemi 28484331 Tarim disi kullanim 894153 Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 3 34 34 3 Slide 5: Iklim, topografya ve insan faaliyetleri nedeniyle meydana gelen erozyon, yukarida da görüldügü gibi ülkemizin en büyük sorunudur. Ülkemizde, erozyonun kategorileri ve dagilimi ise asagida verilmistir. Rüzgar erozyonunun görüldügü 330000 ha alan çok siddetli erozyon alani içerisinde yer almaktadir. Erozyon Derecesi Alan (ha) Açiklama Hafif 5611892 % 25 üst toprak asinmis Orta 15592750 % 25-75 üst toprak asinmis Siddetli 28334938 Üst toprak ve % 25 alt toprak asinmis Çok Siddetli 17366462 Üst toprak ve % 25-75 alt toprak asinmis Çöllesmenin Nedenleri ve Sonuçlari Dünya nüfusunun hizla artmasina paralel olarak gida teminindeki açigin büyümesi çöllesme ve arazi bozulmalarinin bir sonucudur. Çöllesme ve buna bagli olan arazi bozulmalarinin nedenleri asagidaki gibi özetlenebilir. Toplum ve ekonomi için bu ölçüde yasamsal önem tasiyan toprak, yüz yüze bulundugu dogal ve yapay sorunlar yumagi nedeniyle, trajik nitelikte bir bozulma ve yok olma sürecine girmistir. Erozyondan yanlis tarim uygulamalarina, amaç disi toprak kullanimi talanindan toprak, su ve bitki kirlenmesine, çarpik toprak-insan iliskilerinden hukuki düzenlemelerin kaynaklik ettigi olumsuzluklara kadar, bir dizi sorun, topraklara öncelikle SAHIP ÇIKILMASINI önlenemez bir ULUSAL SORUMLULUK haline getirmistir. Üstelik karsi karsiya bulunulan bu sorunlarin varligi ve önemi konusunda, ilgili-yetkili karar süreçlerinde yeterli ilgi, duyarlik ve sorumluluk gösterilmedigi için, sorun giderek daha da agirlasmaktadir. Ülkemizin toprak bakimindan çok zengin olmadigi gerçegine karsin, toprak savurganligina, topraga yönelen saldirilara karsi, önleyici nitelikte yasal-yöresel etkinliklerin gelistirilememesi ve yasananlara seyirci kalinmasi tavri, tanimlanan bu olumsuzluklari daha da derinlestirmektedir. Toplumun gelecegi adina bu sorunlara daha fazla duyarsiz kalinmamalidir, kalinamaz. ”ÜRETILEMEYEN KAYNAK, BIR AVUÇ TOPRAK” anlayisinin, toplumun tüm kesimleri ve öncelikle de “karar veren-planlayan-süreci etkileyen” sorumlu kesimler tarafindan, paylasilmasi, bir canli bilinç niteligine dönüsmesi gereklidir. Kalkinma ve gelisme sürecinin tüm asamalarinda bu bilincin canli tutulmasi, bu kayginin sorumlulukla yayginlastirilmasi, toplumun ve ekonomimizin saglikli gelecegi bakimindan zorunludur. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 33 4 4 33 Fiziksel, biyolojik, politik, sosyal, kültürel ve ekonomik faktörler arasindaki kompleks etkilesimler. Ekolojik olarak çok hassas araziler olan kurak ve yari kurak alanlardaki nüfus artisi ve gida temini ihtiyacinin ekosistemler üzerine yaptiklari büyük baskilar. Arazi kullanim projelerinin çogunun, nüfusun sosyo-ekonomik durumlarini ve dogal kaynaklarin dinamiklerini ve sürdürülebilirliligini çok az dikkate alan bir anlayisla dizayn edilmesi. Dogal kaynaklari gerektigi gibi degerlendiremeyen ve yanlis kullanimlari cesaretlendiren ekonomik politikalar. Slide 6: Insanin yeryüzünde var olusuyla birlikte emek ve sermaye gibi ekonomik ilginin merkezine oturan toprak, gelisen teknolojiyle birlikte ekolojik ve toplumsal boyutlariyla da önem kazanmistir. Dünya ölçeginde yayginlasan ve giderek geçerlilik kazanan SÜRDÜRÜLEBILIR KALKINMA ilkesi, toplumsal, ekonomik ve siyasal tüm gelisme-kalkinma yaklasimlarinin, bu temelde yönlendirilmesini gerekli kilmaktadir. Kalkinmanin maddi temelini olusturan ve basta toprak, su, hava ve canlilar toplulugu olmak üzere, tüm dogal üretim kaynak ve olanaklariyla, tüm çevresel degerlerin öncelikle KORUNMASI ve daha sonra GELISTIRILEREK VERIMLI KULLANILMASI ise bu ilkesel yaklasimin “yönlendirici ve belirleyici” bir ön kosulu niteligini kazanmis bulunmaktadir. Özetlenerek tanimlanmaya çalisilan bu yaklasim, kuskusuz, karsilikli olarak birbirini etkileyen bu kaynak ve degerler bütününün, ortaklasa kavranmasini gerektirmektedir. Ne var ki, “DOGAL DENGEYI” gözeten bütüncül yaklasimin gerektirdigi bu stratejinin, tümden, es zamanli ve es etkili bir süreçle yasama getirilmesi, oldukça güçtür. Bu nedenle, kimi kaynaklar özelinde öncelik seçimlerinin yapilmasi, kaçinilmaz görünmektedir. Bu öncelik kapsaminda ele alinmasi gereken ilk kaynak topraktir. ”Üretilmesi ve yenilenmesinin olanaksizligi, üretimin gerçeklestirildigi ilk kaynak olmasi ve olumsuz kullanimlari güdüleyici özel mülkiyete konu olusturmasi” gibi özellikleri ve giderek hizlanan ve yayginlasan bozulma ve yok olma süreci topragin diger kaynaklar karsisinda, daha duyarli bir anlayisla ele alinmasini zorunlu kilmaktadir. Ekonominin gelismesi ve toplumun refahinin saglanmasi geregi ile topragin korunmasi, yapisal verimliligin saglanmasi ve amaca uygun rasyonel kullanimi arasinda, açik ve dogrusal iliski bulunmaktadir. Toplumun gida güvenliginin saglanmasi, sanayi ve dis ticaretin girdi ve mal gereksiniminin karsilanmasi islevleri öncelikle topragin KORUNMASI ve VERIMLI KILINMASI’na baglidir. Çöllesme ve arazi bozulmasi; bölgesel ve global enerji dengesini etkilemekte, karbon fiksasyonunu ve depolamasini düsürmekte ve karbon salimini arttirmaktadir. Arazi bozulmasi; sediment kirliligi, tuzlanma ve genel çevresel bozulma yoluyla verimliligin kaybina ve sulak ekosistemlerin bozulmasina, kuru tarim sistemlerinde gen ve tür çesitliliginin kaybina sebep olur. ÇÖLLESME ILE MÜCADELE SÖZLESMESININ GELISIMI Çöllesme, son yillarin en önemli ve üzerinde tartisilan küresel çevre sorunlarindan birini olusturmasina ragmen, son zamanlarda meydana gelmis bir süreç degildir. Çöllesme 1000 yili askin bir süredir bazen yavas bazen de hizli bir süreç geçirmektedir. Her sene topragin üst tabakasinin 24 milyar tonunun kaybedildigi belirtilmektedir. Son yillarda olay gittikçe kötülesmekte ve kriz haline dönüsmektedir. Çöllesme probleminin ortaya çikmasi sonucunda, soruna dünya ölçeginde çözüm arama girisimleri asagidaki asamalarla devam etmistir. 1972 Birlesmis Milletler Insan ve Çevre Konferansi (Stockholm) 1973 Birlesmis Milletler Sahel Ofisinin (UNSO) kurulmasi 1977 BM Çöllesme ve Eylem Plani Konferansi 1992 BM Çevre ve Kalkinma Konferansi (Rio) 1992 Kabul Edilen Çöllesme Sözlesmesinin Detaylandirilmasi 1993 ÇMS için Hükümetler Arasi Müzakere Komitesi (Nairobi) 1994 Çöllesmeyle Mücadele Sözlesmesi’nin Benimsenmesi (Paris) 1995 Global amaç için UNDP ve UNSO’in çalismasi 1996 Sözlesmenin Yürürlüge Girmesi (26 Aralik) Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 5 32 32 5 Bu nedenlerle olusan ve siddeti gün geçtikçe artan çöllesme asagidaki sosyal ve ekonomik sonuçlara sebep olmaktadir. Asiri nüfus baskilari ve uygun olmayan kaynak kullanimi; arazinin bozulmasina, üretkenligin azalmasina, gida temininin güvence altina alinamamasina ve gidalarin sagliklilik özelliklerinin azalmasina, yoksullugun artisina ve büyük boyutlu göç için baskinin artmasina neden olur. Slide 7: 1997 Birinci Taraflar Toplantisi (Roma-Italya) 1998 Türkiye’nin Sözlesmeye Taraf Olmasi 1998 Ulusal Bilgilendirme Semineri (20-22 Mayis, Izmir) 1998 Ikinci Taraflar Konferansi (Dakar-Senegal) Çöllesme kavramina, 1972 de Stockholm’de yapilan Birlesmis Milletler Insan ve Çevre Konferansi’nda agirlikli olarak deginilmistir. Birlesmis Milletler Çöllesme ile Mücadele Konferansi ise ilk olarak 1977 yilinda Kenya’nin baskenti Nairobi’de toplanmis ve çöllesme ile kuraklikla mücadele konusu dünya kamuoyunun gündemine girmistir. Bu tarihten sonraki çesitli çalismalarin ardindan, Çöllesme ile mücadele ve kurakligin etkisinin azaltilmasi konusu, 3-14 Haziran 1992 tarihleri arasinda Birezilya’nin Rio de Janeiro kentinde yapilan Birlesmis Milletler Çevre ve Kalkinma Konferansi-Rio Zirvesine tasinmistir. Bu zirvede alinan kararlar çerçevesinde BM Genel Kurulu’nun 22 Aralik 1992 tarihinde aldigi 47/188 sayili karari ile, çöllesme ile mücadele konusunda bir uluslararasi sözlesme hazirlanmasi için “Hükümetlerarasi Müzakere Komitesi” kurulmasi kararlastirilmistir. Adi geçen komite, o tarihten itibaren çalismalarina baslamis ve Çöllesme ile Mücadele Sözlesmesi 14-15 Ekim 1994 tarihinde üye ülkelerin imzasina açilmis, Türkiye adina dönemin Çevre Bakani tarafindan ayni tarihte imzalanmistir. Yürürlük maddesi uyarinca, 50 ülke tarafindan onaylanmasini takip eden 90. Gün olan 26 Aralik 1996 tarihinde yürürlüge girmistir. Sözlesme, 21 Kasim 1996 tarihinde TBMM Çevre Komisyonu’ndan geçerek, TBMM’de 11 Subat 1998 tarih ve 4340 sayili yasa ile kabul edilmis ve 14 Subat 1998 tarih ve 23258 sayili Resmi Gazete’de yayimlanarak yürürlüge girmistir. Daha sonra onay islemi Sekreterya'ya bildirilmis ve Türkiye 31 Agustos 1998 tarihinden itibaren sözlesmeye resmen taraf olmustur. Sözlesme bugüne kadar 144 ülke tarafindan onaylanmistir. Sözlesmeye taraf olan bazi ülkeler Çöllesme ile Mücadele Ulusal Eylem Programlarini hazirlamislardir. Ayrica, Sözlesmenin I. Taraflar Konferansi 29 Eylül-10 Ekim 1997 tarihlerinde Roma’da, II. Taraflar Konferansi ise 30 Kasim-11 Aralik 1998 tarihleri arasinda Dakar’da yapilmistir. derecede sorumlu, havza bazinda örgütlenmis bir kamusal kurumun olusturulmasi öncelikle düsünülmelidir. Kirsal alanda üretici örgütlenmesi ekonomik isletme büyüklüklerinin olusturulmasi tesvik edilmeli, kullanicilarin toprak koruma projelerine karar mekanizmasindan baslayarak emek, finans ve fikirsel katkilari saglanmalidir. Toprak muhafaza sorununu sadece fiziki yatirimlar yapilarak çözmeye çalismak mümkün degildir. Teknik çalismalar ve yatirimlar yaninda toplum her seviyede egitilmeli özellikle araziyi kullananlar, yöneticiler ve egiticilerin isbirligi ile toplumsal katilim saglanmalidir. Refahin yayginlastirilmasi ve dengeli kalkinmanin gerçeklesmesi için kirsal alanin günün sartlari dikkate alinarak fiziki ve ekonomik planlamasi zorunludur. Dogal kaynaklar, verimlilik ve üretim artisi, pazarlama ve bölüsümde denge ve adalet kalkinmanin temel unsurlaridir. Kalkinmayi gerçeklestirirken bu unsurlarin en iyi sekilde degerlendirilmesi gerekir. Kentlerde de önemli sorunlarin kaynagi olan kirsal kesimden sagliksiz bir sekilde cereyan eden göçün önlenmesi ve yerinde kalkinmanin gerçeklesmesi, tarim disi degisik ugraslarin desteklenen kirsal alanda yayginlasmasina baglidir. Bu ayni zamanda tariminda gelismesine yardimci olacaktir. Hizmetler sektörü kirsal alanda büyük bir potansiyele sahiptir. Egitim ve kültürel gelisme imkanlarinin artirilmasi; turizm ve doganan korunmasi yatirimlarinin desteklenmesi; kirsal ekonominin rekabet sansini artiracak ulasim, iletisim, çagdas enerji kullanim imkanlarinin gelistirilmesi, saglikli içme ve kullanma suyu sebekelerinin kurulmasi ile çagdas egitim ve saglik imkanlarini veren birimlerin olusturulmasi kirsal kalkinmayi hizli bir sekilde gerçeklestirecektir. Sanayi ve hizmetler sektörü kirsal alanda desteklenirken kirsal ekonominin ana unsuru olan tarimsal alt yapinin düzenlenmesi, arazi kullanim planlarinin yapilmasi ekonomik isletme ve parsel büyüklüklerinin olusturulmasi, kirsal nüfusu rahatlatacak, ekonomik üretimi ve kirsal kalkinmanin ivmesini artiracaktir. Yedinci Bes Yillik Kalkinma Planinda öngörüldügü gibi Genel Müdürlügümüz sorumlulugunda "Toprak Yasasinin Çikarilmasi" çalismalari tamamlanarak kurum ve kuruluslarin görüslerine sunulmustur. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi uygulamalarinda ülkemiz açisinda önemli bosluklari da dolduracak olan bu yasanin çikarilma gerekçesi genis olarak asagida yer almaktadir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 31 6 6 31 Slide 8: Çöllesmenin etkilerinin en aza indirilmesi için, Eylem Programi’nin hazirlanmasinda ve uygulamaya konulmasinda, Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü tarafindan duyarli olunmasi gereken konular ve uygulanmasi gerekli tedbirler basliklar halinde söyle siralanabilir. Etkili bir arazi kullanim planlamasi ve yönetimi, iyi bir muhafaza ve gelisme politikasinin hazirlanmasi için farkli toprak tiplerinin karakteristikleri onlarin yetenekleri ve dagilimi bilinmelidir. Bu nedenle ülkenin detayli toprak envanteri çikarilarak bilgisayar ortaminda veri tabani olusturulmalidir. Olusturulacak bu veri tabanindan yararlanilarak arazi kullanim planlamalari yapilmalidir. Arazi kullanim planlamalari dogal kaynaklarin korunmasi, gelistirilmesi ve daha verimli kullanilmasini saglayacagi gibi altyapi yatirimlari isabetle seçilerek kaynak israfinin önüne geçecektir. Tarim ve ormancilikta makinalarin ve modern tekniklerin tahripkar kullanimi topragin fiziksel, kimyasal ve biyolojik karakterlerini degistirerek dogal dengesini bozabilir. Organik madde yanlis kültürel faaliyetler sonucu yok edildiginde toprak yapisi bozulur, bunun sonucu olarak erozyona karsi dayanikliligi azalir ve verimliligi düser. Tarimsal faaliyetlerde toprak özelliklerini bozmayan toprak isleme, sulama ve hasat yöntemleri seçilmelidir. Yurdumuzda öncelikle tarimsal potansiyeli yüksek büyük ovalar yanlis tarimsal kullanimdan kaynaklanan bozulmalarin ve tarim disi kullanimlarin önlenmesi için özel koruma altina alinmali, diger tarim arazileri de buralarda uygulanan toprak koruma ile ilgili usul ve esaslar örnek alinarak degerlendirilmelidir. Arastirma Enstitüleri tarafindan gerçeklestirilen 20 büyük ovaya ait sulama rehberlerine uygun islemler yapilmalidir. Agaçlandirma, toprak koruma için önerilecek en iyi islemlerin basinda gelir. Iklim, toprak ve topografik yapisi nedeniyle erozyona karsi hassas olan alanlar özel koruma altina alinmali, dogal örtünün gelisimi için yapilacak çalismalar ve agaçlandirma disindaki faaliyetler yasaklanmalidir. Sanayi ve evsel atiklar, kimyasal gübreler ve tarim ilaçlari toprakta birikerek topraga ve su kaynaklarina zarar vermektedir. Topraktaki zararli degisimler genellikle baslangiçta fark edilmezler, çogunlukla zararlari sonradan görülen yan etkiler seklinde ortaya çikar, kisa zamanda dogrudan agir ve muhtemelen geriye dönüsü olmayan kayiplara neden olurlar. Bunun için zararli atiklar kontrol altinda bulundurulmalidir. Bilimsel arastirmalar, herhangi bir yanlis toprak kullanimi sorununu önlemenin temelidir. Toprak problemlerinin kaynagi ve çözümü karmasik oldugundan arastirmalar bu çalismalarin merkezini olusturmalidir. Mahalli, bölgesel ve ulusal otoriteler toprak kaynaklarinin amacina uygun planlanarak kullanimi için gerekli yasal ve idari tedbirleri almalidir. Toprak muhafaza, arazi kullanimi ve tarimsal altyapinin düzenlenmesinden birinci BIRLESMIS MILLETLER ÇÖLLESME ILE MÜCADELE SÖZLESMESI GEREKÇE Bu sözlesmenin taraflari, Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme çabalarinin merkezinde etkilenen veya tehdit altinda olan alanlardaki insanlarin oldugunu dogruluyarak, Devletler ve uluslararasi örgütler de dahil olmak üzere uluslararasi toplulugun çöllesme ve kurakligin olumsuz etkileri konusundaki acil duyarliligini yansitarak, Kurak, yari-kurak ve az yagisli alanlar toplaminin, yeryüzündeki arazi yüzölçümünün büyük bir oranini olusturdugunu ve bu alanlarin da dünya nüfusunun büyük bir kesiminin yasam çevresi ve geçim kaynagi oldugunu bilerek, Çöllesme ve kuraklik sorunlarinin küresel bir nitelik tasidigini, dünyanin bütün bölgelerini etkiledigini ve çöllesmeyle mücadele ve/veya kurakligin etkilerini hafifletmek için uluslararasi toplulugun ortak eyleminin gerektigini kabul ederek, Ciddi kuraklik ve/veya çöllesme sorunlarina maruz ülkeler arasinda, basta en az gelismis ülkeler olmak üzere gelismekte olan ülkelerin agirlikla yer aldigini ve bu olgularin özellikle Afrika’daki trajik sonuçlarini dikkate alarak, Çöllesmenin fiziksel, biyolojik, politik, sosyal, kültürel ve ekonomik faktörlerin karmasik etkilesimleri sonucunda ortaya çiktigini da dikkate alarak, Etkilenen ülkelerin çöllesme ile yeterince mücadele kabiliyetinin ticaretten ve uluslararasi ekonomik iliskilerin ilgili yönlerinden etkilenmesini göz önüne alarak, Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 7 30 30 7 Slide 9: Sürdürülebilir ekonomik büyüme, sosyal gelisme ve yoksullugun ortadan kaldirilmasinin, özellikle Afrika’da, etkilenen gelismekte olan ülkelerin önceliklerini olusturdugunun ve bunu sürdürülebilirlilik hedeflerini karsilamanin temel kosulu oldugunun bilincinde olarak, Çöllesme ve kurakligin, yoksulluk, kötü saglik ve beslenme kosullari, gida güvencesinden yoksunluk gibi önemli sosyal sorunlarla ve göç, zorunlu göç ve demografik dinamiklerden kaynaklanan sorunlarla etkilesimleri sonucunda sürdürülebilir kalkinmayi etkiledigini akilda tutarak, Devletlerin ve uluslararasi örgütlerin çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme konusundaki ve özellikle de 1977 yilinda düzenlenen Birlesmis Milletler Çöllesme Konferansinda kabul edilen Çöllesmeyle Mücadele Eylem Planina iliskin uygulamalardaki geçmis çaba ve deneyimlerin önemini takdir ederek, Geçmisteki tüm çabalara karsin, çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme konusunda istenilen ilerlemenin saglanamamis oldugunu ve sürdürülebillir kalkinma kapsaminda her düzeyde yeni ve daha etkin bir yaklasim gerektigini idrak ederek, Birlesmis Milletler Çevre ve Kalkinma Konferansinda alinan ve çöllesmeyle mücadelede bir temel olusturan kararlarin (özellikle Gündem 21 ve onun 12. Bölümü) geçerliligini ve uygunlugunu kabül ederek, Gelismis ülkelerin Gündem 21’in 33. Bölümünün 13. Paragrafinda mevcut taahütlerini bunun isiginda teyit ederek, 47/188 sayili Genel Kurul Kararini ve özellikle bu kararda Afrika için öngörülen önceligi, çöllesme ve kuraklik konusunda ilgili tüm diger Birlesmis Milletler karar ve programlarini ve gerek Afrika ülkelerinin gerekse diger bölgelerdeki ülkelerin ilgili deklarasyonlarini hatirlayarak, Birlesmis Milletler Sözlesmesi ve uluslararasi hukuk prensipleri çerçevesinde, Devletlerin sahip olduklari kaynaklari kendi çevre ve kalkinma politikalari dogrultusunda egemen olarak kullanma haklari bulundugunu ve kendi yetki ve kontrol sinirlari dahilindeki faaliyetlerinin diger Devletlerde ve ulusal yetki sinirlarinin disindaki alanlarda çevreye zarar vermemesini saglama sorumluluklari bulundugunu, 2 numarali ilkesinde belirten Çevre ve Kalkinma konulu Rio Deklarasyonunu teyit ederek, Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletmekte uluslararasi isbirligi ve ortakliklarin önemini ve gerekliligini de kabul ederek, Basta Afrika ülkeleri olmak üzere gelismekte olan ülkelere, eksiklikleri halinde bu sözlesme çerçevesindeki yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmelerini güçlestirecek olan ve yeni ve ek fonlar da dahil olmak üzere hatiri sayilir mali kaynaklari ve teknolojiye erisimi de içeren etkin araçlar saglanmasinin önemini de ayrica kabul ederek, bu sorunu müzminlestirmektedir. Saglik hizmetlerinde de benzer sorunlar karsimiza çikar, özellikle personel ve ekipman yetersizligi kirsal alanda temel saglik hizmetlerini sinirlayan en önemli faktördür. Bugün yurdumuzda ulasimi olmayan yerlesim birimi bulunmamakla birlikte yeterli oldugu söylenemez. Yaklasik 320000 km köy yolu agi ile 75444 adet yerlesim ünitesine ulasim saglanmaktadir, geri kalan 6171 adet köye de Devlet il yollari agi ile ulasilmaktadir. Yol standartlarinin kullanim kapasitesiyle orantili olmamasi bazi yerlerde ihtiyaci karsilamada zorluklara neden olurken bazi yerlerdede ihtiyaçtan fazla olup kaynak israfina neden olmaktadir. Kirsal alanda 1998 yili Ocak ayi itibariyle içmesuyu bulunan ünite % 70, yetersiz suyu bulunan ünite % 13 ve saglikli suyu bulunmayan ünitede % 17 'dir. ÇÖLLESME ILE MÜCADELE SÖZLESMESI KAPSAMINDA KHGM TARAFINDAN YAPILMASI GEREKLI ÇALISMALAR Ülkelerin sosyo-ekonomik yapilarina, insan sagligina ve dogal kaynaklara olumsuz etki yapan ve ciddi tedbirler alinmazsa gelecekte etkisini daha da hissettirecek olan çöllesme ve kuraklik probleminin çözümünde uluslararasi isbirligi saglamayi amaçlayan bu sözlesme ülkemiz içinde önem tasimaktadir. Ülkemizin de taraf oldugu sözlesmenin gerekçeleri, amaçlari, ilkeleri ve yükümlülükleri incelendiginde, sözlesme kapsaminda yapilmasi öngörülen bir çok faaliyetin Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü çalisma alani içerisinde yer aldigi görülmektedir. Ülkemiz, sözlesmeye bagli olarak hazirlamak yükümlülügünde oldugu Ulusal Eylem Programini, bazi çalismalar yapilmasina ragmen, henüz hazirlamamistir. Eylem Programinin bir an önce tamamlanmasi ve bu konuda gerek mevcut, gerekse çalisma sirasinda elde edecegi deneyimleri diger ülkelerle paylasmasi ülkemizin yararina olacaktir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 29 8 8 29 Slide 10: Yurdumuz orman varligi yönünden de zengin sayilmaz. Iklim ve toprak özellikleri yaninda insan faaliyetlerinin etkisi ile belli bölgelerde yogunlasmis, homojen bir dagilim göstermeyen yaklasik 23 milyon ha alana yayilmis orman varligimiz mevcuttur. Gelecege yönelik kirsal alan planlamasinda arazi kullaniminda gerekli degisiklikler asagidaki sekilde önerilmektedir. Arazi Kullanimi Mevcut Alan Degisiklik Arzulanan Alan (1000 ha) (1000 ha) (1000 ha) Kuru Tarim 22607 - 4253 18354 Sulu Tarim 4000 + 4500 8500 Bag-Bahçe 1059 + 500 1559 Özel Ürün 1042 + 500 1542 Çayir 644 - 644 Mer’a 21102 + 1130 22232 Orman 15135 + 6389 21524 Maki-Funda 8833 - 4166 4167 Türk tariminin en önemli sorunlarindan birisi de tarimsal isletmelerin ve parsel büyüklüklerinin giderek küçülmesidir. Yaklasik olarak 4100000 tarim isletmesinin % 5'i, 20 ha 'dan fazla araziye sahiptir. % 80 isletme 20 ha 'dan az ve toplam % 2.5 isletmede ise arazi sahibi olmayip kiracilik veya yaricilikla tarim yapmaktadir. 1952 de 2.5 milyon olan isletme sayisi 1980 lerde 3.5 milyona ulasmis ve 1990 larda 4 milyonu asmistir. Ayni dönemde parsel sayisi 15.7 milyondan 23 milyona ulasmis mevcut yasal bosluklar nedeniyle parseller küçülmeye devam etmektedir. Bunun sonucu olarakta tarimsal isletmeler ekonomik olmaktan çikmakta, topraklarin asiri kullanimi sonucu bozulmasi veya erozyonla kaybi giderek artmaktadir. Dogal kaynaklarin gelistirilmesine yönelik eksiklikler ve halen ülke nüfusunun büyük bir kisminin kirsal alanda yasamasi disinda, kirsal alanda önemli ekonomik ve sosyal alt yapi poblemleri mevcuttur. Yol, su, elektrik, saglik ve egitim gibi temel sosyal amaçli hizmetlerle birlikte, tarim disinda insanin geçimini temin edecegi üretime yönelik ekonomik alt yapinin düzenlenmesindeki yetersizlikler baslica sorunlari teskil etmektedir. Bugün kirsal kesimdeki okur yazar orani yurt ortalamasi ile kiyaslandiginda çok düsük oldugu görülür. Gerek okul sayisi gerekse personel, araç ve gereç yönünden nitelik ve sayinin yetersizligi, bazi geleneksel yaklasimlar ve ekonomik yetersizlikle rle birlesince kirsal alandaki Çöllesme ve kurakligin Orta Asya ve Kafkas ülkeleri üzerindeki etkisi hakkinda endiselerini belirterek, Özellikle gelismekte olan ülkelerin kirsal kesimlerindeki çöllesme ve/veya kurakliktan etkilenen bölgelerde kadinlarin oynadigi önemli rolü ve çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme programlarinin her düzeyinde gerek kadin gerekse erkeklerin tam katilimini saglamanin önemini vurgulayarak, Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme programlarinda sivil toplum kuruluslarinin ve önemli diger gruplarin özel rolünü vurgulayarak, Uluslarasi ve ulusal topluluklarin karsi karsiya olduklari küresel ölçekteki diger çevre sorunlari ile çöllesme arasindaki iliskiyi akilda tutarak, Çöllesmeyle mücadelenin Birlesmis Milletler Iklim Degisikligi Çerçeve Sözlesmesi, Biyolojik Çesitlilik Sözlesmesi ve diger ilgili çevre sözlesmelerinin hedeflerinin gerçeklestirilmesine saglayabilecegi katkilari da akilda tutarak, Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme stratejilerinin, saglam sistematik gözlemlere ve derin bilimsel bilgilere dayandirildiklari ve sürekli degerlendirmeye tabi tutulduklari taktirde en etkin olacaklarina inanarak, Ulusal plan ve önceliklerin uygulanmasini kolaylastirmak için, uluslararasi isbirliginin etkinlik ve koordinasyonunun iyilestirilmesine acil ihtiyaç duyuldugunu kabul ederek, Simdiki ve gelecekteki kusaklar yararina çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletmek için gereken eylemlere girisilmesinde kararli olarak, sözlesme metninde yer alan hususlari kararlastirmislardir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 9 28 28 9 Slide 11: TANIMLAR Bu sözlesmenin amaçlari açisindan; Çöllesme, kurak, yari-kurak ve az yagisli alanlarda, iklim degisiklikleri ve insan faaliyetleri de dahil olmak üzere çesitli faktörlerden kaynaklanan toprak bozulmasini ifade eder. Çöllesmeyle Mücadele, kurak, yari-kurak ve az yagisli alanlarda sürdürülebilir kalkinma için arazinin entegre olarak gelistirilmesinin bir parçasi olan ve arazi bozulmasini önlemeye ve/veya azaltmaya, kismen bozulmus arazinin rehabilitasyonuna, çöllesmis arazinin geri kazanilmasina yönelik faaliyetleri içerir. Kuraklik, yagislarin kaydedilen normal düzeylerin önemli ölçüde altina düsmesi sonucu arazi ve kaynak üretim sistemlerini olumsuz olarak etkileyen ve ciddi hidrolojik dengesizliklere yol açan dogal olayi ifade eder. Kurakligin etkilerini hafifletme, çöllesmeyle mücadeleyle ilgili olarak toplumun ve dogal sistemlerin kurakliga karsi hassasiyetlerini azaltmak için kurakligin önceden tahminine iliskin faaliyetleri içerir. Arazi, toprak, bitki örtüsü ve diger canlilari kapsayan biyo-üretken karasal sistemi ve sistem içinde isleyen ekolojik ve hidrolojik islemleri ifade eder. Arazi bozulmasi, rüzgar ve/veya suyun etkisiyle olusan toprak erozyonu, topragin fiziksel, kimyasal ve biyolojik veya ekonomik özelliklerinin bozulmasi, bitki örtüsünün uzun süreli kaybi gibi insan faaliyetlerinden ve yasam çevresi Kirsal alanlar için kalkinma planlamalari yapilirken ekonomik ve toplumsal boyutlar birlikte ele alinarak degerlendirme yapilmalidir. Bir ülkede kirsal kalkinmanin hizli bir sekilde gerçeklestirilmesi o ülkenin genelde tarihi gelisme süreci, sosyo- ekonomik ve jeopolitik yapisiyla beraber kültürel iç dinamikleriyle de yakindan ilgilidir. Hizla gelisen teknolojinin nimetlerinden en son yararlanabilen kesim olmasi, geleneksel üretim araçlarinin degistirilmesinin zor olusu ve daha çok tarima dayali ekonomik yapisi nedeniyle arz-talep elastikiyetinin olumsuz etkileri kirsal alanda kalkinmayi sinirlandiran baslica unsurlardir. Özellikle kalkinmislik ölçüsü olarak kabul edilen düsük talep elastikiyeti gelismis ülkelerde bile tarim gelirinde düsüse neden olmaya devam etmektedir. Tarima dayali ekonomik yapisi nedeniyle ekonomik dengesizlikler kirsal kesimin sürekli aleyhine olmak üzere büyük gelir farkliliklari dogurmaktadir. Bunun dogal sonucu olarakta kirsal alan cazibesini yitirmekte ve sagliksiz göç olgusu meydana gelmektedir. Kalkinma planlari yapilirken özellikle ekonomik farkliliklari giderici, milli gelirin dengeli bölüsümü esas alinmaktadir. Kirsal alanda ekonomik faaliyetin artirilip, dogal ve kültürel varligin korunarak yerinde kalkinmanin gerçeklestirilmesi kirsal kesimin; küresel ekonomi ve öncelikle milli ekonominin bütün sektörleriyle entegre edilmesiyle olur. Bunun içinde alt yapi düzenlemeleri ve çagdas teknolojilerin kirsal alanda en ileri düzeyde kullanimini saglayarak sanayi ve hizmetler sektörünü kirsal ekonominin önemli bir parçasi haline getirmek öncelikle ele alinmasi gereken hedef olmalidir. Türkiye’de Kirsal Yapi ve Sorunlari Ülkemizde kirsal alan yerlesim yapisini geri kalmis bölgelerde bulunan il, ilçe, belde, köy, mezra, kom, oba ve mahalle gibi birimler olusturur. 1998 yili itibariyle köy ve bagli birimlerinin sayisi 83911 olup bu birimlerde toplam 23157842 insan yasamaktadir. 1927 yilinda kirsal alanda yasayan nüfus toplam nüfusun % 75'ini olustururken 1970 yilinda % 65'e 1980 yilinda % 56.1'e 1990 yilinda % 41'e düsmüstür. Kirsal alanda ailelerin büyük bir bölümü geçimini tarimdan saglamaktadir. Yurdumuzda ekili-dikili alanlar 1940 yilinda 14.8 milyon ha iken 1990 yilinda 28 milyon ha 'a yükselmistir. Yurdumuzda mera olarak kullanilan arazi miktari yaklasik 21.5 milyon ha 'dir. Bu miktarin çok önemli bir kismi da plansiz ve asiri kullanim sonucu özelligini yitirmis ve fonksiyonlarini yerine getirememektedir. Yurdumuzda yetistirilen hayvan sayisi 1940 yilinda 56.4 milyon bas iken 1962 yilinda 71 milyona çikmis, 1991 yilinda 65.2 milyona gerilemistir. Bu gerilemenin nedenleri içerisinde mera alanlarinin zayiflatilmasi önemli bir yer tutmaktadir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 27 10 10 27 Slide 12: çalisma baslatilarak il ve ilçe bazinda "Türkiye Arazi Varligi Envanteri ve Toprak Haritasi" hazirlanmistir. Genel Müdürlügümüz toprak koruma, sulama, toplulastirma, kirsal iskan alanlarinin düzenlenmesi, tas toplama, drenaj, çorak topraklarin islahi gibi tarimsal gelistirme hizmetlerini yürütmektedir. Toprak korumada önemli bir yeri olan yagislarin ve sel sularinin zararlarini önleyici ve depolayici sulama veya hayvan içmesuyu temini amaçli göletleri, toprak ve su dengesinin kurulmasi ve korunmasini saglayici diger tesisleri (seki, teras, riperleme, dogal örtünün gelistirilmesi, vb.) yapmakta veya yaptirmaktadir. Genel Müdürlügümüzün 1.1.1998 tarihi itibariyle toprak ve su kaynaklarinin gelistirilmesine yönelik çalismalari söyledir. Faaliyet Alan (ha) Sulama 1210255 Toprak koruma 362603 Tarla içi gelistirme 892598 Drenaj ve toprak islahi 322114 Toplulastirma 255840 Kredi (adet) 520180 Sulama Göleti (adet) 523 HIS Göleti (adet) 2253 Yukarida belirtildigi üzere; Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü 1998 yili sonu itibari ile 362603 ha alana toprak muhafaza hizmeti götürmüstür. Bu hizla erozyon sorununun çözümü mümkün görülmemektedir. Çünkü erozyon hizi onu önleme için ayrilan kaynaklar ve yapilan faaliyetlerden çok daha büyüktür. KIRSAL ALAN PLANLAMASI ve KIRSAL KALKINMA Kent sayilan yerler disinda kalan kesimlerin kirsal alan olarak düsünülmesi bugün kabul görmemektedir. Sadece cografi konumu veya nüfusla ilgili parametrelerden çikarilan sonuçlara dayanilarak kirsal alanitanimlamak da dogru degildir. Bir ülkede belli bir yörenin kirsal nitelikte olusu daha çok sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yönü ile ölçülmektedir. Ekonomik yönden dogal kaynaklarla sinirli, teknolojik gelismelerin yavas ve diger yörelere kiyasla gecikmeli olarak kabullenildigi, hayatin daha çok geleneklere göre sekillendigi kendine özgü kültürel yapisi bulunan, ülkenin diger yörelerine kiyasla refah seviyesi düsük yerler kirsal alan olarak kabul edilir. biçimlerinden kaynaklanan islemler de dahil olmak üzere bir islemin veya islemler bilesiminin veya arazi kullaniminin neden oldugu, yagmurla beslenen ekili alanlarda, sulama yapilan ekili alanlarda veya otlak, mera, orman ve agaçlik alanlarda biyolojik ve ekonomik verim ve çesitlilik azalmasini ve kaybini ifade eder. Kurak, yari-kurak ve yari nemli alanlar, kutup ve kutup-alti bölgelerinin disinda kalan ve yillik yagis miktarinin evapotransprasyon potansiyeline orani 0.05 ile 0.65 arasinda olan alanlari ifade eder. Etkilenen alanlar, çöllesmeden etkilenen veya çöllesme tehdidi altinda bulunan kurak, yari-kurak ve/veya yari nemli olan alanlari ifade eder. Etkilenen ülkeler, topraklarinin bir kismi veya tümü etkilenen alanlardan olusan ülkeleri eder. Bölgesel ekonomik entegrasyon örgütü, belli bir bölgedeki bagimsiz Devletler tarafindan olusturulan ve bu sözlesme ile düzenlenen konularda yetkili olan ve kendi usulleri uyarinca bu sözlesmeyi imzalamaya, onaylamaya, kabul etmeye ve uygun görmeye veya sözlesmeye katilmaya yetkilendirilmis olan örgütü ifade eder. Gelismis ülke taraflar, gelismis ülke taraflari ve gelismis ülkelerce olusturulan bölgesel ekonomik entegrasyon örgütlerini ifade eder. AMAÇLAR Bu sözlesmenin amaci, etkilenen ülkelerde sürdürülebilir kalkinmanin saglanmasina katkida bulunmak üzere Gündem 21 ile uyumlu entegre bir yaklasim çerçevesinde uluslarasi isbirligi ve ortaklik düzenlemeleri ile desteklenen her düzeyde etkin eylemler yoluyla, özellikle Afrika’da olmak üzere ciddi kuraklik ve/veya çöllesmeye maruz ülkelerde, çöllesmeyle mücadele etmek ve kurakligin etkilerini hafifletmektir. Bu amaca ulasmak için, etkilenen alanlarda, ayni anda hem arazinin verimliligini iyilestirerek, hem de arazi ve su kaynaklarinin rehabilitasyonunu, korunmasini ve sürdürülebilir yönetimini saglayarak özellikle yerel topluluklar düzeyinde yasam kosullarinin iyilestirilmesi üzerinde odaklasan uzun dönemli stratejilerin uygulanmasi gerekecektir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 11 26 26 11 Slide 13: ILKELER Bu sözlesmenin amacinin gerçeklestirilmesi ve hükümlerinin uygulanmasinda taraflari, diger hususlarin yanisira, asagidaki ilkeler yönlendirecektir. Taraflar, çöllesmeyle mücadele ve/veya kurakligin etkilerini hafifletme programlarinin tasarlanmasinda ve uygulanmasinda kararlara halkin ve yerel topluluklarin katilimini saglamali, ulusal ve yerel düzeylerdeki eylemleri kolaylastirmak üzere daha üst düzeylerde yapabilir kilan bir ortamin yaratilmasina çalismalidirlar. Taraflar, uluslararasi bir dayanisma ve ortaklik ruhu içinde alt-bölge ve bölge düzeylerinde ve uluslararasi düzeyde isbirligi ve koordinasyonu iyilestirmeli, mali, beseri, örgütsel ve teknik kaynaklari gereksinilen yerlere daha iyi yönlendirmelidirler. Taraflar, her düzeyde hükümet, topluluk, sivil toplum kurulusu ve arazi sahipleri arasindaki isbirligini bir ortaklik ruhu içinde gelistirerek, etkilenen bölgelerde arazinin ve kit su kaynaklarinin niteliginin ve degerinin daha iyi anlasilmasini saglamali ve bunlarin sürdürülebilir kullanimi için çalismalidirlar. Taraflar, basta en az gelismis ülkeler olmak üzere, etkilenen gelismekte olan ülke taraflarin özel gereksinim ve kosullarini göz önüne almalidirlar. Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü tarafindan yapilan etütlere göre arazilerin yetenek siniflari dagilimi asagida özetlenmistir. Islemeli Tarima Uygun Araziler Islemeli Tarima Uygun Olmayan Araziler Yetenek Sinifi Alani (ha) Oran (%) Yetenek Sinifi Alan (ha) Oran (%) I 5086087 6.30 V 127934 0.16 II 6772873 8.70 VI 10825762 13.90 III 7282763 9.50 VII 35836340 46.00 IV 7425045 9.50 VIII 4542892 5.82 Toplam 26566768 34.00 Toplam 46792036 60.06 Toprak Kaynaklarinin Korunumu ve Gelistirilmesinde Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü Tarafindan Yapilan Çalismalar Farkli topraklarin farkli kullanimlar karsisindaki davranislari ve istekleri farklidir. Topraklarin davranis ve isteklerine uygun kullanimi belirlemeye yönelik çalismalarin temelini olusturan toprak etüd faaliyetleri Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü tarafindan yapilmaktadir. Arazi incelemesi ve laboratuvar analizlerine dayanilarak yapilan bu çalismalar topraklarin siniflandirilmasi, harita ve raporlarinin hazirlanmasi arazinin kullanim planlamasinin da ön sartini olusturmaktadir. Türk meslektaslari ile birlikte ABD’li toprak uzmani Harvey OAKES 1952-1954 yillari arasinda 1/800000 ölçekli “Türkiye Umumi Toprak Haritasi”ni hazirlamistir. Planli kalkinma dönemine geçildiginde 1960’li yillarda bu harita çesitli amaçlar için yapilan planlamalarda ölçegi, ayrintilari ve sihhati bakimindan yetersiz görüldügünden TOPRAKSU Genel Müdürlügü 1966 yilinda yurt düzeyinde daha ayrintili Türkiye Gelistirilmis Toprak Haritasi çalismalarini baslatmis 1971 yilinda tamamlayarak yayinlamistir. Çesitli toprak özelliklerini, problemlerini, arazi yetenek siniflarini ve halihazir kullanim sekillerini ihtiva eden bu harita ve raporlar yurt topraklari hakkinda birçok bilgiyi planlamaci, arastirmaci ve üreticilerin hizmetine sunmustur. Atatürk’ün 100. dogum yil dönümünde “Türkiye Erozyon Haritasi” erozyon afetinin boyutlarini saptamak ve kamu oyunun dikkatini çekmek için yayimlanmistir. Geçen zaman içerisinde arazi kullaniminda meydana gelen farkliliklar ile toprak ve arazi bozulmalarinin tespiti; topraklarin planli ve dengeli kullanilip korunmasi, gelistirilmesi ve verimliliginin artirilmasi; tarim alanlarinin amaci disinda kullaniminin önlenmesi gibi konularda çalismanin daha detaylandirilmasina ihtiyaç duyulmasi üzerine 1982-1984 yillarinda "Türkiye Toprak Potansiyeli Etütleri ve Arazi Kullanimi" projesi basligi altinda yeni bir Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 25 12 12 25 Slide 14: Akdeniz Kusagi Topraklari Bu kusagin dogal örtüsü Akdeniz maki toplulugu ve orman olup yazin sicaklar çok yüksektir. Ilkbahar ve kisin yagislarin fazla olmasi kurak ot, çali kusagindan ayiran en önemli özelligidir. Marmara denizinin güneyinden baslayarak tüm Akdeniz bölgesini kapsayan bu kusakta toprak olus islemlerinin baslicalari dekarbonasyon (karbon yikanmasi), bir çesit podzolasma olan kil yikanmasi, demiroksit olusumu ve erozyondur. Kusak Disi Topraklar Iklim ve örtü kusaklarina bakilmaksizin her kusakta görülen ana madde veya topografyadan ileri gelen özel kosullar altinda olusan topraklardir. Yurdumuzun her yerinde görülebilen alüviyal ve kolüviyal birikintilerden olusmus düz ovalarda bulunan derin ve verimli topraklar bu kusak içerisindedir. Ayrica Trakya ve Mus çevresinde yaygin olan yüksek oranda montmorillonit tipi kil içeren vertik özellikli topraklar, Dogu Anadolu’da bulunan bazaltik topraklar, Nevsehir ve Van Gölü çevresinde yaygin olan regosoller yine bu kusakta yer alir. Toprak taksonomisinde entisoller ve vertisoller olarak isimlendirilen topraklar bu kusakta görülmektedir. Arazi Kullanim Sekilleri ve Arazi Yetenek Siniflari Türk ekonomisi bütün kalkinma çabalarina ragmen tarima dayali niteligini sürdürmektedir. Halihazir arazi kullanim sekillerinin yurt genelinde dagilimi söyledir. Kullanim Sekli Alani (ha) Oran (%) Tarim arazisi 28053507 36.02 Çayir-mera 21505168 27.60 Orman-funda 23227975 29.80 Tarim disi araziler 894153 1.15 Su yüzeyleri ve diger arazi tipleri 4218897 5.40 Toplam 77899700 100.00 Genel Yükümlülükler: Taraflar, bu sözlesme çerçevesindeki yükümlülüklerini münferiden veya mevcut ya da öngörülen iki tarafli ve çok tarafli düzenlemeler veya bunlarin bilesimi kapsaminda müstereken yerine getirecekler ve her düzeyde çabalarin koordinasyonuna ve tutarli uzun dönemli stratejilerin gelistirilmesine gereken önemi vereceklerdir. Bu sözlesmenin amacina ulasmasi için taraflar: Çöllesme ve kuraklik süreçlerinin fiziksel, biyolojik ve sosyo-ekonomik yönlerine egilen entegre bir yaklasimi benimseyecek, Sürdürülebilir kalkinmayi destekleyici nitelikte, yapabilir kilan bir uluslararasi ekonomik ortamin yaratilmasini saglamak amaciyla, uluslararasi ticaret, pazarlama düzenlemeleri ve borçlar açisindan etkilenen gelismekte olan taraf ülkelerin durumlarina ilgili uluslararasi ve bölgesel kuruluslarda gereken ilgiyi gösterecek, Yoksullugu giderme stratejilerini, çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme çabalari ile bütünlestirecek, Çöllesme ve kuraklik sorunu ile iliskili olarak gerek çevre koruma gerekse toprak ve su kaynaklarinin korunmasi konularinda etkilenen taraf ülkeler arasinda isbirligi yapilmasini destekleyecek, Alt-bölgesel, bölgesel ve uluslararasi isbirligini güçlendirecek, Ilgili hükümetler arasi kuruluslar çerçevesinde isbirligi yapacak, Tekrarlarin önlenmesi geregini göz önünde tutarak, gerekirse kurumsal mekanizmalari kararlastiracak Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme amaciyla önemli finansman kaynaklarinin harekete geçirilerek etkilenen gelismekte olan ülke taraflara yönlendirilmesinde, mevcut iki tarafli mali mekanizma ve düzenlemelerin kullanilmasini destekleyeceklerdir. Etkilenen gelismekte olan ülke taraflar, sözlesmenin uygulanmasinda yardimlardan yararlanabilirler. Bu sözlesmenin uygulanmasinda taraflar, diger bölgelerdeki gelismekte olan ülke taraflari ihmal etmeden, Afrika’da hüküm süren özel durum nedeniyle, bu bölgedeki etkilenen ülke taraflara öncelik taniyacaklardir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 13 24 24 13 Slide 15: Etkilenen Ülke Taraflarin Yükümlülükleri: Etkilenen ülke taraflar, genel yükümlülüklere ilave olarak: Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme konusuna gereken önceligi vermeyi, kendi kosul ve imkanlari dahilinde yeterli kaynaklari ayirmayi, Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletmek için, sürdürülebilir kalkinma plan ve/veya politikalari çerçevesinde strateji ve öncelikleri belirlemeyi, Çöllesmenin temelindeki nedenlere egilerek, çöllesme sürecine katkida bulunan sosyo-ekonomik faktörlere özel bir önem vermeyi, Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme çabalarinda, sivil toplum kuruluslarinin da destegi ile yerel halkin ve özellikle kadinlarin ve gençlerin bilincini gelistirmeyi ve katilimini saglamayi, Mevcut yasalari güçlendirerek veya böyle yasalar yoksa yenilerini çikararak ve uzun dönemli politika ve eylem programlari gelistirerek yapabilir kilan bir ortami yaratmayi yükümlenirler. ÇÖLLESME ILE MÜCADELE SÖZLESMESI KAPSAMINDA KÖY HIZMETLERI GENEL MÜDÜRLÜGÜ ÇALISMALARI TÜRKIYE’NIN TOPRAK KAYNAKLARI Türkiye; bulundugu konum itibariyle degisik iklim kosullarinin etkisi altinda çesitli toprak olusumu süreçlerinin meydana gelmesi sonucu degisik toprak gruplarinin yayilmis oldugu bir bölgedir. Basta iklim ve bitki örtüsü olmak üzere dogal etkenler yönünden homojen olan ve ayni kökenli topraklarin yaygin oldugu kesimler kusak olarak tanimlanir. Yurdumuzda bes ana toprak kusagi belirlenmistir. Kurak ve Yari-Kurak, Ot, Çayir Kusagi Topraklari Bu kusak, Orta Anadolu, Güneydogu Anadolu ve Dogu Anadolu’nun büyük bir bölümünü kapsar. Kusagin tipik özelligi kurak olusu (yagis 400 mm’nin altinda) ve dogal örtüsünün otsu bitkiler ve küçük boylu çalilardan meydana gelmesidir. Bu kusakta yer alan topraklarin olusumunda kalsifikasyon önemli rol oynar. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 23 14 14 23 Geçit Kusagi Topraklari Ot, çayir kusagindan orman kusagina geçiste ot, çayir, çali ve orman örtüsünün karisik bulundugu yerlerdir. Bu bölgelerde ortalama yagis 500 mm’nin üzerinde olup toprak olusumunda zayif podzollasma ve kismende kalsifikasyon rol oynar. Geçit kusagi topraklari yurdumuzda Ege, Dogu Anadolu ve Trakya Bölgesinde yaygin olarak görülür. Nemli Orman Kusagi Topraklari Çali ve orman örtüsü altinda en az 600 mm yagis alan humusca zengin topraklar bu kusakta yer almaktadir. Etkili toprak olusum islemleri kalsifikasyon ve podzolasma olup Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde yaygin olarak görmek mümkündür. Slide 16: Ülkemizin uluslararasi platformlarda savunulabilmesi için gerekli stratejilerin gelistirilmesi, bu tür toplantilara, belirlenen ulusal politikalari belirlenen stratejileri sunabilecek ve savunabilecek bilgi birikimi ve teknik ve idari altyapiya sahip temsilcilerle katilimin saglanmasi, Sözlesme’nin uygulanmasi için gerekli kurumsal yapinin en kisa zamanda olusturulmasi, bu kurumsal yapiya hizli ve etkin karar verme ve uygulamaya koyma yetki ve sorumlulugunun verilmesi, bunun için gerekli her türlü kaynagin saglanmasi olarak siralanabilir. Sonuç olarak asagidaki öneriler yapilabilir; Ülkemiz, ÇMS kapsaminda yapilacak faaliyetler için yeterli bilgi birikimi ve deneyime sahiptir. Ancak eksikliklerini de çok kisa sürede tamamlamalidir. Sözlesme uygulamalarindan sorumlu ve gerekli yetkilerle donatilmis bir Ulusal Yürütme Kurulu en kisa zamanda olusturulmalidir. Ülkemizde uzun yillardir uygulanan ve basarili sonuçlar alinmis projeler taranmali, sorunlu alanlar saptanmali, konu ile ilgili teknoloji ve insan kaynaklari veri tabanlari en kisa sürede olusturulmalidir. Daginik oldugu bilinen kamu ve özel kaynaklarin belli bir program çerçevesinde kullanilmasini saglayacak öneriler gelistirilmelidir. Ulusal Eylem Programi, diger ülke ve bölge sorunlari da dikkate alinarak hazirlanmali, uygulamaya konulmali ve elde edilen deneyimler diger etkilenen ülkelere aktarilmalidir. Bundan böyle ilgili kuruluslarin istiraki ile yapilacak çalismalarin organize edilmesi ve hizlandirilmasi, Kuzey Akdeniz Ülkeleri Bölgesel Uygulama ekinde gereken sartlari yerine getirmek kaydi ile etkin bir görev alinmasi zorunludur. Ülkemizde, çöllesmenin gelecegimizi tehdit etmemesi için, hazirlanacak olan Ulusal Eylem Programi; Gelecekteki üretkenliklerinin tehlikeye atilmamasi için arazi ve dogal kaynaklarin etkin ve sürdürülebilir kullanimlarinin gelistirilmesi, Yoksullugu temelden çözmek ve alternatif geçim sistemlerini tesvik etmek için programlar gelistirilmesi, Aile planlamasi, saglik ve egitim hizmetlerinin saglanmasi, Kaynaklarin planlanmasi ve yönetimine tüm faydalanicilarin dahil edilmesi politika ve tedbirlerini içermesi gerekir. Gelismis Ülke Taraflarin Yükümlülükleri: Gelismis ülke taraflar genel yükümlülüklere ek olarak: Basta Afrika’dakiler ve en az gelismis ülkeler olmak üzere, gelismekte olan ülke taraflarin çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme çabalarini kararlastirildigi gibi aktif olarak münferiden veya müstereken desteklemeyi, Basta Afrika’dakiler olmak üzere, etkilenen gelismekte olan ülke taraflarin çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletmeye yönelik kendi uzun dönemli plan ve stratejilerini etkin bir biçimde gelistirip uygulamalarina yardimci olacak mali kaynak ve diger destek biçimlerini saglamayi, Yeni ve ek kaynaklarin harekete geçirilmesini desteklemeyi, Özel sektör ve diger hükümet disi kaynaklardan finansman saglanmasini tesvik etmeyi, Basta gelismekte olan ülke taraflar olmak üzere, etkilenen ülke taraflarin uygun teknoloji, bilgi ve know-how’a erisimlerini kolaylastirmayi ve desteklemeyi yükümlenirler. KUZEY AKDENIZ IÇIN BÖLGESEL UYGULAMA EKI (EK IV) Amaç (Madde 1) Bu ekin amaci, Kuzey Akdeniz bölgesindeki özel kosullarin isiginda, bu bölgedeki etkilenen ülke taraflarda Sözlesmenin etkin bir biçimde uygulanmasi için gerekli olan rehber, ilke ve düzenlemeleri belirlemektedir. Kuzey Akdeniz Bölgesinin Özel Sartlari (Madde 2) Kuzey Akdeniz bölgesindeki, 1. Madde de gönderme yapilan özel sartlar arasinda: Genis alanlari etkileyen yari-kurak iklim sartlari, mevsim kurakliklari, çok yüksek yagis degiskenligi, ani ve yogun yagislar; Yüzeyde kabuk olusturmaya yatkin, fakir ve erozyona çok müsait topraklar; Dik yamaçli profiller ve çok degisken arazi yapilari; Sik çikan orman yanginlarindan ötürü yaygin orman örtüsü kayiplari; Geleneksel tarimda kriz kosullari ile birlikte arazilerin terkedilmesi, topragin ve su koruma yapilarinin bozulmasi; Su kaynaklarinin sürdürülemez biçimde isletilmesi sonucu aküferlerde kimyasal kirlenme, tuzlanma ve tükenme de dahil olmak üzere ciddi çevre hasarlarinin olusmasi; Kentlesme, endüstriyel faaliyetler, turizm ve sulu tarimin sonucu olarak ekonomik faaliyetlerin sahil bölgelerinde yogunlasmasi bulunmaktadir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 15 22 22 15 Slide 17: Sürdürülebilir Kalkinma Için Stratejik Planlama Çerçevesi (Madde 3) Ulusal eylem programlari, Kuzey Akdeniz Bölgesindeki etkilenen ülke taraflarin sürdürülebilir kalkinma için stratejik planlama çerçevelerinin merkezi ve ayrilmaz bir parçasini teskil edecektir. Sözlesmenin 10. Madde 2 (f) paragrafina göre azami yerel katilimi saglayan esnek planlamali bir stratejiye rehberlik etmek üzere, hükümetin uygun kademelerini, yerel topluluklari ve sivil toplum kuruluslarini içeren istisari ve katilimci bir süreç baslatilacaktir. Ulusal Eylem Programlari ve Takvim Hazirlama Yükümlülügü (Madde 4) Kuzey Akdeniz Bölgesindeki etkilenen ülke taraflar ulusal eylem programlari ve duruma göre alt-bölgesel, bölgesel veya ortak eylem programlari hazirlayacaklardir. Bu programin hazirlanmasi mümkün olan en kisa zamanda gerçeklestirilecektir. Ulusal Eylem Programlarinin Hazirlanmasi ve Uygulanmasi (Madde 5) Sözlesmenin 9. ve 10. Maddeleri uyarinca ulusal eylem programlarinin hazirlanmasi ve uygulanmasi sirasinda bölgedeki etkilenen ülke taraflardan her biri, yerine göre: Kendi programinin hazirlik, koordinasyon ve uygulamasindan sorumlu olan uygun organlari belirleyecek; Yerel topluluklar da dahil olmak üzere etkilenen halklari yerel yetkililerin ve ilgili sivil toplum kuruluslarinin isbirligiyle ve yerel bir danisma süreci vasitasiyla programin detaylandirma, koordinasyon ve uygulamasina katacak; Çöllesmenin sebep ve sonuçlarini degerlendirmek ve eylem için öncelikli alanlari saptamak için etkilenen alanlarda çevrenin durumunu inceleyecek; Stratejiyi belirlemek ve eylem programlarindaki faaliyetleri detaylandirmak için, geçmis ve mevcut programlari etkilenen toplumun katilimiyla degerlendirecek; Yukaridaki fikralarda belirtilen faaliyetlerde edinilen bilgilere dayanarak teknik ve mali programlar hazirliyacak; Programin uygulanmasini izlemek ve degerlendirmek için usuller ve kiyas kriterleri gelistirecek ve kullanacaktir. Ulusal Eylem Programlarinin Içerigi (Madde 6) Bölgedeki etkilenen ülke taraflar, ulusal eylem programlarina: Yasal, kurumsal ve idari alanlar; Arazi kullanim biçimleri, su kaynaklarinin yönetimi, topragin korunmasi, ormancilik, tarimsal faaliyetler, otlak ve mera yönetimi; Dogal hayatin ve biyolojik çesitlilik biçimlerinin yönetimi ve korunmasi; Orman yanginlarina karsi korunma; diger taraftan gelir ve gelismislik düzeyi dikkate alindiginda yardim alacak ülkeler sinifinda yer almamaktadir. Bunun anlami; ülkemizdeki çöllesme ile ilgili sorunlarin giderilmesi için büyük ölçüde kendi özkaynaklarimiza basvurulmasi ve ülkemizdeki mevcut bilgi birikimi ve deneyimin önce ülke içindeki sorunlarin ve daha sonra da diger etkilenen ülkelerdeki sorunlarin çözümünde kullanilmasi zorunlulugudur. Türkiye, Taraflar Konferansina üye olarak ilk defa II. Toplantida katilabilmistir. Ikinci Taraflar Konferansi süresince yapilan temaslar ve gözlemler, ülkemizdeki mevcut kapasite ve teknik gücün tanimlanan bu misyonu rahatlikla yerine getirebilecegi gerçegini desteklemistir. Ancak bu potansiyelin bu güne kadar yeterince kullanilmadigi düsünülmektedir. Bunun nedenleri; Ülkemizin, Birlesmis Milletler, Hükümetlerarasi Kuruluslar, Uluslararasi Kuruluslar, Avrupa Birligi ve bulundugu jeopolitik konum nedeniyle komsulari nezdinde sahip oldugu güç ve etkinligin tatmin edici olmayan düzeyi, adi geçen kuruluslarin ülkemize karsi zaman zaman sergiledikleri olumsuz tavir, Ülkemizde faaliyet gösteren kamu ve sivil toplum kuruluslari arasindaki koordinasyon eksikligi nedeniyle bu konuda zamaninda ve etkili adimlarin atilamamasi, kaynaklarin tek elden belirlenen sorunun çözümü için yönlendirilememesi olarak siralanabilir. Ülkemizin, Çöllesme ile Mücadele Sözlesmesi ve bununla ilgili taraf oldugu diger sözlesmelerin yükümlülüklerini yerine getirmesi için acilen yapilacak isler; Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 21 16 16 21 Slide 18: Ancak Sözlesme’ye yardim saglayacak gelismis ülkeler benimsemediginden “Yardim saglayacak gelismis ülkeler” ve “Yardim alacak etkilenen ülkeler” listeleri konulmasindan vazgeçilmistir. Böylece, Sözlesme bu güne kadar Birlesmis Milletler kaynaklarindan yapilan katki ve gönüllü fona, gelismis ülkelerce saglanan katkilarla faaliyetlerini sürdürebilmistir. Finansmandaki bu darbogaz sözlesmenin uygulamasini da etkilemektedir. Yine de Afrika ülkeleri, kaynaklar kisitli da olsa yardim alma beklentileri yüksek oldugundan baslangiçta oldugu gibi toplantilarda aktif rol oynamakta, tam bir isbirligi içinde hareket etmektedirler. Asya, Güney Amerika ve Karayip ülkeleri sadece konferanslarda Baskanlik Divani ve Büro'nun sandalye dagiliminda ortak hareket etmekte, tartismalara ise katilmamaktadir. Konferansi aktif olarak takip eden diger bir grup ise gelismis ülkeleri barindiran OECD, Avrupa Birligi ve JUSCANZ gruplaridir. Bu davranislardan; yardim almayi bekleyen gruplar ile yardim saglayacak gruplarin karsi karsiya kaldigi sentezi yapilabilir. Bir taraf daha çok yardim almaya çabalarken diger taraf fazla bir kaynak saglamamak kararliligini sürdürmekte ve paranin da isabetli bir sekilde kullanilmasi için çaba göstermektedir. Ülkemiz, bu sözlesme bünyesindeki “Kuzey Akdeniz Ülkeleri Bölgesel Uygulama” ekinde bulunmaktadir. Bu bölge kapsaminda; erozyonla mücadele, toprak ve su kaynaklarinin korunmasi, arazi rehabilitasyonu ve entegre yönetimi, meralarin ve tarim alanlarinin islahi ve korunmasi, orman yanginlarinin önlenmesi öncelikli konular arasinda görülmektedir. Türkiye Çöllesme ile Mücadele Ulusal Eylem Programi’nin hazirlanmasi ile ilgili strateji ve politikalarin belirlenmesi için Çevre Bakanligi’nin koordinasyonunda, Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü, Orman Bakanligi, Tarim ve Köyisleri Bakanligi, Devlet Su Isleri Genel Müdürlügü, Sivil Toplum Örgütleri ve Yerel Yönetimlerin katilimi ile 20-22 Mayis 1998 tarihleri arasinda, Izmir-Menemen’de bulunan Tarimsal Hidroloji Arastirma ve Egitim Merkezi’nde (THAEM) “Ulusal Bilgilendirme Semineri” yapilmistir. Sonuç ve Öneriler Sözlesme ile çöllesmenin fiziki, biyolojik ve sosyo-ekonomik yönden nedenlerinin belirlenmesinde yeni görüslerin ortaya konulmasi, teknoloji transferinin ihtiyaçlari karsilayacak sekilde yönlendirilmesi ve yerel toplumlarin katilimlari da saglanarak ulusal eylem programlarinin hazirlanmasi ve planlar dahilinde dogal kaynaklarin sürdürülebilir kullanimi hedeflenmektedir. Ülkemiz, Sözlesme kapsaminda, konumu itibariyle önemli bir noktada bulunmaktadir. Türkiye bir anlamda etkilenen ülkelerden sayilmakta, ancak Alternatif yasam biçimlerinin tesviki; Arastirma, egitim ve toplum bilinci ile ilgili önlemleri dahil edebilirler. Alt-bölgesel, Bölgesel ve Ortak Eylem Programlari (Madde 7) Bölgedeki etkilenen ülke Taraflar, Sözlesmenin 11. Maddesine uygun olarak ulusal eylem programlarini tamamlayan ve verimini yükselten alt-bölgesel ve/veya bölgesel eylem programlarini hazirlayabilir ve uygulayabilirler. Bölgedeki iki veya daha fazla sayida etkilenen ülke taraf da ayni sekilde kendi aralarinda ortak bir eylem programi hazirlamak üzere anlasabilir. 5. ve 6. Madde hükümleri alt-bölgesel, bölgesel ve ortak eylem programlarinin hazirlanmasinda ve uygulamasinda da gerekli degisikliklerle aynen geçerlidir. Ayrica bu programlarda, etkilenen alanlardaki ekosistemlerle ilgili arastirma ve gelistirme faaliyetleri de yer alabilecektir. Alt-bölgesel, bölgesel ve ortak eylem programlarinin hazirlanmasi ve uygulanmasinda, bölgedeki etkilenen ülke taraflar, yerine göre; Böyle programlarla ve bu programlar araciligiyla etkin biçimde yürütülebilecek ilgili faaliyetlerle daha iyi gerçeklestirilebilecek çöllesmeye iliskin ulusal hedefleri, ulusal kurumlarla isbirligi yaparak belirleyecek; Ilgili bölgesel, alt-bölgesel ve ulusal kurumlarin islevsel kapasitelerini ve faaliyetlerini degerlendirecek; Bölgedeki taraflar arasinda çöllesmeye iliskin mevcut programlari ve bunlarin ulusal eylem programlariyla iliskisini degerlendireceklerdir. Ortak Eylem Programlarinin Koordinasyonu (Madde 8) Alt-bölgesel, bölgesel ve ortak eylem programi hazirlayan etkilenen ülke taraflar, çöllesmeyle mücadeledeki gelismelerin gözden geçirilmesi, ulusal eylem programlarinin uyumlulastirilmasi, alt-bölgesel, bölgesel veya ortak eylem programinin çesitli hazirlik ve uygulama safhalarinda tavsiyelerde bulunulmasi ve Sözlesmenin 16..19. Maddeleri uyarinca yapilacak teknik isbirliginin tesvik ve koordinasyonunda bir odak saglanmasi için etkilenen ülke taraflarin temsilcilerinden olusan bir koordinasyon komitesi kurabilirler. Mali Yardim Alamama (Madde 9) Ulusal, alt-bölgesel, bölgesel ve ortak eylem programlarinin uygulanmasinda, etkilenen gelismis ülke taraflar bu Sözlesme kapsaminda mali yardim alamazlar. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 17 20 20 17 Slide 19: Diger Alt-bölge ve Bölgelerle Koordinasyon (Madde 10) Kuzey Akdeniz Bölgesindeki alt-bölgesel, bölgesel ve ortak eylem programlari, diger alt-bölge ve bölgelerle, özellikle Kuzey Afrika alt-bölgesiyle birlikte çalisarak hazirlanabilir ve uygulanabilirler. SÖZLESME ORGANLARI Sözlesmenin uygulanmasiyla ilgili organlar; Taraflar Konferansi, Global Mekanizma, Bilim ve Teknoloji Komitesi ve Daimi Sekreterya' dir. Taraflar Konferansi Sözlesmenin en üst organidir. Görev kapsami çerçevesinde etkin uygulama için gerekli kararlarin alindigi yerdir. Özellikle ulusal, alt-bölgesel ve uluslararasi düzeyde edinilen deneyimler isiginda ve bilimsel ve teknolojik gelismelere dayanarak, Sözlesmenin uygulanmasinin ve kurumsal düzenlemelerinin islerliginin düzenli araliklarla degerlendirmesinin yapildigi, taraflarca benimsenen önlemlere iliskin bilgi degisimini destekleyen ve kolaylastiran, raporlari degerlendiren ve bagli kuruluslara rehberlik eden, gerek kendisinin gerekse bu kuruluslarin iç tüzük ve mali kurallarini oybirligiyle kararlastirarak kabul eden mercidir. Gerektiginde yetkin ulusal, uluslararasi ve hükümetlerarasi kuruluslarin ve sivil toplum kuruluslarinin bilgi ve hizmetlerinden yararlanan ve onlarla isbirligi yapan organdir. Global Mekanizma Sözlesmenin parasal kaynaklarini harekete geçirmek ve yönlendirmekle görevlidir. BM skalasina göre Türkiye için saptanan katki payi % 0.44 ’tür. Bilim ve Teknoloji Komitesi Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletmeye iliskin bilimsel ve teknolojik konularda Taraflar Meclisi’ne bilgi saglamak ve tavsiyelerde bulunmak üzere, Sözlesme ile Taraflar Meclisi’nin bagli kurulusu statüsünde kurulmustur. Komite, Taraflar Konferansi’nin olagan toplantilari ile ayni zamanda toplanarak, disiplinlerarasi bir nitelige sahip olup, taraflarin katilimina açiktir. Komite, ilgili uzmanlik alanlarinda yetkin olan hükümet temsilcilerinden olusmaktadir. Sözlesme bünyesinde mevcut bilgilerin envanterinin çikartilmasi, bunlarin gelistirilmesi ve yayginlastirilmasi, genel kullanima ve modern teknolojiye adapte edilmesi ve halkin yararlanmasi imkanlarinin arastirilmasi bu komitenin sorumlulugunda bulunmaktadir. Bilim ve Teknoloji Komitesi’nin öncelikli ana konularini; kuruluslarin çalisma aglari, göstergeler ve baslangiç degerleri, geleneksel bilgiler, bagimsiz uzmanlar listesi, analiz ve degerlendirme ile öncelikli arastirmalarin tesbiti olusturmaktadir. Daimi Sekreterya Taraflar Konferansi’ni düzenlemek, herhangi bir protokolle kendisine verilen görevleri yerine getirmek, çalisma raporlarini hazirlamak ve Taraflar Konferansi’na sunmakla görevli olan organdir. SÖZLESME KAPSAMINDA YAPILAN ÇALISMALAR, SONUÇLAR ve ÖNERILER Çöllesme ile Mücadele Sözlesmesi’nin geçirdigi asamalar yakindan incelendiginde; üç dönemin göze çarptigi söylenebilir. Hazirlik Dönemi 1993 -1994 Sözlesmenin imzaya açilmasi Geçici Dönem 1994 - 1996 Yürürlüge girme Uygulama Dönemi 1996 - 1997 (29 Eylül-10 Ekim I.Taraflar Konferansi) Hazirlik döneminde basta Afrika olmak üzere gelismekte olan ülkeler yardim almak için Sözlesme’ye özel bir önem vermisler ve görüsmelere aktif olarak katilmislardir. Bu yaklasim sonucunda Afrika disindaki etkilenen ülkeler de kendi bölgeleri için uygulama ekleri hazirlamak çabasi içine girmisler ve bunda da basarili olmuslardir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 19 18 18 19 You do not have the permission to view this presentation. In order to view it, please contact the author of the presentation.
Çölleşme İle Mücadele dmozden Download Post to : URL : Related Presentations : Share Add to Flag Embed Email Send to Blogs and Networks Add to Channel Uploaded from authorPOINT lite Insert YouTube videos in PowerPont slides with aS Desktop Copy embed code: (To copy code, click on the text box) Embed: URL: Thumbnail: WordPress Embed Customize Embed The presentation is successfully added In Your Favorites. Views: 330 Category: Science & Tech.. License: All Rights Reserved Like it (0) Dislike it (0) Added: July 28, 2009 This Presentation is Public Favorites: 0 Presentation Description No description available. Comments Posting comment... Premium member Presentation Transcript Slide 1: ÇÖLLESME ILE MÜCADELE Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü APK Dairesi Baskanligi Toprak ve Su Kaynaklari Arastirma Sube Müdürlügü ÜRETILEMEYEN KAYNAK, BIR AVUÇ TOPRAK Slide 2: Çöllesme, modern bilimin üzerinde durdugu ve dünyada büyük sosyal problemlere kaynaklik eden dünya çapinda bir sorundur. Çöllesme sadece çevresel bir sorun da degildir. Ayni zamanda ülkelerin kalkinmasini etkileyen, çözümü için uluslararasi isbirligine ve çöllesmeden etkilenen insanlarin destegine de ihtiyaç duyulan bir sorundur. Bu sorun sadece gelismekte olan ülkelerin sorunu olmayip, ayni zamanda gelismis ülkelerinde en önemli konularindan biridir. Bu sorunun ana nedenleri, dogal kaynaklar arasindaki karmasik iliskiler ve insanlarin dogal kaynaklari kendi yasamlarini devam ettirmek için olumsuz yönde kullanmalari ile dogrudan dogruya ilgilidir. Özellikle son yillarda hizli nüfus artisi ile birlikte, sanayilesme ve hayat standardinin yükselmesi sonucu orman ve tarim ürünlerine olan talepte artmistir. Bunun sonucu olarak ormanlar, meralar ve tarim arazileri, asiri ve plansiz kullanimlarla birlikte verimlerini de kaybetmistir. Ülkelerin sosyo-ekonomik yapilarina, insan sagligina ve dogal kaynaklara olumsuz etki yapan ve ciddi önlemler alinmazsa gelecekte etkisini daha da hissettirecek olan bu sorunun çözümünde uluslararasi isbirligi saglamayi amaçlayan Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi (ÇMS), büyük bölümü yari kurak nitelikteki bölgelere sahip olan ülkemiz için de önem tasimaktadir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 1 36 36 1 Bu yayin Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü APK Dairesi Baskanligi Toprak ve Su Kaynaklari Arastirma Sube Müdürlügü tarafindan hazirlanmistir. Konu ile ilgili sorulariniz için; Tel : 0312 2878100-287810 Faks : 0.312 2878097-2878098 e-mail : topraksu@kghm.gov.tr Slide 3: DÜNYADA ve ÜLKEMIZDE ÇÖLLESME PROBLEMI Çöllesme, iklim kosullari ve insan etkisi nedeniyle kurak ve yari kurak karasal ekosistemlerin bozulmasi ve fakirlesmesidir. Bu, bitkisel üretimde azalma, mikro ve makro fauna ve flora çesitliligi ve biyokütlede arzu edilmeyen degisimler ve hizlanan toprak bozulmasi seklinde ekosistemlerde gerçeklesen bozulma sürecidir. Sadece Afrika veya diger gelismekte olan ülkelerde degil, dünyanin bir çok yerinde, iklim kosullarinin insanligin gida güvenligi, barinma ve geçimini temin için yaptigi faaliyetleri etkilemesine ragmen, insanlarin dogal kaynaklari etkin ve sürdürülebilir olarak kullanma geregini dikkate almayan eylemleri, kurakligin etkisini siddetlendirmektedir. Yaklasik 100'ün üzerinde ülkede 900 milyon insan çöllesme ve kuraklik probleminin oldugu alanlarda yasamaktadir. Öte yandan, 2025 yilinda çöllesmeden etkilenen nüfusun ikiye katlanacagi belirtilmektedir. Dünyada sulanabilir tarim alanlarinin % 30’u, kuru tarim alanlarinin % 47’si ve mera alanlarinin % 73’ü herhangi bir derecede çöllesmeden etkilenmektedir. Baska bir anlatimla, 1.5-2.5 milyar ha sulanir tarim arazisi, 3.5-4.0 milyar ha civarindaki kuru tarim arazisi ve 35 milyar hektar civarinda mera arazisi arazi degradasyonu nedeniyle tamamen veya kismen YARARLANILAN KAYNAKLAR 1.Birlesmis Milletler Çöllesme ile Mücadele Sözlesmesi Ulusal Bilgilendirme Semineri, Çevre Bakanligi, Çevre Koruma Genel Müdürlügü, Bitki Koruma ve Erozyonla Mücadele Daire Baskanligi, ISBN : 975-7347-46-9, Ankara. 2.Birlesmis Milletler Çöllesme ile Mücadele Sözlesmesi (Metin ve Ilkeler), Çevre Bakanligi, Çevre Koruma Genel Müdürlügü, Bitki Koruma ve Erozyonla Mücadele Daire Baskanligi, Ankara. 3.Çöllesmeyle Mücadele Anlasmasi’nin Özet Metni, Nedir, Niçin Önemlidir ve Farkliliklari Nelerdir, TEMA, TEMA Vakfi Yayinlari No: 9, Istanbul. 4.European Soil Chart, 1972 5.Hizmet Uygulamalari Genel Envanteri, Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü, APK Dairesi Baskanligi, 1998 6.Programme Activity Report (1995-1998), UNDP, Office to Combat Desertification and Drought (UNSO). 7.Problems of Soil Conservation, Council of Eorupe, Strasbourg, 1988 8.Türkiye Genel Toprak Amenajman Planlamasi, 1987 Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 35 2 2 35 Slide 4: Böylesi bütünlükçü bir stratejiyi gerektiren bu yaklasimin, öncelikle atilmasi gereken adimlarindan birisini yasal düzenlemeler olusturmaktadir. KORUMA-GELISTIRME VE VERIMLI KULLANMA amaçlari, bir yandan bu amaçlarin somut plana nasil yansiyacagini belirleyici temel ilke ve kurallarin olusturulmasini, öte yandan ise kural ve ilkeler dogrultusunda yerine getirilmesi gereken kamu islevleri ile bireysel ve toplumsal sorumluluklarin tanimlanmasini ve bunlara es düsen yönetsel düzenlemelerin gerçeklestirilmesini gerektirmektedir. Asagida “YASAL DÜZENLEME NIÇIN GEREKLIDIR” sorusuna yanit niteligi tasiyacak, nesnel gerekçeler sunulmustur. Topraklarin KORUNMASI-GELISTIRILMESI ve VERIMLI KULLANILMASI amaçlari ayni zamanda “üretkenlik-katma deger artisi-kalite gelisimi-kirsal toplumun refahinin saglanmasi” gibi, EKONOMIK NITELIKLI sonuçlari da beraberinde üretecektir. Bu amaçlar dogrultusunda saglanacak gelisme, süreç içerisinde “kirsal toplumun çagdaslik yönünde dönüsmesi, toprak-insan iliskilerinin dengeli ve insan onuruna yarasir biçimde degistirilmesi, toplum yararina kullanim ve mülkiyet düzenlenmesi” gibi TOPLUMSAL ÖZELLIKLI öngörülere de somut katkida bulunacaktir. Bu amaçlara erisilebilmesi ölçüsünde, “dogal kaynaklarin toplumun gelecegi oldugunu kavrayacak bilincin yayginlasmasi, bu amaçla demokratik örgütlülügün ve etkinliginin saglanmasi ve kirsal alanin demoratiklesmesi” gibi SIYASAL ÖZLÜ kazanimlara da katki saglayacaktir. üretkenligini kaybetmektedir. Kisaca, çöllesme dünya nüfusunun yaklasik 1/6'sini ve dünyanin toplam kara alaninin 1/4'ünü etkilemektedir. Ülkemiz, sahip oldugu iklim kosullari nedeniyle, çöllesmenin siddetini dünyanin diger bölgelerine göre daha az hissetmektedir. Ancak, arazilerimizin kabiliyetine göre kullanilmamasi ve yanlis tarimsal islemler, asiri otlatma, ormanlarin açilmasi ve degerli tarim alanlarinin tarim disi amaçlarla kullanimi gelecegimizi tehlikeye atan arazi bozulmalarina sebep olmaktadir. Bu nedenlerle, Türkiye artik kurakliktan etkilenen ve çöllesme riski tasiyan, topraklarinin % 86'sinda hafiften çok siddetliye kadar çesitli derecelerde erozyonun yasandigi bir ülke konumundadir. Günümüz itibariyle, ülkemizin arazi problemleri ve bu problemlerin yasandigi alan büyüklükleri asagidaki gibidir. Problem Alan (ha) Su erozyonu 66576042 Rüzgar erozyonu 330000 Alkalilesme ve tuzlanma 1518749 Hidromorfik topraklar 2775115 Taslik ve kayalik problemi 28484331 Tarim disi kullanim 894153 Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 3 34 34 3 Slide 5: Iklim, topografya ve insan faaliyetleri nedeniyle meydana gelen erozyon, yukarida da görüldügü gibi ülkemizin en büyük sorunudur. Ülkemizde, erozyonun kategorileri ve dagilimi ise asagida verilmistir. Rüzgar erozyonunun görüldügü 330000 ha alan çok siddetli erozyon alani içerisinde yer almaktadir. Erozyon Derecesi Alan (ha) Açiklama Hafif 5611892 % 25 üst toprak asinmis Orta 15592750 % 25-75 üst toprak asinmis Siddetli 28334938 Üst toprak ve % 25 alt toprak asinmis Çok Siddetli 17366462 Üst toprak ve % 25-75 alt toprak asinmis Çöllesmenin Nedenleri ve Sonuçlari Dünya nüfusunun hizla artmasina paralel olarak gida teminindeki açigin büyümesi çöllesme ve arazi bozulmalarinin bir sonucudur. Çöllesme ve buna bagli olan arazi bozulmalarinin nedenleri asagidaki gibi özetlenebilir. Toplum ve ekonomi için bu ölçüde yasamsal önem tasiyan toprak, yüz yüze bulundugu dogal ve yapay sorunlar yumagi nedeniyle, trajik nitelikte bir bozulma ve yok olma sürecine girmistir. Erozyondan yanlis tarim uygulamalarina, amaç disi toprak kullanimi talanindan toprak, su ve bitki kirlenmesine, çarpik toprak-insan iliskilerinden hukuki düzenlemelerin kaynaklik ettigi olumsuzluklara kadar, bir dizi sorun, topraklara öncelikle SAHIP ÇIKILMASINI önlenemez bir ULUSAL SORUMLULUK haline getirmistir. Üstelik karsi karsiya bulunulan bu sorunlarin varligi ve önemi konusunda, ilgili-yetkili karar süreçlerinde yeterli ilgi, duyarlik ve sorumluluk gösterilmedigi için, sorun giderek daha da agirlasmaktadir. Ülkemizin toprak bakimindan çok zengin olmadigi gerçegine karsin, toprak savurganligina, topraga yönelen saldirilara karsi, önleyici nitelikte yasal-yöresel etkinliklerin gelistirilememesi ve yasananlara seyirci kalinmasi tavri, tanimlanan bu olumsuzluklari daha da derinlestirmektedir. Toplumun gelecegi adina bu sorunlara daha fazla duyarsiz kalinmamalidir, kalinamaz. ”ÜRETILEMEYEN KAYNAK, BIR AVUÇ TOPRAK” anlayisinin, toplumun tüm kesimleri ve öncelikle de “karar veren-planlayan-süreci etkileyen” sorumlu kesimler tarafindan, paylasilmasi, bir canli bilinç niteligine dönüsmesi gereklidir. Kalkinma ve gelisme sürecinin tüm asamalarinda bu bilincin canli tutulmasi, bu kayginin sorumlulukla yayginlastirilmasi, toplumun ve ekonomimizin saglikli gelecegi bakimindan zorunludur. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 33 4 4 33 Fiziksel, biyolojik, politik, sosyal, kültürel ve ekonomik faktörler arasindaki kompleks etkilesimler. Ekolojik olarak çok hassas araziler olan kurak ve yari kurak alanlardaki nüfus artisi ve gida temini ihtiyacinin ekosistemler üzerine yaptiklari büyük baskilar. Arazi kullanim projelerinin çogunun, nüfusun sosyo-ekonomik durumlarini ve dogal kaynaklarin dinamiklerini ve sürdürülebilirliligini çok az dikkate alan bir anlayisla dizayn edilmesi. Dogal kaynaklari gerektigi gibi degerlendiremeyen ve yanlis kullanimlari cesaretlendiren ekonomik politikalar. Slide 6: Insanin yeryüzünde var olusuyla birlikte emek ve sermaye gibi ekonomik ilginin merkezine oturan toprak, gelisen teknolojiyle birlikte ekolojik ve toplumsal boyutlariyla da önem kazanmistir. Dünya ölçeginde yayginlasan ve giderek geçerlilik kazanan SÜRDÜRÜLEBILIR KALKINMA ilkesi, toplumsal, ekonomik ve siyasal tüm gelisme-kalkinma yaklasimlarinin, bu temelde yönlendirilmesini gerekli kilmaktadir. Kalkinmanin maddi temelini olusturan ve basta toprak, su, hava ve canlilar toplulugu olmak üzere, tüm dogal üretim kaynak ve olanaklariyla, tüm çevresel degerlerin öncelikle KORUNMASI ve daha sonra GELISTIRILEREK VERIMLI KULLANILMASI ise bu ilkesel yaklasimin “yönlendirici ve belirleyici” bir ön kosulu niteligini kazanmis bulunmaktadir. Özetlenerek tanimlanmaya çalisilan bu yaklasim, kuskusuz, karsilikli olarak birbirini etkileyen bu kaynak ve degerler bütününün, ortaklasa kavranmasini gerektirmektedir. Ne var ki, “DOGAL DENGEYI” gözeten bütüncül yaklasimin gerektirdigi bu stratejinin, tümden, es zamanli ve es etkili bir süreçle yasama getirilmesi, oldukça güçtür. Bu nedenle, kimi kaynaklar özelinde öncelik seçimlerinin yapilmasi, kaçinilmaz görünmektedir. Bu öncelik kapsaminda ele alinmasi gereken ilk kaynak topraktir. ”Üretilmesi ve yenilenmesinin olanaksizligi, üretimin gerçeklestirildigi ilk kaynak olmasi ve olumsuz kullanimlari güdüleyici özel mülkiyete konu olusturmasi” gibi özellikleri ve giderek hizlanan ve yayginlasan bozulma ve yok olma süreci topragin diger kaynaklar karsisinda, daha duyarli bir anlayisla ele alinmasini zorunlu kilmaktadir. Ekonominin gelismesi ve toplumun refahinin saglanmasi geregi ile topragin korunmasi, yapisal verimliligin saglanmasi ve amaca uygun rasyonel kullanimi arasinda, açik ve dogrusal iliski bulunmaktadir. Toplumun gida güvenliginin saglanmasi, sanayi ve dis ticaretin girdi ve mal gereksiniminin karsilanmasi islevleri öncelikle topragin KORUNMASI ve VERIMLI KILINMASI’na baglidir. Çöllesme ve arazi bozulmasi; bölgesel ve global enerji dengesini etkilemekte, karbon fiksasyonunu ve depolamasini düsürmekte ve karbon salimini arttirmaktadir. Arazi bozulmasi; sediment kirliligi, tuzlanma ve genel çevresel bozulma yoluyla verimliligin kaybina ve sulak ekosistemlerin bozulmasina, kuru tarim sistemlerinde gen ve tür çesitliliginin kaybina sebep olur. ÇÖLLESME ILE MÜCADELE SÖZLESMESININ GELISIMI Çöllesme, son yillarin en önemli ve üzerinde tartisilan küresel çevre sorunlarindan birini olusturmasina ragmen, son zamanlarda meydana gelmis bir süreç degildir. Çöllesme 1000 yili askin bir süredir bazen yavas bazen de hizli bir süreç geçirmektedir. Her sene topragin üst tabakasinin 24 milyar tonunun kaybedildigi belirtilmektedir. Son yillarda olay gittikçe kötülesmekte ve kriz haline dönüsmektedir. Çöllesme probleminin ortaya çikmasi sonucunda, soruna dünya ölçeginde çözüm arama girisimleri asagidaki asamalarla devam etmistir. 1972 Birlesmis Milletler Insan ve Çevre Konferansi (Stockholm) 1973 Birlesmis Milletler Sahel Ofisinin (UNSO) kurulmasi 1977 BM Çöllesme ve Eylem Plani Konferansi 1992 BM Çevre ve Kalkinma Konferansi (Rio) 1992 Kabul Edilen Çöllesme Sözlesmesinin Detaylandirilmasi 1993 ÇMS için Hükümetler Arasi Müzakere Komitesi (Nairobi) 1994 Çöllesmeyle Mücadele Sözlesmesi’nin Benimsenmesi (Paris) 1995 Global amaç için UNDP ve UNSO’in çalismasi 1996 Sözlesmenin Yürürlüge Girmesi (26 Aralik) Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 5 32 32 5 Bu nedenlerle olusan ve siddeti gün geçtikçe artan çöllesme asagidaki sosyal ve ekonomik sonuçlara sebep olmaktadir. Asiri nüfus baskilari ve uygun olmayan kaynak kullanimi; arazinin bozulmasina, üretkenligin azalmasina, gida temininin güvence altina alinamamasina ve gidalarin sagliklilik özelliklerinin azalmasina, yoksullugun artisina ve büyük boyutlu göç için baskinin artmasina neden olur. Slide 7: 1997 Birinci Taraflar Toplantisi (Roma-Italya) 1998 Türkiye’nin Sözlesmeye Taraf Olmasi 1998 Ulusal Bilgilendirme Semineri (20-22 Mayis, Izmir) 1998 Ikinci Taraflar Konferansi (Dakar-Senegal) Çöllesme kavramina, 1972 de Stockholm’de yapilan Birlesmis Milletler Insan ve Çevre Konferansi’nda agirlikli olarak deginilmistir. Birlesmis Milletler Çöllesme ile Mücadele Konferansi ise ilk olarak 1977 yilinda Kenya’nin baskenti Nairobi’de toplanmis ve çöllesme ile kuraklikla mücadele konusu dünya kamuoyunun gündemine girmistir. Bu tarihten sonraki çesitli çalismalarin ardindan, Çöllesme ile mücadele ve kurakligin etkisinin azaltilmasi konusu, 3-14 Haziran 1992 tarihleri arasinda Birezilya’nin Rio de Janeiro kentinde yapilan Birlesmis Milletler Çevre ve Kalkinma Konferansi-Rio Zirvesine tasinmistir. Bu zirvede alinan kararlar çerçevesinde BM Genel Kurulu’nun 22 Aralik 1992 tarihinde aldigi 47/188 sayili karari ile, çöllesme ile mücadele konusunda bir uluslararasi sözlesme hazirlanmasi için “Hükümetlerarasi Müzakere Komitesi” kurulmasi kararlastirilmistir. Adi geçen komite, o tarihten itibaren çalismalarina baslamis ve Çöllesme ile Mücadele Sözlesmesi 14-15 Ekim 1994 tarihinde üye ülkelerin imzasina açilmis, Türkiye adina dönemin Çevre Bakani tarafindan ayni tarihte imzalanmistir. Yürürlük maddesi uyarinca, 50 ülke tarafindan onaylanmasini takip eden 90. Gün olan 26 Aralik 1996 tarihinde yürürlüge girmistir. Sözlesme, 21 Kasim 1996 tarihinde TBMM Çevre Komisyonu’ndan geçerek, TBMM’de 11 Subat 1998 tarih ve 4340 sayili yasa ile kabul edilmis ve 14 Subat 1998 tarih ve 23258 sayili Resmi Gazete’de yayimlanarak yürürlüge girmistir. Daha sonra onay islemi Sekreterya'ya bildirilmis ve Türkiye 31 Agustos 1998 tarihinden itibaren sözlesmeye resmen taraf olmustur. Sözlesme bugüne kadar 144 ülke tarafindan onaylanmistir. Sözlesmeye taraf olan bazi ülkeler Çöllesme ile Mücadele Ulusal Eylem Programlarini hazirlamislardir. Ayrica, Sözlesmenin I. Taraflar Konferansi 29 Eylül-10 Ekim 1997 tarihlerinde Roma’da, II. Taraflar Konferansi ise 30 Kasim-11 Aralik 1998 tarihleri arasinda Dakar’da yapilmistir. derecede sorumlu, havza bazinda örgütlenmis bir kamusal kurumun olusturulmasi öncelikle düsünülmelidir. Kirsal alanda üretici örgütlenmesi ekonomik isletme büyüklüklerinin olusturulmasi tesvik edilmeli, kullanicilarin toprak koruma projelerine karar mekanizmasindan baslayarak emek, finans ve fikirsel katkilari saglanmalidir. Toprak muhafaza sorununu sadece fiziki yatirimlar yapilarak çözmeye çalismak mümkün degildir. Teknik çalismalar ve yatirimlar yaninda toplum her seviyede egitilmeli özellikle araziyi kullananlar, yöneticiler ve egiticilerin isbirligi ile toplumsal katilim saglanmalidir. Refahin yayginlastirilmasi ve dengeli kalkinmanin gerçeklesmesi için kirsal alanin günün sartlari dikkate alinarak fiziki ve ekonomik planlamasi zorunludur. Dogal kaynaklar, verimlilik ve üretim artisi, pazarlama ve bölüsümde denge ve adalet kalkinmanin temel unsurlaridir. Kalkinmayi gerçeklestirirken bu unsurlarin en iyi sekilde degerlendirilmesi gerekir. Kentlerde de önemli sorunlarin kaynagi olan kirsal kesimden sagliksiz bir sekilde cereyan eden göçün önlenmesi ve yerinde kalkinmanin gerçeklesmesi, tarim disi degisik ugraslarin desteklenen kirsal alanda yayginlasmasina baglidir. Bu ayni zamanda tariminda gelismesine yardimci olacaktir. Hizmetler sektörü kirsal alanda büyük bir potansiyele sahiptir. Egitim ve kültürel gelisme imkanlarinin artirilmasi; turizm ve doganan korunmasi yatirimlarinin desteklenmesi; kirsal ekonominin rekabet sansini artiracak ulasim, iletisim, çagdas enerji kullanim imkanlarinin gelistirilmesi, saglikli içme ve kullanma suyu sebekelerinin kurulmasi ile çagdas egitim ve saglik imkanlarini veren birimlerin olusturulmasi kirsal kalkinmayi hizli bir sekilde gerçeklestirecektir. Sanayi ve hizmetler sektörü kirsal alanda desteklenirken kirsal ekonominin ana unsuru olan tarimsal alt yapinin düzenlenmesi, arazi kullanim planlarinin yapilmasi ekonomik isletme ve parsel büyüklüklerinin olusturulmasi, kirsal nüfusu rahatlatacak, ekonomik üretimi ve kirsal kalkinmanin ivmesini artiracaktir. Yedinci Bes Yillik Kalkinma Planinda öngörüldügü gibi Genel Müdürlügümüz sorumlulugunda "Toprak Yasasinin Çikarilmasi" çalismalari tamamlanarak kurum ve kuruluslarin görüslerine sunulmustur. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi uygulamalarinda ülkemiz açisinda önemli bosluklari da dolduracak olan bu yasanin çikarilma gerekçesi genis olarak asagida yer almaktadir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 31 6 6 31 Slide 8: Çöllesmenin etkilerinin en aza indirilmesi için, Eylem Programi’nin hazirlanmasinda ve uygulamaya konulmasinda, Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü tarafindan duyarli olunmasi gereken konular ve uygulanmasi gerekli tedbirler basliklar halinde söyle siralanabilir. Etkili bir arazi kullanim planlamasi ve yönetimi, iyi bir muhafaza ve gelisme politikasinin hazirlanmasi için farkli toprak tiplerinin karakteristikleri onlarin yetenekleri ve dagilimi bilinmelidir. Bu nedenle ülkenin detayli toprak envanteri çikarilarak bilgisayar ortaminda veri tabani olusturulmalidir. Olusturulacak bu veri tabanindan yararlanilarak arazi kullanim planlamalari yapilmalidir. Arazi kullanim planlamalari dogal kaynaklarin korunmasi, gelistirilmesi ve daha verimli kullanilmasini saglayacagi gibi altyapi yatirimlari isabetle seçilerek kaynak israfinin önüne geçecektir. Tarim ve ormancilikta makinalarin ve modern tekniklerin tahripkar kullanimi topragin fiziksel, kimyasal ve biyolojik karakterlerini degistirerek dogal dengesini bozabilir. Organik madde yanlis kültürel faaliyetler sonucu yok edildiginde toprak yapisi bozulur, bunun sonucu olarak erozyona karsi dayanikliligi azalir ve verimliligi düser. Tarimsal faaliyetlerde toprak özelliklerini bozmayan toprak isleme, sulama ve hasat yöntemleri seçilmelidir. Yurdumuzda öncelikle tarimsal potansiyeli yüksek büyük ovalar yanlis tarimsal kullanimdan kaynaklanan bozulmalarin ve tarim disi kullanimlarin önlenmesi için özel koruma altina alinmali, diger tarim arazileri de buralarda uygulanan toprak koruma ile ilgili usul ve esaslar örnek alinarak degerlendirilmelidir. Arastirma Enstitüleri tarafindan gerçeklestirilen 20 büyük ovaya ait sulama rehberlerine uygun islemler yapilmalidir. Agaçlandirma, toprak koruma için önerilecek en iyi islemlerin basinda gelir. Iklim, toprak ve topografik yapisi nedeniyle erozyona karsi hassas olan alanlar özel koruma altina alinmali, dogal örtünün gelisimi için yapilacak çalismalar ve agaçlandirma disindaki faaliyetler yasaklanmalidir. Sanayi ve evsel atiklar, kimyasal gübreler ve tarim ilaçlari toprakta birikerek topraga ve su kaynaklarina zarar vermektedir. Topraktaki zararli degisimler genellikle baslangiçta fark edilmezler, çogunlukla zararlari sonradan görülen yan etkiler seklinde ortaya çikar, kisa zamanda dogrudan agir ve muhtemelen geriye dönüsü olmayan kayiplara neden olurlar. Bunun için zararli atiklar kontrol altinda bulundurulmalidir. Bilimsel arastirmalar, herhangi bir yanlis toprak kullanimi sorununu önlemenin temelidir. Toprak problemlerinin kaynagi ve çözümü karmasik oldugundan arastirmalar bu çalismalarin merkezini olusturmalidir. Mahalli, bölgesel ve ulusal otoriteler toprak kaynaklarinin amacina uygun planlanarak kullanimi için gerekli yasal ve idari tedbirleri almalidir. Toprak muhafaza, arazi kullanimi ve tarimsal altyapinin düzenlenmesinden birinci BIRLESMIS MILLETLER ÇÖLLESME ILE MÜCADELE SÖZLESMESI GEREKÇE Bu sözlesmenin taraflari, Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme çabalarinin merkezinde etkilenen veya tehdit altinda olan alanlardaki insanlarin oldugunu dogruluyarak, Devletler ve uluslararasi örgütler de dahil olmak üzere uluslararasi toplulugun çöllesme ve kurakligin olumsuz etkileri konusundaki acil duyarliligini yansitarak, Kurak, yari-kurak ve az yagisli alanlar toplaminin, yeryüzündeki arazi yüzölçümünün büyük bir oranini olusturdugunu ve bu alanlarin da dünya nüfusunun büyük bir kesiminin yasam çevresi ve geçim kaynagi oldugunu bilerek, Çöllesme ve kuraklik sorunlarinin küresel bir nitelik tasidigini, dünyanin bütün bölgelerini etkiledigini ve çöllesmeyle mücadele ve/veya kurakligin etkilerini hafifletmek için uluslararasi toplulugun ortak eyleminin gerektigini kabul ederek, Ciddi kuraklik ve/veya çöllesme sorunlarina maruz ülkeler arasinda, basta en az gelismis ülkeler olmak üzere gelismekte olan ülkelerin agirlikla yer aldigini ve bu olgularin özellikle Afrika’daki trajik sonuçlarini dikkate alarak, Çöllesmenin fiziksel, biyolojik, politik, sosyal, kültürel ve ekonomik faktörlerin karmasik etkilesimleri sonucunda ortaya çiktigini da dikkate alarak, Etkilenen ülkelerin çöllesme ile yeterince mücadele kabiliyetinin ticaretten ve uluslararasi ekonomik iliskilerin ilgili yönlerinden etkilenmesini göz önüne alarak, Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 7 30 30 7 Slide 9: Sürdürülebilir ekonomik büyüme, sosyal gelisme ve yoksullugun ortadan kaldirilmasinin, özellikle Afrika’da, etkilenen gelismekte olan ülkelerin önceliklerini olusturdugunun ve bunu sürdürülebilirlilik hedeflerini karsilamanin temel kosulu oldugunun bilincinde olarak, Çöllesme ve kurakligin, yoksulluk, kötü saglik ve beslenme kosullari, gida güvencesinden yoksunluk gibi önemli sosyal sorunlarla ve göç, zorunlu göç ve demografik dinamiklerden kaynaklanan sorunlarla etkilesimleri sonucunda sürdürülebilir kalkinmayi etkiledigini akilda tutarak, Devletlerin ve uluslararasi örgütlerin çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme konusundaki ve özellikle de 1977 yilinda düzenlenen Birlesmis Milletler Çöllesme Konferansinda kabul edilen Çöllesmeyle Mücadele Eylem Planina iliskin uygulamalardaki geçmis çaba ve deneyimlerin önemini takdir ederek, Geçmisteki tüm çabalara karsin, çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme konusunda istenilen ilerlemenin saglanamamis oldugunu ve sürdürülebillir kalkinma kapsaminda her düzeyde yeni ve daha etkin bir yaklasim gerektigini idrak ederek, Birlesmis Milletler Çevre ve Kalkinma Konferansinda alinan ve çöllesmeyle mücadelede bir temel olusturan kararlarin (özellikle Gündem 21 ve onun 12. Bölümü) geçerliligini ve uygunlugunu kabül ederek, Gelismis ülkelerin Gündem 21’in 33. Bölümünün 13. Paragrafinda mevcut taahütlerini bunun isiginda teyit ederek, 47/188 sayili Genel Kurul Kararini ve özellikle bu kararda Afrika için öngörülen önceligi, çöllesme ve kuraklik konusunda ilgili tüm diger Birlesmis Milletler karar ve programlarini ve gerek Afrika ülkelerinin gerekse diger bölgelerdeki ülkelerin ilgili deklarasyonlarini hatirlayarak, Birlesmis Milletler Sözlesmesi ve uluslararasi hukuk prensipleri çerçevesinde, Devletlerin sahip olduklari kaynaklari kendi çevre ve kalkinma politikalari dogrultusunda egemen olarak kullanma haklari bulundugunu ve kendi yetki ve kontrol sinirlari dahilindeki faaliyetlerinin diger Devletlerde ve ulusal yetki sinirlarinin disindaki alanlarda çevreye zarar vermemesini saglama sorumluluklari bulundugunu, 2 numarali ilkesinde belirten Çevre ve Kalkinma konulu Rio Deklarasyonunu teyit ederek, Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletmekte uluslararasi isbirligi ve ortakliklarin önemini ve gerekliligini de kabul ederek, Basta Afrika ülkeleri olmak üzere gelismekte olan ülkelere, eksiklikleri halinde bu sözlesme çerçevesindeki yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmelerini güçlestirecek olan ve yeni ve ek fonlar da dahil olmak üzere hatiri sayilir mali kaynaklari ve teknolojiye erisimi de içeren etkin araçlar saglanmasinin önemini de ayrica kabul ederek, bu sorunu müzminlestirmektedir. Saglik hizmetlerinde de benzer sorunlar karsimiza çikar, özellikle personel ve ekipman yetersizligi kirsal alanda temel saglik hizmetlerini sinirlayan en önemli faktördür. Bugün yurdumuzda ulasimi olmayan yerlesim birimi bulunmamakla birlikte yeterli oldugu söylenemez. Yaklasik 320000 km köy yolu agi ile 75444 adet yerlesim ünitesine ulasim saglanmaktadir, geri kalan 6171 adet köye de Devlet il yollari agi ile ulasilmaktadir. Yol standartlarinin kullanim kapasitesiyle orantili olmamasi bazi yerlerde ihtiyaci karsilamada zorluklara neden olurken bazi yerlerdede ihtiyaçtan fazla olup kaynak israfina neden olmaktadir. Kirsal alanda 1998 yili Ocak ayi itibariyle içmesuyu bulunan ünite % 70, yetersiz suyu bulunan ünite % 13 ve saglikli suyu bulunmayan ünitede % 17 'dir. ÇÖLLESME ILE MÜCADELE SÖZLESMESI KAPSAMINDA KHGM TARAFINDAN YAPILMASI GEREKLI ÇALISMALAR Ülkelerin sosyo-ekonomik yapilarina, insan sagligina ve dogal kaynaklara olumsuz etki yapan ve ciddi tedbirler alinmazsa gelecekte etkisini daha da hissettirecek olan çöllesme ve kuraklik probleminin çözümünde uluslararasi isbirligi saglamayi amaçlayan bu sözlesme ülkemiz içinde önem tasimaktadir. Ülkemizin de taraf oldugu sözlesmenin gerekçeleri, amaçlari, ilkeleri ve yükümlülükleri incelendiginde, sözlesme kapsaminda yapilmasi öngörülen bir çok faaliyetin Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü çalisma alani içerisinde yer aldigi görülmektedir. Ülkemiz, sözlesmeye bagli olarak hazirlamak yükümlülügünde oldugu Ulusal Eylem Programini, bazi çalismalar yapilmasina ragmen, henüz hazirlamamistir. Eylem Programinin bir an önce tamamlanmasi ve bu konuda gerek mevcut, gerekse çalisma sirasinda elde edecegi deneyimleri diger ülkelerle paylasmasi ülkemizin yararina olacaktir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 29 8 8 29 Slide 10: Yurdumuz orman varligi yönünden de zengin sayilmaz. Iklim ve toprak özellikleri yaninda insan faaliyetlerinin etkisi ile belli bölgelerde yogunlasmis, homojen bir dagilim göstermeyen yaklasik 23 milyon ha alana yayilmis orman varligimiz mevcuttur. Gelecege yönelik kirsal alan planlamasinda arazi kullaniminda gerekli degisiklikler asagidaki sekilde önerilmektedir. Arazi Kullanimi Mevcut Alan Degisiklik Arzulanan Alan (1000 ha) (1000 ha) (1000 ha) Kuru Tarim 22607 - 4253 18354 Sulu Tarim 4000 + 4500 8500 Bag-Bahçe 1059 + 500 1559 Özel Ürün 1042 + 500 1542 Çayir 644 - 644 Mer’a 21102 + 1130 22232 Orman 15135 + 6389 21524 Maki-Funda 8833 - 4166 4167 Türk tariminin en önemli sorunlarindan birisi de tarimsal isletmelerin ve parsel büyüklüklerinin giderek küçülmesidir. Yaklasik olarak 4100000 tarim isletmesinin % 5'i, 20 ha 'dan fazla araziye sahiptir. % 80 isletme 20 ha 'dan az ve toplam % 2.5 isletmede ise arazi sahibi olmayip kiracilik veya yaricilikla tarim yapmaktadir. 1952 de 2.5 milyon olan isletme sayisi 1980 lerde 3.5 milyona ulasmis ve 1990 larda 4 milyonu asmistir. Ayni dönemde parsel sayisi 15.7 milyondan 23 milyona ulasmis mevcut yasal bosluklar nedeniyle parseller küçülmeye devam etmektedir. Bunun sonucu olarakta tarimsal isletmeler ekonomik olmaktan çikmakta, topraklarin asiri kullanimi sonucu bozulmasi veya erozyonla kaybi giderek artmaktadir. Dogal kaynaklarin gelistirilmesine yönelik eksiklikler ve halen ülke nüfusunun büyük bir kisminin kirsal alanda yasamasi disinda, kirsal alanda önemli ekonomik ve sosyal alt yapi poblemleri mevcuttur. Yol, su, elektrik, saglik ve egitim gibi temel sosyal amaçli hizmetlerle birlikte, tarim disinda insanin geçimini temin edecegi üretime yönelik ekonomik alt yapinin düzenlenmesindeki yetersizlikler baslica sorunlari teskil etmektedir. Bugün kirsal kesimdeki okur yazar orani yurt ortalamasi ile kiyaslandiginda çok düsük oldugu görülür. Gerek okul sayisi gerekse personel, araç ve gereç yönünden nitelik ve sayinin yetersizligi, bazi geleneksel yaklasimlar ve ekonomik yetersizlikle rle birlesince kirsal alandaki Çöllesme ve kurakligin Orta Asya ve Kafkas ülkeleri üzerindeki etkisi hakkinda endiselerini belirterek, Özellikle gelismekte olan ülkelerin kirsal kesimlerindeki çöllesme ve/veya kurakliktan etkilenen bölgelerde kadinlarin oynadigi önemli rolü ve çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme programlarinin her düzeyinde gerek kadin gerekse erkeklerin tam katilimini saglamanin önemini vurgulayarak, Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme programlarinda sivil toplum kuruluslarinin ve önemli diger gruplarin özel rolünü vurgulayarak, Uluslarasi ve ulusal topluluklarin karsi karsiya olduklari küresel ölçekteki diger çevre sorunlari ile çöllesme arasindaki iliskiyi akilda tutarak, Çöllesmeyle mücadelenin Birlesmis Milletler Iklim Degisikligi Çerçeve Sözlesmesi, Biyolojik Çesitlilik Sözlesmesi ve diger ilgili çevre sözlesmelerinin hedeflerinin gerçeklestirilmesine saglayabilecegi katkilari da akilda tutarak, Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme stratejilerinin, saglam sistematik gözlemlere ve derin bilimsel bilgilere dayandirildiklari ve sürekli degerlendirmeye tabi tutulduklari taktirde en etkin olacaklarina inanarak, Ulusal plan ve önceliklerin uygulanmasini kolaylastirmak için, uluslararasi isbirliginin etkinlik ve koordinasyonunun iyilestirilmesine acil ihtiyaç duyuldugunu kabul ederek, Simdiki ve gelecekteki kusaklar yararina çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletmek için gereken eylemlere girisilmesinde kararli olarak, sözlesme metninde yer alan hususlari kararlastirmislardir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 9 28 28 9 Slide 11: TANIMLAR Bu sözlesmenin amaçlari açisindan; Çöllesme, kurak, yari-kurak ve az yagisli alanlarda, iklim degisiklikleri ve insan faaliyetleri de dahil olmak üzere çesitli faktörlerden kaynaklanan toprak bozulmasini ifade eder. Çöllesmeyle Mücadele, kurak, yari-kurak ve az yagisli alanlarda sürdürülebilir kalkinma için arazinin entegre olarak gelistirilmesinin bir parçasi olan ve arazi bozulmasini önlemeye ve/veya azaltmaya, kismen bozulmus arazinin rehabilitasyonuna, çöllesmis arazinin geri kazanilmasina yönelik faaliyetleri içerir. Kuraklik, yagislarin kaydedilen normal düzeylerin önemli ölçüde altina düsmesi sonucu arazi ve kaynak üretim sistemlerini olumsuz olarak etkileyen ve ciddi hidrolojik dengesizliklere yol açan dogal olayi ifade eder. Kurakligin etkilerini hafifletme, çöllesmeyle mücadeleyle ilgili olarak toplumun ve dogal sistemlerin kurakliga karsi hassasiyetlerini azaltmak için kurakligin önceden tahminine iliskin faaliyetleri içerir. Arazi, toprak, bitki örtüsü ve diger canlilari kapsayan biyo-üretken karasal sistemi ve sistem içinde isleyen ekolojik ve hidrolojik islemleri ifade eder. Arazi bozulmasi, rüzgar ve/veya suyun etkisiyle olusan toprak erozyonu, topragin fiziksel, kimyasal ve biyolojik veya ekonomik özelliklerinin bozulmasi, bitki örtüsünün uzun süreli kaybi gibi insan faaliyetlerinden ve yasam çevresi Kirsal alanlar için kalkinma planlamalari yapilirken ekonomik ve toplumsal boyutlar birlikte ele alinarak degerlendirme yapilmalidir. Bir ülkede kirsal kalkinmanin hizli bir sekilde gerçeklestirilmesi o ülkenin genelde tarihi gelisme süreci, sosyo- ekonomik ve jeopolitik yapisiyla beraber kültürel iç dinamikleriyle de yakindan ilgilidir. Hizla gelisen teknolojinin nimetlerinden en son yararlanabilen kesim olmasi, geleneksel üretim araçlarinin degistirilmesinin zor olusu ve daha çok tarima dayali ekonomik yapisi nedeniyle arz-talep elastikiyetinin olumsuz etkileri kirsal alanda kalkinmayi sinirlandiran baslica unsurlardir. Özellikle kalkinmislik ölçüsü olarak kabul edilen düsük talep elastikiyeti gelismis ülkelerde bile tarim gelirinde düsüse neden olmaya devam etmektedir. Tarima dayali ekonomik yapisi nedeniyle ekonomik dengesizlikler kirsal kesimin sürekli aleyhine olmak üzere büyük gelir farkliliklari dogurmaktadir. Bunun dogal sonucu olarakta kirsal alan cazibesini yitirmekte ve sagliksiz göç olgusu meydana gelmektedir. Kalkinma planlari yapilirken özellikle ekonomik farkliliklari giderici, milli gelirin dengeli bölüsümü esas alinmaktadir. Kirsal alanda ekonomik faaliyetin artirilip, dogal ve kültürel varligin korunarak yerinde kalkinmanin gerçeklestirilmesi kirsal kesimin; küresel ekonomi ve öncelikle milli ekonominin bütün sektörleriyle entegre edilmesiyle olur. Bunun içinde alt yapi düzenlemeleri ve çagdas teknolojilerin kirsal alanda en ileri düzeyde kullanimini saglayarak sanayi ve hizmetler sektörünü kirsal ekonominin önemli bir parçasi haline getirmek öncelikle ele alinmasi gereken hedef olmalidir. Türkiye’de Kirsal Yapi ve Sorunlari Ülkemizde kirsal alan yerlesim yapisini geri kalmis bölgelerde bulunan il, ilçe, belde, köy, mezra, kom, oba ve mahalle gibi birimler olusturur. 1998 yili itibariyle köy ve bagli birimlerinin sayisi 83911 olup bu birimlerde toplam 23157842 insan yasamaktadir. 1927 yilinda kirsal alanda yasayan nüfus toplam nüfusun % 75'ini olustururken 1970 yilinda % 65'e 1980 yilinda % 56.1'e 1990 yilinda % 41'e düsmüstür. Kirsal alanda ailelerin büyük bir bölümü geçimini tarimdan saglamaktadir. Yurdumuzda ekili-dikili alanlar 1940 yilinda 14.8 milyon ha iken 1990 yilinda 28 milyon ha 'a yükselmistir. Yurdumuzda mera olarak kullanilan arazi miktari yaklasik 21.5 milyon ha 'dir. Bu miktarin çok önemli bir kismi da plansiz ve asiri kullanim sonucu özelligini yitirmis ve fonksiyonlarini yerine getirememektedir. Yurdumuzda yetistirilen hayvan sayisi 1940 yilinda 56.4 milyon bas iken 1962 yilinda 71 milyona çikmis, 1991 yilinda 65.2 milyona gerilemistir. Bu gerilemenin nedenleri içerisinde mera alanlarinin zayiflatilmasi önemli bir yer tutmaktadir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 27 10 10 27 Slide 12: çalisma baslatilarak il ve ilçe bazinda "Türkiye Arazi Varligi Envanteri ve Toprak Haritasi" hazirlanmistir. Genel Müdürlügümüz toprak koruma, sulama, toplulastirma, kirsal iskan alanlarinin düzenlenmesi, tas toplama, drenaj, çorak topraklarin islahi gibi tarimsal gelistirme hizmetlerini yürütmektedir. Toprak korumada önemli bir yeri olan yagislarin ve sel sularinin zararlarini önleyici ve depolayici sulama veya hayvan içmesuyu temini amaçli göletleri, toprak ve su dengesinin kurulmasi ve korunmasini saglayici diger tesisleri (seki, teras, riperleme, dogal örtünün gelistirilmesi, vb.) yapmakta veya yaptirmaktadir. Genel Müdürlügümüzün 1.1.1998 tarihi itibariyle toprak ve su kaynaklarinin gelistirilmesine yönelik çalismalari söyledir. Faaliyet Alan (ha) Sulama 1210255 Toprak koruma 362603 Tarla içi gelistirme 892598 Drenaj ve toprak islahi 322114 Toplulastirma 255840 Kredi (adet) 520180 Sulama Göleti (adet) 523 HIS Göleti (adet) 2253 Yukarida belirtildigi üzere; Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü 1998 yili sonu itibari ile 362603 ha alana toprak muhafaza hizmeti götürmüstür. Bu hizla erozyon sorununun çözümü mümkün görülmemektedir. Çünkü erozyon hizi onu önleme için ayrilan kaynaklar ve yapilan faaliyetlerden çok daha büyüktür. KIRSAL ALAN PLANLAMASI ve KIRSAL KALKINMA Kent sayilan yerler disinda kalan kesimlerin kirsal alan olarak düsünülmesi bugün kabul görmemektedir. Sadece cografi konumu veya nüfusla ilgili parametrelerden çikarilan sonuçlara dayanilarak kirsal alanitanimlamak da dogru degildir. Bir ülkede belli bir yörenin kirsal nitelikte olusu daha çok sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yönü ile ölçülmektedir. Ekonomik yönden dogal kaynaklarla sinirli, teknolojik gelismelerin yavas ve diger yörelere kiyasla gecikmeli olarak kabullenildigi, hayatin daha çok geleneklere göre sekillendigi kendine özgü kültürel yapisi bulunan, ülkenin diger yörelerine kiyasla refah seviyesi düsük yerler kirsal alan olarak kabul edilir. biçimlerinden kaynaklanan islemler de dahil olmak üzere bir islemin veya islemler bilesiminin veya arazi kullaniminin neden oldugu, yagmurla beslenen ekili alanlarda, sulama yapilan ekili alanlarda veya otlak, mera, orman ve agaçlik alanlarda biyolojik ve ekonomik verim ve çesitlilik azalmasini ve kaybini ifade eder. Kurak, yari-kurak ve yari nemli alanlar, kutup ve kutup-alti bölgelerinin disinda kalan ve yillik yagis miktarinin evapotransprasyon potansiyeline orani 0.05 ile 0.65 arasinda olan alanlari ifade eder. Etkilenen alanlar, çöllesmeden etkilenen veya çöllesme tehdidi altinda bulunan kurak, yari-kurak ve/veya yari nemli olan alanlari ifade eder. Etkilenen ülkeler, topraklarinin bir kismi veya tümü etkilenen alanlardan olusan ülkeleri eder. Bölgesel ekonomik entegrasyon örgütü, belli bir bölgedeki bagimsiz Devletler tarafindan olusturulan ve bu sözlesme ile düzenlenen konularda yetkili olan ve kendi usulleri uyarinca bu sözlesmeyi imzalamaya, onaylamaya, kabul etmeye ve uygun görmeye veya sözlesmeye katilmaya yetkilendirilmis olan örgütü ifade eder. Gelismis ülke taraflar, gelismis ülke taraflari ve gelismis ülkelerce olusturulan bölgesel ekonomik entegrasyon örgütlerini ifade eder. AMAÇLAR Bu sözlesmenin amaci, etkilenen ülkelerde sürdürülebilir kalkinmanin saglanmasina katkida bulunmak üzere Gündem 21 ile uyumlu entegre bir yaklasim çerçevesinde uluslarasi isbirligi ve ortaklik düzenlemeleri ile desteklenen her düzeyde etkin eylemler yoluyla, özellikle Afrika’da olmak üzere ciddi kuraklik ve/veya çöllesmeye maruz ülkelerde, çöllesmeyle mücadele etmek ve kurakligin etkilerini hafifletmektir. Bu amaca ulasmak için, etkilenen alanlarda, ayni anda hem arazinin verimliligini iyilestirerek, hem de arazi ve su kaynaklarinin rehabilitasyonunu, korunmasini ve sürdürülebilir yönetimini saglayarak özellikle yerel topluluklar düzeyinde yasam kosullarinin iyilestirilmesi üzerinde odaklasan uzun dönemli stratejilerin uygulanmasi gerekecektir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 11 26 26 11 Slide 13: ILKELER Bu sözlesmenin amacinin gerçeklestirilmesi ve hükümlerinin uygulanmasinda taraflari, diger hususlarin yanisira, asagidaki ilkeler yönlendirecektir. Taraflar, çöllesmeyle mücadele ve/veya kurakligin etkilerini hafifletme programlarinin tasarlanmasinda ve uygulanmasinda kararlara halkin ve yerel topluluklarin katilimini saglamali, ulusal ve yerel düzeylerdeki eylemleri kolaylastirmak üzere daha üst düzeylerde yapabilir kilan bir ortamin yaratilmasina çalismalidirlar. Taraflar, uluslararasi bir dayanisma ve ortaklik ruhu içinde alt-bölge ve bölge düzeylerinde ve uluslararasi düzeyde isbirligi ve koordinasyonu iyilestirmeli, mali, beseri, örgütsel ve teknik kaynaklari gereksinilen yerlere daha iyi yönlendirmelidirler. Taraflar, her düzeyde hükümet, topluluk, sivil toplum kurulusu ve arazi sahipleri arasindaki isbirligini bir ortaklik ruhu içinde gelistirerek, etkilenen bölgelerde arazinin ve kit su kaynaklarinin niteliginin ve degerinin daha iyi anlasilmasini saglamali ve bunlarin sürdürülebilir kullanimi için çalismalidirlar. Taraflar, basta en az gelismis ülkeler olmak üzere, etkilenen gelismekte olan ülke taraflarin özel gereksinim ve kosullarini göz önüne almalidirlar. Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü tarafindan yapilan etütlere göre arazilerin yetenek siniflari dagilimi asagida özetlenmistir. Islemeli Tarima Uygun Araziler Islemeli Tarima Uygun Olmayan Araziler Yetenek Sinifi Alani (ha) Oran (%) Yetenek Sinifi Alan (ha) Oran (%) I 5086087 6.30 V 127934 0.16 II 6772873 8.70 VI 10825762 13.90 III 7282763 9.50 VII 35836340 46.00 IV 7425045 9.50 VIII 4542892 5.82 Toplam 26566768 34.00 Toplam 46792036 60.06 Toprak Kaynaklarinin Korunumu ve Gelistirilmesinde Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü Tarafindan Yapilan Çalismalar Farkli topraklarin farkli kullanimlar karsisindaki davranislari ve istekleri farklidir. Topraklarin davranis ve isteklerine uygun kullanimi belirlemeye yönelik çalismalarin temelini olusturan toprak etüd faaliyetleri Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü tarafindan yapilmaktadir. Arazi incelemesi ve laboratuvar analizlerine dayanilarak yapilan bu çalismalar topraklarin siniflandirilmasi, harita ve raporlarinin hazirlanmasi arazinin kullanim planlamasinin da ön sartini olusturmaktadir. Türk meslektaslari ile birlikte ABD’li toprak uzmani Harvey OAKES 1952-1954 yillari arasinda 1/800000 ölçekli “Türkiye Umumi Toprak Haritasi”ni hazirlamistir. Planli kalkinma dönemine geçildiginde 1960’li yillarda bu harita çesitli amaçlar için yapilan planlamalarda ölçegi, ayrintilari ve sihhati bakimindan yetersiz görüldügünden TOPRAKSU Genel Müdürlügü 1966 yilinda yurt düzeyinde daha ayrintili Türkiye Gelistirilmis Toprak Haritasi çalismalarini baslatmis 1971 yilinda tamamlayarak yayinlamistir. Çesitli toprak özelliklerini, problemlerini, arazi yetenek siniflarini ve halihazir kullanim sekillerini ihtiva eden bu harita ve raporlar yurt topraklari hakkinda birçok bilgiyi planlamaci, arastirmaci ve üreticilerin hizmetine sunmustur. Atatürk’ün 100. dogum yil dönümünde “Türkiye Erozyon Haritasi” erozyon afetinin boyutlarini saptamak ve kamu oyunun dikkatini çekmek için yayimlanmistir. Geçen zaman içerisinde arazi kullaniminda meydana gelen farkliliklar ile toprak ve arazi bozulmalarinin tespiti; topraklarin planli ve dengeli kullanilip korunmasi, gelistirilmesi ve verimliliginin artirilmasi; tarim alanlarinin amaci disinda kullaniminin önlenmesi gibi konularda çalismanin daha detaylandirilmasina ihtiyaç duyulmasi üzerine 1982-1984 yillarinda "Türkiye Toprak Potansiyeli Etütleri ve Arazi Kullanimi" projesi basligi altinda yeni bir Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 25 12 12 25 Slide 14: Akdeniz Kusagi Topraklari Bu kusagin dogal örtüsü Akdeniz maki toplulugu ve orman olup yazin sicaklar çok yüksektir. Ilkbahar ve kisin yagislarin fazla olmasi kurak ot, çali kusagindan ayiran en önemli özelligidir. Marmara denizinin güneyinden baslayarak tüm Akdeniz bölgesini kapsayan bu kusakta toprak olus islemlerinin baslicalari dekarbonasyon (karbon yikanmasi), bir çesit podzolasma olan kil yikanmasi, demiroksit olusumu ve erozyondur. Kusak Disi Topraklar Iklim ve örtü kusaklarina bakilmaksizin her kusakta görülen ana madde veya topografyadan ileri gelen özel kosullar altinda olusan topraklardir. Yurdumuzun her yerinde görülebilen alüviyal ve kolüviyal birikintilerden olusmus düz ovalarda bulunan derin ve verimli topraklar bu kusak içerisindedir. Ayrica Trakya ve Mus çevresinde yaygin olan yüksek oranda montmorillonit tipi kil içeren vertik özellikli topraklar, Dogu Anadolu’da bulunan bazaltik topraklar, Nevsehir ve Van Gölü çevresinde yaygin olan regosoller yine bu kusakta yer alir. Toprak taksonomisinde entisoller ve vertisoller olarak isimlendirilen topraklar bu kusakta görülmektedir. Arazi Kullanim Sekilleri ve Arazi Yetenek Siniflari Türk ekonomisi bütün kalkinma çabalarina ragmen tarima dayali niteligini sürdürmektedir. Halihazir arazi kullanim sekillerinin yurt genelinde dagilimi söyledir. Kullanim Sekli Alani (ha) Oran (%) Tarim arazisi 28053507 36.02 Çayir-mera 21505168 27.60 Orman-funda 23227975 29.80 Tarim disi araziler 894153 1.15 Su yüzeyleri ve diger arazi tipleri 4218897 5.40 Toplam 77899700 100.00 Genel Yükümlülükler: Taraflar, bu sözlesme çerçevesindeki yükümlülüklerini münferiden veya mevcut ya da öngörülen iki tarafli ve çok tarafli düzenlemeler veya bunlarin bilesimi kapsaminda müstereken yerine getirecekler ve her düzeyde çabalarin koordinasyonuna ve tutarli uzun dönemli stratejilerin gelistirilmesine gereken önemi vereceklerdir. Bu sözlesmenin amacina ulasmasi için taraflar: Çöllesme ve kuraklik süreçlerinin fiziksel, biyolojik ve sosyo-ekonomik yönlerine egilen entegre bir yaklasimi benimseyecek, Sürdürülebilir kalkinmayi destekleyici nitelikte, yapabilir kilan bir uluslararasi ekonomik ortamin yaratilmasini saglamak amaciyla, uluslararasi ticaret, pazarlama düzenlemeleri ve borçlar açisindan etkilenen gelismekte olan taraf ülkelerin durumlarina ilgili uluslararasi ve bölgesel kuruluslarda gereken ilgiyi gösterecek, Yoksullugu giderme stratejilerini, çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme çabalari ile bütünlestirecek, Çöllesme ve kuraklik sorunu ile iliskili olarak gerek çevre koruma gerekse toprak ve su kaynaklarinin korunmasi konularinda etkilenen taraf ülkeler arasinda isbirligi yapilmasini destekleyecek, Alt-bölgesel, bölgesel ve uluslararasi isbirligini güçlendirecek, Ilgili hükümetler arasi kuruluslar çerçevesinde isbirligi yapacak, Tekrarlarin önlenmesi geregini göz önünde tutarak, gerekirse kurumsal mekanizmalari kararlastiracak Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme amaciyla önemli finansman kaynaklarinin harekete geçirilerek etkilenen gelismekte olan ülke taraflara yönlendirilmesinde, mevcut iki tarafli mali mekanizma ve düzenlemelerin kullanilmasini destekleyeceklerdir. Etkilenen gelismekte olan ülke taraflar, sözlesmenin uygulanmasinda yardimlardan yararlanabilirler. Bu sözlesmenin uygulanmasinda taraflar, diger bölgelerdeki gelismekte olan ülke taraflari ihmal etmeden, Afrika’da hüküm süren özel durum nedeniyle, bu bölgedeki etkilenen ülke taraflara öncelik taniyacaklardir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 13 24 24 13 Slide 15: Etkilenen Ülke Taraflarin Yükümlülükleri: Etkilenen ülke taraflar, genel yükümlülüklere ilave olarak: Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme konusuna gereken önceligi vermeyi, kendi kosul ve imkanlari dahilinde yeterli kaynaklari ayirmayi, Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletmek için, sürdürülebilir kalkinma plan ve/veya politikalari çerçevesinde strateji ve öncelikleri belirlemeyi, Çöllesmenin temelindeki nedenlere egilerek, çöllesme sürecine katkida bulunan sosyo-ekonomik faktörlere özel bir önem vermeyi, Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme çabalarinda, sivil toplum kuruluslarinin da destegi ile yerel halkin ve özellikle kadinlarin ve gençlerin bilincini gelistirmeyi ve katilimini saglamayi, Mevcut yasalari güçlendirerek veya böyle yasalar yoksa yenilerini çikararak ve uzun dönemli politika ve eylem programlari gelistirerek yapabilir kilan bir ortami yaratmayi yükümlenirler. ÇÖLLESME ILE MÜCADELE SÖZLESMESI KAPSAMINDA KÖY HIZMETLERI GENEL MÜDÜRLÜGÜ ÇALISMALARI TÜRKIYE’NIN TOPRAK KAYNAKLARI Türkiye; bulundugu konum itibariyle degisik iklim kosullarinin etkisi altinda çesitli toprak olusumu süreçlerinin meydana gelmesi sonucu degisik toprak gruplarinin yayilmis oldugu bir bölgedir. Basta iklim ve bitki örtüsü olmak üzere dogal etkenler yönünden homojen olan ve ayni kökenli topraklarin yaygin oldugu kesimler kusak olarak tanimlanir. Yurdumuzda bes ana toprak kusagi belirlenmistir. Kurak ve Yari-Kurak, Ot, Çayir Kusagi Topraklari Bu kusak, Orta Anadolu, Güneydogu Anadolu ve Dogu Anadolu’nun büyük bir bölümünü kapsar. Kusagin tipik özelligi kurak olusu (yagis 400 mm’nin altinda) ve dogal örtüsünün otsu bitkiler ve küçük boylu çalilardan meydana gelmesidir. Bu kusakta yer alan topraklarin olusumunda kalsifikasyon önemli rol oynar. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 23 14 14 23 Geçit Kusagi Topraklari Ot, çayir kusagindan orman kusagina geçiste ot, çayir, çali ve orman örtüsünün karisik bulundugu yerlerdir. Bu bölgelerde ortalama yagis 500 mm’nin üzerinde olup toprak olusumunda zayif podzollasma ve kismende kalsifikasyon rol oynar. Geçit kusagi topraklari yurdumuzda Ege, Dogu Anadolu ve Trakya Bölgesinde yaygin olarak görülür. Nemli Orman Kusagi Topraklari Çali ve orman örtüsü altinda en az 600 mm yagis alan humusca zengin topraklar bu kusakta yer almaktadir. Etkili toprak olusum islemleri kalsifikasyon ve podzolasma olup Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde yaygin olarak görmek mümkündür. Slide 16: Ülkemizin uluslararasi platformlarda savunulabilmesi için gerekli stratejilerin gelistirilmesi, bu tür toplantilara, belirlenen ulusal politikalari belirlenen stratejileri sunabilecek ve savunabilecek bilgi birikimi ve teknik ve idari altyapiya sahip temsilcilerle katilimin saglanmasi, Sözlesme’nin uygulanmasi için gerekli kurumsal yapinin en kisa zamanda olusturulmasi, bu kurumsal yapiya hizli ve etkin karar verme ve uygulamaya koyma yetki ve sorumlulugunun verilmesi, bunun için gerekli her türlü kaynagin saglanmasi olarak siralanabilir. Sonuç olarak asagidaki öneriler yapilabilir; Ülkemiz, ÇMS kapsaminda yapilacak faaliyetler için yeterli bilgi birikimi ve deneyime sahiptir. Ancak eksikliklerini de çok kisa sürede tamamlamalidir. Sözlesme uygulamalarindan sorumlu ve gerekli yetkilerle donatilmis bir Ulusal Yürütme Kurulu en kisa zamanda olusturulmalidir. Ülkemizde uzun yillardir uygulanan ve basarili sonuçlar alinmis projeler taranmali, sorunlu alanlar saptanmali, konu ile ilgili teknoloji ve insan kaynaklari veri tabanlari en kisa sürede olusturulmalidir. Daginik oldugu bilinen kamu ve özel kaynaklarin belli bir program çerçevesinde kullanilmasini saglayacak öneriler gelistirilmelidir. Ulusal Eylem Programi, diger ülke ve bölge sorunlari da dikkate alinarak hazirlanmali, uygulamaya konulmali ve elde edilen deneyimler diger etkilenen ülkelere aktarilmalidir. Bundan böyle ilgili kuruluslarin istiraki ile yapilacak çalismalarin organize edilmesi ve hizlandirilmasi, Kuzey Akdeniz Ülkeleri Bölgesel Uygulama ekinde gereken sartlari yerine getirmek kaydi ile etkin bir görev alinmasi zorunludur. Ülkemizde, çöllesmenin gelecegimizi tehdit etmemesi için, hazirlanacak olan Ulusal Eylem Programi; Gelecekteki üretkenliklerinin tehlikeye atilmamasi için arazi ve dogal kaynaklarin etkin ve sürdürülebilir kullanimlarinin gelistirilmesi, Yoksullugu temelden çözmek ve alternatif geçim sistemlerini tesvik etmek için programlar gelistirilmesi, Aile planlamasi, saglik ve egitim hizmetlerinin saglanmasi, Kaynaklarin planlanmasi ve yönetimine tüm faydalanicilarin dahil edilmesi politika ve tedbirlerini içermesi gerekir. Gelismis Ülke Taraflarin Yükümlülükleri: Gelismis ülke taraflar genel yükümlülüklere ek olarak: Basta Afrika’dakiler ve en az gelismis ülkeler olmak üzere, gelismekte olan ülke taraflarin çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletme çabalarini kararlastirildigi gibi aktif olarak münferiden veya müstereken desteklemeyi, Basta Afrika’dakiler olmak üzere, etkilenen gelismekte olan ülke taraflarin çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletmeye yönelik kendi uzun dönemli plan ve stratejilerini etkin bir biçimde gelistirip uygulamalarina yardimci olacak mali kaynak ve diger destek biçimlerini saglamayi, Yeni ve ek kaynaklarin harekete geçirilmesini desteklemeyi, Özel sektör ve diger hükümet disi kaynaklardan finansman saglanmasini tesvik etmeyi, Basta gelismekte olan ülke taraflar olmak üzere, etkilenen ülke taraflarin uygun teknoloji, bilgi ve know-how’a erisimlerini kolaylastirmayi ve desteklemeyi yükümlenirler. KUZEY AKDENIZ IÇIN BÖLGESEL UYGULAMA EKI (EK IV) Amaç (Madde 1) Bu ekin amaci, Kuzey Akdeniz bölgesindeki özel kosullarin isiginda, bu bölgedeki etkilenen ülke taraflarda Sözlesmenin etkin bir biçimde uygulanmasi için gerekli olan rehber, ilke ve düzenlemeleri belirlemektedir. Kuzey Akdeniz Bölgesinin Özel Sartlari (Madde 2) Kuzey Akdeniz bölgesindeki, 1. Madde de gönderme yapilan özel sartlar arasinda: Genis alanlari etkileyen yari-kurak iklim sartlari, mevsim kurakliklari, çok yüksek yagis degiskenligi, ani ve yogun yagislar; Yüzeyde kabuk olusturmaya yatkin, fakir ve erozyona çok müsait topraklar; Dik yamaçli profiller ve çok degisken arazi yapilari; Sik çikan orman yanginlarindan ötürü yaygin orman örtüsü kayiplari; Geleneksel tarimda kriz kosullari ile birlikte arazilerin terkedilmesi, topragin ve su koruma yapilarinin bozulmasi; Su kaynaklarinin sürdürülemez biçimde isletilmesi sonucu aküferlerde kimyasal kirlenme, tuzlanma ve tükenme de dahil olmak üzere ciddi çevre hasarlarinin olusmasi; Kentlesme, endüstriyel faaliyetler, turizm ve sulu tarimin sonucu olarak ekonomik faaliyetlerin sahil bölgelerinde yogunlasmasi bulunmaktadir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 15 22 22 15 Slide 17: Sürdürülebilir Kalkinma Için Stratejik Planlama Çerçevesi (Madde 3) Ulusal eylem programlari, Kuzey Akdeniz Bölgesindeki etkilenen ülke taraflarin sürdürülebilir kalkinma için stratejik planlama çerçevelerinin merkezi ve ayrilmaz bir parçasini teskil edecektir. Sözlesmenin 10. Madde 2 (f) paragrafina göre azami yerel katilimi saglayan esnek planlamali bir stratejiye rehberlik etmek üzere, hükümetin uygun kademelerini, yerel topluluklari ve sivil toplum kuruluslarini içeren istisari ve katilimci bir süreç baslatilacaktir. Ulusal Eylem Programlari ve Takvim Hazirlama Yükümlülügü (Madde 4) Kuzey Akdeniz Bölgesindeki etkilenen ülke taraflar ulusal eylem programlari ve duruma göre alt-bölgesel, bölgesel veya ortak eylem programlari hazirlayacaklardir. Bu programin hazirlanmasi mümkün olan en kisa zamanda gerçeklestirilecektir. Ulusal Eylem Programlarinin Hazirlanmasi ve Uygulanmasi (Madde 5) Sözlesmenin 9. ve 10. Maddeleri uyarinca ulusal eylem programlarinin hazirlanmasi ve uygulanmasi sirasinda bölgedeki etkilenen ülke taraflardan her biri, yerine göre: Kendi programinin hazirlik, koordinasyon ve uygulamasindan sorumlu olan uygun organlari belirleyecek; Yerel topluluklar da dahil olmak üzere etkilenen halklari yerel yetkililerin ve ilgili sivil toplum kuruluslarinin isbirligiyle ve yerel bir danisma süreci vasitasiyla programin detaylandirma, koordinasyon ve uygulamasina katacak; Çöllesmenin sebep ve sonuçlarini degerlendirmek ve eylem için öncelikli alanlari saptamak için etkilenen alanlarda çevrenin durumunu inceleyecek; Stratejiyi belirlemek ve eylem programlarindaki faaliyetleri detaylandirmak için, geçmis ve mevcut programlari etkilenen toplumun katilimiyla degerlendirecek; Yukaridaki fikralarda belirtilen faaliyetlerde edinilen bilgilere dayanarak teknik ve mali programlar hazirliyacak; Programin uygulanmasini izlemek ve degerlendirmek için usuller ve kiyas kriterleri gelistirecek ve kullanacaktir. Ulusal Eylem Programlarinin Içerigi (Madde 6) Bölgedeki etkilenen ülke taraflar, ulusal eylem programlarina: Yasal, kurumsal ve idari alanlar; Arazi kullanim biçimleri, su kaynaklarinin yönetimi, topragin korunmasi, ormancilik, tarimsal faaliyetler, otlak ve mera yönetimi; Dogal hayatin ve biyolojik çesitlilik biçimlerinin yönetimi ve korunmasi; Orman yanginlarina karsi korunma; diger taraftan gelir ve gelismislik düzeyi dikkate alindiginda yardim alacak ülkeler sinifinda yer almamaktadir. Bunun anlami; ülkemizdeki çöllesme ile ilgili sorunlarin giderilmesi için büyük ölçüde kendi özkaynaklarimiza basvurulmasi ve ülkemizdeki mevcut bilgi birikimi ve deneyimin önce ülke içindeki sorunlarin ve daha sonra da diger etkilenen ülkelerdeki sorunlarin çözümünde kullanilmasi zorunlulugudur. Türkiye, Taraflar Konferansina üye olarak ilk defa II. Toplantida katilabilmistir. Ikinci Taraflar Konferansi süresince yapilan temaslar ve gözlemler, ülkemizdeki mevcut kapasite ve teknik gücün tanimlanan bu misyonu rahatlikla yerine getirebilecegi gerçegini desteklemistir. Ancak bu potansiyelin bu güne kadar yeterince kullanilmadigi düsünülmektedir. Bunun nedenleri; Ülkemizin, Birlesmis Milletler, Hükümetlerarasi Kuruluslar, Uluslararasi Kuruluslar, Avrupa Birligi ve bulundugu jeopolitik konum nedeniyle komsulari nezdinde sahip oldugu güç ve etkinligin tatmin edici olmayan düzeyi, adi geçen kuruluslarin ülkemize karsi zaman zaman sergiledikleri olumsuz tavir, Ülkemizde faaliyet gösteren kamu ve sivil toplum kuruluslari arasindaki koordinasyon eksikligi nedeniyle bu konuda zamaninda ve etkili adimlarin atilamamasi, kaynaklarin tek elden belirlenen sorunun çözümü için yönlendirilememesi olarak siralanabilir. Ülkemizin, Çöllesme ile Mücadele Sözlesmesi ve bununla ilgili taraf oldugu diger sözlesmelerin yükümlülüklerini yerine getirmesi için acilen yapilacak isler; Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 21 16 16 21 Slide 18: Ancak Sözlesme’ye yardim saglayacak gelismis ülkeler benimsemediginden “Yardim saglayacak gelismis ülkeler” ve “Yardim alacak etkilenen ülkeler” listeleri konulmasindan vazgeçilmistir. Böylece, Sözlesme bu güne kadar Birlesmis Milletler kaynaklarindan yapilan katki ve gönüllü fona, gelismis ülkelerce saglanan katkilarla faaliyetlerini sürdürebilmistir. Finansmandaki bu darbogaz sözlesmenin uygulamasini da etkilemektedir. Yine de Afrika ülkeleri, kaynaklar kisitli da olsa yardim alma beklentileri yüksek oldugundan baslangiçta oldugu gibi toplantilarda aktif rol oynamakta, tam bir isbirligi içinde hareket etmektedirler. Asya, Güney Amerika ve Karayip ülkeleri sadece konferanslarda Baskanlik Divani ve Büro'nun sandalye dagiliminda ortak hareket etmekte, tartismalara ise katilmamaktadir. Konferansi aktif olarak takip eden diger bir grup ise gelismis ülkeleri barindiran OECD, Avrupa Birligi ve JUSCANZ gruplaridir. Bu davranislardan; yardim almayi bekleyen gruplar ile yardim saglayacak gruplarin karsi karsiya kaldigi sentezi yapilabilir. Bir taraf daha çok yardim almaya çabalarken diger taraf fazla bir kaynak saglamamak kararliligini sürdürmekte ve paranin da isabetli bir sekilde kullanilmasi için çaba göstermektedir. Ülkemiz, bu sözlesme bünyesindeki “Kuzey Akdeniz Ülkeleri Bölgesel Uygulama” ekinde bulunmaktadir. Bu bölge kapsaminda; erozyonla mücadele, toprak ve su kaynaklarinin korunmasi, arazi rehabilitasyonu ve entegre yönetimi, meralarin ve tarim alanlarinin islahi ve korunmasi, orman yanginlarinin önlenmesi öncelikli konular arasinda görülmektedir. Türkiye Çöllesme ile Mücadele Ulusal Eylem Programi’nin hazirlanmasi ile ilgili strateji ve politikalarin belirlenmesi için Çevre Bakanligi’nin koordinasyonunda, Köy Hizmetleri Genel Müdürlügü, Orman Bakanligi, Tarim ve Köyisleri Bakanligi, Devlet Su Isleri Genel Müdürlügü, Sivil Toplum Örgütleri ve Yerel Yönetimlerin katilimi ile 20-22 Mayis 1998 tarihleri arasinda, Izmir-Menemen’de bulunan Tarimsal Hidroloji Arastirma ve Egitim Merkezi’nde (THAEM) “Ulusal Bilgilendirme Semineri” yapilmistir. Sonuç ve Öneriler Sözlesme ile çöllesmenin fiziki, biyolojik ve sosyo-ekonomik yönden nedenlerinin belirlenmesinde yeni görüslerin ortaya konulmasi, teknoloji transferinin ihtiyaçlari karsilayacak sekilde yönlendirilmesi ve yerel toplumlarin katilimlari da saglanarak ulusal eylem programlarinin hazirlanmasi ve planlar dahilinde dogal kaynaklarin sürdürülebilir kullanimi hedeflenmektedir. Ülkemiz, Sözlesme kapsaminda, konumu itibariyle önemli bir noktada bulunmaktadir. Türkiye bir anlamda etkilenen ülkelerden sayilmakta, ancak Alternatif yasam biçimlerinin tesviki; Arastirma, egitim ve toplum bilinci ile ilgili önlemleri dahil edebilirler. Alt-bölgesel, Bölgesel ve Ortak Eylem Programlari (Madde 7) Bölgedeki etkilenen ülke Taraflar, Sözlesmenin 11. Maddesine uygun olarak ulusal eylem programlarini tamamlayan ve verimini yükselten alt-bölgesel ve/veya bölgesel eylem programlarini hazirlayabilir ve uygulayabilirler. Bölgedeki iki veya daha fazla sayida etkilenen ülke taraf da ayni sekilde kendi aralarinda ortak bir eylem programi hazirlamak üzere anlasabilir. 5. ve 6. Madde hükümleri alt-bölgesel, bölgesel ve ortak eylem programlarinin hazirlanmasinda ve uygulamasinda da gerekli degisikliklerle aynen geçerlidir. Ayrica bu programlarda, etkilenen alanlardaki ekosistemlerle ilgili arastirma ve gelistirme faaliyetleri de yer alabilecektir. Alt-bölgesel, bölgesel ve ortak eylem programlarinin hazirlanmasi ve uygulanmasinda, bölgedeki etkilenen ülke taraflar, yerine göre; Böyle programlarla ve bu programlar araciligiyla etkin biçimde yürütülebilecek ilgili faaliyetlerle daha iyi gerçeklestirilebilecek çöllesmeye iliskin ulusal hedefleri, ulusal kurumlarla isbirligi yaparak belirleyecek; Ilgili bölgesel, alt-bölgesel ve ulusal kurumlarin islevsel kapasitelerini ve faaliyetlerini degerlendirecek; Bölgedeki taraflar arasinda çöllesmeye iliskin mevcut programlari ve bunlarin ulusal eylem programlariyla iliskisini degerlendireceklerdir. Ortak Eylem Programlarinin Koordinasyonu (Madde 8) Alt-bölgesel, bölgesel ve ortak eylem programi hazirlayan etkilenen ülke taraflar, çöllesmeyle mücadeledeki gelismelerin gözden geçirilmesi, ulusal eylem programlarinin uyumlulastirilmasi, alt-bölgesel, bölgesel veya ortak eylem programinin çesitli hazirlik ve uygulama safhalarinda tavsiyelerde bulunulmasi ve Sözlesmenin 16..19. Maddeleri uyarinca yapilacak teknik isbirliginin tesvik ve koordinasyonunda bir odak saglanmasi için etkilenen ülke taraflarin temsilcilerinden olusan bir koordinasyon komitesi kurabilirler. Mali Yardim Alamama (Madde 9) Ulusal, alt-bölgesel, bölgesel ve ortak eylem programlarinin uygulanmasinda, etkilenen gelismis ülke taraflar bu Sözlesme kapsaminda mali yardim alamazlar. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 17 20 20 17 Slide 19: Diger Alt-bölge ve Bölgelerle Koordinasyon (Madde 10) Kuzey Akdeniz Bölgesindeki alt-bölgesel, bölgesel ve ortak eylem programlari, diger alt-bölge ve bölgelerle, özellikle Kuzey Afrika alt-bölgesiyle birlikte çalisarak hazirlanabilir ve uygulanabilirler. SÖZLESME ORGANLARI Sözlesmenin uygulanmasiyla ilgili organlar; Taraflar Konferansi, Global Mekanizma, Bilim ve Teknoloji Komitesi ve Daimi Sekreterya' dir. Taraflar Konferansi Sözlesmenin en üst organidir. Görev kapsami çerçevesinde etkin uygulama için gerekli kararlarin alindigi yerdir. Özellikle ulusal, alt-bölgesel ve uluslararasi düzeyde edinilen deneyimler isiginda ve bilimsel ve teknolojik gelismelere dayanarak, Sözlesmenin uygulanmasinin ve kurumsal düzenlemelerinin islerliginin düzenli araliklarla degerlendirmesinin yapildigi, taraflarca benimsenen önlemlere iliskin bilgi degisimini destekleyen ve kolaylastiran, raporlari degerlendiren ve bagli kuruluslara rehberlik eden, gerek kendisinin gerekse bu kuruluslarin iç tüzük ve mali kurallarini oybirligiyle kararlastirarak kabul eden mercidir. Gerektiginde yetkin ulusal, uluslararasi ve hükümetlerarasi kuruluslarin ve sivil toplum kuruluslarinin bilgi ve hizmetlerinden yararlanan ve onlarla isbirligi yapan organdir. Global Mekanizma Sözlesmenin parasal kaynaklarini harekete geçirmek ve yönlendirmekle görevlidir. BM skalasina göre Türkiye için saptanan katki payi % 0.44 ’tür. Bilim ve Teknoloji Komitesi Çöllesmeyle mücadele ve kurakligin etkilerini hafifletmeye iliskin bilimsel ve teknolojik konularda Taraflar Meclisi’ne bilgi saglamak ve tavsiyelerde bulunmak üzere, Sözlesme ile Taraflar Meclisi’nin bagli kurulusu statüsünde kurulmustur. Komite, Taraflar Konferansi’nin olagan toplantilari ile ayni zamanda toplanarak, disiplinlerarasi bir nitelige sahip olup, taraflarin katilimina açiktir. Komite, ilgili uzmanlik alanlarinda yetkin olan hükümet temsilcilerinden olusmaktadir. Sözlesme bünyesinde mevcut bilgilerin envanterinin çikartilmasi, bunlarin gelistirilmesi ve yayginlastirilmasi, genel kullanima ve modern teknolojiye adapte edilmesi ve halkin yararlanmasi imkanlarinin arastirilmasi bu komitenin sorumlulugunda bulunmaktadir. Bilim ve Teknoloji Komitesi’nin öncelikli ana konularini; kuruluslarin çalisma aglari, göstergeler ve baslangiç degerleri, geleneksel bilgiler, bagimsiz uzmanlar listesi, analiz ve degerlendirme ile öncelikli arastirmalarin tesbiti olusturmaktadir. Daimi Sekreterya Taraflar Konferansi’ni düzenlemek, herhangi bir protokolle kendisine verilen görevleri yerine getirmek, çalisma raporlarini hazirlamak ve Taraflar Konferansi’na sunmakla görevli olan organdir. SÖZLESME KAPSAMINDA YAPILAN ÇALISMALAR, SONUÇLAR ve ÖNERILER Çöllesme ile Mücadele Sözlesmesi’nin geçirdigi asamalar yakindan incelendiginde; üç dönemin göze çarptigi söylenebilir. Hazirlik Dönemi 1993 -1994 Sözlesmenin imzaya açilmasi Geçici Dönem 1994 - 1996 Yürürlüge girme Uygulama Dönemi 1996 - 1997 (29 Eylül-10 Ekim I.Taraflar Konferansi) Hazirlik döneminde basta Afrika olmak üzere gelismekte olan ülkeler yardim almak için Sözlesme’ye özel bir önem vermisler ve görüsmelere aktif olarak katilmislardir. Bu yaklasim sonucunda Afrika disindaki etkilenen ülkeler de kendi bölgeleri için uygulama ekleri hazirlamak çabasi içine girmisler ve bunda da basarili olmuslardir. Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi Çöllesme Ile Mücadele Sözlesmesi 19 18 18 19