ROMA_UYGA..

Views:
 
Category: Entertainment
     
 

Presentation Description

No description available.

Comments

By: oslemridvan (67 month(s) ago)

link pls

By: ismailaytan90 (68 month(s) ago)

link

By: ismailaytan90 (68 month(s) ago)

link

By: ismailaytan90 (68 month(s) ago)

link

By: barisbayraktar35 (72 month(s) ago)

bu sunumun download linkini verir misiniz?

See all

Presentation Transcript

Slide 1:

ROMA UYGARLIĞI M.Ö. 9. yüzyılda İtalya Yarımadası'nda kurulan Roma şehir devletinden doğarak tüm Akdeniz'i çevreleyen muazzam bir imparatorluk haline gelen medeniyetin adıdır. Yaklaşık 12 yüzyıl boyunca varlığını sürdürmüş olan Roma uygarlığı bir monarşiden oligarşi ve cumhuriyetin bileşimi bir demokrasiye ve daha sonra da otokratik bir imparatorluğa dönüşmüştür. Fetih ve asimilasyon yollarıyla Batı Avrupa ve Akdeniz'i çevreleyen bölgede egemen olan Roma İmparatorluğu zaman içinde düşüşe geçmiş ve çökmüştür. ispanya , Galya ve İtalya'yı içine alan batı imparatorluğu 5. yüzyılda bağımsız krallıklara bölündü. Batı imparatorluğunun 476 yılında sona ermesi Roma'nın yıkılışı ve Orta Çağ'ın başlangıç tarihi kabul edilir. Öte yandan İstanbul'dan yönetilen doğu imparatorluğu , 1453 yılına kadar varlığını sürdürmüştür. Roma uygarlığı, kültürel olarak yoğun biçimde ilham ve örnek aldığı Antik Yunan ile birlikte "klasik antikite"ye dahil edilir. Antik Roma Batı dünyasındaki hukuk, savaş, sanat, edebiyat, mimari , teknoloji ve dil konularının gelişimine büyük katkıda bulunmuştur ve hâlen de günümüz dünyası üzerinde büyük etkiye sahiptir.

Slide 2:

Roma uygarlIĞI Krallık Dönemi Cumhuriyet Dönemi İmparatorluk Dönemi

Slide 3:

Efsaneye göre Roma Romulus tarafından İtalya’da Tiber nehri kıyısında kurulmuştur.

Slide 4:

Efsaneye göre Alba Longa'nın Latin kralı Numitor, gaddar kardeşi Amulius tarafından tahtından edilmiştir. Bu arada Numitorun kızı olan Rhea Silvia (Ilia) ile savaş tanrısı Mars'ın ikiz çocukları olur. Amcaları kral Amulius çocukların ileride kendi tahtına göz koyabileceğini düşünmektedir. Bu nedenle Rhea Silvia'yı öldürür. Bebekleri ise boş bir tekneye bindirerek taşmak üzere olan Tiber nehrine bırakır. Nehrin taşması ile tekne karaya vurur ve parçalanır. Dişi bir kurt bebekleri bulur. Ve onları sütü ile beslemeye başlar. Sonra onları Picus adında bir çoban bulur ve evine götürür. Picus ve Canenzo bebeklere Romulus ile Remus isimlerini verirler ve onları büyütürler. Çocuklar büyüyünce çobanlık yapmayı öğrenirler ve çobanlık yapmaya başlarlar. Bir gün kral Amulius'un askerleri ile çobanlar arasında bir tartışma çıkar. Askerler Remus'u yakalayarak gerçek dedeleri olan Numitor'a götürürler. Numitor ikizlerin torunları olduğunu anlar ve onlarla işbirliği yaparak Amulius'u devirir. Numitor’u Tekrar tahta çıkartırlar ve Tiber Nehrinde sahile sürüklendikleri yerde bir şehir kurmak için müsaade isterler.

Slide 5:

Remus ve Romulus kaderlerinde yazılı olan şehri kurmaya karar verirler. Fakat şehri kimin kuracağına dair tartışmaya başlarlar ve sonra da tanrılardan yardım istemeye giderler. Kurdun onları bulduğu kayaya gidip otururlar. Bu kayada Remus'un başının üzerinden altı kuş geçer. Romulus'un başının üzerinden ise on iki kuş geçer. Böylece kurucu belli olur. Roma'yi Romulus kurar Ama kardeşi Remus bunu bir türlü kabullenemez ve aralarındaki sorun gün geçtikce büyür. Sonunda Remulus kardeşi Remus'u öldürür.Yeni bir yerleşim merkezi yaratmak isteyen Romulus İ.Ö. 753’de kutsal bir hendek kazarak Roma kentinin sınırlarını belirler. Palatinus tepesinde Roma şehrini kurar. Remulus Roma nüfusunu arttirmaya karar verir. Komşuları Sabinelilerle bir anlaşma yapar ve Sabine kralı Tatius ile birleşir. İki lider ülkeyi yönetmeye başlarlar. Tatius öldükten sonra Romulus iki kralliği birlikte yönetir.

Slide 6:

KRALLIK DÖNEMİ Roma Krallığı Antik Roma döneminde Roma şehri ve topraklarının monarşi ile yönetildiği dönemdir. Eskiçağ tarihçileri, Roma krallığının başlangıcı olarak I.Ö. 753’ü verirler. Roma kent devletinin ilk kralı savaşçı ve teşkilatçı bir lider olan Romulus’tur. Halkı; Patrici,Pleb ve Client olarak üç sınıfa ayırmış, senatoyu kurmuş, bir ordu tüzüğü oluşturmuştur. Kent nüfusunu artırmak için her taraftan mülteci kabul etmiştir. burada kral tanrı veya tanrının vekili değildi. Bir bakıma Roma cemaatinin vücuda getirdiği büyük ailenin babası demek olan kral, devletin siyasi, askeri, adliye ve dini şefi idi. Ancak belirtmek lazımdır ki, işler örf ve adetler hukukuna bağlı olarak yapılırdı. Gerçekten kral burada verasetle devletin başına geçemezdi. İhtiyarlar meclisinin teklifi ile Curia meclisi tarafından seçilir ve kendisine emretme yetkisi verilirdi. Kral yapacağı işlerde de ihtiyarlar meclisine danışırdı. Öldüğü zaman ise, yenisi gelinceye kadar, her beş gün için bir geçici kral tayin edilirdi.”

Slide 7:

Senatus Eski Roma devletinin iç teşkilatında kraldan sonra senatus denilen ihtiyarlar meclisini görüyoruz. Üyeleri kral tarafından seçilen bu senatus, krala tavsiyelerde bulunur. Curia meclisinden geçmiş kararlar hakkında krala fikrini bildirirdi. Fakat senatus nihayet bir danışma meclisi olduğu için kararları kralı bağlamazdı. Nitekim Etrüsk krallar zamanında senatus danışma bakımından bile pek rol oynayamamış, hatta tiranlaşan son Etrüsk kralı zamanında belki de hiç toplanmamıştır. Curia Eski Roma’da bir de Curia birliklerine dahil tam hukuklu vatandaşların (Patrici) biraraya gelerek genel işler hakkında karar verdikleri Curia meclisi denen bir meclis vardı. Curia meclisi tam bir halk meclisi olmamasına rağmen, en eski Roma’nın biricik teşrif meclisi idi. Bu meclis vatandaşların biraraya gelip fert olarak oyunu kullandığı bir meclis değil, bir topluluklar meclisi idi.

Slide 8:

Ordu: Krallık döneminde ordu, şehirdeki üç tribustan toplanan askerlerden kurulmuştu ve tamamıyla Patricilerden oluşuyordu. Ordu her biri biner kişilik legio’ya ayrılmıştı. Esas sınıfı piyade teşkil ediyordu. Fakat ayrıca süvaride ilave edilmişti. Bunların hepsinin başında başkomutan olarak kral bulunuyordu. Ziraat: Krallık devri Roma’sının hayatı esas itibariyle ziraate dayanıyordu. Görülüşe göre burada hem tarla hem de bahçe ziraati beraber yürütülmüştür. Fakat o zamanlar bilhassa koyun ve sığır yetiştirmeğe çok müsait olan bu topraklarda hayvancılıkta uzun müddet mühim rol oynamıştır.

Slide 9:

Hukuk: Adalet terazisinin mukaddes bir cephesi vardı. Çünkü bu iş, tanrıların iradesine dayanıyordu. Ceza hakkındaki hükümler bakımından gene on iki levha kanunlarının maddelerindeki çok eski izler bize bazı ipuçları vermektedir. Bunlar da yanaşmasını müdafaa etmeyen efendiye, yalıncı şahitlik yapanlara, hububat çalanlara, ana baba öldürenlere verildiği görülen ağır cezalar hep eskiden kalma olacaktır” Zenaat ve ticaret: Roma’da ilk zamanlarda, ilk önce el zenaatleri önem kazanmıştır. Bunlar arasında mesela kunduracılar, dülgerler, bakırcılar, çömlekçiler, kuyumcular, flütçüler sayılabilir. Roma ticaret bakımından da ilk zamanlarda geri kalmışa benziyor

Slide 10:

Etrüskler, üzerinde egemenlik kurdukları Latin köylerini birleştirip Roma kentini kurarken yerli halkı kentin kurulmasında zorla çalıştırmışlar. Bu durum iki toplumun arasını açmıştır. Latin halk zamanla güçlenen aristokratları, bir bucuk yüzyıl sonra ayaklanarak M.Ö. 509 yılında Etrüsk kralını kovmuşlar ve Roma Cumhuriyeti'ni kurmuşlardır.

Slide 11:

Cumhuriyet Dönemi Roma Cumhuriyeti Antik Roma medeniyetinin cumhuriyet ile yönetildiği dönemdir. M.Ö. 509 yılı civarında monarşinin kaldırılmasıyla başlamıştır. Cumhuriyet dönemi 500 yıla yakın bir süre devam etmiştir. Roma Cumhuriyeti'nin tam olarak ne zaman Roma İmparatorluğu'na dönüştüğü yoruma göre değişir. Tarihçiler bu dönüşümün gerçekleştiği dönemi belirleyen olaylar olarak Jü lSezar'ın M.Ö. 44 'te daimi diktatör seçilmesini, Aktium Savaşı'nı (2 Eylül M.Ö. 31 ) ve Roma Senatosu'nun 27 Ocak M.Ö. 27 'de Augustus'a olağandışı yetkiler vermesini gösterirler. Etrüks kralını kovarak yönetimi el geçiren, kendilerine Patricii denen Latin aristokratları, Etrüks krallık kurumuna duydukları düşmanlıktan dolayı, krallık düzenini yıkıp, cumhuriyeti kurmuşlardır.. Krallara karşı isyanın tarihi olarak M.Ö. 509 yılı kabul edilir. İçte sınıf çatışmaları bu yönde gelişirken, dışta Roma’nın hızla genişlendiğini görüyoruz. Roma ilk gelişmelerini tuz ticareti yolu üzerinde bulunuşuna borçludur. Tuz ticaretine zamanla zeytinyağı ve şaağ ticareti eklenmiş, bu yolla zeytin ve üzüm tarımına geçilmiştir. Latifundilarda köleler çalıştırarak pazara yönelik bir tarım gerçekleştirilmiştir. Bu gelişmeler patricilerin topraklarını genişletme yolunda bir politika izlemelerine neden olmuştur. İ.Ö.272’den sonra Roma, Güney İtalya daki Yunan kent devletlerini ele geçirdi. İ.Ö.264’te Akdeniz ticareti ve gemenliği yolunda Kartaca ile savaştı. İ.Ö.210’da Kartaca’yı kesin olarak yenince Akdeniz’i ele geçirdi. İ.Ö.168’de Makedonya’yı İ.Ö.146’da Yunanistan’ı topraklarına kattı.

Slide 12:

Cumhuriyet Dönemi Roma topraklarına katılan yerler İspanya Yunanistan Anadolu Mısır Sezar'ın öldürülmesinden sonra İmparatorluk devri başladı(MÖ.27)

Slide 13:

İÖ 3. yüzyılın sonlarına doğru, Yunan uygarlığı Roma'da yayılmaya başladı. Romalılar bu uygarlığa büyük bir saygı ve hayranlık duyuyordu. Bu nedenle, Makedonya Kralı V. Philippos (İÖ 238-179) Yunan kentlerini ve Anadolu'yu tehdit edip de, bu kentler Roma' dan yardım isteyince, bu isteğe olumlu yanıt veren Romalılar, Makedonyalılarda dört yıl çarpıştılar. Sonuçta Doğu Akdeniz Roma'nın denetimine girdi; İÖ 146'da Makedonya ve Yunanistan da birer Roma eyaleti oldu. Böylece tüm Akdeniz Roma'nın egemenliği altına girdi. Bu zaferler sonucu Roma güçlendi ve zenginleşti. Mal ve köle ticareti gelişti. CUMHURİYET’TEN İMPARATORLUĞA

Slide 14:

Octavianus İS 14'te ölünceye kadar, tam 45 yıl Roma 'yı yönetti. İÖ 27'de kendisine, "yüce" anlamında Augustus sanı verilmişti; Augustus yönetiminde Roma en parlak dönemini yaşadı. Ticaret çok büyük bir gelişme gösterdi. Roma yasaları imparatorluğun her yerinde uygulanmaktaydı. İmparatorluğun egemen olduğu bölgelerdeki yerli halkların haklarına saygı gösteriliyordu. Yüzyıllardan beri sürmekte olan çekişme ve kargaşanın sona ermesi Augustus'un başarısıydı. Halk, yasaların güvencesi altında olmanın huzuru içindeydi. "Beş İyi İmparator" döneminde (96-180) imparatorluk toprak genişliği, ekononomi ve kültür bakımından doruk noktasına ulaştı. Pax Romana sırasında iç ve dış tehditlerden uzak Roma zenginleşti. Trajan döneminde Daçya'nın fethiyle imparatorluk en geniş sınırlarına ulaştı. Roma toprakları 6,5 milyon km²'lik bir alanı kapsıyordu. Augustus

Slide 15:

İS 54'te Agrippina Claudius'u zehirledi, böylece oğlu Neron tahta geçti. İlk beş yıl sorunsuz geçti; ne var ki, sonraki yıllarda benzeri görülmemiş bir dehşet yaşandı. Neron annesini ve karısını öldürttükten başka, zamanın önde gelen yönetcilerini de birer birer ortadan kaldırttı. Hükümdarlığının 10. yılında Roma'da büyük bir yangın çıktı. Neron bundan ilk Hıristiyanları sorumlu tuttu ve onlara eziyet etti. Kentin yeniden yapılması için büyük paralar harcadı. Roma İmparatorluğu'nun tarihine bakacak olursak çöküşün Neron zamanında başlamış olduğunu görürüz. Neron'un savurganlığı imparatorluğun birçok yerinde ayaklanmalara yol açmıştı. Sonunda orduyu da karşısında bulan Neron intihar etti . Buna ilaveten ordunun kimin imparator olacağı konusunda artan etkisi uzun süreli bir emperyal çöküşe ve Üçüncü Yüzyıl Krizi olarak adlandırılan dış istilalara neden oldu.Kriz Diocletianus döneminde aşıldı. Diocletianus 293 yılında imparatorluğu iki imparator ve onların yardımcılarından oluşan bir tetrarşi ile yönetilmek üzere doğu ve batı olarak ikiye ayırdı.11 Mayıs 330'da imparator I. Constantinus Byzantion'u Roma İmparatorluğu'nun başkenti ilan etti ve adını Konstantinopolis olarak değiştirdi. İmparatorluk 395 yılında Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans İmparatorluğu) ve Batı Roma İmparatorluğu olarak ebediyen ikiye bölündü.

Slide 16:

Doğu Roma İmparatorluğu(BİZANS) Batı Roma İmparatorluğu Başkentleri Roma İstanbul Roma İmp . İkiye ayrılması Yıkılışları 476 1453 Merkezin zayıflaması , Eyaletlerin kuvvetlenmesi, kavimler göçü Hıristiyanlığın yayılmasıyla çıkan iç karışıklıklar imparatorluğun 395 yılında ikiye ayrılmasına neden oldu.

Slide 18:

Roma'nın eski dini, en azından tanrılar söz konusu olduğunda yazılı anlatımlarla değil tanrılar ve insanlar arasındaki karmaşık ilişkilerle oluşturulmuştu.Yunan mitolojisinin aksine tanrılar cisimleşmiş değil numina adı verilen muğlak bir şekilde tanımlanmış kutsal ruhlardı. Yunanlarla temas arttıkça eski Roma tanrıları da giderek Yunan tanrılarıyla ilişkilendirilmeye başlandı. Jüpiter Zeus ile aynı tanrı konumuna geldi. Mars Ares ile, Neptün de Poseydon ile aynı konuma geldi. Roma tanrıları aynı zamanda Yunan tanrılarının vasıflarını ve mitolojilerini de üstlendi . 2. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık başlangıçta karşılaştığı zulme rağmen İmparatorluk içinde yayılmaya başladı . 391 yılında imparator I. Theodosius'un bir fermanıyla Hıristiyanlık dışındaki tüm dinler yasaklandı ve hristiyanlık imparatorluğun kalıcı dini haline geldi. ROMA’DA DİN

Slide 19:

Romalılarda, hukuk İ.S. II. Y.y’da doruk noktasına ulaştı. O dönemde kurulan Roma hukuku okullarının üstünlüğü, Doğu’da da benimsendi. Kamu hukuku, uzun süre okullarda okuma parçası olarak öğrencilere inceletilen On İki Levha yasalarından çıkarılan medeni hukuk ile toprakların genişlemesi sonucu oluşan yabancılar hukukunu içermekteydi. Ayrıca, aile içi ilişkileri, daha sonrada yurttaşlar arası ilişkileri düzenleyen özel hukuktan ayrılıyordu. Çağdaş devletler, siyaset ve hukukla ilgili bir çok terimi hatta hukukların büyük bir bölümünü Roma hukukundan almışlardır Romanın ilk asırlarında henüz yazılı kanunlar yoktu. Genslerin yazısız örf ve adet hukuku vardı.Romada hukuk tanrıların iradesine dayanıyordu. Tanrıların hukuk şeklinde tecelli eden iradelerinin tebliğ ve tefsircisi ise kraldı; yani devletin başındaki adamdı. ROMADA HUKUK

Slide 20:

Roma İmparatorluğu'nun yazışma dili Latince olmakla birlikte Romalıların öğrendikleri edebiyatın büyük bölümü Yunanca kaleme alındığından iyi eğitimlilerin arasındaki konuşma dili Yunanca idi. Doğu imparatorluğunda Latince hiçbir zaman Yunancanın yerini alamadı ve Jüstinyen'in ölümünden sonra Yunanca Doğu Roma İmparatorluğu'nun resmî dili oldu. Roma İmparatorluğu'nun genişlemesiyle Latince Avrupa'da yayılmış ve zaman içinde Genel Latince farklı yerlerde evrim geçirerek ve lehçeleşerek farklı Roman Dilleri haline gelmiştir. Bugün akıcı bir şekilde konuşabilenlerin sayısı oldukça az olmakla birlikte Latince Roma Katolik Kilisesi'nin ve Vatikan'ın resmî dilidir. ROMA’DA DİL

Slide 21:

ROMA’DA EĞİTİM Cumhuriyetin erken dönemlerinde okul olmadığından erkek çocukları okuma yazmayı ya ebeveynlerinden ya da genellikle Yunan kökenli olan paedagogi adı verilen eğitimli kölelerden öğreniyorlardı. Bu dönemde eğitimin başlıca amacı delikanlıları tarım, savaş, Roma gelenekleri ve kamu işleri konusunda eğitmekti. Genç erkekler şehir hayatını babalarına dinî ve siyasi görevlerinde eşlik ederek öğrenirlerdi. Asillerin oğulları Senato'da da babalarına eşlik ederlerdi. Asillerin oğulları 16 yaşına geldiklerinde önde gelen bir siyasi şahsiyetin yanına stajyer olarak verilir ve 17 yaşına geldiklerinde orduyla sefere gönderilirlerdi. Eğitim faaliyetleri MÖ 3. yüzyılda Helen krallıklarının fethedilmesi ve sonrasındaki Yunan etkisiyle ıslah edilmişti ancak yine de Roma eğitimi hâlen Yunan eğitiminden oldukça farklıydı.

Slide 22:

ROMA’DA SANAT Roma resim sanatında Yunan etkileri görülür. Günümüze kalan örnekler ağırlıklı olarak şehir dışındaki villaların duvarlarını ve tavanlarını süslemek için kullanılan fresklerdir. Ancak Roma edebiyatında tahta, fildişi ve başka malzemelerin üzerine yapılan resimlerden de bahseder. daha gösterişli saçlar ve sakallar ağırlık kazandı. Ayrıca Roma zaferlerini resmeden kabartma sanatında da ilerleme Portre heykelciliği genç ve klasik orantıları kullanıyordu, daha sonradan gerçekçilik ve idealizmin bir harmanına doğru evrilmiştir. Antonin ve Severan dönemlerinde kaydedilmiştir. Roma müziği büyük ölçüde Yunan müziğine dayanıyordu ve Roma hayatının birçok alanında önemli bir rolü vardı

Slide 23:

Hellenistik çağın bitimiyle sanatın merkezi Batı Anadolu ve Yunanistan’dan Roma ’ya kaymıştır.Roma sanatının temeli mimari’de yatar. Heykel alanındaki sanatçıların aksine, mimarlar genellikle Romalıdırlar. Bu bakımdan Roma mimarisi Roma kültürünü bütün ayrıntılarını içine alır Surlarla çevrili şehirlerde taş temeller üzerine kerpiç duvarlı ve ahşap çatılı evler ile tapınaklar yapmışlardır. Anadolu’da genellikle “avlulu ev” planları uygulanmıştır.Açık alanların bolluğu pazar (mercato) fikrinin doğmasına sebep olmuştur. bir yamaca yaslanmış oturma kademeleriyle tiyatrolar, konser binası (odeon), şehir meclisi binaları (buleuterion), atletizm yarışmalarının yapıldığı stadionlar da bulunmaktaydı. ROMA MİMARİSİ

Slide 24:

Kireç harcının kullanılması da Roma mimarisinin gelişmesinde büyük etken olmuştur.Harcın kullanılmasıyla kemer ve kubbe tekniği ilerlemiş ve geniş mekanların üzerleri örtülebilmiştir.Ayrıca yuvarlak tapınaklar da yapılmıştır. En önemlisi İmparator Hadrianus döneminde Roma ’da yapılan Pantheon ’dur. Üzeri büyük bir kubbe ile örtülmüştür.

Slide 25:

Trevi Çeşmesi (Aşk Çeşmesi) ROMA Pantheon Çimentodan yapılmış olan 43,30 m çapındaki kubbe (orta yerindeki yuvarlak pencerenin çapı 9 m) yedi nişin süslediği dairesel bir cellayı örtmektedir.

Slide 26:

AUGUSTUS TAPINAĞI Ankara

Slide 27:

Fakat Roma mimarisinde, genellikle rustik bir kabalığa varan işleme tarzına rastlarız. İşte, Roma yapıları bu nedenlerle sağlam, kaba ve ağır göründüğü gibi çok çeşitlidir de. Esasen bu özellikleri yüzünden Yunanlıdan ayrılır. Erken imparatorluk dönemine kadar en yaygın yapı malzemesi killi topraktan yapılmış tuğladır. dolgu, temel ve sur yapımında kendi bölgelerinde buldukları her türlü taşı kullanmılardır. Kireçtaşı genelinde düzensiz ve kaba bir biçimde yontulmuştur, volkanik taş tüf gibi daha yumuşak kayalarsa bloklar halinde kesilmiştir M.Ö. II. yy’da büyük binaların yapımında tüfün yerini daha dayanıklı bir malzeme olan traverten almaya başlamıştır. Cumhuriyet döneminin son yıllarında ve tüm imparatorluk döneminde çeşitli mermer tiplerinin kullanımı her geçen gün biraz daha artmıştır kiremit ve çeşitli koruyucu öğelerin yapımında pişmiş toprak kullanılmıştır. İmparatorluk döneminin başlarında pişmiş topraktan tuğla üretimi başlar, sönmüş kireçtaşından elde edilen bir tür çimento (opus ıesıaceum) duvar kaplamasında kullanılmıştır. Tabularium: Kanun ve anlaşmaların saklandığı büyük arşiv binası M .Ö.2.yy tüf ve opus (malta ve taş karışımı bir çeşit harç) kullanılarak yapılmıştır.

Slide 29:

Roma'da Forum'daki Zafer Takı ) Roma kentinin en önemli ögelerinden biri de her iki yanında dükkanlar bulunan direkli caddelerdir. Bu caddeleri ya da meydanları süsleyen zafer taklar bulunmaktadır Bu zafer tak’larında Geniş yarım ayaklarla desteklenmiş tonozlarla kaplı merkezi bir üst bölüm olan attike de altın yaldızlı bronz heykeller yer alır. Bir düzenle bütünleşmiş ya da kısmen bağımsız bir dekor, yarım ayakların ve geçitin etrafını çevreler. Orta kemerin yanında ikinci derecede önemli geçitler oluşturan küçük kemerler yer alır.

Slide 30:

En ünlü zafer takı, Romada bulunan Titus Kemeri’dir. Bu yapı, altından, geçilmek üzere tek kemeri bulunan bir yapıdır. Kapının iki tarafında gömme olarak birer kompozit başlıklı sütun yer alır… Ünlü ailelerin veya kişilerin anma törenleri için yapılmış anıtlardır bunlar.

Slide 31:

Septimius Severus Zafer Kemeri ise Forum Romanum’dadır. Bir de M. S. 312 de yapılmış olan Konstantin Kemeri vardır. Bu zafer kemerlerinin gelişimi önemlidir. İlki ilk yüzyıl içinde yapılmış zafer taklarının geçit için yalnız bir kemeri vardır. Halbuki sonra yapılanların ortadakinden başka yanlarında da birer tane olmak üzere üç kemeri vardır, ilk yapılan Titus Zafer Takı’nın hemen hiçbir süsü yoktur. Yalnız kemerin iç tarafında iki rölyef yer almıştır. kabartmalarında ise imparatorun zafer alayı ve ele geçirdiği ganimetler gösterilmiştir. Diğerlerinde ise, cepheler , rölyefler ve heykellerle süslenmiştir. Bu zafer taklarının fasat (cephe) kesitleri, bize iki katlı olarak yapıldıklarını gösterir. Cephenin üstünde saçak kısmını göstermeyen ve adına “attika” denen alçak bir duvar kısmı vardır. Bu duvarın orta yerine konulan bir kitabede, ne için ve kimin tarafından dikildiği belirtilmiştir. Zafer taklarının üzerine ayni zamanda tunçtan dökülmüş bir kuadriga (dört koşumlu araba heykeli) dikmek adeti vardı.

Slide 32:

Tiyatro yapıları da Roma mimarisinin en önemli yapıtları arasında yer alırlar. Bu tiyatrolar, Yunan tiyatroları gibi sahne binası, yarım daire şeklinde meydan ve oturma kademelerinden oluşmaktaydı. Ama sahne binası çok gelişmiş olup, oturma basamakları ile birleştirilerek mimari bir bütünlük sağlanmıştır. Bu tiyatroların en iyi örneği, Antalya yakınlarındaki Aspendos Tiyatrosu’dur. Gelişen kemer ve tonoz yapımı sayesinde, oturma basamakları kemerli mekanlar üzerine oturtulabilmekte, böylece Side’de olduğu gibi düz bir arazide de tiyatro yapılabilmekteydi. Roma tiyatrolarının en önemli özelligi, hiç bir tepe veya yamaç desteği kullanılmadan, düz bir alan üzerinde, kemerlerin desteği ile inşa edilmiş olmalarıdır

Slide 33:

Roma mimari çeşitlerinden biri de amfiteatrdır. Yunanlılar bilindiği gibi tiyatrolarını yarım çember biçiminde yapıyorlardı. Romalılar ise bunu Elips biçiminde inşa ettiler. Bu yapının dış cephesinde bilinen her üç düzen de kullanılmıştır. Ayrıca Yunanlıların amfiteatrları vadiler içine yerleştirildiklerinden yapı olarak cepheleri yoktu. Halbuki Romalıların amfiteatrları, genellikle dört katlı, yüksek yapılardı. Sonraları, bu çok katlı amfitiyatroların “Roma stili” adını alan taklitleri yapıldı. Roma’daki Colosseum adlı amfiteatrın, dış cephesindeki alt ayaklarında gömme olarak dorik stilinde sütunlar, ikinci katında iyonik, üçüncü katında korent, son katında da plasterler getirilmiştir.

Slide 34:

Ayrıca oval bir alanı tamamen çevreleyen oturma kademelerinden oluşan amphitiyatrolar, gladyatör oyunları ya da vahıi hayvanların boğuşmaları için yapılmışlardır. Bunların en başarılı örneği Roma’daki Colosseum’dur.

Slide 35:

324 yılından kalma bir kayıt Roma’da en azından 952 hamam bulunduğunu göstermektedir. Roma mimarisinin en önemli yapı tiplerinden biri de hamamlardır. Bu hamamlarda bazı bölümler alttan ve duvardan ısıtılarak sıcak mekanlar elde edilmişti. Soyunma yerleri, soğuk, ılık ve sıcak mekanlar hamamın en önemli bölümlerini oluşturuyordu. Hamamlar imparatorluk döneminde kitaplıklar, konferans salonları, havuzlar, spor salonları ile birleştirilerek görkemli yapılar halini almıştır

Slide 36:

Romalılar şehirlere, sanayi bölgelerine ve tarım alanlarına su sağlamak için sayısız su yolları inşa etmişlerdir. Roma şehri toplamda uzunlukları 350 kilometre olan on bir su yoluyla besleniyordu. Su yollarının büyük bölümü yerin altındaydı. Yalnızca ufak bir bölümü kemerlerle desteklenmiş olarak yerin üstündeydi.şehirlere ve hamamlara su, kaynaktan su köprüleri ile sağlanırdı. Beton döşemeli ve dayanıklı Roma yollarının yapımına imkân sağladı. Bu yolların büyük bölümü Roma'nın çöküşünden bin yıl sonra bile hâlâ kullanılmaktaydı Bozdoğan ( valens ) su kemerleri istanbul

Slide 37:

Mezar mimarisine de büyük önem vermişler, mezar odalarını kabartmalarla ya da frekslerle süslenmişlerdir. İlk Roma mezarlarından pek az kalıntı günümüze ulaşmıştır; ama Cumhuriyet döneminin son yıllarından kalma sıradan basit duvar oyuklarından görkemli ve karmaşık yapılara kadar uzanan çok sayıda mezara rastlanmaktadır. Bazı mezarlar doğrudan kayaya oyulmuştur ve cepheleri oymalıdır, bazılarıysa bir veya birkaç katlı bağımsız yapılar şeklindedir.

Slide 38:

“ Doğuda Romalılar yalnızca kendilerinden önceki halkların yapıtlarını bütünlemekle yetinmişler. Batı da ise pek çok anıt gerçekleştirmişlerdir ve bunlardan çok sayıda önemli yapıt günümüze kalmıştır. Çok iyi korunmuş ve kazılarla ortaya çıkarılmış kentlerden, İ.S. 79’da Vezüv’ün şiddetli bir patlamasıyla lavlar altında kalan Pompei ve Herculanum, Roma kentçilik anlayışının başlıca özelliklerini yansıtmaktadır”

Slide 39:

ROMA ESERLERİ Roma'da Forum'daki Zafer Takı )

Slide 40:

Dikilitaş , Çemberlitaş İstanbul

Slide 44:

Hazırlayan Gülşah KOÇ 2010

authorStream Live Help