09-RESMİN ÖYKÜSÜ-Gotik

Views:
 
Category: Entertainment
     
 

Presentation Description

No description available.

Comments

Presentation Transcript

Slide 1: 

RESMİN ÖYKÜSÜ HAZIRLAYAN : ONUR AYANGİL TIKLAYARAK İLERLEYİNİZ. SESİ AÇINIZ. GOTİK

Slide 2: 

XII. yüzyıl sonunda Fransa’da görkemli mimari ya-pıtlarla başlayan, XIII. ve XIV. yüzyıllarda tüm Avrupa’ya yayılan bir sanat üslubudur. Erdemi acı çekmekte, yoklukta ve yoksullukta arayan hris-tiyanlar için bu görkemli yapılar erdemin zavallılıkta ve gücsüzlükte değil, bilinçte ve istençte olduğu, Tanrı’ya boynu bükük değil, başı dik ulaşılacağının bilincini getirmiştir. Gotik sanat insandaki özgürlük özlemini ve aklı gösterir. İşte bu nedenlerden ötürü bu dönem sanatçısı zaman zaman kilisenin sapta-dığı kalıpları bir yana bırakıp, toplumu ve kendini ilgilendiren şeyleri de betimlemeye çalışıyor. Yeni anlayışın getirdiği özgürlük onu araştırmaya yö-neltiyor. Ve Helenlerden bu yana gizli kalan sanatçı yeniden yapıtına imzasını atıyor. Romanesk dönem ressamının yaptığı portrenin, portresi yapılan kişiye benzemesi hiç aranmaz ve beklenmezken, Gotik sa-natçı portreyi sahibine benzetmek becerisini gös-teriyor.

Slide 3: 

Gotik resme öncülü-ğü İtalya yapmıştır. İtalyan gotik resmini iki ana üslupta irde-leyeceğiz. Floransa okulu Siena okulu Floransa okulunun en önemli ressamı Cima-bue’dir (1240-1302). Günümüze çok az ya-pıtı kalmıştır. Ona ait olduğu söylenen ya-pıtların bazılarının da gerçekten ona ait o-lup olmadığı kuşkulu-dur.

Slide 4: 

Yanda gördüğünüz Mer-yem ve Melekler adlı ya-pıtını bitirdiğinde, Floran-sa halkının hayran kaldığı ve resmin Cimabue’nin a-tölyesinden, konduğu kili-seye kadar trompetler eş-liğinde bir tören alayı ile götürüldüğü söylenir. Ci-mabue’nin yaptığı diğer bir resim de Assisi Töv-bekarlar Kardeşlik Top-luluğu’nun kurucusu rahip Aziz Francis’in Portre-si’dir. Her iki yapıtta da yüzlerdeki duyu ifadesi ve psikolojik açıdan göste-rilen özen dikkat çeki-cidir.

Slide 5: 

Cimabue’nin yaptığı iki farklı Aziz Francic portresini görüyorsunuz.

Slide 6: 

Cimabue’den Madonna ve çocuk.

Slide 7: 

Cimabue’nin ünü, ressam-lığı kadar, Giotto’yu orta-ya çıkarışı ve onun öğ-retmenliğini yapışından da kaynaklanmaktadır. Giotto (1266-1337) Assisi kasabasındaki Aziz Fran-cis kilisesinin duvarla-rına, azizin hayatını be-timleyen bir dizi resim yapmıştır. Bu resimlerin en güzellerinden biri de, yanda sunduğumuz, Kuş-lara Öğüt Veren Aziz Francis’dir. İnsanların yü-zündeki realizm Giot-to’nun olağanüstülüğünü vurgular.

Slide 8: 

Cimabue’nin yaptı-ğı Aziz Francis’ile Giotto’nunkini karşılaştı-rırsanız her iki Aziz Fran-cis’in birbirine ne denli benzediğini görürsünüz. Bu da Gotik ressamların resmin modeline benze-mesi konusunda göster-dikleri özenin kanıtıdır.

Slide 9: 

Resmin konusunu oluş-turan figürlerin duyu evrenini aktarmak için illa da onların yüzlerini göstermek ve cepheden betimlemek gerekmez. Arkadan betimlenen bir figürde bile, figürün duy-guları resme yansıtıla-bilir. Romanesk resimde olmayan bu anlayış ve ustalık Giotto ile başla-mıştır. Çarmıha Geriliş ve Judas’ın İsa’yı Öpme-si adlı yapıtlarda bunu açıkça görüyoruz. Çarmıha geriliş.

Slide 10: 

Judas’ın İsa’yı öpmesi.

Slide 11: 

Giotto’nun fresklerinde öylesi bir oylum izlenimi vardır ki, insanda uzanıp tutuvermek duygusu uya-nır. Sanatçı gördüklerini algılayabildiğince betim-lemeye özen göstermek-tedir. Buna karşın oylum izlenimi yitmesin diye figürleri yalınlaştırma-sıyla gerçekçilikten bir ölçüde ödün verdiğini de söyleyebiliriz. Tüm bu bulgu ve uygulamalarıyla Giotto iki boyutlu resim düzleminde figürlerine üç boyutlu evreni yaşatma-sını bilmiştir. İsa’nın feryadı

Slide 12: 

Göğe yükseliş

Slide 13: 

6 Ocak yortusu

Slide 14: 

İsa’nın Kudüs’e gidişi

Slide 15: 

Son Akşam Yemeği (Bu, çok işlenmiş bir konudur. Bir çok ressamın bu addaki yapıtlarını göreceğiz.)

Slide 16: 

Maso, Giottino, Bernardo Cione, Taddeo Gaddi, Ber-nardo Daddi gibi bir çok ressam İtalyanların kısaca trecento diye adlandırdık-ları XIV. yüzyıl içinde Flo-ransa okulunun anlayışı doğrultusunda yapıtlar ver-mişlerdir. Giottino’dan Pieta. Meryem’in ölü İsa ile birlikte ya-pılan resimlerine batı sanatında Pieta adı veriliyor.

Slide 17: 

Maso’dan Aziz Silvester’in mucizesi adlı resim

Slide 18: 

Bernardo Daddi’den Duyuru

Slide 19: 

Siena okuluna gelince, bu okulun kurucusu Duccio’ dur (1260-1318). Duccio ya-pıtlarında Bizans’ın simge-ciliğine ve gizemciliğine, Gotik sanatın gerçekçiliğini eklemesini bilmiştir. Figür-lerin durağan görünmesine karşın, devinimin adeta bir ürpertiye dönüştüğü şiirsel bütünlüğe rastlarız. Giotto ruhen modern, Duccio ise şeklen moderndir. Duccio’ nun kompozisyonunda de-rinliğe rastlayamazsınız. Sanatçı büyük bir görüntü ve renk ustası, bir ozan ve yaman bir gözlemcidir. Yan-daki Madonna en karak-teristik yapıtıdır. Bizans etkisi taşıma-sına karşın, renk armo-nisindeki yinelenen ritmler, Meryem’in yü-zündeki ifade, elini ve kolunu dizine koyuşta-ki zarafet sanatçının kişiliğindeki yaratıcılı-ğı kanıtlıyor.

Slide 20: 

Duccio’dan Resullerin ziyareti

Slide 21: 

Duccio’dan Son Akşam Yemeği.

Slide 22: 

Duccio – Tiberias gölünde İsa’nın belirmesi

Slide 23: 

Siena okuluna mensup bir başka sanatçı da, Simone Martini’dir (1284-1344). Martini’nin portrelerinde duygunun ağır bastığını, psikolojinin ön plana geç-tiğini görüyoruz. Portresi yapılan kişinin tüm ruh yapısını portreden okuya-bilirsiniz. Ancak Duccio gibi Martini’de de resme derinlik katmak endişesini görmüyoruz. Bütün bu özel-likleri yandaki Meryem ve Çocuk adlı yapıtında sap-tamak olası.

Slide 24: 

Floransa okulunun iki boyutlu düzlem üzerine üç boyutlu evreni sığ-dırma becerisine kar-şın, Siena okulu bu ko-nudaki tutuculuğunu sürdürmüştür. Bu ne-denden ötürü de figür-ler mekan içerisinde derinlemesine değil, yanlamasına bir dizi-lişle sıralanmıştır. Simone Martini’den bir elyazması.

Slide 25: 

Simone Martini’den Maesta. (Kucağında Çocuk İsa ile betimlenen Meryem resimlerine Maesta deniyor.)

Slide 26: 

Trecento içinde yapıt veren diğer Siena okulu mensubu önemli res-samlar ise : Barna, Am-brogio Lorenzetti ve Pietro Lorenzetti’dir. Barna’dan Çarmıhı Taşıyan İsa

Slide 27: 

Ambrogio Lorenzetti’den Duyuru

Slide 28: 

Pietro Lorenzetti’den Son Akşam Yemeği

Slide 29: 

Gotik resim sadece tre-cento İtalya’sınla sınırlı kalmayıp, Avrupa’nın tama-mına yayılmış bir sanat anlayışıdır. Ancak en parlak örneklerin, ve bu anlayış-taki ilklerin İtalya’dan çık-ması, konuyu bu ülke içinde irdelememize neden olmuş-tur. Diğer ülkelerden de birkaç örnek vermemizde yarar var. İlk örneğimiz Flaman-lardan, sağda gördüğünüz doğum adlı tempera resim.

Slide 30: 

Almanya’dan Cennet Bahçesi adlı bu resmi kimin yaptığı belli değil.

Slide 31: 

Fransa’dan örnek. Jean Malouel’den Pieta.

Slide 32: 

Gotik minyatürleri inceledi-ğimizde, bunlara gerçekçiliğin egemen olduğunu görüyoruz. Giysilerdeki kumaş kıvrımla-rının gölgelendirmesini, Ro-manesk rahiplerin yaptığı minyatürlerdeki, gölgeyle bi-çimlendirmesiz (modlesiz), düz boyanmış giysilerle kar-şılaştırdığımızda, bu olumlu gelişim belirgin olarak ortaya çıkar. Yandaki minyatürde bu-nu açıkça görebiliyoruz. Bu dönemde minyatürler rahiplerin elinden değil, bu alana yönelmiş ressamların elinden çıktı.

Slide 33: 

Bu ressamlardan biri de Jean Pucelle’dir. Pucelle minyatüre yepyeni bir üslup getirdi. Minyatür ve tezhip sayfa süslemesinde bir bütün olarak ele alındı. Figürler, konturların içinde kalan alanların düz renklerle değil, ışık-gölge dönüşümleriyle boyanması sonucu daha bir gerçekçilik kazandı, yüzler daha ifadeli betimlendi. Gotik minyatür sanatının başlıca özelliklerinden biri de, por-trelerin ve çevresinin canlı renkler ve karşıt tonlarla boyanmasıdır. Pucelle’den sonraki dönem minyatürcüleri bu renk karmaşasından kurtulmak için kameo tekniğini kullandılar. Kameo tekniği resmin, aynı rengin değişik tonları kullanılarak boyanması ile elde edilir. Ancak kameo tekniğinin kısa zamanda yozlaşıp griye bulama tekniğine (grizay) dönüş-tüğü ve minyatürün alçakkabartmayı öykündüğü gözden kaçmıyor. Jean Pucelle’den.

Slide 34: 

Kameo tekniğine bir örnek

Slide 35: 

Vitray Gotik dönemde çok kullanılan bir resim türüdür. Gotik mimarlığın bir özelliği duvar yüzeylerini azaltmak olduğundan, kilisede kendine yer bulamayan duvar resmi kilise dışında başka yerlere taşındı, kiliseleri süsleme işi ise vitraya kaldı. Vitrayda zamanla, duvar resminde ve minyatürlerde olduğu gibi, doğalcılığa eğilim arttı ve gerek figürlerin, gerekse nesnelerin betimlenmesinde gerçekçilik ağır bastı. Gotik sanat, vitray figürlerinin yüzlerinde de ifadeciliğe ağırlık verip, duyguları yansıt-masını bildi.

Slide 36: 

Fransa’dan (Dijon) bir vitray

Slide 37: 

Truvalı St. Pierre ve St. Paul katedralinden “Mısır’a kaçış”

Slide 38: 

Truvalı St. Pierre ve St. Paul katedralinden bir başka vitray.

Slide 39: 

Kuşbakışı baktığımızda, Gotik sanatın gerçekçiliğe dört elle sarılma dönemi olduğunu görüyoruz. Gerçeği sadakatle yansıtmak üç boyutu iki boyutta ve-rebilmenin gizlerini bulmaktan, anato-miyi tanımaktan ve uygulamaktan, renk kuramlarıyla tanışık olmaktan ge-çer. Ama en önemlisi Gotik sanatçının sanata yeniden insan’ı soktuğunu görü-yoruz. Acısını, korkusunu, sevecenli-ğini, kinini yüzünden okuduğumuz tiple-melerde adeta aşırı derecede ifade-ciliğe yöneldikleri izlenimini ediniyoruz. RESMİN ÖYKÜSÜ HAZIRLAYAN : ONUR AYANGİL onurayangil@gmail.com SON